
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
Bir Yüreğin Ölümü'nü daha çok beğendim.Duyguyu aktarmakta çok başarılıydı.
Baskı: Kuzey ve Güney
Geçtiği dönem ve içsel tasfirlerin yoğunluğu fazlasıyla olan bu kitap klasiklerin arasında haklı olarak yerini almış.Edebiyat yönünden zengin olan eserleri okurken biraz zorladığını kabul etmek lazım. Benim için de ağır ilerleyen bir kitaptı.
Baskı: Yüzleşme (Tutku Oyunları Serisi, #2)
Ben Tutku Oyunları'nı beğendim.Akılda kalıcı,şaşırtıcı ve sürükleyici bir seri olduğunu söyleyebilirim.Yazarın hikayeyi kurgulamasına ayrıca hayran kaldım.Gerçi yazar Yüzleşme'yi pat diye yarım bırakmış,bu hiç iyi olmamış :(( Seriyi sevmeseniz bile yarım bırakılan bu kitaptan sonra üçüncü kitabı okumak isteyeceksiniz. Seriyi okumak isteyenlere sabırla ve önyargısız okumalarını tavsiye ederim.
Baskı: Tutku Oyunları (Tutku Oyunları Serisi, #1)
Tutku Oyunları beni şaşırttı. Olumsuz yorumlara rağmen, umduğumdan çok iyi bulduğum bir kitap oldu.Tamam içeriği yani bir kadına yapılan sözlü ve fiziksel baskı ve şiddet hiçbir zaman hiçbir şekilde kabul edilemez fakat kitabın her sayfası merakla okunacak kadar iyiydi bence. Bir intikam hikayesinin anlatıldığı kitap ismi yüzünden yanlış anlaşılabilir.Okuduğum kitap kesinlikle aşk romanı değildi.26 yaşındaki bir kadının üzerinde uygulanan fiziksel ve psikolojik şiddet oldukça başarılı bir şekilde anlatılmış.Bu da okuyucuya geçmiş ki bU şiddeti kabul etmediklerini bir şekilde göstermişler.Bu arada ben Claire kızamıyorum.Psikopat,sadist Antony'i sevmesi bana çok garip gelmedi. ( Stokholm sendromu diye bir şey var dimi ama ;) Adam istemediği sürece yanından ayrılamayacağını bildiği için onu kabullenmeyi ve iyi yanlarını görmeyi kendine şartlamış.Sonuçta her hareketinin bir sonucu olduğunu ve bu sonuca Antony'nin karar verdiğini biliyor. Kısacası kitap karakterleriyle akılda kalıcı.Yazar yaşananları başarılı bir şekilde okuyucuya abartmadan aktarmış.Tek sıkıntı Antony ve yaptıklarını bir türlü kabul edemiyor olmam..Ayrıca kitap sonuylada beni şaşırtı.İntikam bekliyordum ama bu kadarını değil..Bu yüzden ikinci kitabı hemen okumam lazım.
Baskı: Trendeki Kız
Gizemli,sürükleyici ve çok satanlar arasında yerini almış bir hikayeydi. Başlarda biraz sıkılsam da okudukça kitaba alıştım.Bir ara bırakmayı düşünmüştüm, iyi ki bırakmamışım.Hikaye kitabın yarısından sonra sarmaya başlıyor. Rachel, Megan ve Anna.. Ruh halleri birbirinden arızalı bu üç kadın karakterlerin gözünden anlatılıyor kitap. Rachel'in trende sabah akşam yaptığı yolculuk... Yaptığı yolculukta gözlemlediği bir çift... Öncesinde bir,kayıp,sonrasında bir cinayet... Kitapta çok fazla karakter olmamasına rağmen, son sayfalara kadar katilin kim olduğu belli değildi --ama kimileri hemen tahmin etmiş-- Herşey açığa çıktıktan sonra "Ben nasıl tahmin edemedim" diyorsunuz. Psikolojik yanı daha ağır basan polisiye-gerilim türündeki kitabın yakın zamanda filmini de izleyeceğimizi duydum. Gerilim-psikolojik türünde kitapları seviyorsanız bu kitabı çok beğeneceğinizi düşünüyorum. Eğer sevmiyorsanız uzak durun çünkü okurken sıkılabilirsiniz.
Baskı: Eğer Yaşarsam (If I Stay, #1)
Ne beğendim diyebiliyorum ne de beğenmedim. Gençlere daha çok hitap eden kitap, sade ve kolay okunan anlatımıyla sizi zorlamıyor.Ayrıca kitabın filmi de çekilmiş.Kitabı okuyup,filmi seyrettikten sonra filmin duyguları aktarmada daha başarılı bulduğumu söyleyebilirim.
Baskı: Gülün Sözü (Warenne Dynasty, #2)
Da Warenne erkeklerini okumaya devam.Bu sefer Gönülçelen'den tanıdığımız Amansız Rolfe'un oğlu Stephen de Warenne'in hikayesi anlatılmış.Aşk,tutku,ihanet, entrika... bu kitapta fazlasıyla vardı . Kitabın kahramanı Stephena zaman zaman kızsam da Da WARENNE'ler bir şekilde gönlümü fethediyor. Ben kitabı beğendim. Tarihi aşk okumayı seviyorsanız okuyun tavsiye ediyorum.
Baskı: Acımak
''Acıma,acınacak hale düşersin.'' atasözünü çok güzel bir şekilde işleyen şahane bir eser.
Baskı: Kelebek (Butterfly Trilogy, #1)
Konusu,kurgusu,anlatımı ve çevirisiyle okuduğum çoğu kitaptan fazlasıyla iyiydi..Ben keyifle okudum.Tavsiye ederim.
Baskı: Daima Aşk Kazanır
Kalemi güçlü ve eğlenceli yazarımızın yeni kitabı beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.Belki beklentim fazla olduğu için olabilir ben de diğer kitapları gibi etki yapamadı.Hikayeyi sevememiş olmamın bunda payı büyük tabi..
Baskı: Middlesex
Osmanlı zamanında Bursa'da yaşamış,daha sonra Amerikaya göç etmiş bir Rum ailesinin şaşırtıcı hikayesi anlatılıyor.Kitap konusuyla( ensest ilişki-gen bozukluğu-hermafrodid) ilginçliğini ispatlarken, buram buram tarih kokan satırları kitabı daha bir gerçekçi kılmış.Özellikle 1922'deki Büyük İzmir Yangını bu kitapta bolca yerini almış.Konusu,kurgusuyla,anlatımıyla başarısını kanıtlamış bu kitap bana göre okunması gereken kitaplar arasında.Tavsiye edilir.
Baskı: Winter (The Lunar Chronicles, #4)
Bir Ay Günlüğü serisi bu kitapla finalini yapmış.Winter, aksiyonları bol ,heyecanı sürekli tutan ve serinin önceki kahraman ve olaylarını sonuca bağlayan başarılı bir kitap olmuş.Ben serinin ilk kitabını okurken yadırgasam da sonrasında serinin hastası oldum.Bildiğimiz masal kahramanlarını farklı bir kurgu da okumak gerçekten çok ilginçti.Ben çok beğendim.Bilimkurgu severlere tavsiye ederim.
Baskı: Dorian Gray'in Portresi
Mutlaka okunması gereken klasiklerden.
Baskı: Sahte Romeo (Starcrossed, #1)
Üzgünüm :(( Sahte Romeo benim beklentilerimi karşılamadı.İsmi yüzünden midir bilmem,ben daha romantik ve duygusal bir şey bekliyordum.Cassie ve Ethan arasında bir çekim vardı ama aşk çok fazla hissedilmiyordu.Kitap benim için Ethan'ını ve davranışlarını anlamaya çalışmakla geçti.Bu da okurken sıkılmama sebep oldu.Üstelik kitap başladığı gibi belirsizlikle bitti.Umarım ikinci kitabı daha tatmin edici olur.
Baskı: Fidye (Highlands' Lairds, #2)
Julia Garwood 'un en iyi kitaplarından biriydi bence.
Baskı: Cress (The Lunar Chronicles, #3)
Okuduğum hikayeye, karakterlere alıştığımdan mıdır bilmem, serinin en beğendiğim kitabı bu oldu.Masal kahramanlarını farklı ve başarılı bir şekilde kurgulayan yazar beni bu seriye hayran bıraktı.İlk kitapta alışık olmadığımız dünyaya adım attığım için biraz sıkılsam da ikinci ve üçüncü kitap bunu fazlasıyla telafi etti.Sırada dördüncü ve serinin son kitabı Winter var ve bu kitabı okumak için sabırsızlanıyorum.Seriyi okumak isteyenlere tavsiye ederim. Söylemeden geçemeyeceğim serinin en beğendiğim karakteri Thorne oldu.Eğlenceli kişiliği bir yana ,sevdiğim ikinci karakter İko için yaptığı davranış (burdan söylemeyeceğim) çok güzeldi.
Baskı: Scarlet
Bana bildiğim masalları unutturdu. Önce Cinderella, şimdi de Kırmızı Başlıklı Kız. Okudukça sevdim ve kurgusunu çok başarılı buldum. Serinin üçüncü kitabı Cress'i okumak için sabırsızlanıyorum.
Baskı: Cinder (The Lunar Chronicles, #1)
Ne yalan söyleyeyim, masal, Kül Kedisi/Cinderella , prens diye bahsedince romantik bir şey beklediğim için hayal kırıklığına uğramış olabilirim. Çünkü Cinder'in bizim bildiğimiz masallardaki Cinderella ile hiç alakası yoktu. Cinderella mekanik ustası Cinder olunca hele de bir sayborg olup,kolu bacağı olmayınca ne oluyoruz dedim. Ama okudukça alıştım, çünkü kitabın anlatımı, çevirisi kurgusu başarılı. Bence başarılı bir bilimkurgu kitabı olarak bizi farklı bir dünyaya götürüp, Cinderellanın başka bir evrendeki halinin nasıl olabileceğini okumamızı sağlamış. Bu kitabı okuyacaklara tavsiyem, bilimkurgu kitapları ilginizi çok çekmiyorsa bu kitap sizi sıkabilir, hele de masalsı, romantik bir şey bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz tıpkı benim gibi ;)) O yüzden bu kitabın sıkı bir bilimkurgu kitabı olduğunu bilerek okumanızda fayda var.
Baskı: Sonsuza Dek Kollarında
Kitap mı okudum,işkence mi çektim,bilmiyorum :((
Baskı: Lüsyen
Beni çok etkileyen kitaplardan biri oldu.Sebebi muhakkak Can Dündar kalemi olmalı.Ben çok beğendim Lüsyen'i.Kitabın ismi Lüsyen olmasına rağmen,sadece Lüsyen anlatılmıyordu kitapta.Lüsyensiz bir yaşamı kabul etmeyen Abdülhak Hamit'in hayatı ve yaşadığı dönemde ayrıntılı bir biçimde anlatılmış. 60 yaşında olmasına rağmen,kendine oldukça özen gösteren çapkın,gece alemlerini seven,içki ve kadına düşkün Abdülhak Hamit'in Brükselde Osmanlı sefiri iken,hayatında bundan sonrası için önemli bir yer edinecek olan 18 yaşındaki Lüsyen'le karşılaşmasıyla başlıyor kitap.Uzun zamandan beri bir şeyler yazamayan şair hemen oracıkta Lüsyen için bir şeyler hissedip söylemeye yani yazmaya başlar.Lüsyen'de ailesini ve ülkesini terk edecek kadar etkilenmiştir büyük ve yaşlı şairden.Bizler çok kitabı eleştirmişizdir, kadınla erkeğin yaş farkı çok fazla diye. Bu kitapta yaşanılan aşkı bu yüzden sindirmek biraz zor, gerçi biz ne düşünürsek düşünelim Lüsyen tarihe bir şekilde damgasını vurmuş,adına methiyeler yazılmış,bir kadına duyulan gerçek bir aşkın hikayesiydi Kitap, zamana ve yaşına meydan okuyan Abdülhak Hamit'in yaşadıklarından söz ederken,bizi o devirlere götürüp,tarihteki önemli olaylara tanık olmamızı sağlıyor.Osmanlının yıkılmasından Kurtuluş savaşına,Cumhuriyetin kurulmasından Atatürk'e,Osmanlı ve Cumhuriyetin önemli şair ve yazarlarına ve yaşanılan dönemin sosyal ve siyasi olaylarına kadar bilgi veriyor.Yani Can Dündarın nefis kaleminden tarihi, belgesel bir biografik roman.Gerçekten okurken Can Dündarın sesini duyar gibi oluyoruz.Bu ses bizi Abdülhak Hamit'in iç yolculuğuna sürüklerken, 60 yaşına kadar Osmanlıya yakın durmuş bir şairin ,yeni döneme nasıl ayak uydurup,gelecek kaygısına düştüğünü,değişen edebiyat anlayışı yüzünden çektiği sıkıntıları,yaşlandıkça ölümü ve çevresindeki ölen insanlar yüzünden yaşadığı karamsarlığı okurken hissedeceksiniz.Özellikle öldükten sonra Lüsyenin sıkıntı çekmemesi için yapmaya çalıştıkları beni çok etkiledi.Özellikle Lüsyen için söylediği basit ama etkili son sözler; Allah’a seni emanet ettim; Ettim seni Allah’a emanet.. Seni Allah’a emanet ettim; Seni ettim Allah’a emanet.. Birde beni çok ama çok etkileyen ölen kim olursa olsun bir mezar taşının olmaması.Bu gerçekten ama gerçekten üzücü.Bu sahipsiz mezarı bulup,mezar taşını yaptırarak kitaba vefa borcunu ödeyen Can Dündar,büyük bir alkışı hak ediyorsun.
Baskı: Seni Severken
Biri Deniz ve Ateş 'mi dedi? Onlar ney ki? Sen asıl Gülsu ve Erkan'ı oku.Onların ki kesinlikle kalbe dokunacak bir hikayeydi.Ben çok beğendim.Güneş Demirel kendi çıtasını bu kitabıyla iyice yükseltmiş.Tavsiye ederim.
Baskı: Sana İhtiyacım Var (The Proposition, #1)
Umduğumdan iyiydi.Sonu merakta bıraktı.Devamını en yakın zamanda okumak istiyorum.
Baskı: Bana Sevdiğini Söyle (Agents for the Crown #2)
Julıa Quınn'in kitaplarının içinde en iyilerinden biriydi bence.Elizabeth ve James'i sevdim,Layd Danbury'a bayıldım.Okurken eğlendiren ,yüzünüzü güldüren bir kitaptı. Ben çok beğendim.Tavsiye ederim.