
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Kitapla ilgili söyleyeceğim herşey o kadar eksik kalırki. Niye daha önce okumadım diye hayıflanıyorum. Bu kadar sade bu kadar basit bir dille anlatılır ancak. Her yaştan insanın çok kolay anlayabileceği ve örnek alacağı bir kitap. Ulu önder Atatürk'ün önünde bir kez daha eğiliyorum. Boşuna bu kitabı cevirtip okutmamış. Bir milletin yoktan var olması, eğitimin ne kadar önemli olduğu ve pek çok şey. Şu saatten sonra başucu kitabımdır...
Baskı: Daha Sade Bir Hayat
Çocuğunuz ve sizin hayatınızı sadeleştirmek adına eşya fazlalığını ortadan kaldırmanız için yaşanmış hikayelerle dolu bir kitap. Herkesin kendisi için bir şey bulabileceğine eminim. Sadece eşya da değil aslında hayatımızda fazla olan, teknoloji, sosyal medya gibi araçları da sadeleştirmek ve hayatta daha çok aile olmak ile ilgili bir tavsiye kitabı...
Baskı: Siyah Makamı
Girişi çok etkileyici ve merak uyandırıcıydı ama ortalarına doğru bir kopukluk oldu, sayfalar biraz süründü ama sonrasında tekrar toparlandı. İlginç ve değişik bir kitap. bazı yerlerde pek çok soru işareti kaldı . Ama kendini okuttu mu? Okuttu :) Değişik bir tarz denemek isteyenlere tavsiye edilir.
Baskı: O Piti Piti (Dedektif Helen Grace, #1)
Helen Grace... Zeki, hırslı, mazoşist ve güzel bir dedektif. Şok edici bir oyun. Rehin alınan iki kişi, çıkışı olmayan bir mekan ve bir silah. Ya öleceksin ya da öldürecek. Kısaca O Piti Piti. Sürükleyici bir seri kitabın ilki, kitabın sonu Helen için hiç iyi olmadı. Ve Mark... Ah Mark diyorum. Ve ilerleyen kitaplarda Jack daha aktif olacak sanki Helen'in hayatında.
Baskı: Rüzgar Savaşçısı
Keyifle okunan bir fantastik. Devamında Xander ve Sammy'e neler olacak. Rüzgar ve Ateş klanı arasındaki savaşta neler olacak merak ediyorum.
Baskı: Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları
İLk Mine Söğüt kitabım Deli Kadın Hikayeleriydi. Açıkcası pek sevemedim. Genelde öykü sevmem, belki severim dedim ama... ikinci kitabım Beş Sevim Apartmanı ve elimde biraz sürünse de çok sevdim. Cinperi olayı tam benlik. Pek çok arkadaşı biraz korkutsa da ben hafif eğlenerek okudum. Hikayeler ve geçişler çok iyi di. Hikaye aralarındaki rüya tabirleri muhteşem di. Kısaca sevdim. Belki kitaplığım da tek Mine Söğüt kitabı olarak kalır ama en sevdiğim olsun, tek olsun
Baskı: Kamelyalı Kadın
Kitaba başlarken içine girmekte biraz zorlansam da ( tamamen benden kaynaklı bir durum) sonrasında çorap söküğü gibi okundu. Diyaloglar bazen çok uzadı hissine kapıldım ama kitabı günümüz kitaplarıyla kıyaslamanın yanlış olduğunu düşünüp hemen o dönemin melankolik havasına bürünüp okumaya devam ettim. Ve iyi ki bu şekilde yaptım. Çok keyif alarak bitirdim kitabı. O zamanlar her şey çok zormuş. Sevmek de sevilmek de. Bizim işimiz ölüleri sevmektir, Mösyö. Bu mezarlığın işi hiç bitmediği için bize de başka şey sevecek vakit kalmıyor çünkü. Tutku dediğiniz, insanın kendine de, düşüncelerine güç katar. Canım arkadaşım Hande'nin hediyesi olan kitabı büyük bir zevkle okudum. İyi ki kitaplar böyle güzel insanlar tanımama vesile oldu :)
Baskı: Deşifre! Deha
Gerçek şu ki hızlı okumak çok okumakla alakalıdır; ne kadar okur, ne kadar çok bilirseniz, bir sonraki şeyi o kadar hızlı okursunuz. Kitapta en sevdiğim söz buydu sanırım. Kitap ile ilgili yorumum biraz karışık açıkçası. Bir kere kötü diyemem. Çin edebiyatı ilk kez okudum, o kadar alıştık ki Amerikan edebiyatının diline başka ülkelerin edebiyatı ağır yada anlamsız gelebiliyor. Hikaye sağlam, matematikçi bir aile ve kişiler etrafında dönünce haliyle içerisinde çok fazla matematiksel konu var. Bu kısımlarda sıkıldığımı itiraf edeceğim. Ama buna karşın Jinzhen'in hayatı yaşadıkları beni derinden etkiledi. Eşine evlenme teklif etme şekli onun bakış açısından çok dokunaklıydı. 3 puan vermem benim tarzım olmamasından kaynaklı. Yoksa matematikçilerin yada bu konulara ilgisi olanların çok seveceği bir kitap...
Baskı: Çocuk Kalbi
Sıcacık bir kitap. Zaman zaman gözlerim doldu zaman zaman gülümsedim. Ama bir günde oturup okuyamadım kısacık kitabı. Sanırım sindire sindire okumak istedim :)
Baskı: Kahin
Kitabı bitirip elimden bıraktığımda çoğu sahne kafamın içinde hala dolanıyordu. Bir kere kitabı okuyup karakterlerin hepsini kafamda canlandırdığımda okurken sahneleri canlandırmak ve bir film izler gibi okumak! çok kolaydı. Yazarın detaylı betimlemeleri de bunda çok etkiliydi. Final hakkında o kadar çok yorum okudum ki acaba nasıl bitecek, ne olacak yada Kahin kim ? diye sürekli kafamda sorular uçuşuyordu. Zaten kitabı okurken Kahin kim sorusu hiç aklımdan çıkmadı ve okuma süresince sürekli beynimin içinde bin tilki dolaşıp durdu. Kendimce sonuçlara ulaştım ama finale yaklaşırken acaba mı dediğim şey gerçek oldu :) Yine sonu çok uzamadan bize Kahin'in kim olduğunu söyledi yazar. Ben şahsen Günay Gafur'un tarzını çok beğendim, yazdıkça kendini daha çok geliştireceğine de eminim ve tarzı açısından Dünya bestseller yazarları arasında kendisini görmeyi çok isterim. Bir sonra ki kitabını da merakla bekleyeceğim ....
Baskı: Boş Koltuk
Bu kitapla ilgili o kadar olumsuz yorum aldım ki, okumaya karar verene kadar çok süründü kütüphanemde. Paki ne hissettim okurken ? Aslında muhteşem Harry Potter'in yazarından normal bir kitap okumayı beklemiyordum. Hani illaki biraz fantastik öğe vardır diye düşündüm ama maalesef :( Bu beklenti ile okuyunca biraz hayal kırıklığı yaşadığım doğrudur. Ama kitaba çok kötü diyemeyeceğim. Zaman zaman okumaktan keyif aldım, Karakerlerin biraz fazla olması ilk başta kafa karıştırırken sonrasında her şey yerine oturuyor ... Bu arada kitaba ismini veren Boş Koltuk her zaman ve her yerde aynı sorunlara sebep oluyor. Karakterler içinde nefret ettiğim pek kişi yoktu aslında. Karakterleri tanıdıkça yaptıklarının sebeplerini anladıkça ilk başta hoşlanmadıklarımıza bile sempati beslemeye başlıyoruz. Yine de bana en çok dokunan kişi Krystal Weedon. Başına gelenleri hak etmemişti. Kısaca okuması zor ve depresif bir kitap. Harry Potter beklentisi yada bildik Rowling tarzı düşünmezseniz seveceğinizi sanıyorum.
Baskı: Angelopolis
Aslında üç puan verirken biraz kararsız kaldım. Ama ilk kitaba göre çok durağandı. Bazı yerler çok heyecanlıydı, nefesimi tutarak okudum. Kafamdaki soru işaretleri dağıldı. Ama o sonu öyle bitmeyecekti. Anlamadığım devam kitabı varmı yokmu ??? Yani biraz hayal kırıklığı yaşadığım doğrudur. Ama kötü demek haksızlık olur kitap için, çünkü çok araştırılıp yazıldığı belli. Hikaye aslında çok iyi ve sağlam. Ama işte arada ki bazı yerlerdeki hız düşümü ve sonların muallakta kalması iyi olmuyor: (
Baskı: 19. Departman
Kitap kaç yıldır kütüphanemdeydi hatırlamıyorum ama inanılmazdı. Okurken sayfaların içinde kayboldum resmen. Frankenstein var, vampirler var, Van Helsing var, kurtadamlar var. Nefret ve beraberinde gelen intikam arzusu var. Serisi olan bir kitap yalnız bizde sadece tek kitabı çevrilmiş, maalesef!!! Niye böyle güzel seri kitapları çevirmezler anlamıyorum: (
Baskı: Biz Gayet İyiyiz
Kitap hakkında çok güzel eleştiriler duymuştum, özellikle Josh Malerman'ın büyük övgü aldığı bir yazar ve kitap. Kitaba kötü diyemem, kitap iyi. Bence kitabın artıları : 1-Kısa ve çabuk bitmesi. 2- Kafamda soru işareti oluşmaması, karakterlerin kim ve olayda rolü ne olduğu kitabın sonuna kadar ortaya çıkıyor. 3- Hafif bir gerilme ve kalp çarpıntısı yaşadım. (hafif ama) Bence kitabın eksileri: 1- Devam kitabı çıkacak gibi bitti. Çıkmazsa üzülürüm. 2- Gerilim bir şekilde daha arttırılabilinirmiydi yoksa bu kitabın daha kalınlaşıp uzaması haline mi gelirdi? bu konuda biraz muallaktayım. Sizde benim gibi beklentinizi düşük tutarsanız eminim kitabı seversiniz :) (less)
Baskı: Hep Yuvaya Dönmek
LeGuin kitapları okumak zordur. Hep Yuvaya Dönmek de bir o kadar zor bir kitaptı. Elimde bu kadar uzaması tamamen benden kaynaklı. 8 yıldız vermem kitaptan değil benim istediğim gibi okuyamamam dan kaynaklı. Siz siz olun vakti gelmeden bazı kitapları okumayın :)
Baskı: Martin Eden
Bir kitap bence bu kadar güzel yazılır. Martinin keskin zekası, azmi, arzuları, bilgi açlığı, olayları algılayıp değerlendirme şekli beni benden aldı. İdealleri ve aşkı uğruna yaptığı her fedakarlık çoğu zaman gözlerimin dolmasına sebep oldu. Ve o bıkkınlık hali. Ama benim kitabın sonlarına doğru sürekli sarf ettiği bir cümle her defasında beni benden aldı. “kitaplar yazılmıştı" bu cümle aslında her şeyi özetliyordu. Özellikle İş Bankası Kültür Yayınlarının çevirisi ve sonunda yer alan Levent Cinemre'nin sonsöz niteliğinde notu benim daha sonra Jack London'un hayatını araştırıp sonra bir kez daha Martin Eden okumam için ön ayak oldu. Sadece okuyun diyorum...