
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Mihmandar / Bir Eyüp Sultan Romanı
Gözlerden yaş getirten satırlar varsa bir kitapta, o kitap çok çok iyidir. Hz. Peygamber'in evine konuk olduğu Eyüp Sultan'ın Bizans surlarındaki son zamanlarını anlatan muazzam bir roman. İskender Pala gerçekten bu iş üzerine en sevdiğim adam. Tarihin çok değerli insanlarına yaptırdığı misafirliklere doyamıyorsunuz resmen.
Baskı: Az
Bir tarafta çocuk gelin, diğer tarafta korsan kitap olayları... Türkiye'ye çok yakın hikayeleri şahane bir mizah ve kurguyla anlatan Günday'ın yine okumaya doyamadığım bir kitabı oldu.
Baskı: Düğümlere Üfleyen Kadınlar
Kadın okuyucuyu çok rahat biçimde içine alacak sürükleyici bir roman. Bir erkek olarak hoşuma gitti mi? Eh işte, idare eder. :)
Baskı: Hazel (Aşk Serisi # 1)
Edebi değeri olmayan, sadece konuşmalardan ibaret bir kitap. İnsanlar neyine aşık olmuş anlamadım. 40 sayfa okudum, dayanamayıp bıraktım. Sabahattin Alilerden, İskender Palalardan, Hakan Gündaylardan sonra cidden boş geldi.
Baskı: Ziyan
Askerlik hizmetini tamamlamış her birey okumalı bu kitabı. İnsan kendinden çok fazla şey bulabiliyor. Ayrıca müthiş bir Günday kitabı daha.
Baskı: Kamyon
sabahattin ali hiçbir şekilde sıkmıyor. kısa kısa hikayeler bu sefer. ama çarpıcı, vurucu. mutlaka okunası eserlerden kesinlikle.
Baskı: Şah ve Sultan
Od ve Efsane'den sonra okuduğum üçüncü Pala kitabı. Yine enfes, yine su gibi akan bir hikaye... Aşk, savaş, tarih her şey var.
Baskı: Daha
Sinemada olduğu gibi, okuduğumuz kitaplarda da bir zaman sonra kendini tekrar eden hikaye ve insanlara denk geliyoruz ya hani, Hakan Günday ismiyle tanıştıktan sonra böyle bir olguyu en azından onun eserlerinde unuttum ben. 2013 basımı Daha, okuduğum ikinci kitabı aslında. Henüz yeni bir hayranıyım yani. Ama her satırı, her cümlesi, her kelimesi keyif veren nadir yazarlardan biri olup çıktı Günday. Sabahattin Ali ve İskender Pala‘ydı bu klasmanda en tuttuğum adamlar. Pala’nın Şah ve Sultan adlı romanını okuyorum şu sıralarda ve bir kez daha doymuyorum kendisine mesela. Azil’den sonra ikinci kitabıyla tanıştığım Hakan Günday ise, yavaş yavaş, orijinalliğiyle aradığım adamlar arasına girdi. Ülkelerindeki açlık, yoksulluk ve savaştan kaçmak için zifiri karanlığa girenlerin değil, o zifiri karanlıkta onlara bir bakıma eşlik eden bir çocuğun hikayesini anlatıyor Daha. 9 yaşında insan kaçakçılığıyla tanışan Gazâ‘yı anlatıyor. 9 yaşında büyüyen, 9 yaşında dünyanın bütün kötülüklerini hazmetmeye çalışan bir çocuğun hikayesini. Bir yandan Gazâ’nın babasıyla, yaşadığı yerdeki arkadaş(lar)ı ve yöredeki insanarla, yani etrafındakilerle yürütmeye çalıştığı ilişkiyi okuyoruz, diğer taraftan da kaçak göçmenlerle hayatını sürdürmeye çalışmasına tanıklık ediyoruz. Her daim kendini sorgulamasını da diyebiliriz başka bir açıdan. Hikaye gerçekten orijinal. Hemen içine çekiyor okuyanı. Günday’ın diline de biraz aşinaysanız akıp gidiyor satırlar. Yazdıkları hem günümüz şartlarını düşündüğümüzde bir o kadar gerçek, hem de gerçek olmayacağını umacak kadar şiddetli, sert, acı verici. Ufacık yaşta bir bünyenin maruz kaldıkları elbette bir kurgu ama neden olmasın diyorsunuz okurken? Hiç mi okumuyoruz göçmenlerle ilgili dehşet verici haberleri? Hiç mi izlemiyoruz kaçakları taşıyan gemilerin nasıl battığını? Her satırından, her yanından zeka akan bir kitap. Çoğu yerde gülmeden edemiyorsunuz. Bol bol da düşündürüyor. Azil’den sonra Hakan Günday bir kez daha başucuna konacak bir kitaba imzasını atmış. Dünyanın en büyük telif alışverişlerinin yapıldığı Books at Berlinale’e seçilen ilk Türkçe kitap olma özelliğini de taşıyan Daha’nın yazarı Günday’la henüz tanışmadıysanız çok şey kaybediyorsunuz demektir. “Dünya hep böyleydi. Zemini, toprak değil öfkeydi.” http://cineshoot.net/hakan-gundaydan-bir-favori-daha.html
Baskı: Kardeşimin Hikayesi
Katili twitter'dan bir geri kafalı arkadaş söyledi, ona rağmen keyif aldım diyebilirim. Fakat Serenad'ın gerisinde.
Baskı: Sözde Kızlar
Dili biraz ağır, o yüzden bazı yerlerde tıkanıyorsunuz ama anlatmak istediklerinin hala geçerli olması düşündürücü.
Baskı: Beyoğlu'nun En Güzel Abisi
Ne yazık ki sıradan bir polisiyeden fazlası değil...
Baskı: On Bir Dakika
Okuduğum 5. ve en kötü Coelho romanı. Hikayenin bazı yerlerinde finaliyle dalga geçip sonra aynı finali yazması komik olmuş.
Baskı: Hayvan Çiftliği
Her kitapseverin okuması gereken muazzam bir eser.
Baskı: Ve Dağlar Yankılandı
ve dağlar yankılandıAskerde okuduğum Uçurtma Avcısı belki de kitap okuma alışkanlığımı başlatan hatta körükleyen romanlardan biriydi. O kadar etkilemişti ki, yıllardan beri film izleyen biri olarak “neden kitapları bu kadar zamandır es geçiyorum” demiştim kendi kendime. Askerlik sırasında başka birkaç roman daha okuduktan sonra eve döndüğümde elime aldığım ilk kitap yine Hosseini’nin Bin Muhteşem Güneş‘i olmuştu. Bu sefer ilk kitabından daha çok vurmuş, daha bir parçalamıştı. Elinizde böylesine iki referansı olan bir adam varsa ve bunlardan sonra gelen 3. kitabını görürseniz ne yaparsınız? Haliyle beklentiniz bir hayli yüksek olur. Kitap listemin kalabalıklığından ancak okuma fırsatı bulduğum Ve Dağlar Yankılandı, yine Afganistan’da geçen bir hikayeye ev sahipliği yaparak başlıyor. Ancak yazar bu sefer dünyanın birçok şehrine davet ediyor okuyucuyu ve anlattığı farklı zaman dilimi hikayelerini kendince bağlamaya çalışıyor. Fakat ne yazık ki Hosseini’nin son kitabı ilk iki romanın bir hayli gölgesinde kalmış. Evet, elinize aldığınız gibi pür dikkat bir merakla atlıyorsunuz sayfaları, evet, okurken hiç sıkılmıyorsunuz. Çünkü Afgan yazarın kalemi gerçekten içine çekiyor okuyucuyu. Fakat ilk iki kitaptaki çarpıcılığı, vuruculuğu, dramayı, yaralamaları, insanlık dışı manzaraları, hüzünlendiğiniz, hatta belki de ağladığınız sahneleri aklınıza getirdiğinizde son kitabın birkaç gömlek geride kaldığını rahatlıkla görebiliyorsunuz. İki kitapla kendisini bütün dünyaya duyuran Hosseini biraz acele etmiş gibi, hatta kitapta anlattığı bazı hikayeleri belki bu acelecilikten belki de kasıtlı olarak arka plana atıp unutmuş, bağlama ihtiyacı hissetmemiş.. Okuyup da yer yer sizi duygulandıran yerler olsa da Hosseini kalitesindeki bir yazara pek de yakışmayacak bir iş olmuş. Sıradan bir dram desem ayıp etmiş olmam sanırım. Yine de kendisine saygım büyük. Referansları hala benim için geçerli. Eğer dördüncü kitabı gelirse onu da aynı merakla bekleyip okuyacağım ama bu sefer de acele edip böyle bir iş çıkartırsa külahları değişiriz. http://cineshoot.net/ve-daglar-yankilandi-khaled-hosseini.html
Baskı: Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda
En hızlı bitirdiğim kitaplardan biri sanırım. 1 günde bitirilecek, 1000 defa okunacak bir kitap bu. Yılmaz Özdil muazzam bir eser kazandırmış arşive, arşivleri derleyerek. Türkiye'nin geldiği yeri süper yazmış. Anlamak isteyene... http://cineshoot.net/beraber-yuruduk-biz-bu-yillarda-yilmaz-ozdil.html
Baskı: Kule Canbazı
Ay Hırsızı'na bayıldıktan sonra başladığım Kız Kulesindeki Kızılderili hüsran yaratmıştı ama Kule Canbazı'nda yine Ay Hırsızı'ndaki tadı buldum. Elime iki kere alıp bitirdim diyebilirim, sayfası az, hikayeler güzel.
Baskı: Masumiyet Müzesi
Her ayrıntısı düşünülmüş, sizi o döneme götüren şahane bir roman. Müzeyi de dolaşmalı en yakın zamanda...
Baskı: Doğu'dan Uzakta
Su gibi akıp geçen Amin Maalouf kitaplarından. İçine çekiyor ve bırakmıyor. Tavsiyedir...
Baskı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Sıcacık kitaplardan. Sabahattin Ali kıvamında. Tavsiye olur.
Baskı: Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
Okuması kolay kitaplardan. Mutlaka okunması gerektiği konusunda şüphelerim olsa da şans verilebilir.
Baskı: Efsane
İskender Pala'nın tarzını sevenler bunu da sever. Od'dan sonra okuduğum ikinci kitabı ve yine çok keyif aldım.
Baskı: Elveda SSK
Kız arkadaşıma hediye olsun diye bizzat Ferhan Şensoy'a imzalattım bu seneki fuarda ama o kadar belaltı muhabbetler var ki, imzalattığım sayfayı kesip götürmek zorunda kaldım maalesef. Yine de keyifli, kısa sürede bitiyor.