Doğu'dan Uzakta
Geçmiş... bıraktığın yerde mi hâlâ? Amin Maalouf'tan unutulmayacak bir "eve dönüş" romanı. Amin Maalouf'un merakla beklenen yeni romanı Doğu'dan Uzakta, kaderin ve tarihin acımasızlığında terk ettikleri yurtlarına dönen bir grup arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Doğu'dan Uzakta, bir yüzleşmenin romanı: Gençliklerinin en güzel dönemlerini bir arada geçiren, ülkelerinde patlak veren iç savaştan sonra farklı yerlere dağılan ve yıllar sonra, eski arkadaşlarından birinin cenazesi için tekrar ülkelerine dönen bir grup arkadaş... Açıkça belirtilmese de Lübnan İç Savaşı'nın getirdiği yıkımlara ve Ortadoğu coğrafyasının kültürel, tarihsel ve toplumsal sorunlarına dair çok çarpıcı gözlemlere de yer veren Doğu'dan Uzakta'da Maalouf, yine en iyi bildiği şeyi yapıyor: Doğu'yu anlatıyor.
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (194)Ülke adı açıkça verilmemekle birlikte Lübnan İç Savaşı’nı eksen alan eser, yazarın diğer kitaplarına göre kendinden daha çok şey barındırıyor sanki. Evet, Maalouf eserlerinde geniş ve renkli ailesini çokça konu etmiştir ama fikirlerine ve bir göçmen olarak kendisine ilk kez bu kadar yaklaşmış sanırım. Belki de pişmanlıklarını ve hasretlerini ilk kez bu kadar açıkça dile getiriyordur. Okuyucunun gerçekleşme olasılığını tıpkı Adam gibi önce tereddütle sonra hevesle bekler hale geldiği o arkadaş toplantısı çevresinde, bir geçmişte bir günümüzde geçen hikayede zamanın alıp götürdükleri çok çarpıcı bir şekilde ortaya konulmuş. Beni özellikle Ortadoğu hakkındaki tespitleri şaşırttı. Bizzat o toprakların insanının da benzer görüşlere sahip olmasına mı yoksa başka bir ülkenin insanı kadar dışarıdan bakıp özünden uzaklaşmış olmasına mı yormalıyım bilemedim. Her şekilde nokta atışı tespitler diyebilirim. Çokça tartışılan finale ise fikren katılıyorum, gayet cesur ve bildiğini okuyan bir final seçimi fakat işleniş olarak bir oturmamışlık ne bileyim sanki bir aceleye gelmişlik var. Belki de bir anda yarım kalan hayatlara, hayatın planlanamamasına bir atıftır. Ne de olsa “Uzun vadede, Âdem ile Havva'nın tüm evlatları yitik çocuklardır.”
Bu kitap aslında bir düşünce romanı olarak okunmalı. Diyaloglardaki fikir alışverişleri çok iyiydi. Konu ve sürükleyicilik arayanlara ise uygun değil. Sonu ise tam bir kolaya kaçış.
Okuduğum ilk A. Maalouf kitabı değil . Ama en sevdiğim oldu. Ülkemizde yaşananlar, yakın coğrafyalar, tanıdık hikayeler. Çevremizde gidenler, gitmeyi düşünenler, yol ayrımında kalanlar.. Göçmenlik..Bu toprakların kaderi sanki. Etkileyen çok şey oldu kitapta. En son aklımda kalan ise...''burada kalanlar yaşadığımız şeye savaş değil olaylar diyor..''
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve gerisi de gelecek gibi.Savaş ve dağılmış bir millet. Her biri ayrı bir yere savrulan bir arkadaş grubu. Yirminci yüzyılın ortadoğusu hakkında güzel tespitler içeriyor. Ayrıca kitap bende uzun zamandır görmediğim arkadaşlarla buluşma isteği uyandırdı. Tavsiye edilecekler listesine ekledim.
Dilini beğendiğim, dönemin Lübnan'ını güzel bir hikaye eşliğinde bize anlatan bir kitap.
amin maalouf çok sevdiğim ve zevkle okuduğum bir yazar. şimdiye kadar okuduklarım içinde en sevdiğim kitabı bu oldu. arada kalmış hissettiğim günlerde gitmek ve kalmak ikilemini anlatan bu kitap karar vermemde etkili olmuştu.
amin maalouf'un lübnan'da yaşanan olaylı dönem öncesi dağılan bir grup arkadaşın yıllar sonra grup üyelerinin biri için tekrar lübnan'da toplanması sürecini konu alan romanı. akıcı ve sade bir dile sahip romanı okurken sıkılmayacağınızı düşünüyorum. savaş döneminde her bir dine mensup insanların hayatlarını yansıtmaya çalışan yazar, o insanların o dönemki seçimlerine mantıklı açıklamalar getirmeye çalışıyor. böylece o dönem ülkeyi terkedenin de neden terkettiği hakkında, kalanın neden kaldığı hakkında, kalanın gidene yönelttiği suçlamalar hakkında, gidenin bu suçlamalara karşı verdiği yine mantık süzgecinden geçmiş cevaplar hakkında uzun uzun mektuplar mevcut.
Amin Maalouf'un -utanarak söylüyorum- okuduğum ilk kitabı olması ve yazarın üslubunu sevmemi sağlaması nedeniyle benim için önemli bir kitaptı. Çoğunlukla mezhep kavgaları nedeniyle birbirinden ayrı düşmüş çocukluk arkadaşlarının tekrar bir araya gelmesini konu alan kitabı, her yaştan insanın okumasını öneririm. Çok akıcı bir kitaptı.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, biraz hayal kırıklığına uğradım. Anlatım güzeldi fakat ben sanki olayların içine pek giremedim.
Doğunun kalemi Amin Maalouf. Dolu dolu akıyor yine sayfalara. Adam, sevilmesi zor bir karakter. Ancak içimizden biri!
Adam'ın ağzından anlatılan olaylar, kimi itiraflar, kimi suçlamalar, her biri ayrı duygu yoğunluğuna sebep oldu. Yeri geldi okurken kızdım, yeri geldi heyecanlandım, yeri geldi şaşırdım. Her duyguyu tattım diyebilirim. Kitabın sonunda ise ikilemde kaldım. Devamı gelecekmiş gibi bitti. Kitapta, "Geldim, gördüm, hayal kırıklığına uğradım..." diyor, ben de ' Aldım, okudum, kendimi farklı bir dünyada buldum.' diyorum. Kısacası, beğenerek okudum, tavsiye ederim.
Su gibi akıp geçen Amin Maalouf kitaplarından. İçine çekiyor ve bırakmıyor. Tavsiyedir...
Açıkcası Semerkant kadar hoşuma gitmedi...
Klasik bir Amin Maalouf kitabı. Kendisini okuduğunuzda onun geleceğin klasikleri arasında yer alacağına emin oluyor acaba hangisi en iyisi diye kararsız kalıyorsunuz. Ortadoğu'nun en güzel ülkesinin en güzel şehri olan Beyrut'ta geçen bu hikaye, ülkelerinden ayrılıp daha sonra geri dönen arkadaşların hikayesini anlatıyor. Ve bunu anlatan Amin Maalouf olunca mutlaka kulak verilmesi gerekiyor.
Böyle bir kitabı değerlendirmeye nereden başlasam ki... Muhteşem bir başyapıt... Anlatımıyla, konusuyla, karakterlerle, sürükleyiciliğiyle beni etkileyen sayılı kitaplardan... Amin Maalouf'dan okuduğum ilk roman ama kesinlikle beni etkilemeyi başardı. Bence herkesin okuması gereken bir kitap...
her zaman Amin maolouf'un doğuyu anlatışını cok başarılı bulmuşumdur. Yine doğuyu anlatan cok güzel bir kitaptı. farklı dine mensup bir arkadaş grubunun hayalleri heyecanları ve savaşın başında birbirlerinden ayrılıp uzun bir zaman sonra olüm vesilesiyle bir araya gelmeleri... karakterlerden naim'in cok güzel bir şekilde ifade ettiği gibi geldi gordüm hayal kırıklığına uğradım
arkadaşlık, dostluk, yıllar sonra biz de bugünleri anacağız hep birlikte..
kitap kulübümüzde seçip okumuştuk. üstüne konuşulacak o kadar çok şey vardı ki..her karakter kendine has hikayesiyle ayrı güzeldi.
Yaşamın içindeki koşullar alır seni bambaşka yerlere götürür,ancak günün sonunda insan yine özünün yeraldığı ağcın gölgesinde en kıymetli dostlarının yanında bulur kendini... Ve ölüm bile olsa son nefesini enderinden nefesini çeker ciğerlerine... Teşekkürer Amin Maalouf
Altı çizilesi dediğim kitaplardan biri. Anlatım akıcı, derin ama sonu kitabın tüm büyüsünü bozdu diyebilirim.
Amin Maalouf'un en çabuk bitirdiğim kitabı oldu. Yazarın kitaplarını çok beğenmekle birlikte elimde uzun süre kalırdı. bu kitap diğerlerinden daha hızlı akıyor
Maalouf'un Semerkant'tan sonra okuduğum ikinci kitabıydı. Semerkand'ın büyüsünü yakalayamadım ve romanın sonunu tatmin edici bulmadım ama gene de sağlam bir yazar olduğunu düşünüyorum. 20.yy ve 21.yy'a ait siyasi ve tarihi saptamalar, özellikle de Ortadoğu tahlilleri iyiydi.
Çok güzel bir kitaptı hikaye insanı içine çekiyor, dili akıcı etkilenmemek elde değil...
Metroda giderken okudum, su gibi aktı gitti.Başarılı bir kitap.










