
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bir Günah Gibi
Burcu Büyükyıldız, aylar sonra okuduğum Türk yazarlardan biridir. Aslında içeriği sırf aşk olan bir roman okuyorsam genelde Türk yazarlardan kaçınırım çünkü önceden okuduğum bazı yazarlar bende olumlu etki bırakmadı. Önceleri aklımda olmasa da yazdıkları okuyucular tarafından beğenildiği için, kendisi de oldukça sevilen bir yazar olduğundan bir şans vereyim dedim. Kitabın ilk 150 sayfası benim için güzeldi aslında. Sonrasında başladı benim can sıkıntılarım. Öncelikle Ela orijinal bir karakter değildi bence. Bana FMA'daki kadın karakterleri fazla anımsattı. Özellikle bir süre sonra ergenliğe doğru giden asabi tavırları, inatlaşmaları ve Sarp'ın da dediği gibi gözünün önünde olanları görmemek için kasılması çoğu yerde Ismarlama Bebek'teki Vildan'ı hatırlattı bana. Sarp harici insanlarla uyumu, iyimserliği de Anlaşma'daki Merve idi. Sarp ise okuyucu tarafından Tuna Üstüner gibi fazla abartılmış bir karakterdi bence. Fakat ikisi tamamen farklı kişiliklere sahip. Tuna'dan daha çekilir biri. Sarp'ı gerçek hayatta görsem bir arkadaş olarak severdim fakat sevgilim olmasını isteyeceğim türde biri değil. Biraz fazla baskıcı olduğunu kabul etmek lazım. Sarp'ın annesi Burcu'ya kanım hiç ısınmadı. Kitapta sürekli ağladı durdu. Sulu göz karakterlerle bir sorunum olmasa da her şeye ağlayan biri fazla can sıkıcı oluyor. Onun dışında Nil'e değinmek istiyorum. Bir Türk yazar bu klişeyi yapmazsa cidden ölür gerçekten. Klişemiz de şu: Asıl erkeğe aşık olan bir başka kızımız vardır fakat bu kızımıza içten içe herkes gıcık olmaktadır, çünkü asıl erkeğe gönlünü kaptırmıştır, halbuki asıl erkeğe ondan daha iyi bir kız bulunmak istenmektedir veya çoktan bulunmuştur, o kişi de asıl kız oluyor zaten. Kız iyi kalpli biri bile olsa ille nefret edilecek ondan. Cidden bu klişeden bıkkınlık geldi tarafımdan. Bir kere kızın hiçbir suçu yok. Bizim sersem Sarp, Ela'yı kafasından atmak için az kalsın kızın iyi niyetinden ve aşkından faydalanıp yatağa atıyordu. Sonra kıza aslında başkasını sevdiğini açıklamadan kızın hayatından çıkmasını bekliyor geri zekalı, anca evlenmeye yakın açıkladı akıllı. Fakat sen bu açıklamayı en başından yapsaydın kızın bunu olgunlukla karşılayacağını ve senden vazgeçeceğini görürdün. En azından yazar bu konuda akıllıca davranmış. Bir de bunu kabullenemeyip adamı takıntı haline getirmeye ve sevdiceğine zarar vermeyi kafasına koymuş tipleri var bunların. Bunlar beni iyice kitaptan soğutuyor. Ayrıca Ela'nın ailesiyle olan ilişkisi kitapta tam olarak çözülmedi. Acaba yazar başak bir kitaba mı sakladı bunu bir fikrim yok. Yazarın kalemine değinecek olursam; akıcı bir kalemi var ve kitabı okumakta zorluk çekmedim. Kitaba 640 sayfa çok fazlaydı bunun sebebi fazla tekrarları olmasıydı. Bu tekrarlar da Ela'nın hırçınlıklarıydı. Yazara 2. şansı verir miyim, çok zor. Anca okunacak kitap kalmadığında diyebilirim. Benim gibi sayfalarca kızın gereksiz inatlaşmalarını ve klişe durumları okumak istemiyorsanız hiç önermem size. http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2015/12/bir-gunah-gibi-yorum.html
Baskı: Saklı Şehvet (Maiden Lane, #3)
İlk kitaptan beri okuyucuları büyük bir meraka sürükleyen Silence-Mickey çiftinin hikayesi okundu. Bu çift çok fazla büyük bir beklenti oluşturdu. Açıkçası ben hayal kırıklığına uğrarım korkusuyla beklentimi orta seviyede tuttum. Kitabı bitirdikten sonraki düşüncem şu: "Çılgın yazar, okuyucularını coşturuyor!" Kitap tahminimden daha da muhteşem bir şey çıktı. Özellikle Silence ve Michael'in karakter analizleri harika yansıtılmıştı. Tek sorun acayip çeviri hataları vardı :( Yorumumun tamamını okumak için sizleri şöyle alayım canlar :) http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2015/11/sakl-sehvet-yorum.html http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2015/11/kapmn-onune-brakp-terk-etmistiniz.html
Baskı: Rule (Dövmeli Adamlar Serisi, #1)
Türü yeni yetişkin tarzı olsa da yazım biçimi aynen genç yetişkin türüdür. Hikaye acayip sıkıcı, karakterler çok boş ve ergen. Yarım bıraktım, pişman değilim bıraktığıma.
Baskı: Grey
Biri bana neden bu seriyi yeniden okuduğumu açıklayabilir mi :D ? Kitapta neyle karşılaşacağımı bilmeme rağmen bu kadar sıkılacağımı tahmin etmemiştim. Sadece 1-2 yer hoşuma gitti. Grey hakkındaki düşüncelerimi değiştirmedi kitap. Öyle ayılıp bayılacak biri değil kendisi. Şimdi fark ediyorum ki yazarın kelime hazinesi gerçekten sıfır.
Baskı: Söyleyemem Sevdiğimi (The Brides of Fortune, #1)
Bu kitabı okumak istiyorsanız önce yazarın Maskeli Aşk kitabını okumanızı tavsiye ederim. Bu kitapta olup biteni anlamanıza yardımcı olacaktır. Yazarın 2 kitabını okudum. Öncelikle yazar basit bir konuyu nasıl mükemmel bir hale getireceğini çok iyi biliyor. Olay kurgulamada gayet başarılı. Karakterlerin çoğu mantıklı davranışlar sergiliyor. Yazar onların duygularını ve düşüncelerini anlatmakta başarılı. Ayrıca sırf ana katakterler üzerinde durmuyor. Yan karakterler de ana karakterler kadar önemli bir yere sahip. Yalnız bana göre tek sorunu kalemi diyebilirim. Yazarı okurken bazen sıkılmanız olasıdır. Aslında kitap hafiften sıktığı için verdiğim puan 5 ama üstte yazmış olduğum olumlu özelliklerinden dolayı 7 veriyorum.
Baskı: Asi (MacLeods of Skye Üçlemesi, #1)
Yaklaşık 2.5 sene önce Monica'nın Maskesiz romanını okumuştum ve pek memnun kalmamıştım. Çoğu historical severin sevdiği bir isim olan Monica'ya bir şans daha verdim ve anladım ki bir daha yanına yaklaşmayacağım bir yazar oldu. Bana göre kalemi hiç akıcı değil. Aşırı sıkıcı bir anlatımı var. Sürekli karakterlerin kendi içlerinde yaşadığı iç çatışmayı okumaktan başka bir şey yapmadım 2 kitapta. Ayrıca anladım ki çoğu kişinin hayran olduğu İskoç historical romanlarına benim kanım pek ısınmamış. Beğendiğim İskoç historicalları bir elin parmağını geçmeyecek şekilde. Belki de sebebi hep aynı tipte kahramanların oluşturulmasıdır. Genelde soğuk görünümlü,çoğu klan şefi,dünya yakışıklısı erkekler ile inatçılıkta sınır tanımayan,aşırı cesur,dillere destan güzellikte olan kadınlar oluşturuyor bu grubu. Yok ben bu yazarla yapamam. Monica defteri benim için kapandı.
Baskı: Gizemli Gelin (McBride Family #3)
Bu kitapla şunu anladım ki en iyi aşk hikayeleri historical türünden çıkıyor. Uzun zamandır beni kendine bağlayan bir historical okumamıştım. Hikayenin kurgusunu çok beğendim. Her yönüyle mükemmeldi. Tek sorun yazar Maura'ya daha fazla ağırlık vermiş. Alec'i biraz daha okumak isterdim.
Baskı: Şeytan Tüyü (FBI/US Attorney, #1)
Allahım, neden son zamanlarda üst üste bu kadar çok kötü kitapla karşılaşıyorum ben? Sylvia Day'in Arzulanan Kadın kitabından beri okuduğum her kitap bende hayal kırıklığı yarattı. Gerçi Arzulanan Kadın'dan sonra bazı kitaplara verdiğim yüksek notlara rağmen eksik olan bir şeyler vardı. Şimdi gelelim çoğu kişi tarafından beğenilmiş olan bu kitap denen şeye. Hem Goodreads hem de Vikitap kullanıcıları tarafından beğenilen bu kitabı ben hiç beğenmedim. Gelin nedenlerine sırayla bakalım: 1) Kitapta en beğenmediğin şey neydi diye sorsalar kesinlikle kapak derdim. Gördüğüm andan beri hiç beğenmedim. Yani konuyla ne alakası var bu kapağın diye çoğu zaman kendime sordum. İyi haber şu ki sorumun cevabı kitabın içinde vardı. Yine de cık, hiç olmamış. En kötü kapaklar sıralamamda ilk ona girer o derece. Zaten sonraki kapakların da bundan aşağı kalır yanı yok. Okuyan cidden polisiye-romantik kitap mı okuyorum yoksa Harlequin High Life serilerinden birini mi okuyorum diye düşünür. 2) Bekarlığa veda partisi için malikane gibi bir yere gidiyorlardı. İşte kitap o kısımlara kadar berbat, acayip kötü. Akıcılık sıfır. Yazar sürekli flashback atlaması yapıp durmuş. Cameron'un cinayete tanık olmasından sonra savcı olarak geçmişini anlatıyor, sonra hop kızın babasının ölümüne atlıyor. Savcılık-şimdiki zaman-babası-savcılık diye gidip durdu. 3) Bir kadında Cameron adı nedir Allah aşkına? Tamam belki bu isim hem kadın hem erkeğe kullanılıyor olabilir bizdeki Deniz ismi gibi. Ama Cameron Diaz hariç benim gördüğüm Cameronlar erkekti. Kapakta kadın resmi olmasa yeminle gay hikayesi okuyordum derdim. 4) Yan karakterlerden sadece Collin'in bir derece önemli yer kaplaması ki kitabı bana asıl okutan kişidir Collin. Bir de ufacık bir oranda Jack. Geri kalanı at çöpe. Karakterlerin hiçbirinde derinlik yoktu. Yani Collin hariç hepsi bana çok soğuk geldi. Sonraki kitap daha güzel diyorlar ama yok ben almayım. Ben göreceğimi gördüm.
Baskı: Tatlı Aşk (Bakery Sisters, #1)
Çıktığı günden beri merak ettiğim bir kitaptı Tatlı Aşk. Okuduğumda şunu anladım ki Susan Mallery, Harlequin tarzı kitap yazmamalı, o tarz kitaplarını da normal roman şeklinde yazmalı. Daha önce roman olarak Zor Kadın isimli kitabını okumuştum ve çok beğenmiştim. Vermek istediği duyguları gayet güzel bir biçimde ele almıştı. Aynı şeyleri Tatlı Aşk için de söyleyebilirim. İçinde romantizm olmasına rağmen bu kitap aslında aşk kitabı değil, bir ailenin dağılımını ve yeniden birleşme çabalarını ele alıyor. Claire, 28 senelik hayatı boyunca başkalarının isteklerine boyun eğmiş ve piyano yeteneği hariç elinden fazla iş gelmeyen biri. Kitap boyunca karakterin kişiliğini ve kendi ayakları üzerinde durma çabalarını okumak çok eğlenceliydi. Okuduğum kitaplarından anladığım kadarıyla yazar çocukları gerçekten çok seviyor. Onlar da kitap boyunca çok önemli bir yer kaplıyorlar. Bu seferki karakterimizin ismi Amy ve çok tatlı bir şey :D Fakat kitap akıcı, konusu güzel ve Claire ve Amy'ye rağmen diğer karakterler sizin sinirinizi bozacaktır. Özellikle Wyatt ve Jesse. Ve en başlarda Nicole. Onların kitap boyunca Claire'ye karşı olan tutumları sizi çileden çıkaracaktır.
Baskı: Bıraktığın Yerde Bekler mi Aşk
Kitap beklentimin 1 tık üstündeydi. Fazla romantizme boğulmamıştı. Müzik-futbol kulüplerinden hangisinin devam edeceğinin sonucu güzeldi. Ama okurken sıkıldım mı, evet genel anlamda sıkıldım.
Baskı: Cehennem Çiçeği
Okuduğum en kötü Asude hikayesiydi. Charlotte ve Ewan tam ergendi. Aşırı gereksiz sahneler mevcuttu. Kitapla ilgili hatırladığım tek şey acayip kötü olmasıydı. Ve iyi ki de hafızamdan silindi o korkunç hikaye.
Baskı: Benim Küçük Leydim
Başı güzel başlasa da sonraları acayip saçmalara doğru yol aldı. Joanne çok tatlıydın, sevdim seni ama amma salaktın be kızım! Hikaye boyunca teyzesi ne derse onu yaptı, doğru düzgün hiç sorgulamadı teyzesini Joanne. Elbette ki teyzen Robert ile evlenmeni istedi çünkü adam Karun kadar zengin. Sen evlenirsen ne olacak? Tabi ki teyzen onun parasının üzerine konacak. Anlayacağın seni düşündüğü falan yoktu orada. O Robert ise ayrı bir hikaye. Tam bir ukala dümbeleği. Kısaca beğenmedim.
Baskı: Kayıp Zamanlar
Çok fazla tekrara düşülmesine rağmen genel anlamda güzeldi. Penny'nin çocukları için verdiği çabalar takdire şayandı.
Baskı: Biri Sır mı Dedi?
Kitabı başlarda çok merak etmiştim sonrasında nedendir bilmem okuma listemden çıkarmıştım. Bundan 1 sene sonra yine durup dururken alıp okumak istedim ve baya memnun kaldığımı söyleyebilirim. Yazarın anlatımı gayet akıcı ve genel anlamda eğlenceliydi. İşte tek sorun çevirisiydi. Çoğu yerde anlamakta zorlandığım yerler oldu ama okuduğuma pişman değilim.
Baskı: Tutku Oyunları (Tutku Oyunları Serisi, #1)
Kitapta sadece 2 şey hoşuma gitti. Biri olay örgüsü, diğeri de anlatımın 3. tekil şahıstan yapılmış olması. Kitap son 100 sayfaya kadar aşırı sıkıcı diyebilirim. 648 sayfa bu kitap için fazlaydı. En çekilmez kısımları evlendikten sora sürekli tatile çıkmalarıydı. Sırf bu yüzden atlayarak okudum. Fazla sıkılma+yarım günde okuma sonucu kitabın sonundan bir şey anlamamıştım. Berfin sağ olsun baya yardımcı oldu anlamamda :) Tony en nefret ettiğim erkek karakterler arasındaki yerini almayı başardı. Adam manyaklıkta Brenda Joyce'ün Gönülçelen kitabındaki Rolfe ile yarışacak türden. Kitap erotik tür dense de erotizm adına bir şey yoktu ama sizi sinir krizine sokabilecek durumlar fazlasıyla mevcut örneğin kadına şiddet, aşırı baskıcılık... eğer dayanabilirim derseniz bir bakın derim. Aslında 2. kitabı okumayı düşünmüyordum ama 2. daha güzel olduğu söyleniyor. O açıdan bir şans daha vereceğim seriye.
Baskı: Yasaklı Bir Gece - Wellingham Brothers # 3
Her ne kadar bir kitabını ve serinin sonunu okumuş olsam da ablanın kendini Harlequin ile sınırlandırmasına üzüldüm. Kitap cidden çok güzeldi. Eksikleri yok değildi ama dediğim gibi, Harlequin olmasaymış o eksiklikler kapatılırmış. Elenaor, kocası, kızı ve Cristo'nun ortanca kardeşi hariç diğer karakterlere pek ısınamadım. Cristo beni baya çıldırttı başlarda.
Baskı: Gecenin Sonu (Seductive Nights #1)
Aslında bu kitap için yapılan yorumları görmeseydim hiç haberim olmayacaktı kitaptan ki ben her türlü kitabın çıkış zamanını her zaman öğrenen biriyim. Buradaki yorumlar kitabı negatif gösterse de Goodreads'ta beğenen sayısı azımsanmayacak seviyedeydi. Böylece okumaya düşük beklentilerle başladım. Şunu söyleyebilirim ki beğenemeyenler üzgünüm, ben bayıldım. Birçok erotik kitap okudum ve bunlardan çok azı memnun etti beni. Bunlardan biri Günahkarlar serisinin en beğendiğim kitapları Brian ve Eric'in kitaplarıydı. Serinin diğer kitaplarındaki çiftleri okurken pek zevk almadım ama o kısım harici gayet akıcı ve eğlenceliydi. Bir de Milyon Dolar Düet serisini çoğu kişinin aksine ben çok beğenmiştim, tamam çiftimiz tam ergendi ama ilk kez ergen davranışı sergileyen karakter sevdim ben bu kitapla. Şimdi de bu güzellik beni kendine hayran bıraktı. Bir kere erotik romanlarda çokça gördüğümüz 1. kişi tarafından anlatılmıyordu. Anlatıcı 3. tekil kişiydi. Zaten kitap beni buradan bir kaptı. Benim okuduklarım içinde erotik kategorisinde olmasına rağmen uzaktan bile alakası olmayan kitaplar vardı. Ya o tarz sahneler azdı ya da geçiştirilip durulmuştu. Bu kitap ise erotik kitap terimini tam anlamıyla yansıtıyordu, hem yeterli hem de detaylıydı. Yani erotik kitap denince aklıma geleni bulduğum bir kitaptı. Yazarın anlatımını ve kalemini de beğendim açıkçası. Karakterler de gayet başarılı anlatılmıştı.Şahsen ben kendime bir adet Clay istiyorum.
Baskı: Senin Yerinde Olsaydım (Kayıp Günlükler, #1)
Konu sıradışı olsa da kitap bana çok basit göründü. Bugüne kadar okuduğum erotik romanlardan hiçbir farkı yoktu. Tahmini fazla kolay olan bir kitaptı. Dayanamadım seride başka neler gerçekleşecek diye araştırma yaptım ve çoğu tahminim doğru çıktı. 2. kitabı okur muyum emin değilim. Belki yarım bıraktığı yerdeki durumu öğrenmek için kitapçıda birkaç sayfaya bakarım. Eğer beklentinizi aşırı düşük tutarsanız beğenebileceğiniz bir kitap olabilir.
Baskı: Beni Baştan Çıkar (Georgian #3)
Evet, geldik bir kitabın daha sonuna. Öncelikle 2. kitaptan daha iyiydi. Amelia, geçen kitapta göstermiş olduğu abartı cürekarlığına devam ediyor. Bu kitapta sevdiğim kişiyse Colin oldu. Sırada son kitap olan Simon'un hikayesi var ve merakla bekliyorum.
Baskı: Arzulanan Kadın (Georgian #1)
Çıktığı günden beri merak ettiğim bir kitaptı. Önceden serinin sonraki kitaplarını okumuş olsam da seri içindeki en iyi kitap bu diyebilirim. Marcus ve Elizabeth arasındaki güven sorunu biraz fazla uzun sürmüş olabilir ama böyle olması daha iyi oldu bence. İkisi arasındaki aşk ve güven gelişimini okumak çok zevkliydi. 2. kitapta sorununun ne olduğunu tam anlayamadığım St. John'un durumu açığa kavuştu benim için. İlk kitapta daha sevilesi duruyor ama yine de ısınamadığım biri olarak kaldı gözümde.
Baskı: İki Kız Kardeşin Masalı (Çevrilmemiş Kitap)
Çevirisi çok acemice olsa da ben hikayeye bayıldım. Julia her zamanki gibi farkını ortaya koymuş. Ned ve Charlotte çok şekerdi.
Baskı: SevgilimiBuldum.Com (Dare Me #2)
Cat, başına buyruk, özgürlüğüne düşkün bir kızdır. Lise son sınıftayken abisi evden ayrılınca Cat'i koruma görevini en yakın arkadaşı Shane'e verir. Cat bu durumdan hiç memnun değildir çünkü Shane onun çılgınlık yapmasına hep karşı çıkmaktadır. Bir gün göl kenarına yüzmeye gidince Shane'e yakalanır ve aralarında bir kıvılcım oluşur. Bu olaydan yıllar sonra Shane arama kurtarma ekibinin başı olarak uzaklarda çalışmaktadır. Yaptığı görevin zorluğu sonucu aile kavramını daha benimser ve ailesinin yanına kalıcı olarak dönmeye karar verir. Ama dönüşünün asıl sebebi unutamadığı Cat'tir. Kitabın ilk 50-60 sayfası beni içine pek çekmedi ama sonrası gayet tatlıydı. Yazar çift yaratma konusunda gayet başarılı. Siz de kendinize bir Shane isteyebilirsiniz. Yalnız Cat çoğu yerde beni sinir etti. Bence yazarın dediğinin aksine fazla sıkıcı biriydi. Yanlış anlaşılmasın sıkıcı olmak kişinin kendi özelliğidir ki ben de eğlenceli biri sayılmam. Ama yazar Cat'e hayat dolu falan deyince ben onda o canlılığı göremedim. Sırf annesi hayatında başka seçim yaptı diye onun gibi olmak istemiyormuş. Bu yüzden yalnız takılmalıymış, özgürlüğü her şeyden önce gelirmiş falan. İnanın bu kadar sıkıcı bir karakter okumadım. Ayrıca yazara göre Cat erkek konusunda seçici olsa da bana Cat çıktığı her erkekle yatmış izlenimi verdi bana. Aslında bu izlenimi bana daha ilk kitapta verdi yazar.
Baskı: Küllerinden Doğan (Cehennem Kulübü #3)
Uzun zamandır bir kitap için ne diyeceğimi bilemiyorum. Bir şekil toplamaya çalışacağım düşüncelerimi, eğer anlatamadığım bir yer varsa bana mesaj atıp sorabilirsiniz. Öncelikle kitabın çıkış süresini ele alayım. 2. ve 3. kitaplar arasındaki çıkış süresi 22 ayı bulmuş bir vaziyette. Başkası adına utanma durumunu bana bu kitap çok güzel yaşattı. Bir yayın evinin bir kitabı -hele de o kitap bir seriye aitse- canı istediği zaman çevirmesi kadar üzen hiçbir şey yoktur okuyucu için. Ki ben bundan önceki kitapta yorum olarak -Davetsiz Misafir- 4. kitap tahminimce 2 sene sonra çıkar demiş bir kişiyim. Ama neredeeee... Herhalde o 2 senelik bekleyiş şimdi başladı benim için. Gelelim 2. soruna. Hadi bir Anna Campbell veya Julia Quinn gibi yazarların kitaplarında bu affedilebilir. Çünkü bu yazarlar daha çok karakterler arasındaki aşka ve yaşadıklarına odaklanıyorlar. Ama bu kitapta bu gecikme ters tepiyor. Çünkü Gaelen, karakterler arası aşka önem verse de asıl odak noktası bunların çevresinde gelişen olaylardır. Bu olayın adıysa seride Tarikat-Özgürlük kurumlarıdır. Yazarın bu kurumlar hakkında anlatmış olduğu her detay çok önemlidir ve bir şekil sonraki kitapta bunlar karşımıza çıkıyor, ister bazı gizemleri çözülsün, ister yeni sorunlar ortaya çıksın. Tabi kitap 22 ay arayla çıkınca Tarikat ve Özgürlük hakkında bildiklerimin çoğunu unutmuş bir vaziyetteydim kitaba başlarken. Diğer bir sorunsa herkesin bir kitapta mutlaka şikayet ettiği çeviri sorunu. Yani sağ olsunlar her sayfada en az 1 cümle hatası gördüm. Ve ne demek istediğini hiç anlamadım cümlelerin. Ki bu durum kitabı 17 günde bitirmeme sebep oldu :D . Çünkü biliyorum ki bu facia devam edecek diğer sayfalarda ve okumaya teşvik etmedi beni. Yani zorlana zorlana bitirdim kitabı. Başlarken sıradan bir şeyler bekliyordum Jordan ve Mara hakkında ama kitap ikisi sonradan beni baya şaşırttı diyebilirim. Onun haricinde kitap bazı yerde durgun, bazı yerde çok hareketliydi. Durgun yerler daha çok Jordan-Mara arasındaki kırgınlıkların geçme süreciyle alakalıydı. Çeviri hatası olmasaydı belki kitaba 8 verebilirdim. Bundan sonra hiçbir şey anlatmayacağım kitap hakkında çünkü sizin de benim gibi kitabın içindeki sürprizleri görmenizi istiyorum. Sanırım yapabileceğim en uygun tanım "Şeytan Diyor ki" kitabının biraz daha hareketli versiyonu diyebilirim. Zira onda da çiftimiz arasındaki gelişmeleri sıkılarak okumuştum. Seriye başlamayanlara tavsiye: Bence en azından 4. kitap çıktıktan sonra seriye başlayın, çünkü Epsilon'a kalsa 10 yılda anca biter çevirileri. Neyse ki yazar seriyi bitirdi. Sıradaki ajanımız seriyi okuyanlar için en merakla beklenen kişi yani Drake. Bakalım, onun kitabından gerçekten iyi bir şeyler bekliyorum. Umarım macerası daha bol olan bir kitap okuruz.
Baskı: Yorgun Hayaller
Çok sevdiğim bir yazar olmamasına rağmen tuhaf bir şekilde kendini okutan biri. Kitap ilk 200 sayfa boyunca gayet güzeldi. İkili arasındaki arkadaşlık, yaşadıkları hoştu. Ne zaman ki beraber oldular Tristan çoğu yerde katlanılmaz bir adam olarak karşıma çıktı. Danika çoğu zaman sorumluluk sahibiydi ama Trşstian'la takılmaları sonucu kişiliğinde hafif bir değişim göründü ki hoş değildi. Çevirisi beni fazla rahatsız etmedi, belki çoğu yeri atlayarak okuduğum için olabilir.