
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Baba ve Piç
Karakterlerin derinliği, olayların ilmek ilmek işlenişi, kurgunun muazzam oluşu kitaba olan beğenimi arttırdı.. İyi ki okumuşum.
Baskı: Kadınlığın 21 Hikayesi
Seçilen hikayelerin derinliği yoktu. Beğenmedim.
Baskı: Tezer Özlü'den Leylâ Erbil'e Mektuplar
Burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi.
Baskı: Siyah Süt
Nedense İç sesler korusunu çok sevdim. Sylvia Plath'ın ölümünden çok etkilendim. Edebiyat dünyasına dair çok iyi bilgiler var bu kitapta bence.
Baskı: Başucumda Müzik
Beklediğim gibi bir roman değildi. Romanın en iyi tarafı akıcı bir üsluba sahip olması ve olayların sonunu güzelce bağlanması. Onun dışında tipik bir Anna Karanina özelliği taşıyordu bence roman.
Baskı: Korkuyu Beklerken
Beyaz Mantolu Adam ve Korkuyu Beklerken adlı öyküleri muhteşemdi!
Baskı: Bir Ses Böler Geceyi
Şu adam kitaplarına bir son yazmayı bir türlü beceremiyor ya. Bir kitabın sonu daha havada kaldı resmen. O kadar güzel bir hikaye niye böyle kötü bitti anlam veremiyorum doğrusu!
Baskı: Alaycı Kuş (Açlık Oyunları, #3)
İlk 2 kitabı kadar başarılı bulmadım. Olaylar çabucak yazılmış sanki. Sonunu pek beğenmedim açıkçası. Yazarın kalemini beğendim ama bu kitabında durağanlık fazla hakimdi sanki. Filmi iyi olur diye düşünüyorum.
Baskı: Kara Kitap
''Hiçbirimiz kendimiz değiliz.'' ve ''Kendim olmalıyım. Kendim olmalıyım. Kendim olmalıyım.'' cümleleriyle mest etti beni. Özellikle Cellat ve ağlayan yüz, öpüş gibi bölümler muhteşem ifade edilmiş. Betimlemeler de olağanüstüydü.
Baskı: Özgürlüğün Elli Tonu (Fifty Shades, #3)
Sonunda bitirebildim kitabı. O kadar çok seks sahnesi yazmış ki yazar, bir yerden sonra sürekli aynı şeyleri okuyormuş gibi hissettim. Ana tam anlamıyla kezbanların efendisiydi.
Baskı: Eski Bahçe - Eski Sevgi
Bunalıyorum. Burada akıl hastası olmaktan korkuyorum, dedi. Akıl hastası olmaktan korkmak, akıl hastası olmaktan daha güç bir durum. Çünkü korkular sürekli. Tedirginlikler sürekli. Alacakaranlık barın koyu görüntüler veren aynasından onun tedirginliği yansıyor.
Baskı: Beyaz Kale
Beklediğim gibi bir roman değildi. Tarihi unsurların olması kitaba uzun süreli molalar vermeme neden oldu. Orhan Pamuk'u severim ama bu kitabını Sessiz Ev kadar çok sevmedim.
Baskı: Harry Potter ve Sırlar Odası (Harry Potter, #2)
''Bizi biz yapan yeteneklerimiz değil, tercihlerimizdir Harry.''
Baskı: Bir De Baktım Yoksun
Ne çok iyi ne çok kötüydü. Son hikayesini çok sevdim sadece.
Baskı: Daha
Roman güzel bir başlangıç yaptı, ardından hafif bir duraksama yaşadı. Sonra hızlandı ve tekrar yavaşladı. Özellikle sahilde yaşadığı o korku dolu anları çok iyi anlatmış Gaza. Az romanıyla karşılaştırmak hata olur ama bence az kadar başarılı bir roman değildi. Az romanından aldığım tadı alamadım. Sonu çok sürprizli bitti. Hikayenin yönü çok çabuk değişiyor. Karakterin insanlara dokunamama fobisi çok iyi ifade edilmiş. Okunmalı mı? Kesinlikle evet.
Baskı: Aile Çay Bahçesi
Son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan biriydi. Yekta Kopan'ın üslubuna bayıldım. Müzeyyen karakterini çok sevdim. Filmi çekilse on numara olur.
Baskı: Ateşi Yakalamak (Açlık Oyunları #2)
Çok heyecanlıydı. Önceki kitaptaki gibi sürükleyici olması daha kolay okunmasını sağladı. Oyunlar başladıktan sonra gözümü kırpmadan okudum. Sonunu da güzel bağlamış yazar.
Baskı: Venüs
Kirpiklerimin gölgesi kitabından sonra bu kitap biraz sönük kalmış sanki. Çok fazla olay anlatmaya çalışmış karakter. Olayları oturtamamış bence. Kitabın sonunda çok üzüldüm karakterin başına gelenlere. Altı çizilesi şahane cümleler var.
Baskı: Soğuk Kahve
Gitmek - Kalmak - Özlemek üçgeninden kurtulamayan bir yazar daha. Yeni nesil Kahraman Tazeoğlu modeliyle karşı karşıyayız. Sürekli aynı şeyler hakkında yazı yazması bir süre sonra sıktı açıkçası. Yazdıkları iyi güzel hoş da hep bu üçgende sıkışıp kalmış. Yaratıcılık yok, baştan savma geldi bana cümleler. Eğer bu tarz bir kitap okumak istiyorsanız Ümit Yaşar Oğuzcan'ın yazdığı kitapları okuyun derim.
Baskı: Yolgeçen Hanı
Güzeldi ama fazla uzatılmış gibi hissettim okuduktan sonra. Çok fazla karakterler var. Hikayenin sonunu güzel bağlamış yazar. Ancak hikayenin genel yapısı pek sağlam gelmedi bana.
Baskı: Karanlığın Elli Tonu (Fifty Shades, #2)
Ben bu Anayı anlamıyorum ya. Madem Kırmızı odayı seviyorsun neden ''Sana istediklerini veremem Christian'' diyorsun be kadın! İçindeki tanrıçanın şekilden şekile girmesini nasıl sağlıyor anlamış değilim. Ana'nın o tutarsız davranışları beni sinir etti açıkçası. Bay Grey'in ulaşılmaz bir karakter gibi olmasını sevmiyorum. Bir erkek bu kadar mükemmel değil çünkü. Fazla ütopik yazmış James abla. Grey'in eski itaatkarın olduğu bölümler epey heyecanlıydı.