Aile Çay Bahçesi
Müzeyyen. Annesinin kuzusu. Babaannesinin biriciği. Babasının... Sa-hi ben babamın neyiydim? Bütün bu hikâyenin içinde benim rolüm neydi, diye düşündüm hep. Benim repliklerimi kim yazmıştı, mizansenlerimi kim belirlemişti? Sahneye hangi taraftan gireceğime, uslu kızı oynarken neler giyeceğime, içimdeki kötülüğü kusmaya başladığımda nelerden soyunacağıma kim karar vermişti? Okuduğum bütün kitaplarda beni bana anlatacak bir karakter arardım. Dinlediğim radyo oyunlarından, izlediğim filmlerden bir cümlecik çalmaya çalışırdım. Saatçi Nejat Bey ile ev hanımı Meral Hanım'ın kızı Müzeyyen'i bana anlatabilecek bir cümle. Yekta Kopan'ın yeni romanı Aile Çay Bahçesi'nin, çoğu kadının kendinden izler bulacağı unutulmaz bir kahramanı var: Müzeyyen... Aile yaşamının gizli şiddetine başkaldıran, kardeşinin doğumuyla kendi varlığının silinmeye başladığını hisseden bir kadın... Kopan'ın romanı, güçlü, okuru kıskaca alan bir anlatımla sarsıcı bir finale uzanıyor.
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
"Ağaç değil onun adı; zeytin, çınar, elma, kavak... Kuş değil onun adı; güvercin, serçe, karga, saka... İnsan değil bizim adımız; yalancı, katil, ikiyüzlü, rezil."
İnsanlarda ve kendimde nefret ettiğim şeyleri Yekta Kopan'dan duymak çok ilginçti, hem de yazarın Yekta Kopan olduğunu unutarak. Karakter tasvirleri ve tespitleri gerçekten çok çarpıcıydı. Anlatıcıyı konuştururken durduğu nokta ayrıca çok hoşuma gitti. Müzeyyen'de de Çiğdem'de de kurulan karakter, bunalımları, seçtiği kelimeler her şey çok doğal geldi ve geçti okurken.
okunması bünyelere iyi gelecek olan biraz karamsar kitap..
Yekta Kopan inanılmazdı karakterlerin duygu durumu falan muhteşemdi.
okudugum ilk yekta kopan kitabiydi ama kesinlikle son olmayacak :)
Müzeyyen, Çiğdem ,Özlem ...Her karakterde kendinizden bir parça bulabileceğiniz ender rastlanan güzel kitaplardan. Üslubu harikaydı; akıcı ,kolay ,insanı bunaltmayan türden. En çok Müzeyyen'i sevdim üzüldüm sevgisizliğine. Çiğdem'e nefret duyması , nefret duygusunun aşktan daha güçlü bir duygu olduğuna inanması sarstı beni. Kısacası güzeldi..
O tadına doyum olmaz bir şiirdi, ben taslak halinde bir roman... Bir solukta okunacak uzun hikaye...











