Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları: Su
Kitabın çoğu yerinde yazarın kendini tekrarladığını düşündüm. Konu olarak mükemmel, sıkmıyor, merak uyandırıyor, elinizden bırakasınız gelmiyor. Fakat anlatım ve duygular hep aynı.
Baskı: Şiirin Kızkardeşi Öykü
Karmakarışık hikayeler. İlginçti. Derleme gibi. Ama güzeldi. Neden olmasın?
Baskı: Sis ve Gece
Bu adam polisiye romanlarının ulaşabileceği güzel bir yerin sahibi. Okunmalı!
Baskı: Sevgili Kardeşim
Çoğu birbirinin aynısı diye düşünülen, farklı kutupların, aynı duyguların mektupları.
Baskı: Savaş Çağı Umut Çağı
Gençlik, hayaller, umutlar, özgürlük, bağımsızlık arzusu.. Her şey burada. O zamanları yaşasaydık, kendimizi bulabileceğimiz karakterlerin öyküsü. Belki de yazarı bizizdir?
Baskı: Muhtaç Olduğun Her Şey
Gereğinden fazla uzun, çevirisinden ötürü olduğunu düşündüğüm bir tıkanma söz konusu romanın akışında.
Baskı: Kar Kokusu
Rusya beyazlığına boğulmuş sürükleyici bir roman. Kovalamacanın peşine takılmadan edemiyorsunuz. İlgimi çeken konulara sahip olduğundan, tabirimle, su gibi akıp gitti.
Baskı: Elleri Sesinin Rengindeydi
Okurken biraz zorlasa da hikayeler güzel, anlamlı, betimlemeler çok yerinde.
Baskı: Bize Nasıl Kıydınız
Başları çok güzel, ama ilerledikçe kitabın sizi nereye çağırdığını anlıyorsunuz ve bir süreden sonra kitabın gidişatı çizgisinden çıkıyor.
Baskı: İstanbullular
Okuduğumda, "hep aşk romanları yazmalı BU..." demiştim. Kapılıp gidilesi bir Buket Uzuner romanı yine ve yine.
Baskı: İki Yeşil Susamuru: Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri
Sonunda nereden geldiğinizi şaşırıyorsunuz bir kere. "Hı?" diye kalıyorsunuz. Anlamıyorsunuz ve muhtemelen anlamayacaksınız da. Yine çok bizden, içimizden bir roman BU. Severek okudum. Yalnızca, Kumral Ada Mavi Tuna ile kıyaslanıyor bir kere..
Baskı: Bab-ı Esrar
Okuduğum ilk Ahmet Ümit romanı. Kendine ilk hayran bırakışıydı.
Baskı: Çılgın Üçlü
İlk başları heyecanlı ve meraklandırıcıydı. Sonraları ise oldukça sıkıcı.
Baskı: Şeytan, Melek ve Komünist
Nazım Hikmet'in hiç bilinmeyen yanlarını su yüzüne çıkaran bir kitap. Gerçekliğini hala kendi içimde soruşturduğum bir kitap!
Baskı: Mutluluk
Beklentileri karşılamayan bir sona sahip. Biraz sıkılarak, biraz kendini tekrarlatarak, biraz merak uyandırıp heyecanlandırarak ilerliyor. Günümüz sıkıntısının güzel bir ayrıntısı, Zülfü Livaneli'nin alışılmış kitaplarından değil. Hele ki Serenad ve Son Ada'dan sonra okuyorsanız, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.
Baskı: Kalbimin Kızıl Saçlı Bacısı Piraye
Hem, Nazım'ın aşkının büyüklüğüne şahitlik edilebilen, hem de o aşka öfkelendiren bir kitap. Nazım'ın Piraye'sine yazdığı mektuplardan ve kısaca yaşadıklarından bahsediliyor kitapta. Her ne kadar Nazım'ı çok sevsem de, beni O'nun gibi seven birinin olmamasından ötürü şanslı hissetmiyor değilim kendimi. Müthiş bir acı!
Baskı: Mai ve Siyah
Lisede sınav için okutulan sıkıcı bir eski dönem romanıydı sadece. Ta ki okuyana kadar.
Baskı: Rüzgâr Ne Diyor
Hafızamda, Luisito: Bir Sevgi Öyküsü gibi yer edinmedi bu kitabı yazarın.
Baskı: Boksör Böcek
Tarantino'nun çekmesini sabırsızlıkla beklediğim filminin eskizi bu kitap..
Baskı: Yolda
birbirinden farklı, birbirinden değerli 7 yol hikayesi, 7 hikaye kahramanı, 7 hayat ve 7 yol arkadaşı ile gidilen hiçbir yer; yine su gibi akıp giden bir BU kitabı! ayrıca yemek tariflerini de bir gün mutlaka deneyeceğim!