MarlaSngr
@MarlaSngr

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Kış Nefesi
10/1015.12.2017

Baskı: Kış Nefesi

Öyle çok, öyle çok sevdim ki😍 Hatta birazdan tekrar okumaya bile başlayabilirim 😍 Fazla söze gerek yok aslında. Rita Hunter benim en sevdiğim yazarlardan. Son kitabını da çok seveceğimi bilerek okudum. Ve aradığım o lezzeti tabii ki buldum. Carter ve Beatrice'i ilk olarak Güz Fırtınası'nda gördük. İkisi arasındaki çekim kendi kitaplarının mükemmel olacağının sinyalini zaten vermişti. Nitekim öyle de oldu. Beatrice okuyabileceğiniz en güçlü, en zeki kadınlardan. Onun tek zaafı büyük bir aşkla bağlı olduğu Carter... Duygularına karşılık vermeyen, abisinin arkadaşı Carter... Onu en çok koruyan, en çok sahiplenen, en fazla seven kişilerden biri olan Carter... Ama sevgisi Beatrice'in istediği şekilde değil. Ya da öyle değil sanıyoruz! Oysa Carter'ın içinde bir ateş yanıyor. Sadece artık alev alıp etrafa saçılması için tetikleyici bir güç lazım. O sanıyor ki Beatrice ondan başkasıyla olamaz. Dile getirmiyor ama içinde hep öyle bir düşünce var. Beatrice ona ait! Ama bir bakıyor, kız elden gidecek 😂 O zaman artık harekete geçiyor. Gerçi kız elden gidecek olmasa bile artık duyguları ile baş etmesi çok zor çünkü Beatrice sadece güzelliği ile değil kişiliğiyle de karşı koymakta zorlandığı bir kadın. Kıskançlık sahnelerini ne kadar sevdiğimi hep söylemişimdir😊 Carter kıskanç halleriyle benim gönlümde taht kurdu. Sevilecek pek çok özelliği var ama ben en çok onun kıskançlık sahnelerinde eğlendim 😂 Kitapta yok yok. Tutku, çekişmeler, laf dalaşları, komik sahneler... Her şeyiyle süperdi kitap. Karakterler çok derin, çok güçlü. Ben yorumda yeterince ifade edemiyorum bile ama okuyanlar ne demek istediğimi kolayca anlayacak. Ayrıca ❄️kar ❄️ ambiyansı da çok güzel. Kar mevsiminde geçen ama iç ısıtan bir hikaye... Bir de içinde önceki Rita kitaplarının karakterlerine de rastlıyoruz. Bu benim için büyük artı oldu tabii ki ☺️ Güldüğüm çok sahne oldu. Özellikle erkeklerin diyalogları, büyümüş de küçülmüş Chris'in halleri 😂😍 Zaten Rita çocuk karakterleri çok iyi yazıyor. Her anından keyif aldığım, günümü güzelleştiren 10 numara kitaptı 😍

Güz Fırtınası
10/1029.06.2016

Baskı: Güz Fırtınası

Bir Rita Hunter macerasını daha biraz hüzün, biraz tebessüm ve çokça memnuniyetle geri de bırakmış bulunuyorum. Hüzünlüyüm çünkü şimdi Rita'nın kalemine bir süre daha hasret kalacağız. Tebessüm zaten her güzel kitap okuduğumda yüzüme yerleşir ve memnunum. Çünkü her satırından, saniyesi, salisesinden keyif alarak okuduğum bir kitabı bitirdim. Ben bir historical roman hastasıyım ve beni bu türe müptela eden yazarlardan biri de Rita'dır. Aşk onun kalemiyle şekil alınca bambaşka güzel... 💗 Yazarımız bir de eğlenceli karakterler ve sahneler yazmasını çok iyi biliyor. Bu kitapta da bu sahnelerden bolca bulunmakta. :) Daha fazlası olsun, hatta tüm bu karakterlerin bir arada olduğu bir kitap daha yazılsın, hayır demem, koşar alır, okurum :) Tutku deseniz Rita'da olmazsa olmaz. O bazı romanlarda okuduğumuz gibi basit, aşktan uzak şekilde de anlatmaz. Duyguları katar içine. İyi de yapar. Yalnız ben yine girişi çok uzun tuttum. Güzel bir kitap okuyunca çenem düşüyor :) Konusuyla, kurgusuyla, karakterleriyle benim çok sevdiğim bir kitap oldu GÜZ FIRTINASI. Çok yüksek bir beklentiyle başladım, beklediğimin fazlasını aldım. Bir kere kitap resmen huzur veriyor. Öyle saçma sapan karakterler, entrikalar yok. Alexander mesela. 😍 Okuduğum en aklı başında, kendinden emin, olgun, sağlam karakterli adamlardan. Soyu yüzünden çok kötü biri olarak anılsa da onu biz çok iyi tanıdık. Yani adam git evlen hayatını yaşa türünden :) Ama nerdeee öylesi :) Yaşamış, görmüş ve olgunluğa erişmiş. Adam fazla karizma. :) Eski bir yüzbaşı olduğunu da not olarak düşeyim de siz hayal edin :) Kıskançlığı ayrı güzel, sahiplenişi, koruyuculuğu başka güzel... Jane, çatlak Jane, onun biraz rotasını şaşırtıyor ama öyle bir kadın lazımdı Alex'e. Hayatına renk katan, biraz çılgın, biraz deli, ama çok masum ve çok tatlı bir kız. ~ Kısacası arkadaşlar kitap bir efsane 💜

Daima Aşk Kazanır
10/1001.05.2016

Baskı: Daima Aşk Kazanır

Nisan ayını Asude'nin son model kitabı Daima Aşk Kazanır ile kapattım. :) Bahara yakışan, bahar gibi güzel, neşeli, huzur veren, mutlu eden, eğlendiren bir Asude kitabıydı yine. Yer yer hüzünlendirdiği de oldu elbette :( Her duyguyu, çoklu paket olarak alıyorsunuz yazarın kitaplarında zaten. Ama burada çok büyük, yani küçük, küçücük bir fark var diğer kitaplardan. O küçük fark var ya kitabı resmen zirveye taşımış. Tekin'i geçmiş kitaplardan beri merak ediyorduk. Dediğim dedik, sert, otoriter, asla evlenmem diyen Tekin Soyönder'in rüyalarının kadınıyla tanışınca nasıl değişeceğini hep merak ettik durduk. Bu kitapta sorularımıza cevap aldık. Başta nefret, sonra hafif kıvılcım ve sonra alevler 💖 Konudan çok fazla bahsetmek istemiyorum, çünkü sürprizlerle dolu bir kitap ve o sürprizi kaçırmak istemiyorum. Tadını kendiniz almalı, her satırında o güzel, şaşkınlık, heyecan veren duyguları yaşamalısınız.Tekin ve Rüya birbirinin kaderiydi. Tesadüfler, yanlış anlaşılmalar ve küçük mucizeler onları bir araya getirdi. Aaaa! Aylin ve Serdar'ı unutursam çok ayıp olur. Aylin'i unutmaya dünden hazırım da Serdar'ı asla :) İkinci aşkımız... Aşk, nefret, tutkuyla yanan ve yakan çiftçimiz. Okuması çok keyifliydi. Rüya'ın soy isminin Gören olduğunu da yazmadan gitmeyeceğim 😂😂😂 Rüya Gören'di Tekin'i gördü. Ağız tadıyla dalga geçilmiyor kızla. Çünkü o Rüya Soyönder oldu. 😭😂 Son bir şey 😂 Kapağa aşık olmuş olabilirim. Rüya'yı kesip, Tekin'i poster yapıp, odamın duvarına asasım var. İnsanı ergenlik yıllarına döndürecek bir adam koymuşlar, suç bende değil :)

Kara Melek
9/1019.01.2016

Baskı: Kara Melek

Kara Melek kitabını o kadar çok sevdim ki; birkaç cümle bile olsa yorum yapmadan geçmek istemedim. Mantıksız bulduğum yerlere rağmen heyecanı ve aşkı derinden hissettiğim, benim için nefes kesici bir romandı. İnsanların zevkleri ve fikirleri ne kadar büyük farklılıklar gösteriyor. Oysa çoğu yorum olumsuz olduğu için okumayacak ve bana çok keyifli vakitler geçirten bir kitaptan olacaktım. Bir, O Gecenin Ardından ya da belki Bay Mükemmel değil ama okuduğum Linda kitapları içerisinde üçüncü sırada.

Ben O Değilim
10/1008.01.2016

Baskı: Ben O Değilim

Mükemmel bir kitap, mükemmel bir aşk. Binlerce kes okusam bıkmam.

Baskı: Çılgın Düğün (Spikes & Spurs, #4)

Normalde Nemesis 'in kitapları tam sevdiğim tarzdadır ama bu sahiden çok kötüydü. Verdiğim puan yayınevi hatrına resmen.

Baskı: Ruhunu Aşka Teslim Et (Secrets #3)

"Tatlı ağzını açman ve yumuşak ellerinle bana dokunman yetiyor, ne istersen onu yapıyorum." Bence bu kitabı bu replik özetliyor, çünkü bu repliği çok karanlık, o kadar huysuz, dik kafalı, intikam dolu, teklikeli ve kimsenin kolay kolay hizaya getiremeyeceği bir adam söylüyor ki. Birinin dediklerini sırf gülüşü için yapması imkânsız. Ama işte Aşk.. Bu sözleri Phobe gibi bir kadınla tanıştıktan sonra aşktan kaçması imkânsız olan Andreas söylüyor. Okuduğum bu kitabın konusunu uzun uzun anlatmaya gerek duymuyorum çünkü arka kapak oldukça açık anlatıyor zaten. Benim için önemli olan kitabın hissettirdikleri. Hem erkek, hem kadın karakteriyle beni kendine hayran bırakması... Ustaca kurgusuyla beni heyecanlandırması... Uykusuz kalıp, okumak için heves içinde bırakması, kalbimi titretmesi... İntikam hırsıyla dolu, yaralı bir adamının, bir kadının tatlı mizacıyla, inadıyla, güzelliğiyle, zekası ve fedakarlığı ile büyülenmesi, onu kıskanması, belli etmemeye çalışsa da onun güvenliği için çabalaması... Diliyle hoşnutsuz sözler ederken, yüreğiyle onu mutlu etmeyi istemesi... Ne çok his uyandırmış bende yahu :) Ama bunlar benim konularım arkadaş. Benim tarzım... En sevdiğim konular hep içindeydi bu kitabın. Masum kız tehlikeli adam - sert erkek tatlı kadın - ilk görüşte kıza tutulduğu halde bir türlü kendine yediremeyen güçlü adam ve onu çok da güzel taktiklerle yola getiren zeki bir kadın... Hüzünlendiren, gülümseten sahneler.... Kitap benim için on numaraydı. Bir serinin üçüncü kitabı ve serinin en güzel kitabı. Bağımsız da okunabilir ama ben başlamadan önce ikinci kitap olan Bir Gece Yetmez'i yeniden okuduğum için memnunum. Aramızda kalsın ama ben D&R'dan kolay kolay kitap almam, ya internetten ya da biraz bekleyip sahhaflardan indirimli alırım ama bu kitabı D&R'dan aldım ve saydığım her kuruşa değdi. :) İyi ki almış ve bekletmeden okumuşum. Kitaplığımda bekleyen onca kitap varken önceliği Andreas ve Phobe aşkına vermişim. Yalnız okumak isteyenler varsa benden uyarması; pek çok kitaba göre daha yoğun, yazımı alıştıklarımız kadar akıcı değil, ama onlardan çok çok daha vurucu. Bence her aşk romanı seven okur, bu kitabı okumalı. :)

Beni Sev Diye
10/1024.08.2015

Baskı: Beni Sev Diye

Asude resmen Historical Roman okumayı sevelim diye 'Beni Sev Diye'yi yazmış. :) Ben zaten türün oldum olası hastasıyım. Ama karşınızda bu türü hiç okumamış olanları bile hayran edecek bir kitap var. :) Uzun süredir bu tarz kitapları okuyunca, neredeyse her iyi kitabı bitirmiş oluyorsunuz, en iyileri okuduktan sonra ise kolay kolay kitap beğenmiyorsunuz. En azından ben böyleyim ve Beni Sev Diye en iyilerin tadını verdi ve hatta benim en iyiler listemde yerini aldı. Bir kere Asude'nin kitapları içerisinde de en iyisi olmuş. Her kitabını severek alan okuyucusu, arkadaşı olarak bunu söylüyorum ki, Asude uçmuş :) Kitap bir kere büyük bir aşkı, enfes bir tutkuyu, gizemli, heyecanlı ve sırlarla dolu harika bir kurguyla anlatıyor. Kitap biraz kalın görünüyor... Ama şöyle bir şey var. Her bölüm her sayfa bambaşka olaylar oluyor. Sizi aynı konu etrafında döndürüp, sakız gibi uzatıp uzatıp, aynı replikleri karşınıza çıkarmıyor. Her dakika yeni bir heyecan dalgası yüklüyor ve çoğu zaman sizi 'vay be' dedirtecek sahnelerle karşılaştırıyor. Hatta kitap kalın nasıl okunacak diye düşünürken ne ara bitti, çok kısaydı derken buluyorsunuz kendinizi. Zaten kitapta iki çift var ve bir kitap içinde iki kitap okuyorsunuz. Bir de o cilt. O renk. O albeni. Kitaplığıma çok yakıştı Beni Sev Diye. Yazarın kalemi zaten çok iyi, benzetme konusunda Asude'nin üzerine tanımam! Burada da bu konudaki ustalığını yine konuşturmuş. Karakterler de erkekleri aşık olunası, kadınları hayran kalınası, arkadaş olmak isterdim bu kızlarla dedirtecek tarzda karakterler. Gerçi arkadaş olsam kıskanırdım. Bu itiraf da burada dursun. :) Çünkü kızların kendilerine aşık ettikleri iki adam da karizmasıyla, duruşuyla, kıskançlıklarıyla, başta fazla odun, sonra deli aşık halleriyle, fedakarlıklarıyla hayatımda keşke olsa dediğim kişiler. Evet, çıta yine, biraz daha yükseldi. Bradley ve Matt gibi adamları okumak bazen zarar :):) Nefretle başlayan ama nefretle son bulamayan iki çiftin destansı aşk hikâyesini herkese tavsiye ederim. :) Asude'nin kalemini bilenler de her zamankinden çok çok daha iyisiyle karşılaşacaklarından emin olsunlar. :)

Baskı: Yolum Aşka Düştü (Sancaktarlar Serisi #3)

Okumak için en doğru zamanı beklediğim bir kitaptı Yolum Aşka Düştü. Sindire sindire okuma fırsatını beklediğim için de şu an çok memnunum. Meral Kır'ın ilk iki kitabını okumuş ve her geçen gün kendini daha da geliştirdiğine şahit olmuş biri olarak beklentim tabii ki yüksekti. Ayrıca aynı zevki paylastığım arkadaşlarımın beğeni dolu yorumları da vardı. Ve her şeyden öte, Ahmet, benim serinin ilk kitabından beri deli gibi merak ettiğim adamdı. Çapkın, muzur, ukala halleri ve kardeşleriyle didişmeleriyle, onlara olan koruyucu , sevgi dolu halleriyle ve Sena ile olan ne olacağını merak ettiğim halleriyle hep ilgimi çekmişti. Dolayısıyla beklentimin yüksek olması çok doğaldı ve karşıladı mı beklentimi diye sorarsanız, ...Çok belli olmuyor mu karşıladığı :):) Heyecanla okudum, aşkı neredeyse her satırda hissettim. Yeri geldi gözlerim doldu, boğazımın düğümlendiğini hissettim. Adrenalin bende de tavan yaptı. Bittiğinde ise tebessüm ile kitabın kapağını kapattım. Kitap Sena ve Ahmet üzerine kurulu ama başroller onlar değil. Başroller tüm Sancaklar ailesi, damatları, torunları hatta çok az bir yerde geçen Sena'nın anne ve babası bile. Herkes, her şey etkiliyor bu kitapta insanı. Şimdi sıra Sancaktar biraderlerin titiz, disiplinli, kontrolcü Mehmet'inde. Son sayfalarda merak ettim kendisinin akıbeti nedir acaba? Bir de Serra var o da aynı merak konusu. Serinin devamını merakla bekliyorum.

Baskı: Baharı Beklerken (Destiny #5)

İlk defa bir Toni Blake kitabını sevdim. Hem de 10 puan verecek kadar çok. Şaşkınlık icerisindeyim icerisindeyim:) Tek bir anından bile sıkılmadığım harika kitaptı.

Baskı: Şeytan Tüyü (FBI/US Attorney, #1)

Son zamanlarda okuduğum en tatlı kitaplardandı Şeytan Tüyü :) Hem de ne şeytan tüyüymüş beni bir içine çekti pir çekti. Elime aldığım andan beri kopamadım Ajan Pallas ve Savcı Cameron'un hep itişmeli hem çekişmeli hikayesinden Hem düşman olamıyorlar hem dost. E bunlardan olsa olsa iki tutkulu aşık olurdu. :) Heyecanlı, çok tatlı, adamın kıskanç halleri ile ayrı bir sevimli olan süper kitaptı. Kesinlikle günümü güzelleştirdi.

Baskı: Tatlı Aşk (Bakery Sisters, #1)

Güncel bir aşk romanında böylesine masum bir kadın karaktere denk gelmek zor. Claire'i çok sevdim ve sayesinde kitabı da zevkle okudum.

Anlasana
7/1028.04.2015

Baskı: Anlasana

Beğenip beğenmeme konusunda çok arada kaldığım, değişik hisler uyandıran kitap bir kitaptı. Bazı şeylerin ucu çok açık kalmıştı. Ama adamın hayatı bende derin iz bıraktı. Şu an beni yorum yazmaya iten o şey, ilk defa bir romanda karakterin geçmişi, ailesi için bulunduğu fedakarlıkları, kadına duyduğu aşktan çok etkiledi.

Baskı: Skandal Aşıklar (The Penwich School for Virtuous Girls #2)

Son zamanlarda okuduğum en güzel kitap olmasına rağmen o berbat ötesi editasyon yüzünden ancak 6 puan eder. Arkadaş her sayfada mı onlarca hata olur. Bu kadar mı özensizlik olur. Pes! Konu, kurgu, karakter 10 numara. Yazık olmuş kitaba resmen

Baskı: Aşkı Seçtim (Sancaktarlar Serisi #2)

Kitabı okuyup listeme ekleyeli çok oldu hatta dün okumuşum gibi sahneleri hala aklımda çünkü çok beğendim<3 Vikitapa yorum yazmadığımı şimdi fark ettim ve geç olsun güç olmasın diyorum artık :) Heyecanlı, romantik, oldukça başarılı bir romandı Aşkı Seçtim. Her şeyden bir doz var, aşk, bazen gülümseten anlar, polisiye ile heyecanı tavan yaptıran sırlar, fedakarlıklar ve daha nicesi... Şimdi sırada Ahmet ve Sena aşkı var. Merakla bekleniyor :)

Baskı: Aşk Çok Yakında (Chicago Stars, #6)

Bu yazara aşığım. Kitaplarına, yarattığı en küçük bebekten en yaşlı dedeye kadar tüm karakterlerine, zekice repliklerine, aşkı, pişmanlığı, ayrılığı, öfkeyi yazışına... Aşığım işte ya :) Susan Elizabeth Philips yani, ötesi berisi, ilerisi gerisi yok :) Bir süredir nazara mı geldim nedir kitap okuyamıyordum. Yok yani alıyordum elime ama bir sayfadan ileri gidemiyordum. Düşünün ; delicesine beklediğim bu kitabı bile gecikmeli okumaya başladım ama benim hastalığıma ilaç oldu bu Aşk Çok Yakında. Şimdi yeniden, kitap okuma aşkıyla yanıp tutuşuyorum. Kitabı bitirdiğimden beri kalbimde çarpıntılar var, midemde kelebekler, tırtıllar, kuşlar, böcekler hatta fil ordusu falan uçuşuyor :) Öyle etkiledi beni, öylesine bağladı. Susan Elizabeth okurları bilir zaten, bu yazar zıt kutuplar birbirini çekeri kanıtlamayı kendine görev edinmiş gibi gibi resmen :) Yine zıt karakterler... Başarının zirvesinde işkolik bir adam, başarısızlıklarla sınanan ve artık başarılı olup kendini ispat etmek için çırpınan bir kadın. Çocukluğunu sefaletle yaşamış bir adam, adamın hayal ettiği çocukluğuna sahip bir kadın. Her ne kadar haklı sebeplerle memnun olmasa da. Kadınların pernave gibi etrafında döndüğü karizma, yakışıklılığıyla efsane bir adam. Aradığı kadında haliyle kendiyle eş düzey... Sıradan bir yaşantısı, boyu posu, kendi halinde havası olan bir kadın. Erkeklerse hayatında hayal kırıklıkları yaratmış hep. Kadın başarılı olmak için didinen bir çöpçatan, adam ise çöpçatanlara kök sokturten kimseyi beğenmeyen bir... bir..... hımmm sanırım Heath için kelimelerim yetmiyor. Arkadaşlar, yorum yazmak istediğimden çok daha uzun oldu. Oysa sadece bu kitap bir efsane, beklediğimin de üstünde demek için gelmiştim ama kaptırdım kendimi. Tıpkı dün gece bitirdikten sonra yeniden başa sarıp okumak için kendimi kaptırdığım gibi. Neyse ki mantığım ağır bastı bırakıp uyudum o ayrı :) İlk başları bile çok güzel olsa da beni böylesine duygulara sevk eden kitabın sonlarıydı. Aşkını anlayan bir adamın, aşkın peşinde koşan halleri, o değişimi. Mükemmeldi yani... Ne diyebilirim ki...

Baskı: Daha Sabaha Çok Var (The Hathaways, #4)

İlkten 7 puan vermeyi düşündüm ama Leo'nun muzipligi, zeki cevapları, fırlama halleri için bile 10 verilir bu kitaba :) Cat de oldukça iyi işlenmiş bir karakter. İkisinin askini okumak için çok bekledim ama ikisini de çok sevdim degdi beklemeye :)

Baskı: Yamuk Prenses (Yamuk Prenses, #1)

Hayatim boyunca okudugum en güzel ask. Kore ile ilgili tek bir şey okumamis, izlememis, dinlememis olan ben sonradan Kore hikaye ve dizilerine sardım. sude her tarz da , her her hikaye de çok basarili. Yerli de anlatsa yabanci da yazsa harika eserler ortaya koyuyor

Baskı: Küçük Bir Aşk Hikayesi

Kafa dağıtmak, hoşça vakit geçirmek için romantik kitap severlerin okuyabileceği çerezlik kitaplardan :)

Koru Beni
7/1008.12.2014

Baskı: Koru Beni

Judith McNaught çevrilmiş tüm eserlerini okuduğum, ne yazarsa da okuyacağım hayranlık duyduğum bir yazar. Uzun zaman sonra onun kaleminden bir kitap okumak heyecanlandırdı. Yeni kitabı bana bu türü okumayı sevdiren historical aşk romanlarından değildi ama olsun Judith bir kitap yazdıysa o kitap okunur baş tacı yapılır anlayışı var bende. Koru Beni de şöyle bir sıkıntı var ama bence. Arka kapak eksik ve yanıltıcı. Sadece kadın karakter ve ölen kocasıyla ilgili gizemden, polisiye olaylardan bahsediyor. Oysaki kitap da geçmişten gelen gizemli, tehkeli ve aşık bir adamda var. Ki zaten bu kitap şu an benim kalbimi titreten bir etki bıraktıysa sebebi bu adam. Kitap bence iki kısımdan oluşuyor. Micheal Valente'nın neredeyse hiç olmadığı sabır sınavı verdiren ilk 250 sayfa ve Micheal Valente'nin kitabı alıp götürdüğü, beni hayran bırakan son 283 sayfa. Konu, kurgu güzeldi evet ama ben aşk okumak istediğim için ilk yarı çok sıktı. Polisiye sevenler memnun kalabilir belki ama ben ikinci yarıyı unutulmazlarım arasına alıyorum.Çünkü ikinci yarı hem polisiye hem aşk. Ayrıca diyorum ki; Judith erkekleri siz nasıl karizma adamlarsınız. Aşk haneme yeni bir isim hatta iki isim daha eklemiş olabilirim :) Biri Micheal biri de dedektif Mack. Yeni dedektif Sam ile, onun şefi, amiri Mack arasındaki aşk da harikaydı. Hattta bazı yerler esas çiftten de heyecan uyandırıcıydı. Kısacası seviyorum ben Judith okumayı :)

Pabucumun Ajanı -2
10/1007.12.2014

Baskı: Pabucumun Ajanı -2

Macera yandığı yerden devam ediyor, bizi de yakıp kül ediyor :) Pabucumun Ajanı 1 ve 2... Seri bence türünün en iyi örneği. Bazı romantik komediler güldürür, dram kitapları vardır ağlatır. Macera romanı okursun kan damarlarında heyecanla dolanır. Ama Pabucumun Ajanı okuyorsanız, tüm bu etkiler yalnızca bir kitapta toplanır. Sanki Asude bu seri de şunu demek istemiş:) Ben romantik komediyi öyle bir yazarım ki böyle bir aşkın hayallerini kurarsınız, araya öyle de güzel macera serpiştirir, yeri geldiğinde boğazınızı düğüm düğüm ederim ki hangi duyguyu yaşayacağınızı şaşırıp kalırsınız. O öyle demiyorsa bile ben iliklerime kadar bunu hissettim :) Kurumsal kasıntı, tam bir diktatör, fazla disiplinli, ultra karizmatik CEO Tuna ile onun tam aksi, pasaklı, tembel, inatçı, çılgın bir cadı Deniz'in aşkı ikinci kitapta tüm hızı ile devam edip fırtınalar kopartıyor. İlk kitapta didişme, çekişme ile bize harika anlar yaşatan çiftimiz şimdi daha da aşık ve tutkulu. İkinci kitap şu bakımdan da çok güzel, çünkü Tuna artık duygularıyla savaşamaz hale geliyor. Aşkı saçma bulan Uranüslümüz tüm direnmelerine rağmen aşka karşı savaşında yeniliyor. Belki de hayatının en başarılı yenilgisi. Ama işte kitapta sular durulmuyor çünkü ortada yalanlar var, katil olma isteği uyandıran bir eski sevgili var. Sonra işin içine giren aileler var. Bir yandan fena halde kahkaha, bir yandan da gözleri yaşartan hüzünlü anlar var. Kitapta var da var :) Ve bu kitapta hanımlar, Tuna'ya aşık olmak, henüz evli değilseniz böyle bir eşe sahip olmak için dua edip durmak garanti :) Bir de adam evet kasıntı, katı falan ama bazen de fena muzip :) Onu o haliyle okurken otuz iki dişim meydanda gezdiğim ise bir gerçek :) Kitap sadece Tuna ve Deniz aşkı ile yeterli kalmıyor. Birde kitabın tatlı, sempatik çifti Yasemin ve Mert var, ki itiraf ediyorum benim bazı yerlerde bu çifte olan hayranlığım daha ağır bastı. İlk kitabı okuyanlar bilir. Serseri bir çapkın olan zengin Mert Kutlar, kendini orta halli memur Murat olarak tanıtıp, yalanlarla pat diye Yasemin'in hayatına girdi. Sözde bu kız gönül eğlencesiydi ama bir baktı onun gönlünün efendisi oldu. Hızlıca, şiddetle, çaresizce bu kıza aşık oldu. Ama ya yalanlar ne olacak? Dürüst, onurlu hemşire Yasemin hiç mi gerçeklerin farkına varmayacak? Bu çiftçimiz de aşkı, atışmaları, hüzünlü anları, mutlulukları ile kalplerde taht kuracak. İki çiftin bir araya geldiği yerlerse inanılmaz güzel, sanki bünyeye yüksek dozda mutluluk verilmiş gibi hissettiyor. Hımmm şey bir de, bu kitapta Tekin var. Tekin pek tekin biri midir bilemem ama aşk hikayesinin merak edileceği kesin :) Bitmesini istemedim ama bir çırpıda da okuyup bitirdim Pabucumun Ajanını. Hani bazı kitaplar var ya, ölmeden önce mutlaka okumanız gereken kitaplar sınıfına girer. İşte bu kitap, daha doğrusu benim için tüm Asude kitapları o listede zirve. Tabii Allah uzun ömürler versin de daha çooook kitaplar okuyalım :) Listeyi genişletip duralım :)

Reklam Aşkı
8/1006.12.2014

Baskı: Reklam Aşkı

Reklam Aşkı duyurulduğu ilk andan beri konusuyla merakımı cezbeden bir kitap oldu. Her ne kadar kapağı çok renkli olsa da, ben takım elbise giden sert iş adamlarını seven biri olarak biraz kapaktan memnun kalmasam da kitabı okuyunca anladım ki Vincent zaten benim hayallerimdeki gibi bir adam. Kapak tamamen yanıltmaca :) Esmer, sürekli şık takım elbiseler giden yeşil gözlü bir karizma kendisi. Aksi, ters, geçmişte yaşadıkları yüzünden kimseye güvenmez bir tip. Tabii Lexi ile karşılaşınca işler değişiyor. Lexi bu adama daha lise de aşık olmuş, ama yıllar sonra patronu olarak karşısına çıkan bu adam lisede ki gülen, muzip o çocuk değil. Gülmek hele. Şimdi ona çok uzak. Ve bu adam lisedeki o masum sessiz kızı hatırlamıyor bile. Neyse:) Lafın özü bu ikili yeniden bir araya geliyor. Kızımız o kadar masum, iyi niyetli, güzel, özverili ve başarılı ki adamın ilgisini çekiyor. Adamın kabuklar kırılmaya başlıyor. Bu süreç ama Lexi için çok zor çünkü adam karmaşık. Herkesi hemen çözen Lexi, bu adamdan hep karmaşık sinyaller alıyor. Kitap bence çok güzeldi ama eksileri de var. Vincent karizma olsa da Lexi'ye çok haksızlıklar yaptı. Odun bir erkek olmak başka, onun yaptığı gibi adaletsiz olmak başka. Hele o sevgilisi olan pisliğin yüzünden Lexi'ye yaptıkları çok sinir bozucuydu. Ama kıskanclıkları tatlıydı, onu gizlice izlemesi ve bunu kendinin bile fark etmemesi ise hoş durumlardı. Kız biraz fazla mükemmel anlatılmıştı, gerçekte olmayacak kadar iyi biri. Kendini böyle görmese de kıza herkes hayran. Bu bence kitabın abartılı bir noktası ama yine de ben de Lexi'yi sevdiğim için pek üzerinde durmuyorum :) Çeviri çok iyiydi. Çevirmen iyi bir iş başarmış. Kitapta reklamcılık ile ilgili detaylar biraz fazla ama her çalışma, sunum anında Lexi ve Vincent arasındaki etkileşim hoşuma gittiği için bunu da görmezden geldim :) Kitabı başlama ve bitirme sürem benim için oldukca uzun sürdü, çünkü ilk başlarda Vincent pek görünmedi. Birinci gün 20 sayfa okudum bıraktım, bir kaç gün sonra zar zor 50 ye falan geldim. Ve ondan bir kaç gün sonra yeniden okumaya devam ettiğimde ise elimden bırakamadım ve uykuya direndim :) Kısacası severek okudum :)

Baskı: Hiçliğin Kıyısında (The Edge of Never #1)

Ayşe MrlSngr > Ephesus Yayınları Her ne kadar kitabın ismi Hiçliğin Kıyısında olsa da kitapta hiçlere yer yok. Bu kitapta aşk var, tutku var, dostluk, aile bağı, sevgi, iki insanın birbirine sığınması, zor anlarla birbirine destek olması var ve fena halde heyecan var. Bir de bir Andrew var, öyle bir adam ki o, hayran kalmamak mümkün değil,bambaşka. Düşünceli, nazik sempatik, anlayışlı, yakışıklı ve bu anlattıklarım gerçek hayatta bir insanda toplanması zor özellikler olsa da Andrew sanki gerçek hayatta yaşayan birisi gibi gerçekçi anlatılmış.Kızımızda oldukça tatlı ve çok hoş bir çift olmuşlar. Kitap kapak tasarımı, konusu ve alıntılarıyla her daim ilgimi çekmişti. Uzun süre çıkmasını bekledim. Elime alıp okunmaya başladığımda daha ilk satırlardan sardı beni ama buna rağmen karakterlerin 20 ve 25 yaşlarında olduğunu görünce bir ön yargım oluştu. Çünkü daha önce okuduğum gençlik romanları resmen iki ergenin aşkı adı altında yazılmış saçmalıklardı. Ama Hiçliğin Kıyısında işler böyle ilerlemedi. Ve kitap her satırıyla büyüleyip beni benden aldı. Evet bu karakterler genç, gençliğin ruhu, ateşi var ama bir de yetişkinlerin bile kaldıramayacakları yükleri ve yaraları var. Camyrn ve Andrew tesadüfen bir yolculukta karşılayıp bambaşka bir yolculuğa ilerlerken size gülümsemek, huzunlenmek, heyecanlanmak, hayran kalmak ve doğrusu biraz da ders almak kalıyor. Kitap hep güzel gitti, hep sürükledi ama bir final var ki nefesimi kesti. Kitap sadece o final için bile alıp okunacak bir kitap. Çok sevdim. Öyle ki, dün sabah başlayıp, akşama kadar başından kalkamadan okuyup bitirdim ve şu an yorumu yazarken bile aynı heyecanı duyuyor yeniden okumak istiyorum. Güzel bir kitap okumak isteyenler Hiçliğin Kıyısında'yı aklının bir köşesine yazsın

ÖncekiSayfa 1 / 4Sonraki