lorrysossue

144 takip ettiği ve 23 takip edeni var. 72 değerlendirme yapmış.

Son Aktiviteler

lorrysossue okuma durumunu güncelledi.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 6 gün
lorrysossue okumuş bitirmiş.
ROUSSEAU VE TOPLUM SÖZLEŞMESİ

Sosyolojinin kurucularından Durkheim, Aydınlanmacı modern siyaset felsefesinin kurucularından Rousseau'yu inceliyor. Durkheim hayatının sonlarında, belki Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı koşullara da tanık olmasının sonucundan modern Batılı toplumlarda eğitim vasıtasıyla yükseltilecek bilincin ne kadar önemli olduğunu fark etmişti. Ayrıca Rousseau'yu da sosyolojinin öncülerinden biri olarak görüyordu. Hakkında uzun bir makale kaleme almıştı. Ona göre Rousseau, doğa durumundaki doğal bir varlık olarak insanın ancak toplumun içerisinde beşeri bir varlığa dönüştüğünü çok önceden anlamış ve bize anlatmaya çalışmıştı. Bu dönüşümün teorisinin incelendiği çalışmayı Türkçede ilk kez okuru ile buluşturuyoruz.

Sosyolojinin kurucularından Durkheim, Aydınlanmacı modern siyaset felsefesinin kurucularından Rousseau'yu inceliyor. Durkheim hayatının sonlarında, belki Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı koşullara da tanık olmasının sonucundan modern Batı... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 hafta
lorrysossue bir değerlendirme yaptı.
Esir Şehrin İnsanları

10

..Oysa insan, kötü bir iş yapmak zorunda kalırsa, hiç değilse ruhuyla yorulur.

..Silahlar eskiydi. Cephane her zaman kıttı. Menzil örgütü, ulaştırma sıfır, bazen at arabalarında, çoğu, deve, eşek, kağnı kervanlarında götürülüp getirilen sandıklarda her şey noksandı, çürümüştü. Lazım olan yere lazım olduğu vakit yetişmiyordu. Yaralılar, bakımsızlıktan, kangrenden ölüyorlar, ruh bakımından güçsüz olanlar, daha Türkçesi tabansızlar hemen kaçıyorlardı. Buna rağmen, vallaha, hiçbirimiz, yenmek için elimizden geleni esirgemedik. Kaçanlar bile, tekrar kaçmak fırsatı buluncaya kadar aslanlar gibi döğüştüler Nitekim kaçamayacak kadar korkak olanlar, köye dönerken çekeceği sıkıntıyı göze alamayanlar da sıkıştıkları yerde, imkan var mı yok mu bakmadan aslanlar gibi vuruşurlar. "Zafer, savunuya muhtaç değildir." diye bir söz edilir. "Yenilgi de, tıpkı zafer gibi, savunuya gelmez!" diyenlerden çok özür ileri sürenleri üzer, şimdi burada, kaybedilmiş bir harbin savunuculuğunu yapmıyorum. Gerçek odur ki, okulların yüksek sınıflarından, köy odalarından kalıplarına kıyafetlerine bakar çocuk getirdiler. Bunlar, evet, sırasında, korkudan altlarına işemişlerdir, ama içlerinde korkunç bir cesaretle ölümü alaya alanlar, onunla bir köpek yavrusu imiş gibi şakalaşanlar çok vardı. Harp uzun sürdü. Bu memleketin eli silah utanlarından pek azı cepheyi görmemiştir. Yani, hepimiz "cephe" denilen kıyameti yakından tanıdık. Kan gövdeyi götürür mü? Gövdeyi değil kasabaları, temelinden sökülüp sürükledi. Biz, bıkıp usanıncaya kadar kan, yara, kahramanlık, korkaklık gördük. Bunları o kadar kanıksadık ki bu dünyada imreneceğimiz pek az kahramanlık, ayıplayacağımız pek az tabansızlık kalmıştır. Yalnız bir nesil değil, bu memleketin üç nesli bir çeşit filozof oldu. Bunun kârını da göreceğiz, zararını da.. Pardon... Gevezeliğim tuttu. Pek mutluyum da..

..Oysa insan, kötü bir iş yapmak zorunda kalırsa, hiç değilse ruhuyla yorulur.

..Silahlar eskiydi. Cephane her zaman kıttı. Menzil örgütü, ulaştırma sıfır, bazen at arabalarında, çoğu, deve, eşek, kağnı kervanlarında götürülüp getirilen sandıklar... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta
lorrysossue okuma durumunu güncelledi.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 ay
lorrysossue okumuş bitirmiş.
Seyahatname

Evliya Çelebinin seyahate olan ilgisi, çocukken babasından dinlediği öykülere, söylencelere dayınır. Bu çocukluk merakı, Evliya Çelebiyi İstanbulda başlayan ve dönemin Osmanlı Topraklarında çok geniş bir alanı içine alan bir seyahate çıkarır. Çelebinin gezdiği yerler üzerine yazdıklarını içeren Seyahatname, on yedinci yüzyılın Osmanlı toplumu üzerine önemli bir kaynak olarak değerlendirilir. Seyahatnamede Evliya Çelebi günlük konuşma dilini akıcı, sürükleyici bir üslupla, zaman zaman alaycılığa varan eğlenceli bir anlatımla kullanmıştır. Belli bir zaman aralığıyla sınırlamadığı anlatımında, geçmişle gelecek zaman, şimdiki zamanla geçmiş iç içedir. Anlattığı yere özgü sözcükler ve söyleyiş biçimlerinden, halk şiirlerinden, söylencelerden, masallardan, mânilerden örnekler vermiş; insanların inançlarını, birbirleriyle ilişkilerini, toplumsal yapılarını, sanat ve zanaat eserlerini bölgenin folklorik yapısını ele alarak aktarmıştır.Evliya Çelebi, (...) yaşamı süresince dokuz padişah, yetmiş vezir, pek çok vali ve beyle birlikte olmuş, eşkıyaların arasına düşmüş, değişik kültürlerle her sınıftan insanla zengin konaklarında, han odalarında, dağ başlarında, terkedilmiş kalelerde, liman şehirlerinde yaşamış, o insanların anlattıklarını dinlemiş, onları gözlemlemiş, gördüklerini ve dinlediklerini renkli, canlı, hem sade hem de sanatlı bir üslûpla kaleme almıştır.Doç. Dr. Cem Dilçin

Evliya Çelebinin seyahate olan ilgisi, çocukken babasından dinlediği öykülere, söylencelere dayınır. Bu çocukluk merakı, Evliya Çelebiyi İstanbulda başlayan ve dönemin Osmanlı Topraklarında çok geniş bir alanı içine alan bir seyahate çıkarır. Çelebin... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 ay
lorrysossue, Ülkü Ciner adlı üyeyi takibe aldı.
4 ay
Daha Fazla Göster

lorrysossue şu an ne okuyor?

Kendine Ait Bir Oda

%38
Sayfa 49.

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk

%28
Sayfa 120.

Kişisel Gelişim ve Pozitif Enerji

%39
Sayfa 100.

Kinyas ve Kayra

%11
Sayfa 64.

Favori Yazarları (8 yazar)

Favori yazarı yok.