Oblomov (düzenle)

(düzenle)

8.9

En Son Değerlendirmeler

0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

"Hayır, insan istediği gibi yaşayamaz, doğrudur. Yoksa insan en derin zekanın bile içinden çıkamayacağı bir çelişmeler karanlığına düşer. Bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin. İşte insan hayatta kendi isteğinin peşinden serbestçe giderse böyle olur. Bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz; bazı şeylerden gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz; hayat budur işte... Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma düşünce! Hayat hayattır, bir ödevdir, ödev dediğin de çetin bir iştir. O halde ödevimizi yapalım."

10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Harika ve sürükleyici bir kitap. Kesinlikle okumanız gereken bir kitap.

2 yıl, 2 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

“Bu kitapta önemli olan Oblomov değil Oblomovluktur.”
Benim açımdan Rus edebiyatı; yarattığı iz bırakan güçlü karakterleri nedeniyle her daim ilgi çekici olmuş ve olmaya devam edecektir. Hatta “Rus halkında bu lüks merakı, aşırı şatafat düşkünlüğü ve Batı hayranlığı var oldukça, edebiyatçılara tahlil yeteneği anlamında pek çok malzeme çıkacağından biz bu karakter zenginliğinden mahrum kalmayız” diye düşünürüm. Gerçi meşhur Rus edebiyatçıları ve şairleri içinde durum farklı değil. Görünen o ki 19. yüzyıl edebiyatçıları düellodan bkz. Puşkin, Lermantov gibi, 20. yüzyıldakiler de Mayakovski gibi ya intihardan ya da çalışma kamplarının ağır koşullarından ölmekteler. Tabi Dostoyevski’nin epilepsi, Tolstoy’un zatürre, Gogol’un ileri açlık, Çehov’un verem, Turgenyev’in kemik tümörü gibi az rastlanır nedenlerden ölmesi de benim açımdan hayli ilginç. Tabii bunların hiçbiri Orhan Veli’nin ölümü kadar trajik olmasa gerek…
Bilindiği gibi 19. yüzyıl Rus edebiyatının “Altın Çağı” olarak geçer. Bu dönem Gogol, Leskov, Turgenyev’in yanı sıra Oblomov’un yazarı Gonçarov’a da ev sahipliği yapar. Rus Edebiyatı denilince ne yazık ki Gonçarov ilk akla gelenlerden değildir. Oysaki Gonçarov; Dostoyevski ve Çehov’u etkileyen yazardır. Bunu sanırım edebiyat dünyasında yazdığı üç kitapla sınırlı kalmasına bağlayabiliriz.
Gonçarov; zengin bir tüccarın oğlu olarak Simbirsk’te dünyaya gelir. Filoloji eğitimi aldıktan sonra Maliye Bakanlığında 33 yıl memur olarak çalışır. Bu işin aslında yapmak istediği iş olmadığına karar verip edebiyat alanına geçmesindeki geçen süreyi biz okurlar için zaman kaybı olarak nitelendirilebiliriz. Belki de 33 yıl memuriyet, iyi bir gözlem yeteneğini de beraberinde getirmiş bize Oblomov’u kazandırmış da olabilir bilemeyiz. Bildiğim; yarattığı Oblomov karakterinin sadece bir kişi olmaktan çıkıp karakteristik bir özellik halini almış olması, yüzyıllardır süregelen klasisizm ve romantizmin tahtını sallayan realizm romanı olması, dönemin Rusya’sında bu kitabın okuma-yazma bilen herkes tarafından okunduğu ve hatta 1917 Ekim Devriminin önderi Lenin’i bile ürküttüğüdür.
Lenin bu Oblomovluk durumunu şu sözlerle eleştirmiştir, “Rusya üç devrim geçirdi, ama yine de Oblomovlar kaldı; çünkü Oblomovlar yalnız derebeyleri, köylüler, aydınlar arasında değil, işçiler komünistler arasında da vardır. Onu adam etmek daha çok zaman yıkamak, temizlemek, sarsmak ve dövmek gerekecektir."
Pekiyi neydi bu Oblomovluk?
Oblom; Rusçada köken olarak “enkaz”, Azerbaycan’da ise “tembel” demektir. Rabelais, uydurma hikayesi Gargantua'nın Pek Garip ve Korkunç Hikayesi’nde; "İliği bulmak için kemiği kırmak lazım. Anlatacağım bu hikâyede; bir sürü gülünçlükler, uydurmalar göreceksiniz belki ama eğer sadece gülüp geçerseniz, hikayedeki özü kaçırırsınız ona göre! Amma, eğer ki bir köpeğin özenle kemiği kırıp içindeki iliği yaladığı gibi yalayabilirseniz bu hikâyenin içindeki özü yakalayabilirsiniz” der. Ben de bu tespite istinaden Oblomov’un kelime ya da algıdaki bize dayatılan anlamı bir yana bırakıp anladığım Oblomovu ve Oblomovluğu anlatacağım.
Bence hayatın anlamsızlığını ve hiçliğini anladığı için, Hamlet’in varolmak ya da olmamak açmazına düşen kişiye Oblomov denir. Bu tanımı Oblomov karakterinin söylediği şu cümleye istinaden yapıyorum.
” Biliyor musun Andrey, benim asıl sorunum, içimde ne yakıcı ne de kurtarıcı bir ateşin yanmaması. Hayatımda hiçbir zaman başkalarınınki gibi gittikçe renklenen, parlak bir güne çevrilen bir sabah olmadı; benim hayatım sönük başladı. Tuhaf fakat böyle, kendi bilir bilmez sönmeye başladığımı hissettim”
Buradan yola çıkarak diyebilirim ki Oblomovluk; tembellikten de öte şuurlu bir atalet durumudur. Her şeyin farkında olma ve birkaç adım ötesini görme halidir. Olaylara fazlasıyla vakıf olup, üzerinde düşünüp hesapladığı halde hayata geçirmek için çaba sarf etmeme, dolayısıyla dış şartlar değişene ya da iyileşene kadar eylemsizliğin en iyi çözüm olduğu düşünme halidir. Sanırım bunu en iyi satrançtaki zugzwang (zug hamle, zwang mecburiyet) durumuyla açıklayabiliriz. Zunzwang; pas geçme hakkının olmadığı hamle yapma zorunluluğu yüzünden kaybedeceğini bilme durumudur. Alman Edebiyatı bu durumu kişinin umudunun olmaması olarak da tanımlar. Umudunu kaybeden insanın yapacağı en temel şeyse bilinçli bir vazgeçiştir. Önce sosyal çevreden, toplumdan ve en sonda kendinden vazgeçiş. Bizim edebiyatımızda Oğuz Atay’ın “Selim Işık”ı sanırım bu durumu en iyi açıklayan karakterdir. Selim Işık; daha önce Saatleri Ayarlama Enstitüsünde Tanpınar’ın anlatmaya çalıştığı Cumhuriyete geçiş döneminde Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalmış, kafası karışmış Türk aydınının temsilidir. Selim; kitapları hayatının merkezine koymuş, kitaplarla varlığını devam ettireceği inancına sahip olmasına rağmen yönünü bulamamış bir insandır. Hatta“kitaplar yüzünden çok acı çektiğini, sanki hepsinin kendisi için yazıldığını, bu kadar insanı birden canlandıramadığını” söyler. Çünkü toplum; onun kendini geliştirmesine ve gerçekleştirmesine ket vuracak bir sistem içindedir. Ve bu sistemde her zaman söylediğim gibi aşırı realist düşünce sonunda pesimistliğe götürür. Selim’e de olan budur. Dış dünyaya ve kendine yabancılaşmanın sonucunda topluma ayak uyduramaz ve toplum dayatması altında yaşamaktansa bilinçli bir “hayır”ı tercih eder yani intihar eder. Oblomov’da da buna benzer bir durum vardır. Oblomov, çocukluktan büyüme evresine kadar sistemli bir kişiliksizlik teması içinde varlığını devam ettirmiştir. Bunu kitabın “Oblomov’un Rüyası” bölümünde anlıyoruz. Oblomovka’da insanların hayata bakış açıları, yaşayışları “yarın bugüne, öbür gün de yarına benzemese derde düşecek” şekildeydi. Shakespeare’ın dediği gibi “önce hayaller ölür sonra insanlar”…
Oblomov’a göre, onun bu eylemsizlik hali, aşağıdaki serzenişlerine bakıldığında da kendisine tembel olduğunu düşündürmüyor.
“Toplum ! Senin beni bu adamların içine götürmen, onlardan iyice nefret etmem için herhalde. Hayat; amma da hayat ha.. Ne bulabilir insan orada ? Fikir meseleleri mi var ? Duygu meseleleri mi var ? Bu hayatın bir ekseni yok: derin, hayati hiç bir anlamı yok. Bütün bu salon adamları benden çok daha uyuşuk, benden çok daha ölü. Hayattaki gayeleri ne ? Benim gibi yatakta uzanmıyorlar, ama bütün gün sinekler gibi aşağı yukarı inip çıkıyorlar. ne çıkıyor bunlardan ? Bir odaya girersin, bakarsın herkes karşılıklı oturmuş, ciddi ciddi duruyor. Yaptıkları ne ? İskambil oynuyorlar.. Diyecek yok. Güzel bir hayat doğrusu! Yaşamak isteyen bir ruh için ne yaman bir örnek ! Ölü değil mi bu adamlar ? Oturdukları yerde uyumuyorlar mı ? Ben yatakta yatıyorum, kafamı valeler ve aslarla doldurmuyorum diye kabahatli mi oluyorum ?”
Bu satırlara bakınca doğrusu ben de; bu eylemsizlik durumunun, Oblomov’u tembel, uyuşuk biri değil Nietzce’den daha koyu bir nihilist yaptığını düşünüyorum. Oblomov’un bu tutumundaki haklılığını da eylemsizlik süreci içerisinde, Olga’ya aşık olmasıyla görüyoruz. Olga’nın aşkı onu ataletten kurtarır gibi olsa da, Oblomov; Olga’daki değişimler ve düşünceleri üzerine düşününce tekrar eylemsizliğe geçer. Ona göre; Olga ne istediğini bilmeyen bir genç kadındır. Oblomov yazdığı mektuplardan birinde Olga’ya “sen bana aşık değilsin, senin bana duyduğun, duygu aşka hazırlık aşamasıdır” demişti. Öyle de oldu. Çünkü hikayenin geri kalanında Olga, Oblomov’dan ayrılınca Oblomov’un en yakın arkadaşı Ştoltz ile evlenir.
Ştoltz; bu kitabın en önemli ikinci kahramanıdır. Çünkü; Ştoltz, Oblomov karakterleriyle birlikte bir skalanın iki farklı ucunu oluşturur. Eski-yeni, burjuvazi-aristokrasi, kapitalizm-feodalizm ve elbette Doğu-Batı… Ştoltz burjuvazi oluşuyla çalışkan, üretken, Avrupalı bir Almanken, felsefi zenginliği olmasına rağmen Oblomov, aristokrat bir ailenin tembel ve hazır yiyici oğludur. Ştoltz hikaye boyunca Oblomov’un etrafında ona yardım etmek için dost elini uzatır gibi görünse de; Oblomov’un kabuğuna çekilmesine izin vermesi ve Olga’yla evlenmesiyle bana Kipling'in “Doğu-Batı Baladı”nda gözler önüne serdiği şu gerçeği hatırlattı. “Doğu Doğu'dur Batı'da Batı ...Yani hiçbir zaman bir bütün olamayacaklar!
Benim bu kitapta belkide en çok önemsediğim ve üzerinde durduğum şey anti-kahraman vurgusu. Öyle ya ortalık “süperman”lerdan geçilmiyorken Lermantov’un yeter hep tatlı ile kandırıldığınız birazda gerçeklerle yüzleşin dediği kitabı; Zamanımızın Bir Kahramanı’ndaki “Peçorin” karakteri gibi Oblomov da bir anti-kahramandır. Eleştirmen Berna Moran’a göre de bu anti- kahramanlar toplumsal gerçekçi roman akımının olumlu kahraman yaratma temasında önemli rol oynayacaktır.
Kitabın en hüzünlü bölümü ise; İlya İlyeviç’in uşağı Zahar’ın, Ştoltz’a verdiği cevaptı. Sizce de Zahar bir Hathciko değil mi?
Ve elbette Oblomov’u aşka davet eden Norma Operasının büyülü parçası Casta Diva…Oblomov parçayı dinlediğinde; “parçalanan bir kadın kalbi; bu müzikte ne derin bir acı vardır; hiç kimse derdini bilmez... Yapayalnızdır... Sırrı omuzlarını çökertir... İçini aya döker..."demişti. Casta Diva’yı; aldatan, aldatılan ve kederinden ölen bir kadın olan Maria Callas’tan dinlediğinizde Oblomov’un ne kadar haklı olduğunu göreceksiniz.

2 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

oblomovluk

2 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Dil, anlatım, hikaye karakter olarak denilecek hiç birşeyin kalmadığı bir rus klasiği

2 yıl, 9 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
1 puan

Yarısının vasat aşk romanı olduğunu bilseydim böyle şok olmazdım.Okuması çok kolay,beş kuruş etmez,altını çizdiğim cümle yok,Mehmet Rauf’un Eylül’ü bundan çok daha iyiydi.
Zengin,çok tembel,evden çok az çıkan bir soylunun aşkı ve vasat hayatı.210. sayfada yataktan çıkıyor.300 sayfa aşk anlatıp 2 sayfada bitirmesi çok garipti.Eski, yeni rusya durumu önemsiz.
“Hayat hayattır,bir ödevdir,ödev dediğinde çetin bir iştir.O halde ödevimizi yapalım.”

2 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Klasikler nedense hiç okumadığım bir türdü.İsminden midir, çok eskileri anlatıyor diye midir bilmem, hep uzak durduğum roman türü olmuştur.
Ancak Oblomov,Dorian Gray'in portresi ve Martin Eden bu sabit fikrimi yenmemde bana yardımcı oldular.
Özellikle Oblomov ' u İletişimden okumanızı tavsiye ederim.

3 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Ya şimdi ya da hiçbir zaman.

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Oblomovluk bulaşıcı! Bu kitabı okurken tembelleşen tek ben değilimdir umarım :) keyifle okumama rağmen çok yavaş okudum, geç bitirdim.

İlya İlyiç, Olga'yı sevmeye başladığında "eyvah kitap çizgisinin dışına çıktı, mutlu sonla bitecek" derken yazar düşündüğümü yapmadı Oblomovluk sona ermedi. Olga'nın olduğu bölümdeki betimlemeler fazla uzatılmış olsa da kitap genel olarak sürükleyici ve etkileyici diyebilirim.

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Kavram literatürüme oblomovluk gibi eşsiz bir değer katmıştır.

4 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Oblomov'u okurken oblomov olmak. Yaşadığın ataletin üstesinden gelemediğine ve bir zaman sonra senin yaşam tarzına dönüştüğüne tanıklık.

4 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Rusları ve avrupayı cok iyi anlatan bir kitap.bir o kadar da eğlenceli

5 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Kitabın sayfaları ilerledikçe kendinizi biraz daha çok benzetiyorsunuz Oblomova. Belki de bize en çok benzeyen ama hiç de olmak istemiyeceğimiz karakterlerden bu. Bazen okurken siz bile sıkılıyorsunuz artık kalk be adam diyorsunuz içinizden ama işin eğlenceli olan kısmı da bu sanırım.Kitabı okudukça acaba değişicek mi fikri sayfaların akışına dahil oluyor.

5 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

tembelliğin ruhunu anlatıyor

5 yıl, 8 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Toplum uyuşmuşluğunu ve tembelliğini (sadece fiziksel değil) gözler önüne seren çarpıcı eser... http://benherneysemo.blogspot.com/2013/02/oblomov-goncarov-ksa-ksa-7.html

5 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Oblomovluk denilen bir hastalığı anlatır bu roman.Tedavisi yoktur bu hastalığın,ne kadar kaçarsan kaç,ne kadar çaba gösterirsen göster yine ilk oblomovluk krizinde kendini yatağında bulursun...

5 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Okuyanı oblomov yapan fantastik kitap

5 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Super!!!

5 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Kendi kendime şunu soruyorum : Ona ilerde bağlandığım zaman yanımda olması benim için zevk değilde bir zorunluluk olduğunda aşk yüreğime iyice yerleştiği zaman ne olacak ?Bu satırları göz yaşları içinde yazıyorum diye eklerdi başkası ! Ama ben size yalan söylemiyorum amacımın bir gösteriş olmasını istemiyorum çünkü dertleri pişmanlıkları artırmak neye yarar ? Bu çeşit yalanlarda sevgiyi daha çok kökleştirmek umudu saklıdır .Bense bu duyguyu sizde ve bende kökünden kazımak istiyorum. Zaten göz yaşları ya boş hayallere ya da bir kadını sözle baştan çıkarmak isteyenlere yaraşır . Aşk bir ruh kangreni o kadar çabuk ilerliyor ki Daha şimdiden ne haldeyim .Zamanı saatlerle dakikalarla güneşin doğup batmasıyla değil sizinle ölçüyorum. Onu gördüm,görmedim, göreceğim görmeyeceğim, gelecek gelmeyecek ...

5 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

bir insan ancak bu kadar anlatılabilir..

5 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

oblomovluk sizi de etkisi altına alıyor ve kitabı hemen bitirmenize izin vermiyor.sakin bir hal içerisinde okuyorsunuz.bitsin istiyorsunuz ama hemen bitiremiyorsunuz.

6 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Sevmiştim Oblomovu. Bu kitapla ilgili anım çok ilginçtir unutamam :)

6 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

neden bilmiyorum kitabı çok ağır okudum. üşencilik bulaşıcıymış :) ama tabi bu, kitabın kötü ya da sıkıcı olduğu anlamına gelmesin. bir hayli keyifliydi oblomov ve ştoltz rekabeti. tavsiye ederim

6 yıl, 1 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Oblomov'da yazar bir roman kahramanından değil de sanki içimizde yaşattığımız o elini uzatsa kavuşabileceği şeylere elini uzatmaktan çekinmeyen fakat bunu yaparken çok makul gerekçeleri olan insanı anlatıyor. Elimi uzatsam ne olacak ki? O herkesin peşinden koşturdukları benim olsa ne olacak?

Oblomovluk bir yaşam ve düşünüş biçimi, bir felsefedir.

6 yıl, 4 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Okuduğum klasik kitaplar içinde en iyilerinden biriydi.
Sayfa sayısının kalın olduğuna bakmayın bir oturuşta yaklaşık 60-70 sayfayı okuyorsunuz hiç sıkılmadan.
Ve çevrenizde de bulunan Oblomovları fark ediyorsunuz. :)

6 yıl, 5 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

"Yaşamaktan zevk almaya değil, hayata katlanmaya çalışıyordu." (567)

"Her şeye gösterdikleri ilgi, aslında ruhlarındaki boşluğu ve sevgi yoksunluklarını kapatan bir örtüdür."

6 yıl, 6 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Başlarda bende Oblomovluk var dedim ama kitap ilerlerdikçe Oblomov'un bu tipi sinirime dokundu, yok ben bu kadar Oblomov değilim.

6 yıl, 6 ay önce
2 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

BİTSİN ARTIK DEDİM.

6 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Tembel bir insan nasil da güzel anlatilmis. Okuyun derim.

6 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

mükemmel bir kitap, okunmadan ne kadar yorumlasak da yetersiz kalacak

6 yıl, 7 ay önce
geri 1 | 2