Godot'yu Beklerken (düzenle)

(düzenle)

8.4

En Son Değerlendirmeler

0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Bekliyoruz

2 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Kitap iki perdelik tiyatro tarzı yazılmış. Yazar çok iyi betimlemeler yapmış okurken izlemiş kadar oldum ve de çok eğlendim :)

3 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Tek kelime ile harikulade.

3 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

şu ana kadar okuduğum şeyler arasında hiçbir şeye benzemiyor, oldukça tuhaf doğrusu. fakat bana öyle geliyor ki, üzerinde saatlerce tartışılabilecek bir potansiyel taşıyor.

5 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bu kitap bana hediyeydi. İlk okuduğumda o kadar sıkıldım ki yarım bıraktım. Aradan 2 yıl geçtikten sonra tekrar elime aldım ve anladığım tek şey bu geçen süre zarfında beni bekleyini elimden kaçırdığımdı. Benim hayatımda ki yeri büyüktür Godot'nun :)

5 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Okuduğum bir köşe yazısında Godot'nun aslında God ve İdiot kelimelerinin birleşimi olduğunu,Vladimir'in God kısmını,Estragon'un ise eserdeki İdiot olduğu anlatılmıştı,bence oldukça mantıklı bir teori,
yani aslında Godot başından beri sahnedeydi!

5 yıl, 9 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
2 puan

okumak sıkıcıydı bide izlemek lazım

5 yıl, 11 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

godot kim mi? sakın ha google'da godot kim diye aratma, çok kızarım! godot bütün arzuların, arzuların besleyen umutların ve zaman geçtikçe umutsuzluğun. godot asla gelmeyecek ama yine de onu bekle. yaşamak godot'yu beklemektir. etrafındaki "köleler" ve o köle sahibi "acımasız insanlar" bunların birer anlamı var. godot'nun etrafında dolanacak bunlar. düşün onlar neler? oku ve düşün.

6 yıl, 1 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Ana karakterler birbirlerine kendi isimleriyle hitap etmezler. Bunların yerine takma isim olan Gogo ve Didi’yi kullanırlar. İsimlerinin bir önemi yoktur, çünkü kişiliklerinin bir önemi yoktur. Klasik tiyatro ve hikayelerde olduğu gibi, karakterlerin fikirlerini, zevklerini ve nelerden hoşlandıkları, kısacası onları diğer insanlardan ayıran özelliklerini bilmiyoruz. Beckett, iki oyun kişisinin “varoluş” serüvenini sergilerken onların benliğe sahip oldukları kanısına varmamızdan kaçınmıştır. Karakter ve olay örgüsü dışlanmıştır. Çünkü olay örgüsü zamanla gelişen olayların bir önem taşıdığını gösterir. “Karakter”in varlığı da “kimlik ve kişilik” özelliklerinin önemli olduğu duygusunu verir. Kısacası Beckett, “insanı özüne indirgeme” yoluna gitmiştir.

Bireyi toplumsal kimlikten, ‘bilinç’ ide ‘benlik’ten arındırma süreci ise bir anlamda “tüm insanlık”, bir anlamda “hiç kimse” özelliği taşıyan iki bilge aylaktır. Hem “herkes”i temsil edecek kadar güçlü, hem de “hiç kimse”yi temsil edecek kadar silik karakterlerdir. Hiçlik kavramı, üstünde düşünüldüğü, konuşulduğu zaman kendi kendini yok eder. Çünkü hiçliği konuştuğumuzda onu var ederiz. Oyundaki kişilerin sahne üstünde somut olarak görünmesiyle hiçlik ve varlık arasındaki ilişki ortaya çıkar.

Gogo ve Didi, sürekli ikilidirler. Bir aradayken tamamen zıt ,fakat birbirleri olmadan yapamazlar. Tek başlarına bir işe yaramayacaklarını bilirler, bu yüzden birbirlerinden ayrılmazlar. Bu yüzden , Bazı eleştirmenlere göre, bu iki karakter şu şekilde temsil olunmuştur:

Estragon (Gogo) à İd

Vladimir (Didi) à Süper ego

è Vladimir: Düşünsel ve duygusal yanı ağır basan, düşçü, umuda yönelik, insan onuruna değer veren bir yaratılıştır.

Vladimir’in düşünsel düzeydeki rahatsızlığı şapkasını durmadan çıkarıp içini yoklamasıyla belirlenir. Geçmişi anımsamaya çalışan “varoluş”unun bir özü olup olmadığını bulmaya çalışan Vladimir’dir. İncil’i okumuştur, ve incil’i iyi bildiğini kanıtlamak ister gibi, İncil’den hikayeler anlatır.

è Estragon: İnsanın güdüsel yanını yansıtır. Estragon geçmişi anımsamaz. İnsani değerlere kafa yormaz. Aklı ya midesinde ya ayaklarındadır. Her gece rüyalarında birileri tararından dövülür.

Estragon’un varlığının fiziksel konumuna indirgenmişliği, ayaklarını içinde bir türlü rahat ettiremediği çizmelerini durmadan giyip çıkarmasıyla belirlenir. Estagon fiziksel gereksinimleri dışında her şeyi hiçleyen bir tutum içindedir. Godot’yu beklemeye tutsak oluşunun nedeni de Vladimir’den ayrılamayışıdır.

(Estragon’un seçimi intar etmektir. Ancak Vladimir’in –..ya Godot gelir de bizi bulamazsa?.... sözleriyle intardan vazgeçer)

Bu ikilinin sürekli çatışma halinde olmaları, insanın iç dünyasında yaşadığı çatışmaları anlatır. Yani Beckett, insanı parçalara bölerek anlatmıştır. İçimizde yaşadığımız çatışmalar, sahnedeki iki somut insanın yaşadığı bir dış çatışmaya dönüşür.

è Pozzo: Sömüren egemen güçleri,

è Lucky: Düşünsel ve bedensel emeği simgeler.

Pozzo ve Lucky karakterleri çok abartılı anlatılmıştır. Pozzo, yaşadığı her eylemi törene dönüştüren bir sahip, Lucky ise ağır yükleri tek başına taşıyan bir uşaktır. Pozzo sürekli saate bakarak acelesi olduğunu belirtir, ancak nereye gideceğini, ne yapacağını, gideceği yerde ne bulacağını kesin bilemez.

Bu ikilinin Estragon ve Vladimir’le tek ortak noktası, fiziksel rahatsızlıkları olmasıdır. 1. bölümde Lucky’nin yeteneklerinin gösterilmesi istenir. “…Danset!” denir. Dans edemeyince düşünmesi istenir. Lucky’nin konuşması düşünme eylemini gösterir. Tiradı son derece bilgiççe sözcük gruplarının birbirine mantık sıralaması yapılmadan eklenmiş yan tümcelerden ve sözcük kümelerinden oluşur.

İkinci yarıda ise Pozzo, kör, Lucky ise dilsiz olmuştur. Dolayısıyla sahip-köle ilişkisi çöküştedir, ve ilk yarıdaki gibi katı ayrımdan uzaklaşır. Değişen zaman koşulları, toplumsal ve tarihsel süreçte yaşanan olayların özetidir. Pozzo kör olduğu için, lucky’ye muhtaçtır.

Beckett, bu dört yuncuyla insanı dörde bölmüştür. İnsan, tarihsel, toplumsal ve evrensel düzlemlerdeki çeşitli konumlarıyla bu dört karakterde şekillenir.

è Çocuk: Her perdenin sonunda, Godot’un gelemeyeceğini bildirmek için haberci olarak bir çocuk seçilmiştir. Çünkü çocuk , saftır , saflığıyla istenenleri aynen iletir.

Oyunda bazı göndermeler vardır, koyunlara bakan çocuğun Godot tarafından sevilmesi, keçilere bakan kardeşinin Godot tarafından dövülmesi, Habil ile Kabil hikayesini anımsatır.

6 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

açık, kısa, net samimi...

6 yıl, 3 ay önce
4 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
4 puan

Başından sonuna kadar saçmalıklar eseri. Bir şizofrenin konuşmaları ne kadar sevilirse ben de bu kitabı o kadar sevdim. Şizofrenleri dinlemek bile daha zevkli gerçi, haksızlık etmeyeyim.. Kendime işkence ediyormuşum gibi hissettiğim bir kitaptı. Fen lisesi mezunu adamım ben, sayısalcı rasyonel adamım. Bana ve benim gibi olan insanlara hiç hitap etmeyecek bir kitap.

6 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

"Aklımız uzun süredir dipsiz derinliklerin bitimsiz gecelerinde dolanıp durmuyor mu zaten?"

6 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Kusursuz.

7 yıl önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Zamanın döngüselliği ve hafıza ile ilişkisinin ifadesini bulduğu bir eser.. Modern çalışma tarzı ve Kapitalist düzenin de Godot'yu beklemekten farklı olmadığı söylenebilir..

7 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

ESTRAGON: Hah, tamam, hadi birbirimizin fikirlerini çürütelim.
VLADIMIR: İmkansız.
ESTRAGON: Öyle mi?
VLADIMIR: Artık düşünme tehlikesinden uzaktayız.
ESTRAGON: Neden yakınıp duruyoruz öyleyse.
VLADIMIR: Düşünmek en kötüsü değil.
ESTRAGON: Belki de değildir. Ama az şey mi?

7 yıl, 2 ay önce
geri ileri