Sırça Fanus (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

“Neşeli, hüzünlü, yalın, parlak ve doğal. En üstün niteliğiyse şaşırtıcı derecede dolaysız oluşu, tıpkı güpegündüz çekilmiş bir dizi fotoğraf gibi.” Time

Parlak bir üniversite öğrencisi olan Esther Greenwood, 1950’lerde yayın dünyasında acımasız bir rekabetin sürdüğü New York’a büyük hayallerle gelir ve önemli bir moda dergisinde iş bulur. Kapıldığı beklentilerle karşısına çıkan fırsatların yoğunluğu, masumluğunu yitiren genç kızın zamanla kaldıramayacağı bir boyuta ulaşır ve Esther kendini tam bir karabasanın içinde bulur. Kimlik arayışı peşinde ürkütücü bir yola giren duyarlı ve hevesli bir genç kadının üniversite yılları, erkeklerle ilişkileri, yaşadığı çöküş, intihar girişimleri ve gördüğü psikolojik tedaviler mizahi bakış açısı unutulmadan son derece içtenlikle işlenmiş.

Sylvia Plath’ın kendi yaşamından yola çıkarak kaleme aldığı ve ilk kez 1963 yılında, ölümünden bir ay önce, başka bir isim altında yayımlatmayı başarabildiği Sırça Fanus, o günün olduğu kadar bugünün insanının da metropol yaşamındaki yabancılaşmasını anlatan modern bir klasik haline gelmiştir. 20. Yüzyıl Amerikan edebiyatının melankolik prensesi Sylvia Plath’ın başyapıtının, ölümünün ve kitabın yayımlanışının 50. yılında, gözden geçirilmiş baskısını okurlarımıza sunuyoruz.

“Neşeli, hüzünlü, yalın, parlak ve doğal. En üstün niteliğiyse şaşırtıcı derecede dolaysız oluşu, tıpkı güpegündüz çekilmiş bir dizi fotoğraf gibi.” Time

Parlak bir üniversite öğrencisi olan Esther Greenwood, 1950’lerde yayın dünyasında acımasız bir rekabetin sürdüğü New York’a büyük hayallerle gelir ve önemli bir moda dergisinde iş bulur. Kapıldığı beklentilerle karşısına çıkan fırsatların yoğunluğu, masumluğunu yitiren genç kızın zamanla kaldıramayacağı bir boyuta ulaşır ve Esther kendini t... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

Ciltsiz , 251 sayfa

Kasım 2013 tarihinde , Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayınlandı


ISBN
978-605-4764-71-6
Dil
Türkiye Türkçesi

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Kitaba karakter eklenmemiş ...

İlgili Kitaplar

8.0 puan (137 kişi)
374 okumuş, 225 okumak istiyor, 10 okuyor

8.0 puan (96 kişi)
225 okumuş, 277 okumak istiyor, 5 okuyor

7.6 puan (93 kişi)
255 okumuş, 181 okumak istiyor, 8 okuyor

8.2 puan (323 kişi)
809 okumuş, 857 okumak istiyor, 17 okuyor

8.0 puan (344 kişi)
829 okumuş, 550 okumak istiyor, 16 okuyor

9.3 puan (81 kişi)
136 okumuş, 355 okumak istiyor, 22 okuyor

8.2 puan (268 kişi)
727 okumuş, 634 okumak istiyor, 32 okuyor

8.0 puan (339 kişi)
880 okumuş, 295 okumak istiyor, 9 okuyor

8.3 puan (275 kişi)
602 okumuş, 182 okumak istiyor, 10 okuyor

8.2 puan (289 kişi)
772 okumuş, 328 okumak istiyor, 21 okuyor

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

Burda insan yok
renklerimiz Kalb OzLEm Harika* seher28 bey_za asila gserap mihriban hacıoğlu dk05 yeşimmm kitapyiyici tumbilik damlaeser dancingdecember nu cak özo özz g_ece kirmizikurnaztilki Nihan shramanan shanehick werevolf Hypatia Jeliboni *hatice* thebookreader Rapsodik ekruya Lavin Gözde Apaydın
32 kişi
Aristokrat Aranel Beatnikyan sedeff dicle28 gamzenursongur
5 kişi
Burda insan yok

Değerlendirmeler

değerlendirme
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Tanımadan onu anlatmaya başlamıştım aslında. Sonradan ilerledi ve onun o kasvetli trajedisini onu tanımaksızın sahiplenmiştim. İsmini ilk gördüğümde not almış daha sonra hayatını incelemeye başlamış ve Sırça Fanus'u; şiir gibi akıp giden hayatını az buçuk kavramak için okumak istemiştim. İki sene geçti, baskısı tükenmiş kitabına ulaşmaya çalışalı, sahaf festivalleri, fuarlar işe yaramadı araya nadirkitap girdi ve Bursa'daki bir sahaftan getirttiğim sayfaları nemlenmiş kitabıyla tanışıklığımı ilerlettim.

Tanımadan önce sevmiştim
Kafamın içinde yarattım seni galiba

demek istiyorum Sylvia için, ozanların en zarifine hayranlığım (belki de platonik aşkım) sürüp giderken onu her defasında böyle anacağım. O kendi sırça fanusundaki boğuntu hücresinde solmuş çiçekleri toplarken elli yıl sonra aynı sırça fanusta görkemli bir kımıldanma arıyorum bende. O sırça fanus ki saya saya nefes aldırıyor insana ve süresi uzayıp duruyor tik takların.

Oto-biyografik roman diye anılıyor Sırça Fanus. Bu şekilde düşünüldüğünde anlamı derinleşiyor ve onun gençliğinin psikolojik gelgitlerine şahit oluyorsunuz. Ölüme adanmış yaşamı kitapta yine bir çift ölümü anarak başlıyor Sylvia. "Rosenberg'lerin" o idamıyla açılıyor sayfalar.
Esther ismiyle üniversite öğrencisi bir kızın gölgesine sığınan Sylvia ilk sayfalarda beni şaşırtırken (gerek edebi gerek kurgu açısından) daha sonra Esther'in geleceğe dair kararsız eylemleri, başarısızlıkla sonuçlanan planları, saatleri aşan uykusuzluk problemi ve hepsinin oluşturduğu karmaşık bir düğümle gerçekleşen bunalımıyla sayfalar elinize alışıyor. Esther psikolojik tedavi görmeye başladıkça amansızca gömülüyorsunuz sayfalara. O lanet psikologlara sövüyor, bu dünya da mutsuz olmanın 'delilik' adı altında tespit edilmesinin huzursuzluğunu yaşıyorsunuz. Esther'e uygulanan elektro şoklarla yüreğiniz sıkışıyor, tepesinde iyice daralan gökyüzüne yabancılaşmasına şahit olurken dört duvarla kaplı soğuk klinik odalarında sağlıklı bir akıl yaratma amacına şaşırıyorsunuz. Esther'in tanrıyla oynayabileceği tek kumar olan "intiharı" zorla elinden aldıklarını görürken tekrar tiksiniyorsunuz totaliter yaşamdan, kurumlardan, ailenin ve arkadaşların beklentilerinden. Hayır aslında, o kadar da intihara meyilli değil Esther, sadece yaşayacak kadar hayat dolu değil.

Kitap Esther'in sözde tekrar topluma kazandırılmasıyla (muğlakta bırakmış Sylvia) sonuçlanırken sefil aklımla Sylvia Plath'e odaklanıyorum. Wikipedia bilgileriyle yaşamına ışık tutmak istemiyorum ben, sadece onun hissettiklerini merak edip tekrar tekrar sayfaları incelediğimde onunla yaşamayı özlüyorum.

O kadar güzel anlatmış ki geçtiğimiz yıl yaşadığım uykusuz günlerime atıfta bulunurcasına; "Dünyadaki en güzel şey gölge olmalıydı. Gölgenin milyonlarca kımıldayan şekli ve çıkmaz sokakları..."

Ve yine gelecek planlarıma atıfta bulunurcasına sanki kaçamayacağım şeyi vurgulamış şurada da; "Çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, Paris'de bir sokak kahvesinde ya da Bangkok'da- hep aynı sırça fanusun altında kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım."

Şiirlerinin bir kısmını okudum, kitaplarını da edinmeye çalışacağım. Geçtiğimiz yıllarda hayatını anlatan bir Sylvia adlı filmi izledim; saçmalıktı.
Sonuç olarak tanımak isteyeceğim tek kadın;

Tanımadan önce sevmiştim
Kafamın içinde yarattım seni galiba

5 yıl, 9 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Sylvia'nın dünyasına ucundan da olsa göz atabilmek müthişti.

7 yıl, 6 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Kurguda bazı kopukluklar var gibi. Yine de güzel, akıcı bir roman.

5 yıl, 2 ay önce
2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Hayatımın kitabı... Sylvia'yı tanıdığım günden beri ruh ikizim diye anlattığım kadının kaleminden dökülen satırları okumak muazzamdı!

5 yıl, 10 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Yazarın kendi hayatını anlatmasının yanısıra, kitap yayınlandıktan 1 ay sonra ölmesi daha da çok insanın ilgisini çekiyor. Okurken insanın aklına devamlı gelen soru bu oluyor : Acaba neden kendini öldürdü ? Neden? Bu kadar başarılı bir insan , çocuğu ve eşi olmasına karşın nasıl buna cesaret edebildi ? bu ve buna dayanan sorularla okuduğum bir kitaptı. Her şey düşündüğümüz gibi olmak zorunda değil maalesef. Bazıları hayatın üstüne gider , bazılarına da artık fazla gelir her şey.

5 yıl, 9 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Gerçekten çok iyi bir kitaptı. Esther gibi düşündüm kitabı okurken. Hatta Esther oldum. Karamsarlığı, intihar düşünceleri, deliliği... Çok tanıdıktı. Benim içimde gizlenmiş asıl düşüncelerimi yansıtmıştı. Ya da açığa çıkan düşüncelerimi doğrular nitelikteydi.
Kitabı okurken en güzel şey de Sylvia'yı da görmemiz. Yaşanılan olayların hepsini belki de Sylvia yaşamamıştır ama düşünceleri kesinlikle başka olaylarda yaşanmıştır.
Esther olmak istedim. Herkes okuduğu kitapta mutlu sonla biten ya da rahat bir yaşam süren karakter olmak isterken ben Esther olmak istedim. Delilerle iç içe yaşamak, doktorları kandırmak istedim. Bunu ciddi olarak düşünüyorum da.
Sylvia kesinlikle benim favori yazarım.

5 yıl, 4 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

kitap sade ve hoştu. Ancak kesinlikle bu şekilde bitmemeliydi. Devamı nerede, sayfalar eksik mi acaba diye düşündürüyor. Ama ne yazık ki öyle değil. Bunun dışında güzel bir psikolojik roman diyebiliriz.

7 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

http://oklapkutuphanesi.blogspot.de/2010/07/sylvia-plath-sirca-fanus.html

6 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

http://moonlightcat13.blogspot.com/2016/03/srca-fanus-sylvia-plath-eskiden.html

3 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Detaylar öyle güzel işlenmiş ki okurken romanı yaşıyormuş gibi hissettim. Çok kaliteliydi.

5 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

"Umut Işığım" adlı kitapta bahsi geçince okumak istemiş,baskısının tükendiğini öğrenince kütüphaneden alıp okumaya karar vermiştim.50,yılında yenilenmiş baskısı Kırmızı Kedi Yayınları'ndan çıktı.Kitap Dünyası sayesinde okuma fırsatı buldum.Yazarın yayınlanmış tek romanı oluşu,yayınlandıktan bir ay sonra intihar ederek yaşamına son verişi, kitabı ilgi çekici kılan ,okumaya sevk eden sebeplerden bazıları.Konusuna girmeyeceğim arka kapak yeterince aydınlatıcı.Çok sürükleyici bir roman .Sıkılmadan bir çırpıda okunuyor 250 sayfa. Mutlaka okunması gereken bir roman olduğunu düşünüyorum.Sylvia filmini de izlemeyi unutmayın.

5 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Amerikan edebiyatını seven biriyim.Kolay kolay kitap yarım bıraktığım olmaz.Ancak bu kitapta yarısına gelmeme rağmen aradığım tadı bulamadım.Bir erkek okuyucu olarak etkilendim diyemem.Sadece akıcı bir kitap diyebileceğim bir çalışma olmuş.

3 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Hayatımın anlamı Sylvia. Dünyadan bu kadar kolay kopmasaydı ne güzel şeyler yapacaktı.

5 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Sylvia Plath... Sanırım onu kelimelerle anlatmak yetmez. Keşke yaşasaydı da birkaç tane daha roman yazsaydı. Sırça Fanus'a gelirsek: Kitapta Sylvia içinde kopan fırtınaları anlatmak için o kadar güzel cümleler kurmuş ki anlatmam size: "Bir gün bir yerde -okulda,Avrupa'da,herhangi bir yerde- o boğucu çarpıtmalarıyla sırça fanusun yeniden üzerime inmeyeceğini nasıl bilebilirdim?" Zaten kitabı okuduktan sonra kitabın her cümlesinden böyle alıntılar yapılabileceğini anlayacaksınız. Muhteşem bir kitap ama dikkatli olmakta fayda var bu kitabı okuyan hangi arkadaşıma sorduysam bende dahil kitabın sonunda intihar etme isteği doğuyor insanın içinde daha doğrusu intihar etmenin nasıl olduğunu merak ediyorsun. Son olarak şunu söylemeliyim ki bana göre her gencin okuması gereken bir kitap.İyi okumalar!

4 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Yazarın en ünlü kitabı Sırça Fanus. Trajik hayat hikayesinden izler taşıyan, az biraz otobiyografik bir roman bu.
Çevirisi de bence iyiydi, gayet akıcı ve anlaşılırdı okuduğum hikaye.

Öncelikle söylemek istediğim şey şu, kitapları neden seviyoruz? Yani bir kitabı sevmemiz için, onu başkalarına tavsiye etmeye can atmamız için o kitapta ne olmalı? En basit açıklaması, okuduğun şeyde kendini bulmaktır. Tamamını olmasa da bir parçanı, yazarın hissedip o kağıda dökmüş olması ve uzuuuun yıllar sonra yazılanlar senin gözlerine ulaştığında,
"aman tanrım, işte bunu ben de yaşadım"
"kesinlikle aynı şeyi hissettim"
"ahh benim de başıma böyle bir şey gelmişti"
"yalnız değilmişim"
şu tarz cümleler kuruyorsan eğer, kitapla aranda bir bağ oluşur.

Ben Plath'in yazdıklarında kendimi buldum mu peki? Küçük, minik bir parçasında, evet. Aslında biraz beklentiyle okudum. Ve tabii ki her beklentinin sonunda elinize geçecek şey, olumsuz ve yetersiz bir şeydir. Hımmm, Sylvia da böyle bir cümle kurmuştu mesela kitapta. İçinde beklenti ve hayal kırıklığı geçen bir cümleydi.

Gerçekten zeki bir kadın, burslarla okuyor, üniversiteyi bu şekilde kazanıyor. Sonra yine kazandığı başka bir bursla New York'a gitme fırsatı elde ediyor. Bu onun için önemli bir deneyim olması gerekirken hayatının en karanlık dönemi bundan sonra başlıyor.

Yeni bir sayfa açacağım hayatımda.. diye bir düşünceye kapıldığınız oldu mu hiç? Benim oldu. Denedim de. Ama bir noktayı kaçırmışım. Nereye gidersem gideyim kendimi de benimle birlikte götürüyorum. İnsanın kendinden kurtulmasının yolu yoktur. Yazar da işte bundan bahsediyor. Kendi sırça fanusumun içinde, o ekşi kokan yerde benden başka kimse yok ve nereye gidersem gideyim hep o fanusun içinde olacağım diyor.

Güzel bir kitap. Özel bir kitap. Ben daha vurucu bir şey bekliyordum evet.. beklenti işte.
Okunmaya değer. Tavsiye ederim.

Eklemek istediğim bir şey daha var. Elif Şafak sevmem, ama okudum tabii. Araf kitabında, bu kitaptakine benzer bir sahne vardı. Araf'taki baş karakter türk bir adamla tanışıyor. Tüm intihar girişimleri, çarpık duygusal ilişkileri sonucunda bir türk erkeğiyle tanışıyor. Ve İstanbul'a adamın ailesiyle tanışmaya geldikleri sırada boğaz trafiğinde arabadan inip boğazdan serin Marmara denizine atlayarak intihar ediyordu. Yani düşün amerikanyalarda ölme ölme sonra İstanbul'da amacına ulaş.. ne mubarek şehir bu İstanbul. Neyse kitaptaki Esther de, arabayla bir kliniğe götürülürken yine bir köprüden geçiyordu. Yanında oturan insanlara rağmen, kendini köprüden atmaya hazırlamıştı ama tabii başarılı olamadı.. malum orası İstanbul değildi .. Neyse laf kalabalığı kötü bi'şey bence.

4 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Melankolik intihar havası(kaç kez olduğunu sayamadım),şiirler,ölümler,ilişkiler,korkular,psikiyatrlar,bazı milyonda birler...Ve yazarın romanı yazımından 1 a sonra intiharı.Okuma da ne yap:))

4 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Sylvia'nın yarattığı melakolik havayı neredeyse elle tutulacak kadar hissedebiliyorsunuz bu kitapta.. kesinlikle okunması gereken bir eser.

4 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Pek erkeklere göre bir kitap değildi bence. Baş karakterin psikolojisi ve melankolik yapısı başarılı bi şekilde verilmiş olsa da, kadın dünyası üzerine yoğunlaşmış olması ve aşırı detaycılığı beni biraz sıktı. Velhasıl kadın okurların daha çok beğeneceğini düşünüyorum.

2 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Bu kitap için ne yazsam bilemedim. Yavaş ve sindirerek okuduğum bir yapıt oldu. Esther gibi ben de “Sırça Fanus”u zaman zaman tepemde hissederim. Bazen etrafınızda sizi anlayan kimse olmaz. Her şeyden vazgeçmek istersiniz ve bu durum, intihar etme isteğiyle tezahür eder. O “kaçınılmaz son”un akabinde neyle karşılaşacağımızın bilinmezliği ya da sevdiklerimize olan düşkünlüğümüz, belki de kaybettiğimizi sandığımız “umut” bizi durdurur.

Esther'le birlikte her hayal kırıklığında benim de yüreğim burkuldu. Hele hastanedeki günlerinden, etrafındaki onu bir türlü anlayamayan insanlardan, o berbat şok tedavilerinden onu kurtarmak istedim.
Şüphesiz beni daha da etkileyen, Esther'in yaşadıklarının, Plath'in gerçek hayatta başına gelenlerden esinlenilmiş olmasıydı. Bu çaresizliğin bir benzeri Plath'i felakete sürükledi.

Cümlelerimi, kitabı en iyi özetleyen alıntıyla bitireyim;

“Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır.”
Sırça Fanus/ Sayfa 244.

4 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Her şeyi birden ilk ve son kez yapıp kurtulmak istiyordum... Okuduğum en akıcı, en duru, en gösterişsiz, en içten kitapti.kendimi cogu zaman onun yerine koydum...

4 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
3 puan

Yazarın hayatının da romanla paralellik gösteriyor oluşu sanırım insanları oldukça etkilemiş. Açıkçası kitabın ilk 10 sayfasını okuduğumda "eğlenmelik" bir kitap olduğu hükmüne peşinen vardım. Derinliklerden uzak ilk gençlik dizileri tadında ilerledi. Gariptir ki kitabın ortasından sonuna doğru yazar sanki yazma işini ağır depresif bir arkadaşına devretmiş gibi bir hisse kapıldım. Yazarın, duygu geçişi için okuru yeteri kadar hazırlamadığını düşünüyorum. Satır aralarında feminist ifadeler olsa da zayıf kalmış. Yüzeysel, mesafeli, nedeni anlaşılmayan depresif Esther karakterini sevemedim.
Kitabı akıcı ancak dili ve derinliğini zayıf buldum.

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Olaylarin arasindaki kopuk gecisler odaklanmami ve metni butun olarak kavramami engelledi; bunun sebebi belki de kitabi yazarken yazarin icinde bulundugu ruh haliydi. Bu kapsamda degerlendirdigimde depresyon ve karamsarligi bana hissettirebildi.

1 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

böyle hiçbir yere varamazsın...

3 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

"Kendimi koşu yolu olmayan bir dünyada yaşayan bir yarış atı gibi hissediyordum."

1 yıl, 4 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski