Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
Sıcak ülkelerinden, Stockholmun kar altındaki caddelerine ve buz tutmuş göllerine savrulan siyasi mülteciler. Yaşamı paramparça olmuş Saminin, bir Kuzey hastanesinde önüne çıkan yaşlı bakan. Bir cinayet planı ve Saminin yaşamını etkileyen bir kedi. Çevresindekileri kendisine aşık eden Şilili bir genç kız; yakıcı öfke nöbetlerine kapılan güzel Clara. Bir uzay istasyonu kadar garip ve uzak buldukları iklimde kıvranan, acı çeken, kıskanan, cinsellikle avunmaya çalışan ve öç alma hayalleri kuran insanların romanı. Sami, Clara, Juan Perez, Rıza, Garcia, Adil ve Yorikonun hikâyesi, uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız bir derinlik ve elinizden bırakmayı olanaksız kılacak, soluk kesen bir kurguyla anlatılıyor.
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (225)anlatım tarzı farklı ve etkileyici. konu gerçekten etkileyici ve merak uyandirici. fakat bana yetersiz geldi ,konu akmadi bir turlu olaylar yasanmadi. kisacasi cok yordu okurken.
Toplumsal bir konuya harika bir üslupla değinmiş Zülfü Livaneli. Çekingen davrandığım yazarlardandı oysaki kalemi çok etkileyici imiş, hakkını yemişim. Kurgu çok iyiydi, El Yazmaları kısmı çok güzel düşünülmüş ve kitaba yerleştirilmiş. Böyle toplumsal konularda yazarın üzerine daha çok iş düşüyor aslında. Okuyucuya bir şeyleri sorgulatması, hatırlatması gerekiyor. Livaneli de başarılı bir şekilde yapmış bunu.
Türk Edebiyatı'nın incelikle yazılmış eserlerinden. Hem teknik hem de içerik olarak çok kuvvetli. 12 Mart sonrasının çalkantılı dönemini, siyasi mültecilik gibi çetrefilli bir konuyu son derece akıcı, sade ama bir o kadar da şiirsel bir dille ele alıyor. Stockholm'ün "güvenli" kasvetiyle hem umutsuzluk hem huzur veren atmosferi, adeta karakterlerden biri gibi önemli bir yer tutuyor. Ana konuyu merakla okuturken araya girilmiş hissi vermeden değinilen mültecilerin hayatlarındaki detaylar da çok ince düşünülmüş. Başkarakterin hayatındaki darbe sonrası gelişmelerin aktarımındaki yalın sertlik çok çarpıcı. Özellikle işkence sahneleri ile karakterin travmasının naifliğindeki tezat. Sami'nin kedi olmaya karar vermesi, insanların ot yiyen canlıları tüketmesi, intikam ve bağışlamanın bedelleri gibi çok isabetli ve isabet ettiği için iç acıtan tespitler var. Teknik olarak ise sık rastlanılmayan bir yöntem kullanılmış. Eseri başkarakterin ağzından okuduğumuz kitaplar vardır. Fakat bu kitapta başkarakter anlatmakla kalmıyor, anlattıklarını yazan yazarın bölümlerine ekleme yapıyor. Hatta bölümleri bir de kendisi yazıyor. Bu da okuyucuya kitabı hem içeriden hem dışarıdan değerlendirme şansı veriyor. Kitabın üzerine kurulduğu ikilem de bu sayede somutlaşıyor. "Kötülük etmeyi istememek başka, bilmemek başkadır." (Seneca)
İntikam mı bağışlamak mı ? ...Artık pek sokulmuyordu ona ama bir gün yaşlı adam bir kez daha Sami'nin odasına girdi. Yüzüne baktı, onu uzun uzun süzdü ve sonra avazı çıktığı kadar '' Orospu çocuğuuu!'' diye bağırdı. Sami şaşırdı bu söz üzerine. İsveçli hastalar paniğe kapıldılar. ''Orospu çocuğuuuu!'' diye bir kere daha tekrarladı adam ama bu kez daha anlaşılmaz olmuştu kelime. O sırada başı dönmüş olmalı ki duvara tutundu ve bir kez daha konuştu. Ama bu kez ne dediği anlaşılamadı artık. ''Ooooo'' gibi sesler çıkarıyordu.
Yazarın okuduğum 3. kitabı. Bugün, kitabı bitirmenin eziyeti içindeyim. Bitmeseydi keşke, dediğim bir kitap. Her yaştan insanların okuması gereken; 'bunu muhakkak tatmalısın' dedirten bir kitap. Kalemine sağlık üstad.. Sen bence sadece yaz..
Çok güzel bir kurgu, başarılı bir anlatım, tatmin edici bir son. Zevkle okudum.
İlk başlarda sıkıldım.Sonra beni baya sardı.Sonu beni çok şaşırttı
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm / Zülfü Livaneli Her şey değişiyor. Ne zalim, zalim kalıyor ne de masum masumiyetini koruyabiliyor. Hasret, vuslat, sıla; sürgün. İnsanın kendi ülkesini; doğup büyüdüğü, doymaya çalıştığı toprakları terk etmesi, buna mecbur bırakılması ne kadar acıdır. Bambaşka, yepyeni ama bir o kadar da yabancı ve yalnızlığın Everest’i bir yer. Nasıl alışılır, uyum sağlama süreci insandan neler götürür tahmin bile edemiyorum. Mülteci kelimesi nasıl da ağır gelir, canını nasıl acıtır acaba insanın; her gün yüzüne bakıp da seni yok sayan, yabancı ve hakir gören insanların dudağından çıkınca. Peki ya düşmanların? Ya yıllar sonra bir sürgün kentinde, hiç olmadık bir anda ve yerde, bir hastanede onlardan biri ile karşılaşırsan; hem de en aciz zamanında ve ölüme bir adım kala... Ve onun, bu dilini bilmediği yerdeki son günlerinde tek sığınağı, dayanağı, ne yaptığını hiç hatırlamadığı ama hayatını mahvettiği sensen derdini anlatmak için... Böyle bir tutsaklıkta düşman bile yakın olabilir mi? Yıllarca nefret ettiğin, intikam duyguları beslediğin, hayatını mahveden birine acıyabilir, ona yakınlık duyabilir, duygudaşlık kurabilir misin? Onu öldürmek isterken, affedebilir ya da ölümden kurtarabilir misin? Zülfü Livaneli, yazımı yıllar yıllar süren bu kitabında (1973'de yazmaya başlamış, 29 yıl sonra son halini almış) sürgün hayatındaki insanları ve onların psikolojilerini, eylemlerini ve birbirlerine sığınmalarını, birbirlerini vatanları yapmalarını anlatıyor. Kendi sürgün yıllarını da geçirmiş oldu Stockholm'de geçiyor hikâye. Ana dil ve anlaşabilmeyi de ele alan roman, aslında iki kişilik bir yazar kadrosuna ve anlatıma sahip. Roman içinde roman yazılmış. Bir yandan yazar romanını yazıp bitirmişken, bir yandan da hayatı anlatılan kahraman olaya dahil olup kendi hikayesini anlatmış kendi tümceleriyle bölüm bölüm. İşte bu noktada kurgu ile gerçek arasında gidip geliyor okuyucu. Gerçek hayatta yaşananları anlatma ile kitap yazma (edebiyat ve kurgu) arasındaki teknik ve anlatımsal farkları ayırt ediyor, hayatın kitaba yansıtılmasındaki değişiklikleri görüyor. Kitapta geçen yazarın dili, kahramana ve yaşananlara ne kadar mesafeliyse kahramanın dili o kadar günlük, yalın ve samimi. Yazarın dilindeki betimleme, abartı, hayali mekân ve olaylar yani okuyucunun kafasında canlandırma yapma olanağı veren imler kahramanın dilinde elbette yok. Saf, yalın gerçekler var. Ve son... Kitapta iki final var; elbette, biri kurgulanmış olan yazarın finali, diğeri de kahramanın gerçek finali. Siz hangisini baz almak, hangi sonla bitirmek isterseniz. Bu da bir nevi epik yapmış aslında olayı ama yarı epik; okuyucu düşünsün ve kendi karar versin istenirken bir yandan da iki seçenekli bir tercih sunulmuş önüne. Hangi sonu seçeceğiniz; yaşadıklarınız, tarafınız, karakteriniz ve yaşadıklarınızı nasıl bir süzgeçten geçirerek geride bıraktığınızla ilintili... Bir kapak altında aslında iki kitap var. Aynı hikâye fakat farklı anlatım ve gidişat… Yazarın ve kahramanın yazdığı bölümler arka arkaya basılmış zaten. Siz kitabı okurken, ister önce birini bitirip sonra diğerini okuyun, ister ikisini aynı anda; karar sizin. Ama mutlaka okuyun. Velhasıl okunası bir kitap olmuş “Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm”... Ellerine, yüreğine sağlık güzel insan, Zülfü Livaneli.
http://moonlightcat13.blogspot.com/2015/04/bir-kedi-bir-adam-bir-olum-zulfu.html
intikam duygusunun önüne bile geçiyor anadil..
Bayıldım. Kurgu oldukça değişik, el yazmaları kısmını merakla ve sabırsızlıkla okudum ve içimden keşke bütün kitapları kahramanların ağzından dinleyebilsek dedim, özellikle de tarih kitaplarımı.. Acaba padişahlar veya devlet adamları kendi haklarında yazılanları nasıl değerlendirirlerdi ;) yaptım ama hele bir sor niye yaptım misali ;)
livanelinin üslubunu ve bakış açısını beğeniyorum.diğer eserlerinden aşağı kalır yanı yok.
Her Livaneli kitabı gibi akıcı ve içtendi. Ödüllü olmasına şaşmamak gerek.
Zülfü Livaneli beni yine hayal kırıklığına uğratmıyor ve o güzel uslübuyla farklı bir konuyu ele alıyor bu kitapta. Yurtdışındaki siyasi suçluların yaşamını, o dönemlerde yaşanan ve aileleri yıkan acıları, işkenceleri vb kitapta çok dokunaklı ve gerçekçi anlatılmış. Herkese tavsiye ederim..
Kitap farklı bir tarzla yazılmış...okumaya değer
Okuması kolay kitaplardan. Mutlaka okunması gerektiği konusunda şüphelerim olsa da şans verilebilir.
Sadece son cümlesi için tüm kitap okunmaya değer...
Zülfü Livaneli müzik dalında da edebiyatta da asla hayal kırıklığına uğratmıyor.
Kaçakların hayatını merak ediyorsanız tam size göre bir kitap. Unutmayın herkesin bir nedeni vardır !
Hiç Zülfü Livaneli okumadıysanız bu kitapla başlayabilirsiniz. Gerisi gelir zaten..
Edebi değeri oldukça yüksek, büyük bir keyif alarak okuyacaksınız...
Okunması tavsiye edilebilecek kitaplardan.Yaşar Kemalin kitap hakkında belirttiği gibi"Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman.”
Beni çok çok çok etkileyen ve çok sevdiğim az kitaptan biri. Eğer hala okumadıysanız bence hemen bir tane edinin ve okuyun. Ben bayıldım. Soğuk ülkelerde geçen, insanın tüylerini ürperten bir macera!










