Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman. Balkan Savaşı döneminde başlayıp I. Dünya Savaşı'na uzanan bir öykü... Trabzon'dan ve Tebriz'den doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlaşan iki ırmak... Aslında çok ırmak... Tebriz'in en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra... Ateşin bakışlı ateşin duruşlu; ırmağını kendi bildiğince alev ateş akıtmayı seçen bir genç kız Azam. Adı ne aşk ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhan'ın ırmağına dolanan Batumlu kitapçı Sophia. Acıyla yoğrulan, yoğruldukça durulaşan, kendi varlıklarını sevdiklerinin varlığında eriten Büyükhanım ve Hacıbey... Ve hep kendi içine doğru akan, kendi ırmağını gencecik yaşta milleti için kurutan, Trabzon'un "kırık kafiyesi" İsmail, ah İsmail... İki büyük savaşın savurup yeniden şekillendirdiği hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farklı inançların aktığı ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroğlu'nun mürekkebi aşk olan kaleminde buluştu. "Nar Ağacı" hayal kadar zengin, roman kadar güzel, tarih kadar gerçek bir hikâye… İncelikle işlenmiş karakterleri, son derece zengin detayları ve dönemi anlatmadaki maharetiyle okuyanı çarpacak ve yıllarca unutulmayacak bir kitap...
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (447)Daha önce Yusuf ile Züleyha'sını okuduğum Nazan Bekiroğlu 'nun ikinci eseri olacak. Başlarda ağır ilerleyen ama sonrasinda su misali akan bir kitap. 🌿 Içerisinde aşkı, acıyı, vuslati, silayi, ozlemi,ayrılığı, savasi ve daha bircok unsuru barindiran hacimce dolu bir eser ortaya koymuş Bekiroğlu. Daha çok kahramanlarin ön plana çıkarıldığı degil de surecin on plana çıktığı bir eser. 🧐 Ailesinin kökenini bulmak adina araştırmaya giren anlaticinin solugu Tebriz'de,Batum'da,Tiflis'te, Trabzon'da bulmasıyla suregelen olaylar silsilesi.🌎 🏃♂️ Yer yer betimlemelerin cok fazla one çıktığı, okuyucuyu sikmaya başladığı anlar olsa da genel anlamda oldukca akici bir kitap. Surekli bir yerlerden bir yerlere sürüklenmek de ayri bir keyif oldu. 👌 Kimisi icin kitapta aşk ve aci, ayrilik kisimlari daha on plana cikarilabilir daha ilgi çekebilir ama benim özelimde ozellikle Balkan Savasi, Rus devrimi, 1.Dunya Savaşına giden yol, Osmanli donemi goc hareketleri, Iskan politiklari gibi tarihsel unsurlar tarihe ilgisi olan biri olarak oldukca dikkatimi cekti. Ozellikle Balkan savaşına gidip de hastaliktan donemeyen Ismail'in cizdigi Balkan Savasi Osmanlı Ordusu görünümü beni derinden etkiledi. Bunlar savasin aci ve ayni zamanda gercek yüzü. 😕 Bunlara bakarak da donemin panaromasi hakkinda fikir sahibi olunabilir elbette. Setterhan'in yani anlaticinin Azam ile olan aski,uğradığı kimine gore ihanet kimine gore normal bir durum ; Zehra ile kaderin onu bulusturmasi ve yeni bir aska yelken acmalari.. Kitabin genel itibariyle gezi yazisi tadında bolumler de mevcut. Dolu dolu bir kitap velhasil kelâm. Keyifli okumalar. 🌿🍃📖
Kitaba ilk başladığımda durgun gibi gelmişti ancak okudukça karakterlere bağlanıyor, kitap hiç bitmesin istiyorsunuz.
çok güzel azerbaycan bakü iran tiflis gibi pek çok yere gidip oraları gezmiş gibi oluyorsunuz kendi tabiriyle seyahatname gibi doğuyu biraz daha tanıyorsunuz
Ah bu nasil bir yolculuktur.....Nazan Bekiroglu" nun kalemi o kadar guclu ki, Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Baku-Istanbul hattinda beraber yasaniyor Balkan Savasi, evlerinden kacanlarla, yurtlarindan surulenlerle beraber yurunuyor o dag bayir, ask her dilde derinden yasaniyor ve Karadeniz"in o kokusu, o hircinligi oldugu gibi hissediliyor. Ben cok sey ogrendim okurken, mesela o muthis Tiflis, Acem halilarinin nasil dokundugunu ya da semaverde bir cayin nasil demlendigini....Ve gene ulkemde yasanan onemli bir tarih parcasini.... Bir roman soyle bitiyorsa, gerisini siz dusunun: "Hangi hikaye basladigi yerde bitmemis ki?"
Güzel bir hikaye ve oldukça akıcı hem de yer yer bilgilendirici bir kitaptı. Hüngür hüngür ağlattığı da olmuştu.
Tebrizli Setterhan ile Trabzon'lu Zehra'nın yolları nasıl kesişecek. Balkan Harbi, Trabzonun Rus işgali ve rus ihtilali ile kaderleri değişen milletlerin yanı sıra kaderi birbirine bağlana iki insan. Bu arada savaş yıllarındaki acılar, dayanılamayacak şeyleri gören gözler, yaşayan bedenler.
Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu'ndan okuduğum ilk romandı. Yazarın anlatım tarzını çok beğendim. Yazar eserinde Trabzon, Tebriz, Tiflis, Batum ve İstanbul arasında tarihi bir yolculuk yaptırıyor. O dönemin yaşam tarzını, savaşları, savrulan hayatları, aşkları kavuşmaları bir film tadında anlatıyor adeta. Ancak ben kitap da Setterhan İle Zehra'nın büyük aşkının anlatılacağını sanıyordum. Kitabı okurken hep ne zaman başlayacak bu aşk dedim kendi kendime. sadece kitabın sonunda yüzeysel anlattı.Burada biraz hayak kırıklığı yaşadım. Ama genel olarak kitap güzeldi. Okumanızı tavsiye ederim.
ne desem az ne desem eksik nazan bekiroğlu çok şanslı böyle bir kitabı yazabildiği için ve ben çok şanslıyım böyle bir kitabı okuyabildiğim için
Ne diyebilirim ki.. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım kesin.. Şiir gibi bir kitap, inanılmaz güzel bir hikaye.. Settarhan sen ne güzel adamsın..
Başlangıçta çok sıkıcı ve berbat bir kitaptı ama ortalara gelince o kadar güzelleşti ki kitabı elimden bırakamadığım için ertesi günki sınavım berbat geçti.
Sadece hikaye yönüyle de değil her yönden muhteşem ve farklı bir kitaptı Nar Ağacı... Hem tarihi yönden doyuruyor sizi hem de edebi bir dili var ancak bu öyle sizi korkutmasın çünkü kitap olay ağırlıklı ilerlediği için sayfalar akıp gidiyor elinizden, tabii bu yolculuk sırasında altını çizeceğiniz bir çok cümle olacak, nerede okursanız okuyun kaleminizi yanınızdan eksik etmeyin derim ben :) Yorumumun tamamı için bloguma beklerim. http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/2016/03/nar-agaci-nazan-bekiroglu.html
Çok beğendim çok güzeldi ama Setterhanla Zehranın hikayesi çok doyurucu değildi aç bıraktı. Keşke Daha uzun bahsedilseymiş
Nazan Bekiroğlu ile ilk tanıştığım kitap oldu Nar Ağacı.. Yorumlar ve baskı sayısı da etkilese de romanın gerçek karakterlerden ve yaşanmışlıklardan oluşan tarihi bir roman olması daha çok cezbetti beni. Kitabı okurken biraz zorlandım diyebilirim, çünkü ağır bir anlatımı olduğunu düşünüyorum.. Tabi ki yazarın üstün edebiyat bilgisi tartışılamaz ama belki de bana biraz okuması yorucu gelmiştir. İyi ki okudum diyeceğim kitaplar arasında yer aldığı kesin. Settarhan ve Zehra ne acılar, ne sıkıntılar atlatıp umulmadık bir şekilde birleşti yolları.. Yazarımız seyahatname şekline yazdığı romanında tıpkı gölge misali gezerken tarihler, yerler , mekanlar arasında okurlaını da peşinden gezdirdi adeta.. Büyükhanım'a hayran kaldım..Hasan ve Anuş' a çok üzüldüm, muhacırlık zamanlarını hiç böyle yakından okuyup dinlememiştim doğrusu...Kalemine yüreğine sağlık hocam..
İlk başlarda özenerek betimlemeleri uzata uzata anlatışını maalesef son bölümde bulamadım. Settarhan ve Zehra'nın buluşması solgun ve kısaca halledilmiş, sönük balon gibi sonu getirilmiş olduğundan dolayı beni hafiften hayal kırıklığına uğrattı. Ne yazık ki...
Tarihi, görünmez bir şekilde dolaşmak ister misiniz? Hele ki anneanne ve dedenizin ırmaklarının birleşimini görmek..! Haydi buyrun, açın ilk sayfayı ve gerçek bir roman okuyun..
Nazan Bekiroğlu Hanımefendiden muhteşem bir roman daha...Bir yazar nasıl olur da yüreğinizin ta içine işler?? Sadece aşk ve kavuşma öyküsü değil. Tarihten de çok şey öğreneceksiniz
okudum ama nasıl okudum... bu kitaba nasıl bu kadar yüksek puanlar verilmiş anlamıyorum.teknik açıdan zayıf bir kitap.yazar hakim bakış açısıyla yazmama konusunda diretmiş, fotoğrafların içine giriyor -üstelik bunu gözümüze soka soka yapıyor, okuyucuya hiç düşünme fırsatı vermeden- kitabı okumaya başlamadan önce konuyu Zehra ve Setterhan'ın aşkı sanırken okuyunca anladım ki yazar gezip gördüğü yerleri de bize anlatmak istemiş.anlatsın iyi hoş da betimlemeyi ve edebi ifadeleri bu kadar abartmasaymış keşke.ustalığını göstermek için mi yoksa kitabı 500 sayfaya tamamlamak için mi bunu yapmış bilemiyorum.kitabın sonuna kadar hadi artık kahramanlar tanışsın diye okudum.Zehra ve Setterhan'ın önceki aşk hikayeleri ile Setterhan'ın bir gün içinde Piruz'la kurduğu dostluk zorlama olmuş olmasa da olurmuş..yazar zerdüştlük hakkında bilgi vermeyi de başka bir kitaba bırakabilirmiş. sonuç olarak gereksiz uzatılmış olay örgüsü, sanatsal ifadeler ve betimlemelerle kitabı sıkıcı hale getirmiş...
Attı adımını Settarhan. Muhabbeti, vicdanı, insaniyeti, iyiliği, adını koyamadığı o bir tek kendisine ait şahsiyeti, bütün sülalesinden kopup da sadece kendisinden ibaret olan o yanı daha ağır gelmişti. Aramadı, peşlerine düşüp de bir köşede kıstırmadı o ikisini. Azam' ı saçlarından sürükleyerek ardı sıra çekmedi. En fazla nefret ettiği anda dahi onun inkar edemediği güzelliğinin karşısında öfkesini şehvetle bilemedi. Kendisine de ait olan geçmişe ihanet etmedi. Ama artık buralarda durulmazdı, şimdi ona bir hicret lazımdı. Mah-ı Muharremdi. Her yan Kerbela. Varsın olsun, Hüseyin olmak Yezid olmaktan yeğdi. Okunmaya değer bir kitap.
Bu kitap yüzünden metroda kaç defa ineceğim durağı kaçırdım:) Dalıp gidiveriyor insan... Nazan Bekiroğlu ile ilk tanışmam, iyi ki tanımışım, kalemine sağlık... Sonda Setterhan ve Zehra'ya doyamadan bitiverdi...
Nazan Bekiroğlu'nu tanımama vesile olan kitap. Başlarda biraz sıkıldım biraz okumaya ara verdim bu yüzden ama sonrasında dilindeki şiirsellikle, tarihle olay örgüsünü harmanlamasıyla beni kendine çekmeyi başardı :) Kitabı elimden bıraktığımda Settarhan'ın hayatını düşünmeden duramadım. Ah minel aşk...












