Yazıcı Bartleby (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

Kahramanımız, 19. yüzyıl New Yorkunda, Wall Streetteki bir hukuk bürosunda, evraklar ve kırtasiye işlerinden ibaret boğucu bir dünyanın ortasında, her cümlesini ve cevabını Türkçeye çevrilmesi biraz zor yapmamayı tercih ederim kipiyle tamamlayan sıradan bir kâtip: Bartleby. Ama kitabın yazılıp yayımlanışından bu yana, yani yüz küsur senedir, hayatın iç düzenini yerle bir eden, geniş ve şaşırtıcı bir özgürlük alanı açan bir eylem olarak yorumlanmış bu tavrıyla Bartleby, Kafkanın ve Beckettin dünyalarının habercisi ve öncüsü sayılıyor. Oraya herkesten önce varmış ilk kahraman, Melvillein meşhur kâtibi, hayranlarından Borgesin önsözüyle İletişim Dünya Klasiklerinde. Bartlebynin verdiği cevaba benzemeyen cevapta, karanlık, düzen bozucu, komik ve yüce bir ironi vardır.Jacques DerridaMelvillein Bartlebysi Kleist, Dostoyevski, Kafka ve Beckettin kitaplarıyla beraber itibarlı bir yeraltı edebiyatı geleneği oluşturur.Gilles Deleuze

******

Dünya yazınının başyapıtlarından, Herman Melvillein Katip Bartleby adlı uzun öyküsünü Yusuf Eradamın çevirisi ile birlikte yeniden yayımlıyoruz. Bu kitapta Melvillein unutulmaz yapıtını İngilizcesi ve Türkçesi ile karşılaştırma olanağını bulacaksınız.
Eradamın çevirisine yazdığı giriş niteliğindeki inceleme yazısını ve yabancılaşma yazını külliyatı içersinde ilkörneksel bir özelliğe sahip bu kült uzun öyküden ilhamla ve şair Emily Dickinson ile Bartleby arasında bir ilişki, bir iletişim olsaydı ne olurdu sorusundan yola çıkarak yazdığı Bartil Bey ile Emilanım başlıklı kurmaca mektubunu da öykünün daha keyifli okunabilmesi için tek kitapta bir araya getirdik.
İnsanlığın acıklı durumuna karşı Yapmamayı tercih ederim diyerek başkaldırabilen Bartlebynin sivil itaatsizlik öyküsü bu, onurlu bir varoluş için ölümü göze alan bir gencin öyküsü bu. Hepimizin içindeki uçuruma, hayalete ses veren ama hep susturduğumuz gencin öyküsü.

************

İşte tuhaf bir rastlantı daha: Bu benim ikinci kez Kâtip Bertleby çevirisi yayınlayışım. İlkini yıllar önce Dost Kitabevi Yayınları arasında çıkan ve Jorge Luis Borges\in hazırladığı Babil Kitaplığı dizisi vesilesiyle çevirttirmiştik: Yusuf Eradam\a. Önsözü de Borges\indi. Kaya Genç\in adını bilmezdim. Bir gün gökten bir roman düştü. Gökten değil tabi Yapı Kredi Yayınları\ndan çıktı. Gökle, bildiğiniz gibi, biz uğraşıyoruz Helikopter\de! Neyse, roman, geçen yılın en iyilerindendi. Sevgili dostum Cem Akaş\a göre, en iyisi. Yine neyse, ama zaman geçince Kaya Genç\le gazete çalışması hasebiyle tanıştık. Tanışınca da Bartleby\yi çevirdiğini söyledi. Gönderin, bir bakayım dedim. Gelen çeviri pek iyiydi. Ama önsöz yine Borges\inkiydi. Bu önsözle yayınlamamayı tercih ederim,dedim. Allahtan, o aralar askerlik denen cezayı çekmekte olan Genç yeni bir önsöz yazmayı tercih etti de, yeni bir bütünlüğe ulaştı Bartleby. Sakın ola Okumamayı tercih ederim demeyesiniz. Lütfen

************

Yirminci yüzyılın ikinci on yıllık dilimini kapsayan dönemde Franz Kafka fantastik türün tanınmış bir biçiminin öncüsü oldu; bu unutulmaz sayfalarda inanılmaz olan, olaylardan çok kahramanların davranışlarıdır. Davada başkahraman saygınlıktan yoksun bir mahkeme tarafından yargılanır, ölüme mahkûm edilir ancak en ufak bir tepki göstermez. Melville, yarım yüzyılı aşkın bir süre önce, yalnızca tüm mantık kurallarına aykırı hareket etmekle kalmayıp aynı zamanda çevresindekileri şaşkın suç ortakları olmak zorunda bırakan Bartlebynin tuhaf davasını işler, Bartleby, ustalığın ya da düşsel imgelemin uçarılığının ötesindedir; her şeyden önce evrenin gündelik ironilerinden biri olan gerçek faydasızlığı gösteren üzücü ve gerçek bir kitaptır.Jorge Luis Borges

******

Kahramanımız, 19. yüzyıl New Yorkunda, Wall Streetteki bir hukuk bürosunda, evraklar ve kırtasiye işlerinden ibaret boğucu bir dünyanın ortasında, her cümlesini ve cevabını Türkçeye çevrilmesi biraz zor yapmamayı tercih ederim kipiyle tamamlayan sıradan bir kâtip: Bartleby. Ama kitabın yazılıp yayımlanışından bu yana, yani yüz küsur senedir, hayatın iç düzenini yerle bir eden, geniş ve şaşırtıcı bir özgürlük alanı açan bir eylem olarak yorumlanmış bu tavrıyla Bartleby, Kafkanın ve Beckettin düny... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

Karton Cilt , 91 sayfa

2014 tarihinde , İletişim Yayıncılık tarafından yayınlandı


ISBN
9789750505935
Dil
Türkiye Türkçesi

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Kitaba karakter eklenmemiş ...

İlgili Kitaplar

8.3 puan (15 kişi)
33 okumuş, 37 okumak istiyor, 3 okuyor

7.8 puan (44 kişi)
130 okumuş, 71 okumak istiyor, 2 okuyor

7.9 puan (20 kişi)
44 okumuş, 57 okumak istiyor, 1 okuyor

8.1 puan (46 kişi)
113 okumuş, 147 okumak istiyor, 0 okuyor

7.6 puan (24 kişi)
57 okumuş, 39 okumak istiyor, 2 okuyor

7.9 puan (24 kişi)
49 okumuş, 38 okumak istiyor, 2 okuyor

9.1 puan (18 kişi)
29 okumuş, 58 okumak istiyor, 1 okuyor

8.6 puan (20 kişi)
52 okumuş, 55 okumak istiyor, 8 okuyor

8.4 puan (12 kişi)
23 okumuş, 45 okumak istiyor, 3 okuyor

8.3 puan (84 kişi)
183 okumuş, 42 okumak istiyor, 2 okuyor

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

Burda insan yok
sartre asyz you better disappear espieglesfem R.Selen frnz Cevat Bayhan ÖzgeNurdogan özelbil keyhusrev okuyoryaziyor Zedka Zelig enuzakada Siyam lilith11 izafi849 VusalDamn zelis tugcenur donnakişot yevsevklimkov IşılBulut HVenenosa kitap_75 Süha Bilge handgrenade nephentus Scary_Movie düşünemedi kevir kadirdurmus PulpFiction Derindeniz NastasyaFilippovna naletolası muannitsahtegi gizmo norgunk
98 kişi
beturg hsnglsn silentvoice erenkahveci çokdüşünür giizemss ufukdonmez zeyneb ehlimana HankR renklerimiz Samet Casco! pinar yeşil ekhobiaS tuna80 CombocuTR üyesiz sevginurkasku leslora kırlangıç yuvasındaki kadın gzddrk
22 kişi
Burda insan yok

Değerlendirmeler

değerlendirme
4 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Camus'un Yabancı'sının atasıdır. Muazzamdır, güzeldir...

5 yıl, 7 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

İlginç bir öykü. Sonuna kadar merakla okuduğumu söylemeliyim. Lakin benim birikimimin bu kitaba anlamaya yettiğini söyleyemeyeceğim. Girişte çevirmen Kaya Genç, öykünün çağrıştırdığı önemli meseleleri dile getirmiş: Efendi-köle; emreden-emredilen ilişkisi üzerinde durmuş. Kitabı okurken Gezi parkı eylemleri sırasındaki pasif direniş örnekleri aklıma geldi. kaya Genç'in gösterdiklerinin biri aklıma yer etti sadece: Bir gün biri kendisine verilen bir işi "yapmamayı tercih ediyorum" diyerek reddederse, o kişi o işi daha evvel mecbur olduğundan değil "tercih ettiği" için mi yapmış demektir. Hal böyle olunca o kişi hiçbir zaman kendisini bir efendi-köle ilişkisine yerleştirmemiş oluyor. Özgürlük, yapmayı ve yapmamayı tercih etmekte mi yatıyor?
Hasılı, onlarca soru akla gelebilir kitabı ve önsözü okuyunca. Tüm bu soruları çıkarınca geriye sürükleyici ve absürd bir öykü kalıyor ama.

3 yıl, 8 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Nereden başlayacağım, nasıl yazacağım bilmiyorum. Hayvan gibi kitap yapmışlar.

Şimdi öncelikle Kafka' nın Dönüşüm' üne gidiyoruz. Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyanıyordu, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buluyordu filan filan. En büyük kaygılarından biri işe gidememek oluyordu hatta. Sonrasında da ''acaba Samsa sistemin içerisinde bir böceğe mi dönüştü, bütün insanlar bir böcekti de Samsa, Kafka' nın bize bunu anlatmak için seçtiği bir kurban mıydı; yoksa Samsa sistemin dışına çıkmaya karar verdiği için mi toplum onu bir böcek olarak mı görmeye başladı'' gibi bir tartışmaya neden olmuştu.

İşte bu kitap Kafka' nın Dönüşüm' ünden çok daha önce yazılıyor. Hikaye kısmını bir kenara bırakalım, o oldu, bu geldi, bu gitti diye bakınca kitaba, ortalama bir kitap diye yorumlarsınız zaten kitabı. Bir adam var, garip bir adam, şu oluyor, bu oluyor filan filan... Biz şimdi özellikle şakirtlerin çok sevdiği o kelimeyi kullanarak dalalım kitaba; altta yatan ''mana'' Orada bir hikmet var arkadaşlar. Şaka lan şaka yok hikmet filan. Birazcık kitap okumayı bilen biriyseniz zaten az çok her şeyi görürsünüz, kitapta anlatılmak istenen meseleyi kavrarsınız. Geçen bir panele katıldım, noktaları birleştirelim mottosuyla düzenlenmişti. Şimdi biz de noktaları birleştireceğiz burada;

1. nokta: Mekan Wall Street. Basit bir google aramasıyla görebileceğiniz üzere paranın kalbi mekan.

2. nokta: Anlatıcı bir avukat. Paranın kalbinin olduğu yerde para kazanma amacıyla bir iş yeri 'işleten' ve görevi adaletin sağlanmasına yardımcı olmak olan bir adam.

3. nokta: Bartleby yapmamayı ''tercih eden'' bir adam.

4. nokta: Anlatıcı, yani avukatın son cümlesi; ah insanlık.

5. Yalnızlık teması. Bu tema kitapta hayvan gibi var hem de. Kitabı uzun uzun inceleyip yorumlayıp sistem eleştirisine odaklanıp da o sistemin yarattığı en önemli hastalığı es geçmek bana ilginç geliyor.

Avukat, yanına bir katip alıyor. Halihazırda zaten 3 kişinin işveren pozisyonunda bir avukat var ortada. Bu üç kişinin her birinin kendine özgü özellikleri var ancak (yalnızlık burada başlıyor bence daha hikayenin başında) bu özellikler sadece işverenin işi ile ilgili olarak ele alınıp değerlendiriliyor. Kitap boyunca aslında ne kadar sağ duyulu ve vicdanlı davrandığını sıklıkla göreceğimiz avukat bile senelerdir yanında çalışanların kişiliklerini, sadece iş yerine olan artı ve eksileri ile ele alıyor. Sisteme bakar mısın, düzene bakar mısın? Çarklar dönsün de nasıl dönerse dönsün. Mesele çarkın dönmesi ve kişilerin duyguları, karakterleri vs. çarkların dönüşünü sağlamak için kullanılıyor. Örneğin iki yardımcının birinin öğleden önce birinin öğleden sonra uyumsuz tavırlara bürünmesi iş yerindeki düzeni aksatmadığından sorun teşkil etmiyor. E ulan adamın iş yeri tabii ki oranın menfaatlerini düşünüp ona göre yorumlayacak diyenler için diyorum ki Bartleby' i hiç mi anlamadınız siz? Zaten sizin gibi düşünenlere düşüncelerini sorgulatmak için Bartleby' i o büroya sokuyor yazarımız. Bak buradan özel mülkiyetin gerekliliği sorgusuna kadar gider bu olay. Bartleby büroya geliyor, ilk başta oldukça da çalışkan bir adam izlenimi yaratıyor. Sonra hiçbir iş yapmamaya başlıyor. İş yapmıyor ama maddi manevi bir zararı yok. Yani belki en fazla bir masa kaplıyor hepsi o. Evinizin bodrumuna girip de oraya yavrulayan bir kedi size na kadar zarar veriyorsa Bartleby de en fazla o kadar zararlı çevresine. Ama o kediyi oradan atmak isteyen sayısız teyze dolu bu ülkede, bu dünyada. Yine de iş arkadaşlarının ve büro sahibinin Bartleby' iyi istememesi elbette anlaşılabilir bir durum yalnız büroya gelen diğer insanlara ne oluyor da onlar da sürekli avukatımızı sıkıştırıp o adamı neden barındırdığını sorguluyorlar? İşte orası tam bir Dönüşüm hikayesi ya da ''Boyalı Kuş'' metaforu sanki. Sistem bu, böyle çalışıyor, müthiş işliyor. Başka bir makinede bir çark dönmüyorsa, diğer bir makinenin çarkı, kendini o dönmeyen çarktan da sorumlu hissediyor. Belki kendisinin neden sürekli dönmek zorunda olduğunu sorgulamaktan korktuğundan dönmeyen çark görmek istemiyor. Bakın sistem dediğiniz şey biziz sadece. Kız arkadaşınla sokakta öpüşemezsin, ben de öpüşmem ama İstanbul, Eskişehir, İzmir gibi kentlerin barlar sokağında öpüşürüm, hiçbir şey de olmaz. Neden? Çünkü mesele eylem değil, diğer insanların buna tepkileri. İşte sistem bu. Tüm bunların kitapla ne alakası var? Çok alakası var. Bartleby bu. Bartleby sokakta öpüşen çift, Bartleby cami önünde içki içen adam, Bartleby kimseye zararı olmadığı halde, o kimseler tarafından inşa edilmiş maddi ve manevi değerlere saldıran bir savaşçı. Her ne kadar Bartleby eylemsizlikle özleştirilmişse de aslında o büroya girmesi bir eylemdir, o bürodan çıkmaması da bir eylemdir. Bir insan kendisine ait olmayan bir yerden neden gitmez? Mesele gitmemesi değil, 2 polis çağırırsın gelir alırlar zaten.

Şimdi çok uçuk bir şey söyleyeceğim, kitaptaki asıl karakter Bartleby değil, asıl hikaye avukatın kendisi.

Bir süre sonra bürodaki insanlar da tercih lafını kullanmaya başlıyorlar kitapta. Çünkü hiç tercih etmemişler. Yaşamak için para kazanmak gerek denmiş onlara, hepimize dendiği gibi onlar da kazanmamayı tercih etmemişler.

Şimdi götten uydurduğum en uç cümleyi yazacağım; Bartleby belki de gerçekte hiç olmayan bir karakter, Bartleby avukatın insan yanının bir simgesi. Sistemin içindeki yerinin sorguluyor avukatımız, insan yalnızlığıyla yüzleşiyor, herkesin ne kadar yalnız olduğunu görüyor, özgür iradenle seçtiğini sandığın şeylerin aslında belki de sana seçmen için sunulan şeyler olabileceğini görüyor, tüm çabasın rağmen sistem onun insanlığını korumasına izin vermiyor, ve sonunda insanlığının ölümünü görüp ah insanlık diye bitiriyor.

Tamam bu çok uçuk bir yorumdu biliyorum ama kitap kıyısından köşesinden buna da dokunuyor işte. Biraz insan olun diyor kitap. Gidin büroda oturun hiçbir iş yapmayın demiyor, ama bürodaki etraftaki hayatlara biraz dokunun ve kendi hayatınıza da dokunulmasına izin verin diyor. Ya da demiyor da keşke bu mümkün olsaydı diyor. ''Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'' diyor. Varız, yalnızız ve yalnız olarak göçüp gideceğiz diyor. Sevgililer, evlilikler, aşklar, dostluklar bu yalnızlığı yok edemeyecek diyor. Sistem bizden önce olduğu gibi bizden sonra da devam edecek diyor. Evrenin bize ''sen mi büyüksün, ben büyüğüm ben, evet ben, gözümde pul kadar değerin yok'' dediğini söylüyor.

Katip Bartleby geldi, iyi çalıştı, sonra hiçbir şey yapmamaya başladı ve sonra da yok olup gitti. Bir halt değişmedi, sadece avukatımız insanlığın ölümünün ne kadar sıradan, ne kadar kolay, ne kadar basit olduğunu gördü. Para, ev, araba, ofis, dostlar, arkadaşlar.... hepsinin anlamsızlığını gördü, varolmanın dayanılmaz hafifliğini kavradı.

Evet dünyada iz bırakmak, evet insanlığa yardımcı olmak filan filan. Bartleby tüm bunları yapmış bir adam bakınca. Peki bunlar Bartleby' nin umurunda mı? Bence umursamamayı tercih ederdi. Sevişmek, içmek, aşk farkında olsanız da olmasanız da çoğunlukla avuntudan ibarettir aslında, kendi çaresiz yalnızlığınız karşısında.

1 yıl, 10 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Sevenlerinin, George Perec - Uyuyan Adam'ı da okumalarını tavsiye ediyorum.

4 yıl, 11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Bir değerlendirme yapmamayı tercih ederim.

2 yıl, 2 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Kitabın kahramanı Baytleby’e hem sinir olup, hem gülüp, hem de fena halde üzüldüğüm bir kahramanım olmamıştı hiç. Okurken tavırlarına, neden böyle yaptığına bir türlü anlam veremedim ta ki kitabın sonuna kadar. Ben olsam Bartleby gibi davranır mıydım bilmiyorum ama bazen yalnızlar ve hayattan kendilerine dair hiçbir umut ışığı göremeyenler için bu hayat çekilmez oluyor onunda farkındayım.
Bartleby; katiple tanışmadan önce ölmüş kişilere giden mektupların yakılmasıyla görevli bir departmanda çalışmış ve o insanların belki de hayata tutunmalarını sağlayacak şeylerin (para-özür-hediye vs.) kendi ellerinden her geçtiğinde kendisi de giderek tükenmiştir. Yaşadıkları çevreye ve ya çağa ayak uyduramayan insanlar yaşarken de ölürken de yalnızdırlar. Kitapta Bartleby ise direnişte bulunmadan direnen, düzenin karşısında sessizce duran, yaşarken ölmeyi seçenlerden…
Bartleby’in kendi özgür iradesiyle her şeye karşı söylediği “yapmamayı tercih ederim” tavrını mecburen yapmak zorunda olduğumuz şeyler karşısında yapamıyoruz ne yazık ki ..Kitaptaki Bartleby’in tavrı patronunu vicdanlı ve empati yapmaya sürüklüyor bu da örnek alınası bir davranış şekli..
Kitaptan Altını Çizdiklerim:
- Mutluluk ışıkla cilveleşir, biz de dünyanın neşe dolu olduğunu düşünürüz.
-Dar görüşlü kişilerin bitmek bilmeyen uzlaşmazlıkları, sonunda daha yüce gönüllü olanların en iyi kararlarını bile yıpratır.
- Samimi bir insanı pasif bir direnişten daha çok hiçbir şey çileden çıkaramaz.

1 yıl, 11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Kitap ince olmasına karşın çok dolu bir kitap. Pek çok yazara ilham vermiş olan yazarın kalemi çok güçlü. Kitaba başladığınız da acaba ne olacak diyorsunuz. Sonra, katibin ilginç tavırları ve niye bu adam böyle diye düşünüyorsunuz? Gelişen olaylar ve son sayfa da artık içinize bir hüzün doluyor. Sindire sindire okunması gereken bir kitap....

1 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Orta uzunlukta bir öykü aslında. Bir klasiği eleştirmek ne derece doğru bilmiyorum ama Önsöz ve sonsöz öyküden daha çok yer kaplamış. Eseri değil kitabı eleştirdim yani...

2 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

''Azimli bir insanı pasif direniş kadar çileden çıkaran bir şey yoktur.''

2 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Tercih etmiyorum diyebilme özgürlüğü !

2 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Bu kitapla çok kıymetli bir arkadaşımın okumamı istemesiyle tanıştım. Birçok olumsuz yorum okumuş ve biraz mesafeli yaklaşmıştım. 80 sayfa ve akıcı bir dille yazıldığı için hemen bitti. Katip Bartleby bir hukuk bürosunda işe girer ve zamanla ondan istenilen işlere ''Yapmamayı tercih ederim'' diye yanıt verir. Bu tepkiyle ilk kez karşılaşan patron şoke olur. Zamanla adam hiçbir iş yapmama kararı alır ve ne dense ''Yapmamayı tercih ederim'' der. Bence bu direniş falan değil. İlk önce şunu düşündüm; bu adam ölmek istiyor ama intihara cesareti yok, bu yüzden karşısındakini gıcık edip kendini öldürtmeye çalışıyor. Sonra baktım adamın öyle bir niyeti yok. Bu bildiğin içi boşalmış, uyuz, saçma sapan bir insan. Neye direniyor? Kime kafa tutuyor? ''Havan kime aslanım'' diyeceğim bundan kedi bile olmaz, miyavlamaya üşenir. Bilmiyorum bu kitaba başka bir yerden mi bakmak gerekir ama tek başıma adamın gırtlağına çökmek, patronuna da iki tokat atmak dışında pek bir şey düşünemedim. Tuhaf bir hikaye okumak isteyenler, buyurabilir.

1 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Kitap; katiplik, avukatlık gibi şeylerden bahsedince bir hukuk öyküsü okuyacağımı düşündüm ama pek öyle her yerde karşılaşamayacağınız bir adamın öyküsünü okudum. Hikayeyi anlatan Wall Street'te avukatlık yapan altmışlı yaşlarda bir avukat ama hikayenin esas kahramanı yanında işe aldığı katip Bartleby. Bartleby'nin görevi haliyle bir katibin yapması gereken yazım işleri ve patronunun ona verdiği görevleri yerine getirmek. Ancak Bartleby garip bir şekilde adım adım hiçbir iş yapmamaya ve iyice tepkisizleşip avukatın bürosundan ayrılmayarak orada kalmaya başlıyor. Kitabın sonuna doğru bu durum daha da garip bir hal alınca herhalde bunun ilginç bir açıklaması olacak diye bekledim ama biraz havada bir son oldu. Sanırım kitabın ana temasını kısaca pasif direniş olarak özetleyebiliriz.

1 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Bir taraftan vekili zayıf, aciz, bir adama söz geçiremeyen biri olarak görüp, 'ben olsam kolundan tutup kapı dışarı ederim' desem de, diğer taraftan da biraz derinlerime baktığımda böyle zavallı birine ben de güç uygulayamam diye yatışıyordum her defasında. Ve sonunda biraz acıma duygusu, biraz sinir nöbetleri eşliğinde bitti öykü. Peki adamın böyle olmasının sebebi ne? Sebep sonda çok net olmamakla beraber veriliyor gibi sanki - soğuma.

7 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski