Oblomov (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

İvan Gonçarov (1812-1891): Rusya'nın 19. yüzyılda yetiştirdiği en önemli romancılardan biridir. 'Oblomov'un Rüyası' adlı bölümü ilk kez 1849'da bir dergide yayımlanan ikinci romanı Oblomov'sa (1857), yalnız Rusya'da büyük bir etki yaratmakla kalmamış, dünya edebiyatına da son yüz elli yıldır hem trajikomik bir karakter hem de adıyla özdeşleşmiş bir insanlık durumu kazandırmıştır.

Sabahattin Eyüboğlu (1907-1973); Hasan Ali Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biridir. Tek başına ya da 'imece' birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam'dan Montaigne'e, Platon'dan Shakespeare'e hep, dünya kültürünün doruk adlarındandı.
Erol Güney (1914); Tercüme Bürosu'nun en önemli çevirmenlerindendir. Ülke siyasetlerinin değişen yüzleri onu doksan iki yılda Rusya'dan Türkiye ve İsrail'e göçmen kıldı. Milli Eğitim Klasikleri döneminde S. Eyüboğlu ve M.C. Anday gibi ustalarla Rusça'dan önemli klasikleri dilimize kazandırdı.

İvan Gonçarov (1812-1891): Rusya'nın 19. yüzyılda yetiştirdiği en önemli romancılardan biridir. 'Oblomov'un Rüyası' adlı bölümü ilk kez 1849'da bir dergide yayımlanan ikinci romanı Oblomov'sa (1857), yalnız Rusya'da büyük bir etki yaratmakla kalmamış, dünya edebiyatına da son yüz elli yıldır hem trajikomik bir karakter hem de adıyla özdeşleşmiş bir insanlık durumu kazandırmıştır.

Sabahattin Eyüboğlu (1907-1973); Hasan Ali Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

Ciltsiz , 9. , 619 sayfa

2010 tarihinde , Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayınlandı


ISBN
9789754587197
Dil
Türkiye Türkçesi

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Kitaba karakter eklenmemiş ...

İlgili Kitaplar

8.1 puan (85 kişi)
211 okumuş, 274 okumak istiyor, 6 okuyor

8.2 puan (313 kişi)
781 okumuş, 843 okumak istiyor, 15 okuyor

8.7 puan (327 kişi)
833 okumuş, 447 okumak istiyor, 29 okuyor

8.9 puan (319 kişi)
781 okumuş, 728 okumak istiyor, 41 okuyor

8.0 puan (206 kişi)
580 okumuş, 454 okumak istiyor, 16 okuyor

8.8 puan (250 kişi)
701 okumuş, 615 okumak istiyor, 24 okuyor

8.4 puan (198 kişi)
428 okumuş, 449 okumak istiyor, 13 okuyor

8.9 puan (301 kişi)
641 okumuş, 607 okumak istiyor, 23 okuyor

8.2 puan (261 kişi)
699 okumuş, 631 okumak istiyor, 30 okuyor

8.5 puan (198 kişi)
436 okumuş, 260 okumak istiyor, 16 okuyor

Kitabın Geçtiği Listeler

40 kitap, 141 oy

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

aduk Daktilo yazıları Renyuma pembevosvos Ronin47 Daktilobasi ozg_bzkrt
7 kişi
tranican Sevde Demiryürek kevser kıdır Meczup __giz__ tgcezkn Şah-Rû sassenach Orkut ilkedevrim black_lola hasan fuat bayrak Kitap Faresi atalante patisindekigizem banakil jr. c.2.an kitapcikedisi xweliser afelka musanpa kumlukişi Nihan candanakcisak Epichan kaan doğanay usengecyazar kitapbocegi washe banıçiçek aganta izafi849 ravenloft pina merthinyo ER Börü Yazgüneşi Merveylmzzbu melih atmacaoglu
123 kişi
canki sılılılo doganayuzun KalemDarbesi omergnydn şeffaf kaplık kitapligunler Serpil Aybirdi tuna80 giosue Lale h.erdem setenayk tutku93 Azra Eslem earslan86 gergin selselin simurganka77 Nesslii dante ekhobiaS matrax Berny SaliOzkan sedeff ÇakininGelini RİA AFD guri doktor-salvadordali Begimay yagmurkayhan17 kırmızıpelerinlikent Technoman iki bisküvi arasındaki enfes krema Aranel Beatnikyan wertherist minik kus
55 kişi
okcutanricaninkitapligi
1 kişi

Değerlendirmeler

değerlendirme
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Başlarda bende Oblomovluk var dedim ama kitap ilerlerdikçe Oblomov'un bu tipi sinirime dokundu, yok ben bu kadar Oblomov değilim.

4 yıl, 7 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

"Yaşamaktan zevk almaya değil, hayata katlanmaya çalışıyordu." (567)

"Her şeye gösterdikleri ilgi, aslında ruhlarındaki boşluğu ve sevgi yoksunluklarını kapatan bir örtüdür."

4 yıl, 7 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Rus Edebiyatı'nın gerçekten bambaşka olduğunu kanıtlayan bir eser daha. Dillere Oblomovluk gibi bir tabir kazandıracak derecede tembel bir insanın öyküsü altında neredeyse bir ülkenin yapısal incelemesi yatıyor. Ve bu ciddi irdeleyiş o kadar akıcı ve nazik biçimde yapılıyor ki kültürel farkların ve sınırların yol açacağı yeterince anlayamama, empati kuramama gibi sorunların esamesi okunmuyor.

Yazarın Avrupa'ya bakış açısı diğer çağdaşı olan Rus yazanlara göre çok daha cesur. Aristokrat Rusya'yı tamamen "doğulu" olarak görerek, ilerlemenin "batının", Avrupalılaşmanın elinde olduğunu canı gönülden savunuyor. Tabii ne kadar sert eleştirse de ülkesine olan sevgisi Oblomov'un kalben dünya iyisi olmasında ve ruhunun Ştolts'a göre çok daha derin ve ince olmasında hissediliyor. Bununla birlikte Oblomov'un (Rusya'nın) o eski uyuşuk yaşam tarzından (derebeylik) kendini kurtaramayışının zamana ayak uyduramamakla sonuçlanacağını ve Ştolts'un (Avrupa'nın) devrinin geleceğini sade bir objektiflikle ortaya koyuyor.

3 yıl, 3 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Okuduğum klasik kitaplar içinde en iyilerinden biriydi.
Sayfa sayısının kalın olduğuna bakmayın bir oturuşta yaklaşık 60-70 sayfayı okuyorsunuz hiç sıkılmadan.
Ve çevrenizde de bulunan Oblomovları fark ediyorsunuz. :)

4 yıl, 7 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Oblomovluğu değil ama Oblomov'u kesinlikle seviyorsunuz..Tamam kalk şu yataktan artık ,diyor insan ama olsun , sevilir sevilir..

5 yıl, 8 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Toplum uyuşmuşluğunu ve tembelliğini (sadece fiziksel değil) gözler önüne seren çarpıcı eser... http://benherneysemo.blogspot.com/2013/02/oblomov-goncarov-ksa-ksa-7.html

3 yıl, 10 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Aşık olmaya bile üşenen tembel bir adamın öyküsü. okurken gülümsetiyor, bu kadar da tembellik olmaz ki..

5 yıl, 5 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Oblomov'da yazar bir roman kahramanından değil de sanki içimizde yaşattığımız o elini uzatsa kavuşabileceği şeylere elini uzatmaktan çekinmeyen fakat bunu yaparken çok makul gerekçeleri olan insanı anlatıyor. Elimi uzatsam ne olacak ki? O herkesin peşinden koşturdukları benim olsa ne olacak?

Oblomovluk bir yaşam ve düşünüş biçimi, bir felsefedir.

4 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

hem güldüren hem de düşündüren bir edebiyat eseri uzun zamandır bu derece değişik stilde yazılmış bir edebiyat eseri okumamıştım.

3 yıl, 11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Kitabın sayfaları ilerledikçe kendinizi biraz daha çok benzetiyorsunuz Oblomova. Belki de bize en çok benzeyen ama hiç de olmak istemiyeceğimiz karakterlerden bu. Bazen okurken siz bile sıkılıyorsunuz artık kalk be adam diyorsunuz içinizden ama işin eğlenceli olan kısmı da bu sanırım.Kitabı okudukça acaba değişicek mi fikri sayfaların akışına dahil oluyor.

3 yıl, 9 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Ya şimdi ya da hiçbir zaman.

1 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Hala kullanımda olan bir terimi "Oblomovluk" terimini yazın hayatına kazandıran ve bunun anlamının ne oldugunu çok başarılı bir şekilde çizen bir roman..

5 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Her Türk'ün okuması gereken bir roman.

5 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Mecburiyetten yarım bıraktığım bir kitaptır..:///

Şimdiden puanım 10

5 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

neden bilmiyorum kitabı çok ağır okudum. üşencilik bulaşıcıymış :) ama tabi bu, kitabın kötü ya da sıkıcı olduğu anlamına gelmesin. bir hayli keyifliydi oblomov ve ştoltz rekabeti. tavsiye ederim

4 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Sevmiştim Oblomovu. Bu kitapla ilgili anım çok ilginçtir unutamam :)

4 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

mükemmel bir kitap, okunmadan ne kadar yorumlasak da yetersiz kalacak

4 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Tembel bir insan nasil da güzel anlatilmis. Okuyun derim.

4 yıl, 9 ay önce
2 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

BİTSİN ARTIK DEDİM.

4 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Kendi kendime şunu soruyorum : Ona ilerde bağlandığım zaman yanımda olması benim için zevk değilde bir zorunluluk olduğunda aşk yüreğime iyice yerleştiği zaman ne olacak ?Bu satırları göz yaşları içinde yazıyorum diye eklerdi başkası ! Ama ben size yalan söylemiyorum amacımın bir gösteriş olmasını istemiyorum çünkü dertleri pişmanlıkları artırmak neye yarar ? Bu çeşit yalanlarda sevgiyi daha çok kökleştirmek umudu saklıdır .Bense bu duyguyu sizde ve bende kökünden kazımak istiyorum. Zaten göz yaşları ya boş hayallere ya da bir kadını sözle baştan çıkarmak isteyenlere yaraşır . Aşk bir ruh kangreni o kadar çabuk ilerliyor ki Daha şimdiden ne haldeyim .Zamanı saatlerle dakikalarla güneşin doğup batmasıyla değil sizinle ölçüyorum. Onu gördüm,görmedim, göreceğim görmeyeceğim, gelecek gelmeyecek ...

4 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Çok güzel bir roman. Gerek akıcılığı olsun gerek konuları ve mecazi anlamları vs. Herşey öyle güzel anlatılmışki. Herşey var bu romanda. Boş veya durgun sayfaları yok.
Bu yayınevi çok başarılıydı, sayfa sayısına hiç bakmayın gerçekten çok akıcı bir roman. Tavsiye ederim.
Benim gibi tezcanlı bir insan oldanızda seviyorsunuz karakteri ve kitabı.

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Harika ve sürükleyici bir kitap. Kesinlikle okumanız gereken bir kitap.

3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Oblomov olga'ya aşık olur .Sonra hiç üstünden çıkarmadıgı hırkasını attar ve aşkı için tembelliğinden kurtulmak için çabalamaya başladı.. Leylakların vaktinin geçmesiyle aşkı da solar geçer.. ve ayrılırlar.. Oblomov eve bitkin ve kendini unutmuş bir şekilde döner. Zahar bu olaylardan habersizce tamir edilen hırkayı Oblomov'a giydiriri ve Oblomov öylece oturdugu yerde kalır.

4 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

oblomovluk sizi de etkisi altına alıyor ve kitabı hemen bitirmenize izin vermiyor.sakin bir hal içerisinde okuyorsunuz.bitsin istiyorsunuz ama hemen bitiremiyorsunuz.

4 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

bir insan ancak bu kadar anlatılabilir..

4 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Super!!!

4 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Okuyanı oblomov yapan fantastik kitap

3 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Klasikler nedense hiç okumadığım bir türdü.İsminden midir, çok eskileri anlatıyor diye midir bilmem, hep uzak durduğum roman türü olmuştur.
Ancak Oblomov,Dorian Gray'in portresi ve Martin Eden bu sabit fikrimi yenmemde bana yardımcı oldular.
Özellikle Oblomov ' u İletişimden okumanızı tavsiye ederim.

1 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Oblomovluk denilen bir hastalığı anlatır bu roman.Tedavisi yoktur bu hastalığın,ne kadar kaçarsan kaç,ne kadar çaba gösterirsen göster yine ilk oblomovluk krizinde kendini yatağında bulursun...

3 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

tembelliğin ruhunu anlatıyor

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Rusları ve avrupayı cok iyi anlatan bir kitap.bir o kadar da eğlenceli

3 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

uyuklaya uyuklaya okursun ilk 100 sayfayı :) bu yüzden epey zaman alabilir kitabı okumak fakat sonrası muhteşemdir bir Bu hayatta Oblomov olmamaya dikkat etmek gerekir aksi taktirde evet severler ama sadece severler :)

3 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

ÇOK GÜZEL BİR KİTAP AMA YAVAŞ İLERLİYOR .TEMBEL BİR ADAMIN YAŞAM HİKAYESİ..

3 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Bu kitabı tembellikten ziyade üşengeçlik ve yeni bir işe girişmek için ihtiyaç duyulan enerjinin yokluğu olarak gördüm. İlk bakışta hepsi aynı kavramlarmış gibi gözükse de özellikle kitabın 2. yarısında bütün bu ruh halleri inanılmaz ayrıntılarla ve hiç abartıya kaçmadan aktarılmış. Kitabı okurken birçok bölümün sonunda "oha cidden benim de AYNEN böyle hissettiğim oldu" dedim :)
Ve tabiki Olga'nın kitabın sonlarında tarif ettiği duygular, her şeyin yolunda gittiği anlardaki aksiyon ihtiyacı...
Kitabın kapağını kapatınca birçoğumuzun "adam beni yazmış resmen" dediğine eminim :)

2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Oblomov'u okurken oblomov olmak. Yaşadığın ataletin üstesinden gelemediğine ve bir zaman sonra senin yaşam tarzına dönüştüğüne tanıklık.

2 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Raskolnikov faciası ile başlayan Rus edebiyatı ile aramdaki soğuk savaş Oblomov ile barış sinyalleri vermeye başladı. Oblomov'u gerçekten sevdim acaba kişileştirdim ondan mı sevdim bilmiyorum. Güzel ve okunacak bir eser çıkmış. Hikaye öyle heyecanlı değil normal bir hayatı anlatıyor. Ama oblomov çok ayrı bir kişi, sonuna da üzüldüm gerçekten. Rus edebiyatında olduğu gibi o devrin yaşam tarzını da kitap yansıtıyor içinde

2 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Kavram literatürüme oblomovluk gibi eşsiz bir değer katmıştır.

2 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Su vakte kadar okumadigima hayiflandim. Rus edebiyatindaki hic bir esere benzemeyen oldukca ozgun surukleyici bir kitap. Tavsiyemdir.

2 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
1 puan

Yarısının vasat aşk romanı olduğunu bilseydim böyle şok olmazdım.Okuması çok kolay,beş kuruş etmez,altını çizdiğim cümle yok,Mehmet Rauf’un Eylül’ü bundan çok daha iyiydi.
Zengin,çok tembel,evden çok az çıkan bir soylunun aşkı ve vasat hayatı.210. sayfada yataktan çıkıyor.300 sayfa aşk anlatıp 2 sayfada bitirmesi çok garipti.Eski, yeni rusya durumu önemsiz.
“Hayat hayattır,bir ödevdir,ödev dediğinde çetin bir iştir.O halde ödevimizi yapalım.”

11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bitirdikten saatler sonra bile aklımdan çıkmadı bu kitap. Martin Eden ya da Gazap Üzümleri gibi iz bırakan kitaplardan birisi benim için...

http://herkitapayribirdunyadir.blogspot.com.tr/2015/07/oblomov-ivan-goncarov.html

2 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

'Aşık olduğunda bile üşengeçliğinden ödün vermeyen bir karakter olabilir mi?' sorusuna cevap niteliğinde bir karakter benim gözümden oblomov. Mükemmel bir karakter ve akıcı bir anlatım; fakat yarısına yaklaştığımda tabiri caizse üzerime 'oblomovluk' çöktü ve okumaya bir süre ara verdim. En kısa zamanda tekrar başlamayı düşünüyorum.

2 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Bu kitapta önemli olan Oblomov değil Oblomovluktur..Muthişti..

2 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bir edebiyat şaheseri, Rus ve dünya edebiyatının başyapıtı.

Yazıldığı dönemi çok iyi anlatmanın yanısıra, hemen yanıbaşınızdaki insanlar kadar canlı roman karakterleri çiziyor.

Muhakkak okunması gerekiyor.

2 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Oblomovluk; tembellik, hiçbir şey yapmama isteği, sürekli planlar yapıp bu planları bir türlü hayata geçirememe hastalığı imiş :)
Kitabı okurken sık sık uykum geldi hatta uyuyakaldığım zamanlar oldu. Ana karakter Oblomov o kadar uyuyor ki sizinde eşlik edesiniz geliyor :) Tembel olmasına rağmen saflığı ve temiz kalbiyle sevdiriyor kendini.
Kitabın dili sade ve akıcı aynı zamanda planların çok fazla ertelenmemesi gerektiğini düşündürdüğü için öğretici de.
Uzun uzun betimlemelerle ilerledikten sonra bir anda sonu kitabın akışına göre çok hızlı biterek beni şaşırttı.

1 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Oblomovluk bulaşıcı! Bu kitabı okurken tembelleşen tek ben değilimdir umarım :) keyifle okumama rağmen çok yavaş okudum, geç bitirdim.

İlya İlyiç, Olga'yı sevmeye başladığında "eyvah kitap çizgisinin dışına çıktı, mutlu sonla bitecek" derken yazar düşündüğümü yapmadı Oblomovluk sona ermedi. Olga'nın olduğu bölümdeki betimlemeler fazla uzatılmış olsa da kitap genel olarak sürükleyici ve etkileyici diyebilirim.

1 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Tutunamayanlar'ın, Tehlikeli Oyunlar'ın ve diğer tüm hayata karışamayanların kaynağı bu kitap olsa gerek...

Oblomov'dan çok Oblomovluk insana "Acaba" dedirtiyor...

Çok güzeldi, çeviri de çok güzeldi; film gibi, seyreder gibi okudum eseri tavsiye ederim...

1 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

oblomovluk

9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

“Bu kitapta önemli olan Oblomov değil Oblomovluktur.”
Benim açımdan Rus edebiyatı; yarattığı iz bırakan güçlü karakterleri nedeniyle her daim ilgi çekici olmuş ve olmaya devam edecektir. Hatta “Rus halkında bu lüks merakı, aşırı şatafat düşkünlüğü ve Batı hayranlığı var oldukça, edebiyatçılara tahlil yeteneği anlamında pek çok malzeme çıkacağından biz bu karakter zenginliğinden mahrum kalmayız” diye düşünürüm. Gerçi meşhur Rus edebiyatçıları ve şairleri içinde durum farklı değil. Görünen o ki 19. yüzyıl edebiyatçıları düellodan bkz. Puşkin, Lermantov gibi, 20. yüzyıldakiler de Mayakovski gibi ya intihardan ya da çalışma kamplarının ağır koşullarından ölmekteler. Tabi Dostoyevski’nin epilepsi, Tolstoy’un zatürre, Gogol’un ileri açlık, Çehov’un verem, Turgenyev’in kemik tümörü gibi az rastlanır nedenlerden ölmesi de benim açımdan hayli ilginç. Tabii bunların hiçbiri Orhan Veli’nin ölümü kadar trajik olmasa gerek…
Bilindiği gibi 19. yüzyıl Rus edebiyatının “Altın Çağı” olarak geçer. Bu dönem Gogol, Leskov, Turgenyev’in yanı sıra Oblomov’un yazarı Gonçarov’a da ev sahipliği yapar. Rus Edebiyatı denilince ne yazık ki Gonçarov ilk akla gelenlerden değildir. Oysaki Gonçarov; Dostoyevski ve Çehov’u etkileyen yazardır. Bunu sanırım edebiyat dünyasında yazdığı üç kitapla sınırlı kalmasına bağlayabiliriz.
Gonçarov; zengin bir tüccarın oğlu olarak Simbirsk’te dünyaya gelir. Filoloji eğitimi aldıktan sonra Maliye Bakanlığında 33 yıl memur olarak çalışır. Bu işin aslında yapmak istediği iş olmadığına karar verip edebiyat alanına geçmesindeki geçen süreyi biz okurlar için zaman kaybı olarak nitelendirilebiliriz. Belki de 33 yıl memuriyet, iyi bir gözlem yeteneğini de beraberinde getirmiş bize Oblomov’u kazandırmış da olabilir bilemeyiz. Bildiğim; yarattığı Oblomov karakterinin sadece bir kişi olmaktan çıkıp karakteristik bir özellik halini almış olması, yüzyıllardır süregelen klasisizm ve romantizmin tahtını sallayan realizm romanı olması, dönemin Rusya’sında bu kitabın okuma-yazma bilen herkes tarafından okunduğu ve hatta 1917 Ekim Devriminin önderi Lenin’i bile ürküttüğüdür.
Lenin bu Oblomovluk durumunu şu sözlerle eleştirmiştir, “Rusya üç devrim geçirdi, ama yine de Oblomovlar kaldı; çünkü Oblomovlar yalnız derebeyleri, köylüler, aydınlar arasında değil, işçiler komünistler arasında da vardır. Onu adam etmek daha çok zaman yıkamak, temizlemek, sarsmak ve dövmek gerekecektir."
Pekiyi neydi bu Oblomovluk?
Oblom; Rusçada köken olarak “enkaz”, Azerbaycan’da ise “tembel” demektir. Rabelais, uydurma hikayesi Gargantua'nın Pek Garip ve Korkunç Hikayesi’nde; "İliği bulmak için kemiği kırmak lazım. Anlatacağım bu hikâyede; bir sürü gülünçlükler, uydurmalar göreceksiniz belki ama eğer sadece gülüp geçerseniz, hikayedeki özü kaçırırsınız ona göre! Amma, eğer ki bir köpeğin özenle kemiği kırıp içindeki iliği yaladığı gibi yalayabilirseniz bu hikâyenin içindeki özü yakalayabilirsiniz” der. Ben de bu tespite istinaden Oblomov’un kelime ya da algıdaki bize dayatılan anlamı bir yana bırakıp anladığım Oblomovu ve Oblomovluğu anlatacağım.
Bence hayatın anlamsızlığını ve hiçliğini anladığı için, Hamlet’in varolmak ya da olmamak açmazına düşen kişiye Oblomov denir. Bu tanımı Oblomov karakterinin söylediği şu cümleye istinaden yapıyorum.
” Biliyor musun Andrey, benim asıl sorunum, içimde ne yakıcı ne de kurtarıcı bir ateşin yanmaması. Hayatımda hiçbir zaman başkalarınınki gibi gittikçe renklenen, parlak bir güne çevrilen bir sabah olmadı; benim hayatım sönük başladı. Tuhaf fakat böyle, kendi bilir bilmez sönmeye başladığımı hissettim”
Buradan yola çıkarak diyebilirim ki Oblomovluk; tembellikten de öte şuurlu bir atalet durumudur. Her şeyin farkında olma ve birkaç adım ötesini görme halidir. Olaylara fazlasıyla vakıf olup, üzerinde düşünüp hesapladığı halde hayata geçirmek için çaba sarf etmeme, dolayısıyla dış şartlar değişene ya da iyileşene kadar eylemsizliğin en iyi çözüm olduğu düşünme halidir. Sanırım bunu en iyi satrançtaki zugzwang (zug hamle, zwang mecburiyet) durumuyla açıklayabiliriz. Zunzwang; pas geçme hakkının olmadığı hamle yapma zorunluluğu yüzünden kaybedeceğini bilme durumudur. Alman Edebiyatı bu durumu kişinin umudunun olmaması olarak da tanımlar. Umudunu kaybeden insanın yapacağı en temel şeyse bilinçli bir vazgeçiştir. Önce sosyal çevreden, toplumdan ve en sonda kendinden vazgeçiş. Bizim edebiyatımızda Oğuz Atay’ın “Selim Işık”ı sanırım bu durumu en iyi açıklayan karakterdir. Selim Işık; daha önce Saatleri Ayarlama Enstitüsünde Tanpınar’ın anlatmaya çalıştığı Cumhuriyete geçiş döneminde Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalmış, kafası karışmış Türk aydınının temsilidir. Selim; kitapları hayatının merkezine koymuş, kitaplarla varlığını devam ettireceği inancına sahip olmasına rağmen yönünü bulamamış bir insandır. Hatta“kitaplar yüzünden çok acı çektiğini, sanki hepsinin kendisi için yazıldığını, bu kadar insanı birden canlandıramadığını” söyler. Çünkü toplum; onun kendini geliştirmesine ve gerçekleştirmesine ket vuracak bir sistem içindedir. Ve bu sistemde her zaman söylediğim gibi aşırı realist düşünce sonunda pesimistliğe götürür. Selim’e de olan budur. Dış dünyaya ve kendine yabancılaşmanın sonucunda topluma ayak uyduramaz ve toplum dayatması altında yaşamaktansa bilinçli bir “hayır”ı tercih eder yani intihar eder. Oblomov’da da buna benzer bir durum vardır. Oblomov, çocukluktan büyüme evresine kadar sistemli bir kişiliksizlik teması içinde varlığını devam ettirmiştir. Bunu kitabın “Oblomov’un Rüyası” bölümünde anlıyoruz. Oblomovka’da insanların hayata bakış açıları, yaşayışları “yarın bugüne, öbür gün de yarına benzemese derde düşecek” şekildeydi. Shakespeare’ın dediği gibi “önce hayaller ölür sonra insanlar”…
Oblomov’a göre, onun bu eylemsizlik hali, aşağıdaki serzenişlerine bakıldığında da kendisine tembel olduğunu düşündürmüyor.
“Toplum ! Senin beni bu adamların içine götürmen, onlardan iyice nefret etmem için herhalde. Hayat; amma da hayat ha.. Ne bulabilir insan orada ? Fikir meseleleri mi var ? Duygu meseleleri mi var ? Bu hayatın bir ekseni yok: derin, hayati hiç bir anlamı yok. Bütün bu salon adamları benden çok daha uyuşuk, benden çok daha ölü. Hayattaki gayeleri ne ? Benim gibi yatakta uzanmıyorlar, ama bütün gün sinekler gibi aşağı yukarı inip çıkıyorlar. ne çıkıyor bunlardan ? Bir odaya girersin, bakarsın herkes karşılıklı oturmuş, ciddi ciddi duruyor. Yaptıkları ne ? İskambil oynuyorlar.. Diyecek yok. Güzel bir hayat doğrusu! Yaşamak isteyen bir ruh için ne yaman bir örnek ! Ölü değil mi bu adamlar ? Oturdukları yerde uyumuyorlar mı ? Ben yatakta yatıyorum, kafamı valeler ve aslarla doldurmuyorum diye kabahatli mi oluyorum ?”
Bu satırlara bakınca doğrusu ben de; bu eylemsizlik durumunun, Oblomov’u tembel, uyuşuk biri değil Nietzce’den daha koyu bir nihilist yaptığını düşünüyorum. Oblomov’un bu tutumundaki haklılığını da eylemsizlik süreci içerisinde, Olga’ya aşık olmasıyla görüyoruz. Olga’nın aşkı onu ataletten kurtarır gibi olsa da, Oblomov; Olga’daki değişimler ve düşünceleri üzerine düşününce tekrar eylemsizliğe geçer. Ona göre; Olga ne istediğini bilmeyen bir genç kadındır. Oblomov yazdığı mektuplardan birinde Olga’ya “sen bana aşık değilsin, senin bana duyduğun, duygu aşka hazırlık aşamasıdır” demişti. Öyle de oldu. Çünkü hikayenin geri kalanında Olga, Oblomov’dan ayrılınca Oblomov’un en yakın arkadaşı Ştoltz ile evlenir.
Ştoltz; bu kitabın en önemli ikinci kahramanıdır. Çünkü; Ştoltz, Oblomov karakterleriyle birlikte bir skalanın iki farklı ucunu oluşturur. Eski-yeni, burjuvazi-aristokrasi, kapitalizm-feodalizm ve elbette Doğu-Batı… Ştoltz burjuvazi oluşuyla çalışkan, üretken, Avrupalı bir Almanken, felsefi zenginliği olmasına rağmen Oblomov, aristokrat bir ailenin tembel ve hazır yiyici oğludur. Ştoltz hikaye boyunca Oblomov’un etrafında ona yardım etmek için dost elini uzatır gibi görünse de; Oblomov’un kabuğuna çekilmesine izin vermesi ve Olga’yla evlenmesiyle bana Kipling'in “Doğu-Batı Baladı”nda gözler önüne serdiği şu gerçeği hatırlattı. “Doğu Doğu'dur Batı'da Batı ...Yani hiçbir zaman bir bütün olamayacaklar!
Benim bu kitapta belkide en çok önemsediğim ve üzerinde durduğum şey anti-kahraman vurgusu. Öyle ya ortalık “süperman”lerdan geçilmiyorken Lermantov’un yeter hep tatlı ile kandırıldığınız birazda gerçeklerle yüzleşin dediği kitabı; Zamanımızın Bir Kahramanı’ndaki “Peçorin” karakteri gibi Oblomov da bir anti-kahramandır. Eleştirmen Berna Moran’a göre de bu anti- kahramanlar toplumsal gerçekçi roman akımının olumlu kahraman yaratma temasında önemli rol oynayacaktır.
Kitabın en hüzünlü bölümü ise; İlya İlyeviç’in uşağı Zahar’ın, Ştoltz’a verdiği cevaptı. Sizce de Zahar bir Hathciko değil mi?
Ve elbette Oblomov’u aşka davet eden Norma Operasının büyülü parçası Casta Diva…Oblomov parçayı dinlediğinde; “parçalanan bir kadın kalbi; bu müzikte ne derin bir acı vardır; hiç kimse derdini bilmez... Yapayalnızdır... Sırrı omuzlarını çökertir... İçini aya döker..."demişti. Casta Diva’yı; aldatan, aldatılan ve kederinden ölen bir kadın olan Maria Callas’tan dinlediğinizde Oblomov’un ne kadar haklı olduğunu göreceksiniz.

5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Dil, anlatım, hikaye karakter olarak denilecek hiç birşeyin kalmadığı bir rus klasiği

10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Yazar, doğu batı kıyaslamasını ,Oblomov karakteriyle yaparak Sovyet Rusya'yı, toprak sahiplerini,modası geçmiş burjuvalığı, doğuştan soyluluğu kıyasıya eleştirmiştir.
İlya İlyiç Oblomov ,babasından kalan arazisini kâhyasına devretmiş ve büyükşehre göçmüş , hiçbir iş yapmadan köyden gelen parasıyla tembel bir hayat sürmektedir. Rusya’nın değişmekte olduğunu görmüş ve bu nedenle şehre göçmüştür ama bu değişime ayak uyduramamıştır.Sürekli kendini yorgun hisseder , yarının işini asla bugünden yapmaz, sürekli problemli ve bu problemi çözmek için yerinden bile kıpırdamaz,dünyanın zorluğundan ve kendi şanssızlığından yakınır.
Oblomov'un çocukluk arkadaşı Ştolts bir Almandır, Avrupalıdır. Bütün batılılar gibi çalışkan, hırslı, düzenli, disiplinli ve tez canlıdır.
Gonçarov, bu romanıyla insanlığa "oblomov" ve "oblomovluk" gibi iki terim kazandırmıştır.

1 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski