Beni Asla Bırakma

5 puan

Romanın anlatım perfpektifi çok sevdiğim bir anlatım perspektifi. Şimdiki zamanda; hikayenin baş kahramanı geçmişini hikaye şeklinde anlatıyor. Bu anlatım perspektifinin güzelliğini ilk Cengiz Aytmatov'un romanlarında idrak edip sevmeye başlamıştım. Fakat Aytmatov şimdiki zamana ''çerçeve'' hikaye ekliyordu. ''Çerçeve'' hikaye derken anlatan karakterin şimdiki zamanda yeni ''hikayesi'' olmasını kast ediyorum. Bunun eksikliği bu kitapta - heyecanı ayakta tutan ''Galeri ne işe yarıyor?'' sorusu çözüldükten sonraki - son sayfalarını okumak için kendimi zorlarken iyice hissettim.

Ishiguro şüphesiz anlatımı kuvvetli bir yazar ve istediğini anlatmasını biliyor. Fakat kuvvetli anlatımına rağmen roman benim hoşuma gitmedi. Roman boyunca bin bir türlü detayları anlatıyor. Bu detaylar - başta hoşuma gitsede - bir yerden sonra canımı sıkmaya başladı. O kadar detay yerine bazı yerde:

- O kadar klondan hiçbirinin ruhu asi değil mi? Yani kaçma çalışmaları veya önlerine sürülen hayata rest çekenler falan hiç olmuyor mu?

- Klonların ülkelerde istedikleri yerlere gittikleri halde niye büyük ses getiren Miss Emily ve Madame'ın çalışmalarına denk gelmiyorlar? Veya bir Allah'ın kulu tarafından klon muhabbeti duymuyorlar?

gibi sorulara değinseydi daha güzel olurdu bence. Bu yukardaki sorular zaten Ishiguro'nun detaylı anlatımından dolayı aklıma geldi. Yani can sıkıntısıyla okurken kafama takılan sorular.

Güzel başlangıcı ve Miss Emily'nin evindeki sahneler dışında fazla zevk almadığın bir eser.

Yorumlar
« geri ileri »

0 ile 0 arası yorum gösteriliyor, toplam 0 yorum.
Yorum yazılmamış.
« geri ileri »