Bab-ı Esrar

8 puan

Ahmet Ümit'in klasikleşen polisiye romanı tadı verilmiş olsa da daha çok Mevlana Şems anlatılmış. Elif Şafak /Aşk kitabından sonra üstüne iyi bir pekiştirme oldu. Mevleviliği iyi bilenler için basit bilmeyenler için ilgi çekici ama her iki taraf içinde akıcı bir anlatım. Kitapta sevdiğim taraf, böyle tarihi, manevi ve Mevlevi bir konuda okuyucuyu kesin bir sonuca yönlendirmeden yüzeysel bir anlatımla araştırmaya sevk ediyor olması. Özellikle Kimya Hatunla ve bilinen Şems’in dışında burada daha insani olan karakteri ile ilgili kafamda birçok soru işareti oluştu.
Kitaptan Altını çizdiklerim:
- "çoğu zaman mesele, tanrı'nın ne olduğu değil, bizim onda ne gördüğümüzdür. Sevgi dolu olanlar merhameti görür, zalim olanlar şiddeti. Zeki olanlar aklı görür, aptal olanlar kör inancı, alimler bilimi görür, cahiller mucizeyi."
- "sevmek bir anlamda sende olmayana ulaşmak, bunun için çabalamak değil midir? senden farklı olmayan birine niye ulaşmaya çalışasın ki?"
- "birini sevmek onu kültürüyle birlikte sevmek derdi annem."
- "cahillik engelinden atlayamayan, bilgi yükünü taşıyamaz."
- "çünkü insana duyulan aşk da, Allah'a duyulan aşkın bir suretidir. o aşkın sureti bile o kadar güçlüdür ki, kişinin aklını başından alır."
Kitabın en sevdiğim ve bu kitabı okumak için başlı başına bir neden olduğunu düşündüğüm kısmı ise annesinin, Karen'e söylediği şu sözlerdi;

"ama şu an yaşadığımız dünya gerçek; sadece zenginlikler değil, yoksulluklar da gerçek. açlıktan ölen çocuklar gerçek, hastalıklar gerçek, savaşlar gerçek, giderek daha mutsuz olan insanlık gerçek. yeryüzünün her sabahında insanlar gözlerini böyle bir hayata açarken, bunca acımasızlık, bunca yoksulluk, bunca umutsuzluk varken, perdenin öteki tarafındaki cenneti düşünerek yaşamayı ben kendime yediremiyorum karen. Böyle bir cennet olsa bile kendime yediremiyorum. ben iyiliği, sadece iyilik olsun diye yapmayı seviyorum; kötülükten kaçınmayı, kötü olmadığım için yapmayı istiyorum. iyi olduğumda birinin bana ödül vermesi ya da kötü olduğumda birinin beni cezalandırmasından korktuğumdan değil. iyi olmak için bir efendiye ihtiyacımız yok kızım. iyilik de kötülük de içimizde, bizimle beraber doğdu, bizimle birlikte yok olacak. önemli olan yaşarken neyi seçtiğin, hem de cennet ödülü ya da cehennem cezası olmadan. Hem de ölüp gideceğini bile bile. Perdenin ötesi diye bir yer olmadığının farkında olarak. Üstelik senden sonra gelecekleri hiç kıskanmadan, üstelik biz görmesek de onlar daha mutlu olsun diye çabalayarak. benim payıma düşen de buymuş, teşekkürler hayat diyerek. bence yaşamak bu kadar basit, aynı zamanda bu kadar güzel, bu kadar heyecan verici. Bütün mesele sahiden alçak gönüllü olabilmekte."

Yorumlar
« geri ileri »

0 ile 0 arası yorum gösteriliyor, toplam 0 yorum.
Yorum yazılmamış.
« geri ileri »