adnantopcu
@adnantopcu

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Mihail
8/1024.05.2016

Baskı: Arkadaş

Genç Adrian'la Mihail'in dostluğunu anlatır Arkadaş. Samimiyetin, gerçek dostluğun peşinde koşan Adrian, zengin hayatını bırakıp sefalet içinde yaşayamayı tercih eden Mihail'le tanışınca doldurur içindeki boşluğu. Mihail'in sanata ve edebiyata olan tutkusu, Adrian'ı peşinden sürüklerken okuyucu dostlukların filizlenişine tanıklık ettiriyor. "Sefalet, gerçek -yani, hayatı zehirleyen- sefalet, şu içinde yüzdüğüm dipsiz yoksulluk ve pislik değildir, sevdiği hayatı sürmek için bütün imkanlara mâlik olduğu halde, bunu yapamayan insanın durumudur." "Sefalet ve acılar insanı samimî yapar. Daha ileri gidiyorum: ıstırap saadetler yaratır."

En Uzun Gece
8/1016.05.2016

Baskı: En Uzun Gece

Öğretmen Selim'le iktisatçı Yelda'nın öyküsü En Uzun Gece. Yelda'yı yalanlarıyla, gizli kaçamaklarıyla aldatan Selim, Yelda'nın kendisinden uzaklaşmasına neden olur. Kendisine tutkuyla bağlı olan Yelda ilişkilerinin yıprandığından Selim'den uzaklaşma kararı verir. Avrupa'dan gelip Güneydoğu'daki "töre cinayetlerini" araştıran bir ekibe katılır. Güneydoğu'nun sessiz, yalnız bir köyünde hazırlayacağı raporla uğraşıp duygularından uzaklaşmak için aradığı kaçış, hiç unutamayacağı "en uzun gece"yi yaşamasına neden olur! Okuduğum ilk Ahmet Altan romanıydı. Daha çok Güneydoğu sorunlarının geçeceği bir öykü olacağını düşünüyordum, bir ilişkinin perde arkasında Yelda'nın tanık olduğu birkaç acı olayı, harika tasvirlerle keyifle okudum.

Baskı: Cehennem Çiçeği (Alper Kamu, #2)

Eğlenceli anlatımı ve tıpkı Oğullar ve Rencide Ruhlar'daki gibi göndermeleriyle bir solukta okunan Alper Kamu'nun devam romanı. "Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür."

Baskı: Olağanüstü Bir Gece

Zengin, istediği her şeye sahip olan öykünün başkahramanı Friedrich'in "duygusal donukluklar" yaşadığını hissetmeye başladıktan sonra yaşadığı olaylar karşısında üzülmeyen, sevinmeyen herhangi bir tepki vermeyen bir adam. 7 Haziran 1913 günü yaşadığı bir olaydan sonra hayatı tümüyle değişen ve dört ay sonra yaşadığı bir günü somutlaştırmak için yaşadıklarını yazar ve okuyucuyu "olağanüstü bir gece"nin yolculuğuna tanıklık ettirir! "...Çünkü yıllar, yıllar sonra ilk kez o dakikalarda yeniden gerçek anlamda yaşadığımı, duygularımın felçleşmiş, ama henüz ölmemiş olduklarını, tutkunun o sıcak kaynağının her şeye rağmen kayıtsızlığımın pas tutmuş yüzeyinin altında bir yerde gizlice akmayı sürdürmüş olduğunu hissettim ve şimdi rastlantının sihirli değneğine dokununca yüreğime kadar ulaşmıştı." Zweig'in öykülerini bir solukta okuduğumdan, dilinden öylesine etkinlenmiş olacağım ki çok büyük bir beklentiyle okudum kitabı. Belki bu yüzden, belki de ruh halimden... Diğer öyküleri kadar sevemedim.

Baskı: Oğullar ve Rencide Ruhlar (Alper Kamu, #1)

Beş yaşında, "büyümüş de küçülmüş" bir çocuğun, Alper Kamu'nun öyküsünü tam da beklediğim gibi, eğlenceli buldum ve bir solukta okudum. Minik kahramanın iç konuşmalarındaki "büyüklerin" hayatlarına yaptığı göndermeler ve bir bölümde cinayet davasının savcısı cinayeti araştırma sırasında kahramanımızın babasını suçlayacak bir senaryo ortaya atmasının üzerine, "Adalet denen şey bir yalandan ibaretti. İnsanlar suç işledikleri için değil suç işlememesi gerektiği için cezalandırılıyordu. Sistem gaddarca bir caydırıcılık üstüne kurulmuştu." sözleri harikaydı.

Kaplumbağalar
10/1028.04.2016

Baskı: Kaplumbağalar

Bir Alevi köyünde şarap düşkünü olan köylülerin, kendi üzümlerini yetiştirmek için giriştikleri mücadeleyi, hükümetin köyden-köylüden kopuşunu anlatır, Kaplumbağalar. Tozak; Kızılırmak'ın hemen yanındaki susuzluğun, verimsizliğin başgösterdiği, köylülerin yaz sıcağında kavrulduğu bir köy ve o köyde tüm zorluklarla mücadele eden, kendi çözümünü yaratan köylülerin hayatını değiştirecek olan eğitmen Rıza'nın, Muhtar Battal ve Kır Abbas'la köy halkını eğitip örgütleyerek, taşlı tarlada, canla başla çalışarak üzüm bağları yetiştirir. Kendi üzümlerini yetiştirmenin sevincini yaşayamadan, cehalet bürokrasiye teslim olur!

Deliler Boşandı
10/1018.04.2016

Baskı: Deliler Boşandı

Aziz Nesin, kitaba adını veren Deliler Boşandı'da akıllıların cehenneme çevirdiği hayatı, delilerin cennete çevirdiği; devlet dairelerinin işleyişini anlattığı Müfettiş Geliyor öykülerini okurken gülmekten kendimi alamadım. Tüketim toplumunu anlattığı Hepimizin Hikayesi ise mutlak sonun gerçeği gibi. Çocuklarının, eşinin hep daha fazlasını istemeleri uğruna, gece yarılarına kadar çalışmak zorunda kalıp, taşıdığı yükü kaldıramayıp düşen adamın hazin sonu. Aziz Nesin öyküsünde katilin ailesi olduğunun hükmünü vermiş ve öyküyü "Sevgili okurlarım, aman dikkat edin, sakın bu insan dostlarınızdan biri olmasın. Şimdi benim için, 'Bu ne zalim bir yazar' dediğinizi duyuyorum. Ben zalim değilim, hayat zalim sevgili okurlarım. Çünkü o maktullerden biri sizseniz, biri de benim... sözleriyle bitiriyor.

Yabancı
10/1016.04.2016

Baskı: Yabancı

Meursault'un öyküsünü bitirirken, ikiyüzlülüğün, samimiyetsizliğin hüküm sürdüğü dünyada, acaba diyorum "yabancı" olan O mu, ben mi; emin değilim!"

Gazap Üzümleri
10/1013.04.2016

Baskı: Gazap Üzümleri

Fareler ve İnsanlar'dan sonra okuduğum ikinci Steinbeck romanıydı, Gazap Üzümleri. Kamyonlarıyla Oklahoma’dan Kaliforniya’ya yola çıkan Joad ailesinin karınlarını doyurmak uğruna mücadelerini anlatır. Yazarın dili, anlatımı beni fazlasıyla etkilemiş olacak ki, vahşi kapitalizmi iliklerime kadar hissettim ve derin kedere boğuldum. "Bir insan ki, kendini zengin görmek için bir milyon dönüm toprağa ihtiyaç duyar, bana göre o insanın gönlü çok fakirdir. Bir insanın gönlü fakir olduktan sonra, milyonlarca dönüm toprak almış, neye yarar, yine de fakirdir."

Kumarbaz
7/1029.03.2016

Baskı: Kumarbaz

Dostoyevski'nin yıllar önce Suç ve Ceza eserini okumak için okumuş bir şey anlamadığımı, hatta çok uzunca bir süre klasikleri okumama kararını verdiğim günü hatırlıyorum... Kumarbaz, beklediğimin aksine dili sade, basit ve anlaşılır geldi bana. "Aşkını kazanmak uğruna" kumar tutkusuna yenik düşen ve acılarla, umutsuzlukla başbaşa kalan Aleksey İvanoviç'in öyküsü, emeksiz kazancın "kazanç" olmadığını gözler önüne seriyor.

Hoptirinam
8/1025.03.2016

Baskı: Hoptirinam

Aziz Nesin, siyasal yergilerini masal biçiminde yazdığı kitapların ikinci kitabı "Hoptirinam"da güldürürken düşündürüp, okurun vicdanını sızlatıyor...

Baskı: Şimdiki Çocuklar Harika

Aziz Nesin'in beşinci sınıf öğrencisi, iki farklı şehirde yaşayan çocukların mektuplaşmalarından yola çıkarak, çocukların gözünden büyükleri, ebeveynleri, adına "eğitim" dedikleri "ezbercilik" sistemini, yetişkinlerin büyüdükçe samimiyetsizleşen "küçüklüklerini", ağlanacak hale gülen insanları, anlattığı Şimdiki Çocuklar Harika eserini okurken, çocukluğum ve şimdiki düşüncelerimi, inançlarımı düşününce ikiyüzlülüğüm, samimiyetsizliğimin altında ezildiğini hissettim ve yeniyetmeyken okumadığım için büyük üzüntü duydum. Kitap, 1964 yılı Çocuk Roman Yarışması'nda jüri tarafından "eğitsel yönden" hatalı bulunduğu için dereceye girememiş olduğunu anlatan Onat Kutlar, eser için, "Çocuğa hayaller vermek yerine, onların gözüyle gerçek dünyamızı yansıtan, üstelik bunu çarpıcı bir mizah ve eleştiriyle yapan bu kitap küçük bir başeserdi. Büyüklerin dünyasını, ikiyüzlülüklerini, yalanlarını, toplumdaki haksızlıkları, eğitim alanındaki saçmalıkları çocuk gözüyle veren bu yapıt mutlaka ödül kazanacaktı. Bana kalırsa bu kitap öğretmenleri gülünç duruma düşürmek şöyle dursun, eğitimdeki aksaklıkları göstererek toplumumuzu gülünç olmaktan kurtarıyordu." diyor. Kendimizi oyunlara, akıllı telefonların "akılsız dünyasına" teslim ettiğimizi gördükçe, edebiyatın insan üzerindeki etkisinin ne büyük boyutta olduğunu görüyorum. Bugüne kadar okuduğum kitapların içinde "en beğendiğim yirmi listesi" olsaydı, Şimdiki Çocuklar Harika listemde ilk sırada olurdu!

Lüzumsuz Adam
6/1021.03.2016

Baskı: Lüzumsuz Adam

Belki çok büyük beklentiyle okuduğumdan, belki de ülkenin yaşadığı kaos ortamından... Sait Faik'in kitaba adını veren Lüzumsuz Adam dışındaki hikayeleri okumakta zorlandım.

Memleket Hikayeleri
8/1017.03.2016

Baskı: Memleket Hikayeleri

Refik Halid'in Anadolu insanlarını anlattığı Memleket Hikayeleri'nde, Sabahattin Ali öykülerinin aksine, Anadolu insanın cehaletle gelen "gerçekliğini" sade, anlaşılır bir dille anlatıyor. On sekiz hikayenin içinde beni en çok etkileyen Koca Öküz ve Sus Payı idi.

Aşka Dair Nesirler
7/1015.03.2016

Baskı: Aşka Dair Nesirler

İki Kişiye Bir Dünya, Karanlığın Gözleri uzun şiirleriyle, Sahibini Arayan Mektuplar, Hüzün Şarkıları ve Mihriban'a Mektuplar'ın yer aldığı Akşa Dair Nesirler'de, Mihriban'a Mektuplar bölümü harikaydı.

Son Kuşlar
9/1012.03.2016

Baskı: Son Kuşlar

Sait Faik'in ağırlıklı olarak anlattığı balıkçı öykülerinin içinde ben en çok Son Kuşlar'ı beğendim. Öyküleri sanki Hulusi Kentmen anlatıyormuş da, sevecenliğini, doğa ve insan sevgisini bana miras bırakmış gibi hissettim. "Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi."

Sırça Köşk
10/1009.03.2016

Baskı: Sırça Köşk

Sabahattin Ali, öykülerindeki acıdan, çaresiz insanlardan öylesine etkilenmiş olacak ki, Bahtiyar Köpek öyküsünde "Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. 'Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?' diyorlar. 'Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin?' Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir kaşık toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?" diye düşünen, soran okurlarına "Ben karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmemişim. İçim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak isteğiyle yanıyor. Hele cümle alem bu köpeğin onda biri kadar rahata kavuşsun, bakın ben bir daha acı şeylerden söz açar mıyım!" diye bitirerek, "aydın"lığını da insan olmanın erdemliğini de gözler önüne seriyor!

Yeni Dünya
10/1005.03.2016

Baskı: Yeni Dünya

Sabahattin Ali'nin hayatından izler taşıdığı on üç birbirinden acı, duygu yüklü öykünün içinde benim en çok etkilendiğim Ayran, Isıtmak İçin ve Hasanboğuldu idi. Sabahattin Ali'nin öykülerini okuduktan sonra verdiğim ilk karar okuma önceliklerimi bir köşeye itilen, ezilen insanların hikayelerini ilk sıraya alacak olmam oldu; çünkü edebiyat, ezilenden yana olmalıdır!

Baskı: Yuvarlağın Köşeleri

Binlerce sözcüğü tek cümleye sığdırıp aşkın, hayatın, yalnızlığın destanını yazan Özdemir Asaf 'ın bu olağanüstü eserinde üzerinde uzun uzun düşünülecek özdeyişler var. Birini yazsam birinin eksik kalacağını bilsem de, çok etkilendiklerim ve notlarıma aldıklarımdan bir bölümünü paylaşmadan edemeyeceğim. Politikanın kirli gerçeğine: "Açlık insanı öldüren, partileri yaşatan bir olaydır." "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın"cılara: "Yeryüzünde büyük işler görmüşleri şu iki bölüğe ayırınca. Tanrıya inananlar diye... bir de, Tanrıya inanmayanlar diye... Ortada bunlardan yana olmayıp duranlar gibi birileri kalıyor. Kendilerine türlü adlar takıştırıyorlar. Büyük işler başaranlar bunlardan çıkmadığına göre... Bunlardan alınacak bir 'seçmene', bir 'susma' vergisi iyi gelir sağlar sanıyorum." İçinden geldiği için değil de, korkularından "inananlar"a: "Tanrıyı andınsa unutma. Unutmuşsan da korkularına ve umudlarına göre hatırlama. Önce 'adam olmak' denen bir şey var da. Bunu unutma!" Edebiyatın olağanüstülüğüne: "Geçen zamanla yitirdiklerimi zamanın geçmesiyle kazanıyorum. Geçen zamanla kazandıklarımı zamanın geçmesiyle yitiriyorum. Tembel birinci düşüncenin üzerinde boyluboyunca serilmiş yatmaktadır. İkinci düşüncenin altına sığınmışların çokluğu edebiyat gerektiriyor." Savaşın zalimliğine: "Bir savaşda yenilenler aralarında yakınlaşır.. Yenenlerin arasında anlaşmazlık çıkar." Sessizliğin gücüne: "Şimdiye kadar susmasını öğrenmeseydim, şimdi size söyleyecek hiçbir sözüm olmayacaktı. Konuşma gücümün itkisini salt kendimden değil, yıllarca susuşumdan alıyorum... O, bunları bakışlarıyla söylüyordu bana." "Bir adam tartıyorum. Bin kilo et. İyi para. Bir adam tartıyorum, kiloya bin var ama yalnız kafa. Birinci adamı kesip kesip ikinciye yediriyorum." Samimiyetsizliğe: "Tanrı: Her yönünü sımsıkı sağlamlığa dayamış da çıkarlarının bozulmaması için son bir garanti olarak sana yönelenler yok mu? Ne yapalım bunları?" "Günümüzde din adamlarının çoğunu, gözlerinde, tutum ve davranışlarında, Tanrıdan 'başlarından eksik olmamasını' rica eder durumdalarmış gibi görüyorum. Ne yapsınlar, sermayeleri." Adına seçim diyorlar! "Seçecek olana ben seçme nedir öğretmeden, o beni seçse. O seçmiş olmaz, ben de seçilmiş olmam.. Bir oyun oynanmış olur. Adına ne derseniz deyin."

Korku
10/1004.03.2016

Baskı: Korku

Okuyucuyu öykünün başından sonuna kadar içinde tutmak her yazara nasip olmaz ve Zweig bunu okuduğum üç öyküsünde de (Satranç, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dör Saat, Korku) kanıtladı. “Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.”

Baskı: Kağnı / Ses / Esirler

Yıllar önce Kürk Mantolu Madonna'yı okuduktan sonra, tüm eserlerini en kısa sürede okuyacağım, diye kendime verdiğim sözü, bu olağanüstü öyküleri okuduktan sonra bu kadar geç gerçekleştirdiğim için çok ama çok pişmanım!

Değirmen
10/1015.02.2016

Baskı: Değirmen

Sevgililer gününe saatler kala okudum Sabahattin Ali'nin "Değirmen"ini. İlkgençlik yıllarında yazdığı on altı öykünün yer aldığı kitapta; Değirmen, Kurtarılamayan Şaheser, Viyolensel, Kanal ve Bir cinayetin Sebebi çok beğendiğim öykülerdi. Gerçek "dostluk"u da, gerçek sevgiyi de kitapların satır aralarında olduğuna inanan ben; "Değirmen"in tam içinde buldum. "Özel gün" samimiyetsizliği, "yaşamanın" yerini "gösteriye" bıraktığı, ölçülenin de gösteriyle karşılaştırıldığı günümüz dünyasında, öykü gerçekliğini hâlâ koruyor. "Siz sevemezsiniz adaşım, siz, şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler; siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler... Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz... Bizler: batı rüzgârı kadar serbest dolaşan ve kendimizden başka Allah tanımayan biz Çingeneler...Dinle adaşım, sana bir çingenenin aşkını anlatayım..."

Baskı: Çanlar Kimin İçin Çalıyor

İspanya iç savaşında antifaşişt gerillalarla birlikte savaşan romanın başkahramanı Amerikalı Robert Jordan'ın dört günlük mücadelesini, aşkını ve yenilgisini anlatır #çanlarkiminiçinçaliyor da Hemingway. Antifaşistlerin, faşistleri öldükleri Pilar tarafından anlatılan bölümde, savaşın acımasızlığı, anlamsızlığı, öldürmekten korkan ihtiyar antifaşist Anselmo'nun iç konuşmasında "Yolun karşısındaki hızarın bacası tütüyordu. Anselmo karın içinden geçip gelen dumanın kokusunu alabiliyordu. Faşistler üşümüyor, diye düşündü, rahatları yerinde, yarın gece onları öldüreceğiz. Ne garip iş bu, üstelik bunu aklıma grtirmekten de hiç hoşlanmıyorum. Bütün gün onları gözetledim, bizden hiç farkları yok. Şimdi yürüyüp hızara gitsem, kapıyı çalsam beni buyur edeceklerinden hiç kuşkum yok, yeter ki yoldan geçen herkesi durdurup kimlik sormak için emir almış olsunlar. Aramıza bir tek emirler giriyor. Bu adamlar faşist değil. Faşist diyorum ama değiller. Bizim gibi yoksul insanlar onlar da. Bizimle savaşmamaları gerek aslında, bense öldürme konusunu düşünmekten hiç hoşlanmıyorum." sözleri tokat gibi indi yüzüme.

Beyaz Gemi
10/1008.02.2016

Baskı: Beyaz Gemi

Küçük yaşlarda anne babası tarafından terk edilen bir çocukla, iyi kalpli, sevecen bir dedenin, sadece dedesi tarafından sevilen, dürbünü ve çantasıyla kurduğu hayal dünyasında, babasının bulunduğu yere, Beyaz Gemi'ye ulaşmak isteyen çocuğun acı bir öyküsü.

ÖncekiSayfa 2 / 5Sonraki