xtina
@xtina

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Sonat
2/1003.06.2018

Baskı: Sonat

Wattpad kitaplarına karşı biraz da olsa önyargılara sahip biriydim, şans vereyim dedim çünkü nerde bu kitabı görsem orda birileri kesinlikle tavsiye ediyordu. Kesinlikle tavsiye etmiyorum. Kendi kendime ''Bir daha wattpad kitabı almam.'' dedirtti açıkçası. Kitap boyunca hiçbir duyguyu hissedemedim. Bomboş bir olay örgüsü, derinlikleri olmayan karakterler, gerçekçi olmayan klişe bir kurgu. Çok ağır bir eleştiri yapmak istemiyorum ama gerçekten yorumlara aldandığımı düşünerek, kendimi tutmakta zorlanıyorum. Gereksiz uzatılan, kapkalın, küçük puntolu, aşırı zorlama, karmakarışık bir kitaptı. Bu tarz karakterler okumak artık hayal kırıklığı ile iç çekmeme ve biraz sitemle göz devirmeme neden oluyor. Yavaş yavaş gelişmesi gereken olaylar aniden oldu, kızımız bir anda kendini çete içinde, cesetler ve kan revan içinde buldu ki o sahneler de hiç inandırıcı gelmedi yazarın kullandığı dil yüzünden. Hele ki Hazar'ın her Allah'ın sayfasında kendini tekrarlayan özelliklerini okumaktan gına geldi. ''Bana bir daha emir verme.'' kafasında gezdi, onu bunu aşağıladı, dolandı durdu ordan oraya. Karakterlere ısınamadım. Olaylardan çok kolay sıyrıldılar, sonrasındaki tepkileri gerçeklikten aşırı uzaktı. Gerçek bir tehlike altında olduklarını hiçbir sayfada hissedemedim. Hatta kitabın sonunda hüzünlü olmam gereken yerde ''neyse ki bitti'' diyordum. Hiçbir şey olmuyormuş gibi, hayatı değişmiyormuş gibi kızın önemsediği tek şey Hazar'ın yalnızca kendisine piyano çalmasıydı. Kitabın başından sonuna kadar aynı olaylar, aynı betimlemeleri okuyormuş gibi hissettim. Üstelik bir çok karakter olmasına rağmen, hepsi aynı insanmış gibiydi. Duygular bir türlü bana geçmedi ne yazık ki. İki sayfada bir kız, örgüsünden, Hazar'ın kılıç kolyesinden, üstünü çıkarmasından, yeşil-sarı gözlerindeki değişimlerden bahsetti de bahsetti. Çok kopuktu. Çok fazla ad kullanımı vardı. Özellikle bir süre sonra ''Hazan ve Hazar'' görmekten fazlasıyla sıkıldım ve değinmek istediğim önemli konulardan biri de şu; anladık, Hazar yaralı, kötü, çekici, kabadayı, yine de içinde iyilik parçaları taşıyor dünyaya umut verircesine (gerçekten mi?) falan filan. Artık GERÇEKTEN daha özgün olamaz mısınız? Unutmadan, kitabın bazı yerlerinde sıkça yazım hatalarıyla karşılaştım. Olağanüstü bir hayal kırıklığı oldu benim için. Okuduktan sonra yorumlara inanamadım neredeyse. Ben farklı bir kitap mı okudum acaba? Bir puan verecektim, kitabın içindeki alıntı ve resimlere vereyim bari dedim. Kötü tarafımdan kalkmadım, inanın ki kitap zamanıma değmedi.

Güz Fırtınası
9/1023.05.2018

Baskı: Güz Fırtınası

Rita Hunter'ın Türk olduğunu öğrendikten sonra okuduğum ilk kitabı, hala şaşırıyorum bu duruma. Gerçekten yazarın kullandığı dile hayranım, Jane ve Alexander'ı çok sevdim. Okurken eğlendim ve kitabı kaç kere gülerek göğsüme bastırdım sayamadım. Yan karakterler de iyiydi. Chris, Carter ve Alexander'ın ofiste yaptıkları konuşmaya hayran kaldım. Yazar karakterleri o kadar gerçekçi yazıyor ki onlarla birlikte yaşamaktan kendimi alamıyorum. Jane'in yazdığı iblis avcısını her bölüm okumamız da ayrıca çok güzeldi ve bana ''acaba Rita Hunter farklı türlere de el atsa mı?'' diye düşündürttü.

Belki Bir Gün
6/1029.04.2018

Baskı: Belki Bir Gün

Sayfa iki yüze kadar Tess ve George birbirlerinin yanından geçip durdular tabiri caizse ve tanışana kadar kitap çok yavaş geçti, tanıştıktan sonra da yazar oldu bittiye getirdi her şeyi. Çok kötü değildi ama beklenti içine girmeden okumalısınız kesinlikle.

Baskı: Merhaba Hoşça Kal Ve Yaşadığımız Her Şey

Çok kısa sürede bitti ve basit dilli bir kitaptı. Yine de o kısacık sayfaları okumak hoştu ve sonlara doğru da hüzünlendim. Ayrılıkları sevmiyorum gerçekten. Konu olarak da, yazarın anlatımı da iyi ve akıcıydı. Kafa dağıtmak için güzel bir kitap.

Kör
2/1023.03.2018

Baskı: Kör

Okurken çok sıkıldım, hiç ilerlemedi kitap. Okumak için kendimi zorladım adeta. Belki ilerledikçe ilgimi çeken olaylar olur diyerekten okudum, okudum, okudum ama içim daraldı okurken.

Baskı: Genç Werther'in Acıları

Yazarın kaliteli olduğu tartışılmaz, kitabın barındırdığı duygu geçişleri ve karmaşası da hissedilebiliyordu. Yalnızca Werther'in bir aşk uğruna değil de duygularının yoğunluğuna yenik düştüğünü göz önünde bulundurarak okumaya çalıştım ama, belki de hiç aşık olmadığımdan, ''aşk için ölmeli aşk, o zaman aşk'' mantığı bana hep ters geliyor bu sebeple kitaptan sonra da yadırgamadım değil. Yine de Werther'in yaşadığı aşktan ziyade tahammül edemediği diğer hisleri hayatımda deneyimlediğim için beni etkilediğini söyleyebilirim. Anlaşılmak istenen birinin kaybedişi denebilir.

Baskı: Keşke Senden Nefret Edebilseydim

Çok tuhaf bir kitaptı. Ty gibi bir karakter daha önce hiç okumamıştım ve karakterlerin yazılışları inanılmaz gerçekçiydi. Sanki Gem ve Ty adında gerçek iki insanı anlatıyordu. Her duyguyu hayata geçirebilen bir dili vardı yazarın. Sürekli yeni bir olay olsun diye beklediğim için bazı yerlerde biraz sıkıldım diye düşünüyorum ama Ty gibi bir bakış açısına sahip, hem yanlışlar hem de doğrular içeren bir karakter okuduğumu hiç hatırlamıyorum gerçekten. Sonu da etkileyiciydi, Gem'in hislerini ben de yüreğimde hissettim sanki. Güzel ve ilginç bir kitaptı.

Yüzleşme
8/1024.02.2018

Baskı: Yüzleşme

Kördüğüm'de okuduğum için Victoria'nın bebek meselesini kitabın başından beri biliyordum ama bu pek de bir şeyi değiştirmedi. Konu olarak Kördüğüm daha güzeldi ama anlatım olarak kesinlikle bu kitapta gelişmiş yazar. Neler olacağının merakıyla aktı gitti kitap ama sonunda daha çarpıcı, tatmin edici bir olay bekledim, benim için öyle olmadı ve bu tamamen yazarın dilinden kaynaklanıyor. Kitap boyunca o kadar merak ediyorsun ki, daha farklı bir son bekliyorsun. En azından hissettiğin gerilimi karşılayacak bir son. Benim için öyle olmasa da tahmin etmediğim bir sondu tabi ki ve de çok sürükleyiciydi.

Dalgalar ( Push, #2 )
1/1024.02.2018

Baskı: Dalgalar ( Push, #2 )

Çok sıkıcıydı, sıkıldım, sıkıldım, bu kitabı bitirene kadar 2 tane daha kitap bitirdim ve sonra bunu zar zor bitirdim. Sırf sonundaki olay için kocaman, uzatılmış bir kitap daha yazılmış. Üzüleceğim varsa da sıkıntı onun önüne geçtiği için, kitap bittiğinde rahatladım.

Kördüğüm
7/1024.02.2018

Baskı: Kördüğüm

Çok övülmesinin bende ters etki yaptığını söyleyerek başlamak istiyorum. Orta halli ve sonu tahmin edilebilir bir kitaptı benim için. Naomi'nin hareketleri bir ara ''cık cık cık'' diye burun kıvırmama neden oldu. Çünkü iki erkekle idare etmeye çalışan kitap karakterlerini hiç sevmiyorum. Neyse ki sonradan olaylar çözüldü, ben de boşuna sinirlendiğimle kaldım. Erotizm kısmına da değinmek istiyorum. Gereğinden fazlaydı. Kurgu da çok güçlü değildi. Ama kitap kötü değildi. Ayrıca Lachlan karakterini sevdiğimi söylemeden geçemem. Her şeyiyle orta halli bir kitaptı.

Spiders In The Grove
10/1022.02.2018

Baskı: Spiders In The Grove

TAM ANLAMIYLA KAFAYI YEDİM. REDMERSKI KADAR İNSAN AKLIYLA ALAY EDEN BAŞKA BİR YAZAR GÖRMEDİM. DİĞER KİTABI BEKLEMEK ZORUNDA KALMAKTAN NEFRET EDİYORUM. Fredrik okumak istiyorum. Niklas'a ne oldu? Izabel sen naptın öyle? Victor ne oluyor? Kafayı yemek üzereyim. Cidden kitapta en normali -normal kelimesinin anlamını biraz değiştiriyor olsa da- Nora. Yazarın üzerine uçup ''YAZ YAZ YAZ YAZ'' diye bağırmak istiyorum. Ve FREDRIK okumak istediğimi de söylemiş miydim? Bir şeyler tahmin ediyorum ama emin de olamıyorum. İNANILMAZDI.

Köprü ( Push, #1 )
7/1018.02.2018

Baskı: Köprü ( Push, #1 )

Açıkçası beklediğimden iyi değildi. İçinde gizem olan kitapları sevmeme rağmen tüm kitap boyunca ''gizem bunun neresindeydi?'' diye sorup durdum. Yazarın David hakkında kitaba eklediği flashbackler sır olarak kalsa daha heyecanlı olurdu, aynı zamanda bu kitaba polisiye de dahil olabilirdi. SPOILER Aslında kitabın başından beri bu kızları David'in ittiğini, yani psikopat bir şekilde ölüme terk ettiğini biliyoruz ama okumak isteyenlerin hevesi kırılmasın diye spoiler yazayım dedim. O kadar kız kayboluyor, bir şekilde başına bir şeyler geliyor ve hepsi David ile ilişkili. Bunu polislerin çözmesi bu kadar zor muydu gerçekten? Annesiyle alakalı bir şeyler olduğunu kitabın başlarında hemen anlayabilirsiniz. Kızların David tarafından öldürüldüğü de en başından beri belli. Merak etmem gereken her şeyi yazar en baştan söylemiş. Emma ile alakalı farklı olaylar gelişir belki dedim, o da yok. Kitap boyunca havada asılı kalan şeyin ne olduğunu düşünüp durdum ve sonda tahmin ettiğimden farklı bir şey bekledim. Hiç biri olmadı. Yine de yazarın dili çok sade olduğundan kitap hemen bitti ve puanlarımın çoğunu da karakterlerin batmış hayatlarını iyice hissedebildiğim için verdim. Emma'nın üvey zıkkımından nefret ettim, iki erkek kardeşinin masumluklarını yitirişine şahit olan Emma'ya üzüldüm, David'in başına gelenlere ve annesinin 'parçalara ayrılmasına' üzüldüm. Parçalara ayrılmanın nasıl dayanılmaz olduğunu bilirim. Minicik bir çocukken mahvolmuş iki hayatı toparlamak zorunda hissetmesine ve sadece çocuk olduğu için başaramadığında kendini suçlamasına içim acıdı. SPOILER Özetlemek gerekirse, bir kaç değişiklik yapılarak daha iyi hale gelebilecek bir konunun böyle harcanmasına sinir olsam da kitap kendini okuttu ve ikincisine de çok bir şey beklemeden başlamayı düşünüyorum.

Baskı: Katiller Çetesi Victor #6

Bu seride olduğu kadar duygudan duyguya savrulduğum başka bir seri daha okumadım. Her sayfasında ayrı itiraf döküldü, ayrı bombalar patladı. Ne düşüneceğimi bilemiyorum şu an. Tek düşündüğüm 7. kitap çıkana kadar nasıl bekleyeceğim? Ve artık Fredrik okumak istiyorum. (Bu arada değinmeden geçemeyeceğim, okuyabilen orijinal dilde okusun, çevirisi gerçekten olmamış.)

Baskı: Katiller Çetesi Kara Kurt #5

Kitaba başlarken ''ne oluyor?'' diye başladım, ortalarda ''ne oluyor yav?'' diye devam ettim ve sonlara doğru ''CİDDEN NE OLUYOR LAN?'' diyerek kitabı bitirdim. Her okuduğum kitabı beni seriye daha da bağladı ve söylemeliyim ki ilerledikçe daha da akıcı olmaya devam ediyor. (10 yıldızı hala en iyi kitaba saklıyorum çünkü gittikçe daha da iyi olacağını biliyorum.)

Baskı: Katiller Çetesi Kötülük Tohumları #4

Nora'yı sevmemek elde değil. Izabel'den çok daha gerçekçi bir karakter bence. Ortaya çıkan sırlar efsaneydi. 9 veriyorum çünkü 5. kitaba 10 vermek zorunda kalırsam haksızlık olmasın. Seriye devam ettikçe karakterlere daha çok bağlanıyorum. Ve Fredrik çok psikopatsın ama sana hayran kalmamam mümkün değil.

Baskı: Katiller Çetesi Kuğu ve Çakal #3

Diğer iki kitaptan çok çok daha iyiydi. Dürüstçe söylemeliyim ki Fredrik, Victor ve Sarai'in hayatlarından, duygularından, yaşadıklarından, gelişmelerinden daha çok ilgimi çekti tüm kitap boyunca. Kesinlikle yazarın iki kitap sonrası patlattığı bomba olarak görüyorum. Sonradan olanlara inanamadım. Spoiler vermemek için kendimi tutuyorum. Bayağı kalbim parçalandı.

Baskı: Katiller Çetesi Izabel #2

İlk kitap kadar güzeldi, hatta biraz daha fazla beğendiğimi söyleyebilirim. Açıkçası sonlara doğru gelişen olay aklımın ucundan bile geçmemişti ve hikayemize kendi hayatından parçalar ile katılan Frederik'i de şimdiden sevdim. Üçüncü kitabı okumak için sabırsızlanıyorum.

Baskı: Katiller Çetesi Sarai #1

İnanılmaz akıcıydı. Kitabı elime aldım ve bir baktım ki bitmiş. Karakterleri sevdim, olay örgüsünü ve yazarın dilini sevdim. Bazı kısımlar temponun düştüğünü hissedip sıkılsam da genel olarak iyiydi. Diğer kitapları da okuyacağım.

Baskı: Bazıları Kalbini Dinler

Çok büyük bir beklentiye girmeden okuduğum akıcı ve eğlenceli bir kitaptı. Bahsedilen filmleri izleme isteği uyandırdı. Güldüğüm kısımlar çok fazlaydı, yazarın kalemi de çok eğlenceliydi.

Baskı: Kendime Yeni Bir Ben Lazım

Yazarın Ne Yaparsan Yap Aşk İle Yap kitabını da okumuştum. Dil olarak, karakterler olarak hiçbir gelişim göremedim. İnanılmaz yapmacık gelen karakterler ve her şeyin, herkesin müthiş olduğu, sorunların şak diye çözüldüğü, tahmin edilebilir bir sonu ve olay akışı olan inanılmaz sıkıcı bir kitaptı. Verdiğim yıldızları da yazarın kitap boyunca San Francisco rehberliği yapmasına verdim.

Baskı: Ne Yaparsan Yap Aşk ile Yap

Kitabı bitirdikten sonraki ve 250. sayfadan önceki görüşlerim apayrı gerçekten. Gerçekten başlarda çok sıkıldım, karakterlerden bir ikisi hariç çoğu gerçekçi gelmedi. Elimde süründü diyebilirim. Kitapları yarıda bırakmaktan hiç hoşlanmadığım için devam etmek adına çok çaba sarf ettim ve sonradan her şey değişmeye başladı. Öncelikle gerçekten Oliver karakterine hiç ama hiç ısınamadım ve Torin'in garip halleri kitaba devam etmemi sağlayan tek unsurdu ve kitapta en sevdiğim karakterde, Woody ile beraber, oydu diyebilirim. Birden tempoya girdiği için son 150 sayfasını hızlıca bitirdim ve son 5 sayfasında da derin bir oh çektim gerçekten. Bazı yerlerde güldüm, bazı yerlerde ağladım ama bu çok normal çünkü Sineklerin Tanrısı'nda bile ağlamış biri insan olarak en ufak kaybedişte sulu gözlü biri olup çıkıyorum. En başından beri Oliver'ı itici bulan biri olarak, (ki adamın bir tane bile yanlış hareketi yoktu sadece çok yapmacık bir karakterdi) sonlarda Elsie'nin yapması gerektiğini düşündüğüm şeyi yapması kitaba biraz daha ısınmamı sağladı. Ayrıca gerçekten çok eğlenceli yapılacaklar listesi oluşturmuş yazar. Bazılarını yapmak istiyorum. Yani genel olarak yer yer sıkıldığım, yer yer de tempo kazandığı için severek okuduğum bir kitap oldu. Çerezlik olarak güzel bir kitaptı.

Zamanla Randevu
1/1020.01.2018

Baskı: Zamanla Randevu

Birden düşük bir puan olsa verirdim. Kitap yarım bırakmayı sevmem ama devam edemedim.

Cesur Yeni Dünya
9/1020.01.2018

Baskı: Cesur Yeni Dünya

Kitabı henüz bitirdim ve bunun üzerine 1984'ü yeniden okumak harika olacak. Özgür irade, seçimler, mutluluk, inanç, istikrar, uygarlık ve ilkellik ve bir çok konuya değinen yazarın kurduğu bu dünyanın bu kadar detaylı tasarlanması ve müthiş bir incelikle kaleme alması beni hayrete düşürdü. Huxley'in sonradan eklemesine de katılıyorum. Başka bir dünya da eklenebilirmiş ama iyi ki eklememiş. 1932'de basılmış bir kitabın halen bize yabancı gelmeyen çıkarımlar içermesi ise düşündürücü.

Otomatik Portakal
8/1016.01.2018

Baskı: Otomatik Portakal

İyiliğin içten gelmesi gereken bir eylem olduğunu filan, dayatma ile işe yaramayacağını anlatıyordu kitap kısaca söylemek gerekirse. Tecavüz, kesiş, dövüş hatta cinayet kısımlarını şiddet meyillisi olan Alex'in gözünden basitmiş gibi okumak midemi bulandırdı ve çok rahatsız etti. Tıpkı tedavi sonrasındaki Alex gibi filan. Konusu kendine has bile olsa çok daha iyi bir şekilde işlenebilirdi diye düşünüyorum ve çok daha anlamlı çıkarımlar yapılabilirdi. Beklediğimden çok daha aşağı kaldı o nedenle. Belki de çok yüksek bir beklenti ile okuduğum içindir. Aynı zamanda sonlarda İş İşleri Bakanı'nın Alex'i hastanede ziyaret edişi çok fazla anlam taşıyor aslında. Genel olarak Burgess'in dilini beğendim, kitap çok çabuk bitiyor zaten ve nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz ama dediğim gibi, çok daha iyi bir şekilde bitebilirdi, çok daha anlamlı bir yere varabilirdi kitap. Tek tabanca Alex kankamız içinse ne düşüneceğimi bilemiyorum. Kendisinden iğrendim. Ayrıca çeviri de iyiydi ama nedense, Burgess'in kendine has dilinden olacak, sanki orijinal metni okusam daha da iğrenecekmişim gibi hissettim okurken.

ÖncekiSayfa 5 / 10Sonraki