
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Selam Dünyalı, Ben Türküm!
Ecevit-Bahçeli-Yılmaz koalisyonu dönemi Türkiyesi'nin absürd olaylarını esprili bir şekilde anlatan bir kitap. Aslına bakarsanız çocukluk dönemimi katmazsam son 20 yılda Türkiyede halkın olaylara bakış açısında zerre gram değişiklik olmadığını hep malum cehalet ve yozlaşmanın devam ettiğini eğlenirken öğreniyorsunuz...
Baskı: Siyasetnâme
Günümüz siyasetçilerinin ders alması gerektiğini düşündüğüm kitap. Kitapta Devlet adamı nasıl olmalı vezirlerin, kadıların, memurların seçimi saydığım devlet görevlileri dışında tabiki pek çok devlet makamında görev yapanların görevlerini nasıl yapmaları gerektiğini hatta nasıl layikiyle ve adaletle yapması gerektiğini. Halk ile devlet ilişkilerinin halk ile devlet görevlilerinin ilişkilerinin sade vatandaş ve devlet adamların içinde sosyal yaşantılarında eş ve cariye seçimi, mesleğinde hileye gitmemesi gibi en küçük sosyal olaylara bile dikkat çekmiş. Savaşta ve barışta bir devlet adamının nasıl tedbirler alması gerektiğini hatta ve hatta gücünün yetmediği yerde düşmanla nasıl diplomasi yapması gerektiğine kadar ince ayrıntılara yer vermiş Lakin anlamadığım tek nokta Nizamiye medreselerinin kurucusu Nizamülmülk niçin alevi ve fatimilere devlet yönetimine girmemesi gerektiğini defalarca yinelemiş mezhepsel çatışma neden buralara kadar gelmiş tam olarak anlayamadım. Sanırım bunu anlamak içinde mezhep çatışmalarının tarihi üzerine bir kitap okumam gerekecek.. Kitap genel anlamda çok çok iyi siyasetçilerimiz keşke bu kitapları okuyup ders alsa akıl ve vicdan sahibi bir devlet adamı nasıl olunur bir öğrenseler keşke...
Baskı: Prens
Türkiyedeki siyasetçilerin bu kitabı okuyarak hareket ettiklerini düşünüyorum. Halkı gerektiğinde böcek gibi ezmek bile nasıl yapılabileceğini ve zamanla ezilmeyi halkın nasıl kabulleneceğini bile anlatıyor. Gerçi Türkiyedeki siyasileri Machiavelli görse ellerine su dökemez o ayrı. Ölçülü zulüm, ölçülü sevgi, savaş zamanında müttefiklerinin askeri güçlerine ne kadar güvenebileceğin ve bunun olası sonuçları.
Baskı: Kelile ve Dimne
Hintli filozof Beydeba'nın ünlü bir eseri olan Kelile ve Dİmne'yi fabl türünün önemli örneklerinden biri olduğu için okumuştum. Fabl türü hikayelerin ilk örneklerinden birisi olarak ele alınabilir. Hem insan ilişkilerinde hem de siyasette ders alınarak okunası bir kitaptır.
Baskı: Fatih - Harbiye
Peyami Safa'nın bu eserinde yeni kurulan cumhuriyet dönemiyle büyük bir imparatorluk döneminden yetişmiş bir gençliğin bocalamaları anlatıyor. Eski usül terbiye almış iki gencin yeni adet ve geleneklere karşı tutumları ele alınmış diyaloglar çok akıcı. Özellikle modernleşmenin sancılarını, muhafazakar sınıfın çelişkilerini ilk anlatan kitaplardan biri olarak ele alabilirsiniz.
Baskı: Boğaziçi Yalıları
Kitap yazarın yaşadığı döneme ait bir İstanbul panaroması sunmaktadır. Hatta yazarın içinde bulunduğu yalı konak yaşantısı ve boğaziçi tasvirleri hep eskiye doğru bir özlem biçimini almıştır.
Baskı: Fareler ve İnsanlar
Zeki ve kinik bir adam olan George Milton ile ismiyle tezat oluşturacak şekilde iri ve çok güçlü ama akli dengesi bozuk olan Lennie Small, Büyük Bunalım sırasında çiftlikten çiftliğe dolaşarak iş arayan göçmen toprak işçilerinden ikisidir. Kaliforniya'daki Salinas Vadisi'nde, Soledad yakınlarında bir çiftlikte iş bulurlar ve para biriktirmek için çalışmaya başlarlar. Kendilerine ait bir parça toprak edinip oraya yerleşmeye dair ortak bir hayalleri vardır. Lennie bu hayali George'a defalarca anlattırır ve en çok da besleyip okşayabileceği yumuşak tavşanlarla ilgili kısmını sever. George da Lennie'nin bu takıntısını, onu korumak için, başını belaya sokarsa tavşanlara bakmasına izin vermeyeceğini söyleyerek kullanır. İkili, daha önce çalışmakta oldukları Weed'deki çiftlikten, Lennie'nin yumuşak şeylere dokunma takıntısıyla bir genç kadının elbisesini okşamasının tecavüz girişimi olarak görülmesi sebebiyle kaçmışlardır. Yeni çiftlikte, ikilinin hayali gerçek olmaya daha da yaklaşır. Yaşlı ve bir elini çiftlikte kaybetmiş bir işçi olan Candy, ikiliyle parasını birleştirmeyi ve böylece ay sonunda hayallerindeki çiftliği satın almayı önerir. Ancak bu hayal, çiftlik sahibinin oğlu olan Curley'nin genç ve güzel karısının Lennie tarafından saçını okşamaya çalışırken yanlışlıkla öldürülmesiyle suya düşer. Curley hemen bir linç grubu oluşturur. Diğer işçiler gibi yalnızlık ve acı dolu bir hayat sürmeye mahkûm olduğunu anlayan George, arkadaşının, intikam peşindeki Curley tarafından vahşice öldürülmesini istemez. Lennie'yi onlardan önce bulur, hayallerindeki çiftliği anlatarak sakinleştirir ve kafasının arkasına dayadığı silahı ateşleyerek öldürür.
Baskı: Beyaz Gemi
Eserde aytmatov, bir çocuğun masumiyeti, iyi niyeti ve maalesef biz yetişkinlerin kaldıramayacağı bir yalnızlık ile yüzleştiriyor insanı. Kitabı bitirdiğinizde sizi derinden etkilediğinin ancak farkına varabiliyorsunuz.
Baskı: Beş Şehir
Yazar eserinde sırasıyla Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul şehirlerini anlatmış. Birazda yazarın sözünü ettiği şehirlerde ya görev icabı ya da ailesinin tayini gibi nedenlerle bu şehirlere daha önced geldiği izlenimini alıyor. Lakin Ankara kısmı biraz sönük geçmiş fakat Erzurum kısmı Erzurumun Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri gerek tarihi eserleriyle insanda uyandırdıkları gerek yöre halkıyla münasebetiyle yer yer diyaloglara ya da hatıralarına yer vermesi okuru içine çekiyor. Konya'da ise Selçuklu devrine ait sultanlar ve devlet adamlarının yaşantıları ve entirikalarıyla gerek anektodlar vermesi gerek tarihi eserlerin hikayeleriyle anlatması çok hoş olmuş Keza Bursa'nın yeşil camisine dikkat çekmesi bursa hakkında beni çok meraklandırdı. İstanbulu zaten saymama gerek yok. Lakin okurken dikkatimi çeken bir husus oldu MEB'in 100 temel eser listesinde yer alan Fatih-Harbiye, Boğaziçi Yalıları olsun bu eserimiz olsun saydığım bu üç eserde yazarlar nedense Osmanlı Devrine dair derin bir özlem duyuyor. Kadın erkek ilişkileri olsun toplumda medenileşme hareketleri olsun bunları yadırgadıkları aşikar. Acaba şu an ki MEB bakanı öğrencileri kendi görüşlerine uygun bir bakış açısını dayatma amaçlı bir temel eser listesi hazırlıyor diye de kendi kendime sormadım değil. Sanırım 100 temel eserdeki kitapların tamamını okuduktan sonra bu konuda yorum yapsam daha mantıklı olacak...
Baskı: Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda
Türkiye'nin son 13 yıllık trajikomik halinin panoraması diyebiliriz. Ne arabesk ve kadar vurdum duymaz, yozlaşmış bir millet haline geldiğimizin ibretlik vesikası...
Baskı: Vadideki Zambak
Fransız devrimi sonrası dönemde genç bir adamın orta yaşlı aristokrat bir aileden gelen evli bir kadına duyduğu aşkı konu alan eserde. Kadında genç adama aşıktır fakat aşkları tensel bir temastan ziyade gönülden hissedilen bir aşk olup kavuşamayan bir çiftin hazin hikayeside denilebilir...Kitapta yer yer duyguların betimlemeleri o kadar güzel işlenmiş ki insan ister istemez karakterin duygularını kendi benliğinde hissedebiliyor. Karakterlerin içinde yaşadıkları çevreninde betimlemeleri o kadar güzel verilmiştir ki sanki karakterle aynı mekanda yaşıyormuş hissi uyandırıyor okurda..
Baskı: Babalar ve Oğullar
Üniversite mezunu iki genç'in bolşevik Rusya'ya geçiş döneminde nihilizm akımına kapılmaları babaları ya da aileleriyle dünya görüşlerinin uymamasından yaşadıkları sıkıntılar. Ayrıca kendini Nihilist ve kadın avcısı olarak gören Bazarov'un günü geldiğinde insanın bir makine değil sevgi için var olduğunu geçte olsa acı bir şekilde kavrar. Ona hayran olan arkadaşı Arkadiy'in ise aynı kadına aşık olmasına rağmen zamanla Bazarov'un aşık olduğu dul kadın denilen Anna'nın kardeşiyle tanıştıkça sadece dış görünüm değil huy ve mizaç uyumlarınında ilişkilerdeki uyumun önemini romanda yer yer vermiş Arkadiy ve Bazarov'un zaman zaman Anna için birbirlerini kıskanmaları kavgaları hatta iki dostun ilk zamanlarda Anna'dan hoşlanan ilerleyen zamanlarda Arkadiy'in Anna değilde Anna'nın kızkardeşine aşık olması aralarındaki yanlış anlaşılmayı düzeltsede Annayla Bazarov'un ilişkilerinde her iki tarafında aşktan önce gururlarına kapılmaları hikayenin sonunu acıklı tutuyor. Olaylar örgüsü son derece akıcı ve insanı romanı okurken olayların içine çekiyor..Bu romanı okumayı düşünen arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim...
Baskı: Dönüşüm
Yaşamdan kopmanın verdiği yalnızlık ve gelecekten herhangi bir şey ummamak. Bu kitap için olması gereken kısa ve öz karşılayan bir açıklama olsa gerek...
Baskı: Açlık
Ya olayın örgüsü hoşuma gitmedi ya da başka durumlar. Ama şu gerçek romandaki yazarlıktan geçimini sağlayan karakterin bir türlü ilhamı gelmemesi üzerine çeketini satarak gıda ihtiyacını sağlamaktan tutunda açlıktan kendi tükürüğünü bile sürekli yutkunan bir karakter düşünün kitabın sonunda da aç aç nereye kadar deyip bir gemiye hamal olmuştur bizim aç genç yazar.. Ama adamdaki açlığı kendi midenizde hissettirebilecek düzeyde de başarılı olmuş bir eserdir vesselam...