Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Sağdan Birinci Mezar (Charley Davidson, #1)
Yorumlarla yine uyuşamamışım. Beğenmedim. Kitabın içinde elle tutulur bir olay olmadı. Zaten kısa bir kitaptı. Eğlenceli falan denmiş. Ben mi kaçırdım espriyi?! bilemiyorum.
Baskı: Davet (Gölge Varlıklar, #1)
Bir türlü bitiremedim bu kitabı uzun süre. Gitmiyor, tıkanıyor hikaye. Sıkıldım okurken. Çeviriyi beğenmedim. Luke'nin diye bir çeviri olur mu ya? Bütün kitap boyunca Luke'ye, Luke'nin diye okumak tam bir eziyetti. Ayrıca nasıl bir sayfa düzenlemesi yapılmışsa, sayfada yazıdan çok boşluk vardı. Sayfa sayısını arttırmaya çalışmışlar.Hem bizim paramıza hem de kesilen ağaçlara yazık.
Baskı: Hayal Avcısı
Laura Kinsale kadın kahramanları özellikle mi sinir bozucu yapıyor merak ettim. Fırtına çiçekleri'nde de kadın karakterin erkeğe karşı güvensizliği vardı. Aynı o romanda olduğu gibi bu kitaptaki adam da ne yapsa yaranamadı. Adama yazık oldu öyle bir kadınla. Ne çektin be Arden, desem yeridir.
Baskı: Arzu Şövalyesi (All the King's Men, #1)
Karakterlere ne olduğunu merak ettirip ingiliz tarihini araştırmama neden oldu. Tek beğenmediğim kısım, kızın başına o kadar olay gelip de hiçbir zarar görmemesi kısmı biraz abartıydı.
Baskı: Konağın Yeni Düşesi
Bir Harlequin'de bu kadar yazım veya kelime yanlışı yapıldı mı şimdiye kadar bilemiyorum. Benim favorim "bu adama iyi bir koca olacağım." cümlesi idi :D Ayrıca tanıtım yazısının mantığını çözemedim. Kızın, baş kahramanımızı kısmen aldattığı kısmı arka kapağa koymuşlar. İlk sayfalarda John denen şahsın yan karakter olduğunu öğrenince şaşırdım bir an. Harlequin arka kapak tanıtımında yeni bir devir açmak istedi herhalde.
Baskı: Raintree: Cehennem (Raintree #1)
Tam bir hayal kırıklığı.bu kitabı en iyi böyle tarif edebilirim.
Baskı: Tutsak (İskoç Muhafız Alayı, #2)
Erkek karakterin isminin bildiğimiz erik olduğunu geç fark ettim. Yabancıların isimlerini okumaya o kadar alışmışım ki Türkçeyi mi unutuyorum dedim bir an.
Baskı: Eşleşme (Eşleşme, #1)
Kimi kısımlarında 1984 kitabını hatırlattı ama onun kadar sürükleyici değildi.Sonu hariç çok düşük bir tempoda ilerledi.
Baskı: Fırtına Kokusu
Bakire kitabından daha çok beğendim.Çok sürükleyiciydi. Özellikle sonu tam bir ters köşeydi.
Baskı: Peri Ölüsü (Sookie Stackhouse, #9)
Serinin diğer kitaplarına nazaran çok sönüktü.
Baskı: Kara Melek
Buradaki yorumları okuyup, düşük puanları görünce okumayı uzun süre erteledim. Şu an biz aynı kitabı mı okuduk diyorum kötü yorumlar için. Daha erken okumadığım için çok pişmanım. Hatta bundan sonra kitap yorumlarını dikkate almayı düşünmüyorum.
Baskı: Yalnız Gözlerin İçin
Kitaptaki über düper yakışıklı adamlar ve lolita hanımlar hakkında yorum bile yapmıycam. Kabile yapmış fma, artık hangi ülkede yaşıyorsa . Kitapta en saçma bulduğum şeylerden birini belirtmek istiyorum.En sonunda Tahir nasıl oldu da Vedat'ın silahla gelin odasına girip Güney'in yakınına gelmesine izin verdi? Nerde kaldı bunların koruyuculukları? Ya Güney'e ateş etseydi? O karakterin böyle bir plan kurması saçmalığın daniskasıydı bana göre.
Baskı: Truva Tanrıçası (Tanrıça, #6)
Bu seride hiçbir kitapta bu kadar gülmemiştim. Harikaydı ama sonu biraz sönük geldi o yüzden 10 değil 9 puan.
Baskı: Ömrüm Senindir (Bride Quartet, #4)
Seri güzeldi evet ama 4 kitap boyunca hep eksik bir şey vardı. Olay örgüsü içime sinmedi.Kitapların son sayfalarında baş karakterler arasında hep sorun yaratıp heyecan katmaya çalışmıştı. Lakin bazen çok saçma tartışmalar yaratmıştı, sırf olsun diye yapılmış.
Baskı: Değerini Bil (Bride Quartet, #3)
Ahh Nora! Beni bir konuda hayal kırıklığına uğrattı. Baklava bir Türk tatlısı, Yunan değil :(
Baskı: Bir Gecelik Günah
Çok güzeldi. En azından bildiğimiz konulardan değildi. Rose kendisini sevdiğini düşündüğü adamla birlikte olur, ancak bilmediği şey ise adamın Rose'un abisinden intikam alabilmek için onu kullandığıdır. Rose'u fahişelerin ve üst tabakadan Lordların katıldığı bir partiye sokar ve onu fahişesi olarak tanıtıp açık arttırma başlatır. Tam bu sırada adamımız Kyle gelir ve onu satın alır. Kızı akrabasının evine bırakır ve gider. Bu olay duyulur ve toplum dışına itilir, yalnız ve izole bir hayat yaşamaya başlar. Asıl hikayemiz de böylece başlamış olur. Fransız ve Hen teyze arasındaki ilişki, markinin teyzesinden ve sosyete buluşmalarından kaytarmak için fransızı kullanması güldürdü açıkçası. Yeni bir soluk aranıyorsa okunması gereken bir kitap. Son sahnesinde bile şaşırttı.
Baskı: Günaha Davet (Historical #1)
Tipik bir historical romandı.Ben daha farklı beklemiştim ama yine de beğendim.
Baskı: Biz Evleniyoruz (Bridgerton, #8)
Kitabın abartıldığı kadar iyi olmadığını düşünüyordum ta ki son sayfalarına gelene dek. Hikayenin sonunu çok eğlenceli bitirmişti yazar.
Baskı: Güle Güle
Bittiği halde etkisinden çıkamadığım kitaplardandı. Meraklandırdı, şaşırttı, kızdırdı ve en sonunda da yüreğimden vurdu. Aslında kitap müthişti diyemem ama bir noktada kendimi hikayeye kaptırmış halde buldum. Sanki gerçek hayattan birinin hayat hikayesini okuyordum. Son sayfalara yaklaşırken, Vera'nın o selpaklarda neler yazdığını okumasını beklerken merakımdan çatladım. Kitap bitti ama Charlie'nin sonu, öyle bir çöp gibi atılması beni çok etkiledi. Son olarak, bu kitap için "güle güle" ismi her şeyi anlatıyor bence.
Baskı: Sisli Dağların Ötesinde (Highlander, #1)
Hem iskoçlar var hem zaman yolculuğu var.Daha ne istenir :) Bu serinin takipçisiyim artık.
Baskı: Tenimdeki Mühür (Coin, #1)
Sırf yarım kalmasın diye ite kaka bitirmeyi başardım. Catherine cookson havası sezdim kitapta.Aileden kötü biri, masum ingiliz kızımız ve entrika filan. Sıkıcıydı.