
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Od
Bir şah ve Sultan kadar tad almasam da tasavvufi açıdan yalın ve akıcı bir kitap.İskender Pala'nın gerçekten kendine has bir dili var.Kitabın bir bölümünde sıkılsam da OD iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri.
Baskı: Cerrah (Rizzoli & Isles, #1)
8 yıl önce aldığım ismi ve kapağın albenisi ile aldığım bir kitap.Yazarın ilk romanı.Polisiye tarz.Akıcı ve çok karmaşık olmayan yapısı kitabın artı yönlerinden olsa da kitap da ameliyat masasında yapılan yöntemlere epey yer verilmiş.Yazarın doktor olması etkilemiş diyebilirim.Aman aman şaşırtıcı bir kurgu olmasa da geneli itibari ile iyi.Katilin anatomisi iyi aktarılmış.Ama bazı yönleri havada kalmış mesela neden gecelikleri dürüyor gibi.Bir Agatha Christie,Stephen King,Ahmet Ümit,John Verdon tadını alamadım.Fakat gerilimi gerçekten hissettiriyor diyebilirim.
Baskı: Bin Muhteşem Güneş
Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısından sonra yine bir solukta okuduğum kitabı.Yazar bu kitapta Leyla ile Meryem'in gözünden tüm Afganlı kadınların içler acısı durumu yansıtmış.Bu yaşantının temelinde sosyal ve siyasal nedenler de gözler önüne serilmiş.Aşk,acı,şefkat,sevgi ve sayamadığım duyguyu bünyesinde barındıran bir eser.Mükemmel değil ama güzel.Roman aynı zamanda yakın tarihten bilgiler veriyor. Bin Muhteşem Güneş'i okuyunca Mende Nazer'den Köle kitabını anımsadım.Okumayanlar için tavsiye edilir.
Baskı: Truva'nın İntikamı
Kitap daha çok Fatih Sultan Mehmet'in tahta çıktıktan sonraki hayatını İstanbul'un fethini ve dönemin bazı önemli olaylarını anlatıyor.Kitap içerik olarak akıcı ve bilgilendirici.Buna karşın kitapta Dipnot yada İndeks namına herhangi bir şey karşımıza çıkmıyor.Tarih kitabı sonuçta bazı bilgilere ulaşmak için sayfaları tek tek kontrol etmenin mantığı ne kadar doğru?İsmi ilgi çekici olsun diye konulmuş.Çünkü Truvayla ilgili bir bölümde değinerek Fatihe atfedilen Truvanın intikamını alma cümlesine açıklama getirilmiş. Kitapta bazı doğru bildiğimiz doğruların doğru olmadığını hayretler içinde okuyacaksınız.Yeni çağ İstanbul'un fethiyle mi başladı?Çandarlı'yı niye öldürttü?Gemiler karadan yürütüldü mü?Fetih 29 Mayısta mı oldu?Ulubatlı efsane mi gerçek mi?Savaş niçin çıktı?Koyun meselesi ne?Fethe karşı çıkanlar kimlerdi? gibi sorulara cevap aranıyor. Son olarak tarihe ilgi duyanların okuması gereken bir kitap.İnsan olarak geçmişte yaşananlardan ders çıkarmalı ve tarih havuzuna yeni bilgiler eklemeliyiz düşüncesindeyim.
Baskı: Büyük Umutlar
Ablası tarafından yetiştirilen gönlü karasevda ile, gözü yükselme hırsıyla perdelenmiş köy kökenli genç Pip'in, 'Büyük Umutlar'ını gerçekleştirebilmenin doğru yolunu ararken yaşadıklarını anlatan bir roman. Her ne kadar para insanı bir yerlere getirse de önemli olan mutluluğu yakalayabilmektedir.Küçük Pip eline geçen parayla Büyük Umutlar'a kapılacaktır.Ama gerçek hiç de öyle değildir. Yazar Büyük Umutlarda aranın beraberinde getirdiği saygınlığı statü farklılıklarını,iki yüzlülüğü,kıskançlığı gözler önüne seriyor. 19. yy yaşantısında paranın ahlakı yozlaştırdığını bir kez daha okuyucuya sunuyor.Çoğu klasik romanda olduğu gibi burada da insan ilişkileri iyi bir şekilde yansıtılmış.Fakat kitabın ilerleyişi bana biraz yavaş ve sıkıcı geldi.Ustaca işlenmiş kurgu göremedim.En iyi yanı insan tahlilleriydi diyebilirim.Büyük Umutları okuduğumda sanki bir Türk Filmi izlemişim kanısına vardım.
Baskı: Efsane
Kitap Barbaros Hayrettin Paşa'nın hayatını anlatıyor fakat şunu baştan belirtmeliyim kitabın kapağında söylendiği gibi "Bir Barbaros Romanı" olmaktan ziyade "Bir Şehzade Alkala" romanı olmuş. Hani eve girdiğinde, her yana dağılmış olan yemeğin kokusu seni heyecanlandırır da tencerenin kapağını kaldırdığında, bambaşka bir yemekle karşılaşırsın ya...İşte bu yanılgı kitapta da kendini göstermiş.Kitap Barbaros kokuyor fakat kapağı açınca Sidi Alkala çıkıyor. Merakla başladığım,merakla sürdürdüğüm fakat bittiğinde Barbaros'la ilgili neler kaldı diye düşündüğümde iki üç cümleyi geçmeyen cevaplar oldu maalesef. Diğer kitaplarıyla karşılaştırdığımda beklediğimin karşılığını alamadım diyebilirim. Masalsı hatta epik bir anlatımı olan eser bu açıdan kayda değer.İskender Pala yine öncekiler gibi tarihi ve aşkı güzel harmanlayıp sunmuş bizlere.
Baskı: Tünel
On dört yaşındaki Will Burrows Londra'da ailesiyle birlikte yaşamaktaydı. Babasıyla paylaştığı kazı yapma tutkusu hariç aile fertleriyle pek ortak yönü olduğu söylenemzdi aslında. Bir gün babası gizemli bir tünele girip bir daha geri dönmeyince, Will ve arkadaşı Chester birlikte araştırmaya giriştiler. Yerin derinliklerinde keşfettikleri esrarengiz dünya, onları hayal bile edemeyecekleri kadar tehlikeli maceralara sürükleyecekti.(Tanıtım Yazısından) Sürükleyici ve ilginç bir konuya sahip olan Tünel kitabı bitirdiğimde aklımdaki bazı sorular havada kaldı.Yazar boşlukları okuyucunun doldurmasını istemiş anlaşılan.Ama çok da mutlu sonla bitmedi diyebilirim.Nette araştırdığımda yorum namına tek bir cümle bile bulamadım belki de ilk yorumu ben yapıyorum. Macera severlerin okuyabileceği eğlenceli bir kitap.Daha çok ortaokul lise dönemine uygun.
Baskı: Sisle Gelen Yolcu
Uzun bir aradan sonra GRANGE kitabı okumak nasip oldu.Daha önce Leyleklerin Uçuşu ve Taş Meclisini okumuştum.Özellikle Leyleklerin Uçuşu kitabı çok güzeldi. Fazla uzatmadan Sisle Gelen Yolcu'ya gelirsek Aslında orjinal ismi sadece yolcu Türkçe'ye Sisle Gelen Yolcu şeklinde çevrilmiş.677 sayfadan oluşan romanda aşırı ayrıntı göze çarpıyor.Yazar okuyucunun eline kalın bir kitap verme düşüncesine yenik düşerek aşırı fazla uzattığı romanı ile okuyucusuna keyif aldırırken aynı derecede sıkmayı başarmış.Romanın aşırı uzun olmasının yanında fazla bir eksiği yok.Konu ve tasvirler çok güzel daha ilk baştan okuyucuyu ters köşeye yatırıyor.Bu kadar güzel kurgu harmanlanıp sunulmuşken son derece zayıf bir gerekçeye dayandırılarak sonlandırılması eksik yönlerinden biri. Buna rağmen yine de okunması gereken polisiye romanlardan biri diyebilirim.
Baskı: Kavim
Okuduğum 4. Ahmet ÜMİT romanı.Ve yine ustaca kurgulanmış bir kitap... Bir taraftan karmaşık bir cinayetin içinde hızla ilerlerken,diğer taraftan Hristiyanlık ve özellikle de Süryanilerle ilgili pek çok bilgiye sahip oluyorsunuz.İnce detaylar çok yerinde ve karakterler oturmuş. Türk polisiye yazarların en iyisi diyebilirim.Dünyaca ünlü olması gerekirken yeterli reklam yapılmadığı için tam anlamıyla değeri bilinmiyor.Ahmet ÜMİT'in biraz özeleştiri yapıp yurt dışı tanıtımına ağırlık vermesi gerekir.Neden bir Dan BROWN kadar olamıyoruz diye. Kavim basit gibi görünen ama aslında dallı budaklı olayların birbiriyle bağlantılı olduğu bir kitap.Sade Türkçesi ile Kavim'i bir çırpıda okuyacaksınız.
Baskı: Dönüş
Serinin diğer kitapları Gizli Anları Yolcusu ve Bora'nın Kitabı serisinin devamı niteliğinde olduğunu öğrendim.Bir nevi devam kitabı.Kitap dil ve anlatım yönünden yalın.Yoğun bir dil anlatımı yada edebi tasvirlerle karşılaşmıyorsunuz.Dönüş tek cümleyle baba-kız ilişkisini işliyor diyebilirim.Kısa sürede bitirebileceğiniz tadımlık kitaplardan.Sonu itibariyle biraz aceleye gelmiş gibi.
Baskı: Sultanı Öldürmek
Daha önceden okuduğum 4 Ahmet Ümit romanına kıyasla daha uzun sürede bitti.Polisiye olmasının yanında Psikolojik tahlillere ağırlık vermiş. Tarih yönünden okuyucuya verdiği bilgiler çok iyi.Bir taraftan cinayeti çözmeye çalışırken bir taraftan İstanbul'un fethiyle ilgili çarpıcı bilgilere sahip oluyorsunuz.Polisiye yönü Fetih kadar ilgi çekici değildi.Kurgusu iyi olmasına rağmen bazen Müştak'ın iç konuşmalarında sıkıldım.Bir nevi Dostoyevski okur gibi hissettim kendimi.Diğer kitapları kadar sürükleyici olmasa da bu kitapta insanı cezbeden farklı bir yön var.Gerilim yönü daha ön planda olmuş. Tarihe,psikolojik polisiyeye meraklıysanız okumanız tavsiye edilir.
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
1949 yılında yayınlanan kitap yazarın hayal gücünün ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyor.Zaman ve mekana adeta başkaldırmış.Yazarın 47 yaşında hayata veda etmesi Sabahattin Ali'yi anımsatıyor.Aramızdan erken yaşta ayrılmış. Bin dokuz yüz seksen dört ilk başlarda biraz sıkılabilirsiniz fakat ilerleyince yazar sizi kendi yarattığı dünyaya alıp götürüyor.Zamanı için ütopik gibi görünse de bir nevi günümüze ışık tutmuş .Kurgusuyla insanı hayrete düşürecek bir roman.Son zamanlarda okuduğum en etkileyici romanlardan biri.Kanımca maalesef dünya düzeni yazarın anlatmaya çalıştığı yönde ilerliyor.Kitap ütopyadan ziyade distopik. İnsanı düşündüren,toplumun gidişatına dair bilgiler sunan,belki biraz korkutan zaman zaman bizi duygulandıran yer yer sinirlendiren karmaşık duygular içinde okuyacağınız ve bitirince etkisinde kalacağınız bir klasik. Kısaca bin dokuz yüz seksen dört özel bir eser fırsatını bulursanız okumanızı öneririm.Son olarak harika çeviriden ötürü çevirmen Celal Üster'e binlerce teşekkür.
Baskı: Sis ve Gece
Ahmet ÜMİT'i Türkiye'ye tanıtan kitap diyebilirim.Kukla ve İstanbul'un Hatırası romanlarındaki gerilim burada da karşımıza çıkıyor.Son bölümüne kadar gizemini koruyan bir kitap.Nasıl bir son yazsam da okuyucuyu şaşırtsam diye iyi düşünmüş yazarımız Gülümseme Polisiye-Gerilim severlerin beğeneceği başarılı bir roman. Kukla ve İstanbul Hatırasına nazaran daha yalın bir kurgu buna karşın okuyucuyu merakta bırakmayı başarıyor. Sis ve Gece yabancı dile çevrilen ilk Türk polisiye romandır.
Baskı: Kayıp Gül (Kayıp Gül, #1)
Farklı dillerde ve ülkelerde yüksek sayıda basılmış olmasına rağmen hatta kitabın arkasında değerli kişilerin övgüsü olmasına rağmen beklediğim etkiyi yaratmadı.Bu kitabın tamamen bir pazarlama taktiği olduğunu düşünüyorum. Açıkçası bilmem kaç dile çevrilmiş, en çok satanlar listesinde diye namını duyunca öncelikle çok gurur duydum. Kaç tane Türk yazarın kitapları bir çok dile çevriliyor ki? Bir hevesle aldım ve kısa olmasından dolayı da birkaç saatte bitirdim ama şunu söylemeliyim hem parama, hem zamanıma hem de gözlerime yorduğuma yazık oldu. Tamam belki konunun bir önermesi var ama bu kadar mı kötü yazılır. Hikaye boşluklarla dolu, kendince felsefi laflar söylemeye çalışmış onu da yapamamış. Bence yazar çok Dan Brown kitapları okuduğu için ona özenmiş ama olmamış. Birçok yabancı dile çevrilmesini de tamamen bir satış taktiği olarak görüyorum.Simyacı ile onu kıyaslamak, Simyacı'ya yapılacak en büyük hakarettir. Yeni bir İskender PALA yaratılmaya çalışılmış ama olmamış. Pazarlama taktiğinin güzel örneklerinden kısaca "kalite bir şey,pazarlama her şey..."
Baskı: Vadideki Zambak
Okumakta zorlandığım kitaplardan biriydi diyebilirim.Ama sonunda bitirmeyi başardım.Toplamda 3-4 günü buldu.Klasikleşmiş bir eser ama bende beklediğim etkiyi yaratmadı.Karmaşık derin ve oldukça zorlayıcı bir kitap.İnsanların bazen ulaşamayacağı şeylere,körü körüne bağlanmasını anlatıyor.Acı verici aşk öyküleri sevenler için ideal bir kitap.
Baskı: Kürk Mantolu Madonna
Sabahattin Ali'nin zekası, gözlem yeteneği ve psikolojik bakış açısı bu kitapta fazlasıyla öne çıkar.Gerçi hep öndedir. okuru, "aa aynı ben lan" düşüncesiyle defalarca baş başa bırakır.Ağlatır, daraltır, bunaltır.Çünkü olması gereken budur.Böyle bir hikâyede yaşanabilecek duygular sadece bunlardır. Hakkında yüzbinlerce hatta milyonlarca farklı yorum yapılan aşk kavramının benim için en güzel, hislerime en yakın tanımının kitaplaştırılmış halidir.Huzur içinde uyu Sabahattin Ali. Dün elime aldığım 30 küsür sayfasını okuduğum ve sahurdan sonra geri kalan sayfalarını bitirdiğim bir kitap.Şimdiye kadar okuduğum en güzel aşk romanı diyebilirim.Kitabı bitirdiğimde kamyon çarpmış gibi hissettim.Keşke Sabahattin Ali'nin ömrü uzun olsaydı da daha çok esere imza atsaydı.Bazı değerlerimizi maalesef genç yaşta kaybediyoruz.
Baskı: Kardeşimin Hikayesi
İlk defa Livaneli okudum.Akıcı ve sürükleyiciydi.Sonu itibariyle okuyucuyu şaşırtan bir kitap diyebilirim.Reklamların ve yorumların etkisiyle beklentim biraz yüksekti.Her ne kadar beni derinden etkileyen bir kitap olmasa da yine de tavsiye edebileceğim kitaplar arasında yer alacaktır.Sürükleyici olması ve sonu itibariyle güzel.