Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Sisler Bulvarı
Attila İlhan ne muhteşem bir şair, edip, kültür adamı. şiir kitaplarını, düz yazılarını, tv programlarını mutlaka okumak ve izlemek gerekir çünkü bambaşka bir ufuk açar... Nur içinde yatsın.
Baskı: Sosyalizme Giriş
Sosyalizmin esas noktalarını örneklerle alıntılarla istatistiklerle kısaca özlü ve çok anlaşılır bir biçimde anlatmaktadır....
Baskı: Kalpazanlar
Anlatımı, kurgusu gerçekten çok güzel, okunası bir roman...
Baskı: Çanlar Kimin İçin Çalıyor
İspanya iç savaşı gerçekten çok ilginç ve önemli bir savaş, solun çok önemli bir savaşımı. birt çok değişik grup var bu savaşta. ikinci dünya savaşının da bir provası. Bu savaşta sol grupların kendi arasındaki mücadele, batılı devletlerin iki yüzlülüğü, enternasyonel tugayların akın akın ispanya gelişi, nazi almanyası ve faşist italyanın ispanyadaki savaşa etkisi ve onlar kadar bu mücadelede sol bloğa zararı olan stalin. Bu ortamda bir gerilla timi ile bir köprü havaya uçurmak için görevlendirilen kahramının yaşadığı müthiş aşk ve hazin sonu. Bu arada iç savaşta yaşananlar iki tarafın gerçekleştirdiği cinayetler....... ispanya iç savaşı guernica adlı tablosunda pablo picasso ya esin kaynağı olmuştur. guernica 1937 de bombalanan ( almanlar tarafından) bir bask yerleşimi. ispanya iç savaşı müthiş marşlara da esin kaynağı olmuştur mesela ay carmelo gibi. bu arada silahlara veda romanının da sonu çok hazindi onu da tavsiye ederim....
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
Gerçekten diktatörlüğü mükemmel bir biçimde tasvir eden, demokrasinin önemini demokratik olmayan bir ortamla tasvir eden mükemmel bir eser. Özellikle sahte düşmanlar yaratmak; zihnin ele geçirilebileceği, dün, bugün ve yarına sahip olunabileceğini, gerçeğin ne kadar kolay yozlaştırılabileceğini ancak bu yoz durumun ne kadar zor ve hatta imkansız farkedileceğini anlatır. Çocukların dahi ailerini ispiyonlayacak kadar politize olduğu, cinselliğin bastırılarak bu sayede meydana gelen sinir ve öfkenin siyasi amaçlarla nasıl kullanıldığını iyi çok mükemmel bir biçimde anlatır. Burada umuda, aşka yer yoktur. Ne verilirse odur. Ancak yine de halka, parti üyesi olmayan sıradan kesime duyulan bir umut vardır. Gerçek(!) bakanlığı, sevgi bakanlığı(!), düşünce takibi ve düşünce polisi vardır. tek tipleşmek vardır. lidere tapma zorunluluğu vardır. Gerçek bakanlığındaki şu laflar bile aslında bu uzun anlatımın çok gereksiz olduğunu ortaya koyar:1) Savaş, barıştır.2) Cehalet, güçtür. 3) Özgürlük, esarettir. Özetle zihnimize sahip çıkalım, tarihe ve olaylara, demokrasiye, hak ve hürriyetlere.... Devlet ne insana zulmetmek için vardır, ne insanı sömürmek için. İnsanın devleti korumak gibi bir yükümlülüğü olmamalı ve fakat devlet yurttaşları korumalı ki yurttaşlar da ona sahip çıksın, benimsesin. Bu ise asgari yaşam şartlarının düzeltilmesiyle, sosyal hakların gereği gbi verilmesi ile, yoksulluktan kurtarmasıyla olur. Belki devlet biribirlerin kurdu olan insanların yine birbirlerine karşı güvencesidir. Ne var ki devlet de insanlardan oluşur hem de meşru şiddet tekeline sahip olarak bu halde ne olacak??? Boyun eğmeme hakkı ameriken ve fransız ihtallerinde benimsenmiştir. ama nereye ve ne zaman kadar. sonra yine yozlaşma başlayacak nereye ve ne zaman kadar...
Baskı: Suç ve Ceza
ne kadar güzel bir romandı, klasik kelimesinin sözlük anlamına tam olarak uyan roman sayısı azdır.
Baskı: Gazap Üzümleri
Tamamı öyle olmakla özellikle sonu oldukça dramatik olan vahşi kapitalizmin insanı nerelere götürdünü çok iyi gösteren bir roman . İşverenler işçileri adeta yok pahasına çalıştırmakta işe başlandıktan sonra yevmiyleri düşürmekte grev olduğunda ise grev kırıcıları getirtip işçiyi birbirine düşürmektedir. Burada özellikle polise ve satın alınmış diğer işçilere dikkat etmek gerek. Mesela polisin olmadığı, iş arayanların bulunduğu ve oluşturduğu kamplarda herşey imece usulü ve insanlar mutlu. Ancak diğer kamplarda polis insanların direnişini kırmak için yaptıkları ve sıcak suyu dahi bu insanlar için çok görmeleri. insanların hakkında pek de fikir sahibi olmamalarına rağmen sosyalizme sövmeleri amerikada sıklıkla rastlanan bir durum. Okuduğum bir kitabında leo huberman amerikalıların sosyalizmle ilgili bildikleri tek şeyin onun kötü olduğudur.
Baskı: Gülün Adı
İmparator ile papanın iktidar mücadelesinin yanısıra, hristiyanlık içi tarikatlar arasındaki mücadeleye değinen ve özetle İsa yoksulluğu bağlamında papalığın, papanın ve diğer din adamlarının kısacası kilisenin zenginliği-yoksulluğu tartışması yapan, bu doğrultuda birbirlerini sapkın ilan eden ve birbirlerinin din adamlarını yakan, papanın imparatorla olan dünyevi iktidar mücadelesinde taraf olan tarikatler; bilim ve dogmaya dair tartışma; hrıstiyan aleminin en büyük kitaplıklarından birine sahip ve kütüphane rahibinin başrahip olacağı kuzey italyada bir manastır , bu manastırdaki bazı papazlar arasındaki aykırı tensel ilişkiler, kütüphanenin daha doğrusu var olmadığı ya da yitip gittiği sanılan aristonun poetikasının ikinci cildinin ortaya çıkmamasına çabalayan bu amaçla bu sırrı bilenlerin ölmesini sağlayacak bir düzen sonucu peşpeşe ölümlerin gelmesi, soruşturma yapılması, bu ölümlerin sebebine dair fikirler( İtalyanlar; incildeki yedi borazan; kütüphaneci ve sonra barahiplik makamı), en sonunda tüm bunların güldürüye ilişkin bu kitabın açığa çıkması halinde hristiyanlığın yozlaşacağını düşünen bir rahip tarafından gerçekleştirildiği, en sonunda bu poetika dahil tüm kitaplığın yanması.