Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: İsmet İnönü
Çok partili yaşama geçişi, partisindeki tüm muhalefete rağmen, sağlayan İnönü, bir politikacı değil bir devlet adamıdır. 1960, 1971 kritik dönemlerinde daima demokrasiye bir an önce dönülmesine, 1962 ve 1963'te demokrasinin sarsılmamasına, kan akmamasına çaba göstermiş olan İnönü 14 Mayıs 1950 seçimlerinden sonra Demokrat Partinin seçimi kazanması üzerine bu mağlubiyet benim en büyük zaferimdir demiştir. 1946 seçimlerinden sonra seçim kanunu değiştirmiş, modern bir seçim kanunu yürürlüğe sokmuştur. Şartlar tamam olunca ihtilal haktır sözünü o söylemiştir ancak ondan önce Abraham Lincoln bunu en kutsal hak olarak tanımlamış, devrimler olmuştur. Sizi ben bile kurtaramam yine aynı konuşmasında geçer ancak öncesinde demokratik rejimin baskı rejimine döndürülmemesi gerektiğini söylemiştir. yine aynı konuşmada geçen ve ne yazık ki dillendirilmeyen br başka husus da onun ihtilali pek tehlikeli ve ciddi bir ameliyat olarak görmesi, ertesinde çok büyük karışıklıkşarın yaşanabileceğidir. bu kuşkusuz çok önemli bir uyarı idi. Hülasa İnönü hem baskıcı iktidara hem cuntaya uyarılarda bulundu, seçim tarihinin açıklamak kaydıyla menderesi destekleyeceğini söyledi. Keşke o dönem erken seçime gidilseydi de idamlar olmasaydı, demokrasi kesintiye uğramasaydı. Seçimlere gidilmesini sadece İnönü değil mesela Prof.Dr. Ali Fuad BAŞGİL de söylemişti, yine parti içinde süreçten ciddi sıkıntı duyan sait Yırcalı Şemi Ergin gibi duyarlı insanlar vardı. Keşke 60,71,80,93,95 te yaşanan olaylar olmasaydı. Demokrasi sen ne kadar önemlisin...
Baskı: Acımak
okuyanı oldukça hislendiren bu kısa romanda ne çok ders varmış: 1) hiç bir şey olmasa da çoğu şey göründüğü gibi değildir, 2) önyargılı olmamak gerekir, meseleleri irdelemek kuşku duymak gerek, insan denen varlığa kayıtsız şartsız teslim olmamak gerek, 3)" tüm memleket bize düşman" diyenden korkmak gerek :) 4) ve memuriyet hayatına girecekler, çok fazla gayretli, çalışkan olmayın, zamanla performansınızı arttırın, kendinizin olmayan işleri yapmayın, bu konuda dik duruş gösterin yoksa vay halinize...
Baskı: İnsan Ne İle Yaşar?
insan ne ile yaşar, insana ne kadar toprak gerek, bir işe başlamak için en iyi zaman hangisi, en önemli işimiz hangisi, bu işte kimi dinlemeliyiz sorularını ve çok güzel cevaplarını içinde barındıran hikayeler sunan anlaşılması kolay, dili rahat ve akıcı hikayelerden oluşan bu kitapta özellikle efendi ve uşak hikayesi hoşuma gitti tavsiye ederim.
Baskı: Tek Adam 3
Ulu önder, ebedi şefin başarılarla kahramanlıklarla zorluklarla dolu yaşamını, askeri hayatını, osmanlı imparatorluğunun savaş öncesi, savaşa sürüklenişi, makam sahiplerinin ihanetleri ve sonrası ile bu enkaz üzerine kurulan cumhuriyetin doğması, muasır medeniyet yolunda yapılan inkılaplar, çok parti denemeleri, isyanlar, kurtuluş savaşının önde gelen kahramanları ve silah arkadaşları ile meydana gelen anlaşmazlıklar, izmir suikastı, ittihat ve terakki fırkası davası, görüşleri, uluslararası politikası ve burada değinemediğim bir çok önemli konuyu ustalıkla anlatmaktadır, oldukça faydalı ve aydınlatıcıdır.
Baskı: Ben Sana Mecburum
onlar mı çok üstün, biz mi yetersisiz??? şairler başta Attila İlhan, Nazım Hikmet, Ahmed Arif ve niceleri, bu şiirleri nasıl yazıyorlar, bu yetenek nereden geliyor, sanki kurulmuş ve işleyen mükemmel makinalar, onlar gibi olmak için ne çok çalışmak ne çok zeki olmak, ne çok öykünmek yetiyor, ne mutlu sanatın herhangi bir dalını icra edene ve ne yazık bu alanlarda sadece özenmeye gücü yetenlere...
Baskı: Sisler Bulvarı
Attila İlhan ne muhteşem bir şair, edip, kültür adamı. şiir kitaplarını, düz yazılarını, tv programlarını mutlaka okumak ve izlemek gerekir çünkü bambaşka bir ufuk açar... Nur içinde yatsın.
Baskı: Sosyalizme Giriş
Sosyalizmin esas noktalarını örneklerle alıntılarla istatistiklerle kısaca özlü ve çok anlaşılır bir biçimde anlatmaktadır....
Baskı: Kalpazanlar
Anlatımı, kurgusu gerçekten çok güzel, okunası bir roman...
Baskı: Çanlar Kimin İçin Çalıyor
İspanya iç savaşı gerçekten çok ilginç ve önemli bir savaş, solun çok önemli bir savaşımı. birt çok değişik grup var bu savaşta. ikinci dünya savaşının da bir provası. Bu savaşta sol grupların kendi arasındaki mücadele, batılı devletlerin iki yüzlülüğü, enternasyonel tugayların akın akın ispanya gelişi, nazi almanyası ve faşist italyanın ispanyadaki savaşa etkisi ve onlar kadar bu mücadelede sol bloğa zararı olan stalin. Bu ortamda bir gerilla timi ile bir köprü havaya uçurmak için görevlendirilen kahramının yaşadığı müthiş aşk ve hazin sonu. Bu arada iç savaşta yaşananlar iki tarafın gerçekleştirdiği cinayetler....... ispanya iç savaşı guernica adlı tablosunda pablo picasso ya esin kaynağı olmuştur. guernica 1937 de bombalanan ( almanlar tarafından) bir bask yerleşimi. ispanya iç savaşı müthiş marşlara da esin kaynağı olmuştur mesela ay carmelo gibi. bu arada silahlara veda romanının da sonu çok hazindi onu da tavsiye ederim....
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
Gerçekten diktatörlüğü mükemmel bir biçimde tasvir eden, demokrasinin önemini demokratik olmayan bir ortamla tasvir eden mükemmel bir eser. Özellikle sahte düşmanlar yaratmak; zihnin ele geçirilebileceği, dün, bugün ve yarına sahip olunabileceğini, gerçeğin ne kadar kolay yozlaştırılabileceğini ancak bu yoz durumun ne kadar zor ve hatta imkansız farkedileceğini anlatır. Çocukların dahi ailerini ispiyonlayacak kadar politize olduğu, cinselliğin bastırılarak bu sayede meydana gelen sinir ve öfkenin siyasi amaçlarla nasıl kullanıldığını iyi çok mükemmel bir biçimde anlatır. Burada umuda, aşka yer yoktur. Ne verilirse odur. Ancak yine de halka, parti üyesi olmayan sıradan kesime duyulan bir umut vardır. Gerçek(!) bakanlığı, sevgi bakanlığı(!), düşünce takibi ve düşünce polisi vardır. tek tipleşmek vardır. lidere tapma zorunluluğu vardır. Gerçek bakanlığındaki şu laflar bile aslında bu uzun anlatımın çok gereksiz olduğunu ortaya koyar:1) Savaş, barıştır.2) Cehalet, güçtür. 3) Özgürlük, esarettir. Özetle zihnimize sahip çıkalım, tarihe ve olaylara, demokrasiye, hak ve hürriyetlere.... Devlet ne insana zulmetmek için vardır, ne insanı sömürmek için. İnsanın devleti korumak gibi bir yükümlülüğü olmamalı ve fakat devlet yurttaşları korumalı ki yurttaşlar da ona sahip çıksın, benimsesin. Bu ise asgari yaşam şartlarının düzeltilmesiyle, sosyal hakların gereği gbi verilmesi ile, yoksulluktan kurtarmasıyla olur. Belki devlet biribirlerin kurdu olan insanların yine birbirlerine karşı güvencesidir. Ne var ki devlet de insanlardan oluşur hem de meşru şiddet tekeline sahip olarak bu halde ne olacak??? Boyun eğmeme hakkı ameriken ve fransız ihtallerinde benimsenmiştir. ama nereye ve ne zaman kadar. sonra yine yozlaşma başlayacak nereye ve ne zaman kadar...
Baskı: Suç ve Ceza
ne kadar güzel bir romandı, klasik kelimesinin sözlük anlamına tam olarak uyan roman sayısı azdır.
Baskı: Gazap Üzümleri
Tamamı öyle olmakla özellikle sonu oldukça dramatik olan vahşi kapitalizmin insanı nerelere götürdünü çok iyi gösteren bir roman . İşverenler işçileri adeta yok pahasına çalıştırmakta işe başlandıktan sonra yevmiyleri düşürmekte grev olduğunda ise grev kırıcıları getirtip işçiyi birbirine düşürmektedir. Burada özellikle polise ve satın alınmış diğer işçilere dikkat etmek gerek. Mesela polisin olmadığı, iş arayanların bulunduğu ve oluşturduğu kamplarda herşey imece usulü ve insanlar mutlu. Ancak diğer kamplarda polis insanların direnişini kırmak için yaptıkları ve sıcak suyu dahi bu insanlar için çok görmeleri. insanların hakkında pek de fikir sahibi olmamalarına rağmen sosyalizme sövmeleri amerikada sıklıkla rastlanan bir durum. Okuduğum bir kitabında leo huberman amerikalıların sosyalizmle ilgili bildikleri tek şeyin onun kötü olduğudur.
Baskı: Gülün Adı
İmparator ile papanın iktidar mücadelesinin yanısıra, hristiyanlık içi tarikatlar arasındaki mücadeleye değinen ve özetle İsa yoksulluğu bağlamında papalığın, papanın ve diğer din adamlarının kısacası kilisenin zenginliği-yoksulluğu tartışması yapan, bu doğrultuda birbirlerini sapkın ilan eden ve birbirlerinin din adamlarını yakan, papanın imparatorla olan dünyevi iktidar mücadelesinde taraf olan tarikatler; bilim ve dogmaya dair tartışma; hrıstiyan aleminin en büyük kitaplıklarından birine sahip ve kütüphane rahibinin başrahip olacağı kuzey italyada bir manastır , bu manastırdaki bazı papazlar arasındaki aykırı tensel ilişkiler, kütüphanenin daha doğrusu var olmadığı ya da yitip gittiği sanılan aristonun poetikasının ikinci cildinin ortaya çıkmamasına çabalayan bu amaçla bu sırrı bilenlerin ölmesini sağlayacak bir düzen sonucu peşpeşe ölümlerin gelmesi, soruşturma yapılması, bu ölümlerin sebebine dair fikirler( İtalyanlar; incildeki yedi borazan; kütüphaneci ve sonra barahiplik makamı), en sonunda tüm bunların güldürüye ilişkin bu kitabın açığa çıkması halinde hristiyanlığın yozlaşacağını düşünen bir rahip tarafından gerçekleştirildiği, en sonunda bu poetika dahil tüm kitaplığın yanması.