
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Diriliş
Maalesef umduğumu bulamadığım romanlardan biri oldu. Yazarın klasik tarzından çok farklı ve fazlasıyla durağan ilerliyor. Okurken pek çok kez uyuyakaldım. Beni romana bağlayan şey arka kapakta yazan “ Stephen KİNG’in şimdiye dek yazdığı en dehşet verici sonla noktalanan roman olduğu” vaadiydi. Ancak bu vaadi karşıladığını düşünmüyorum.
Baskı: Bugün Bize Kim Geldi
Öyküden ziyade güzel bir anı kitabı. Pek neşemin olmadığı zamanlarda okumaya başladım ve zaman zaman sesli gülmekten alamadım kendimi. “Tercüme sanattır” ve “Sokakta köpekler evlenir” kısımları özellikle mükemmeldi. Düşündükçe bile gülüyorum. Sonunda da karnıma yumruk yemiş gibi bitirdim. Yazarın diğer kitaplarını okumaya devam edeceğim.
Baskı: Canan
Sözüyle, ruhuyla, hiçbir şekilde kabul etmediğim bir roman oldu Canan. Yazıldığı dönem düşünülerek pek çok şey mazur görülebilir ama bazı duygu ve düşünceler zamansızdır. ---- İçerik hakkında bilgi ----- Aldatılan kadına herkesin “Eşin elbet bir gün gelecek, sabret.” nasihatleri vermesi, kadınlık gururunun bu kadar yok sayılması, aldatılan bir başka kadının “ Eşimi çok seviyorum, beni istediği kadar dövsün yeter ki boşamasın.” sözleri hiçbir zaman diliminde kabul edilemez mesela. Kadınlık gururu 21. yy icadı değil. Bu kadar ayaklar altına alınmayı da hiç hak etmiyor. Aldatan adamın, eski eşini hayal meyal hatırlıyorken sırf arkadaşları nasihat etti diye eski karısına geri dönmesi ve kadına “ O büyük düşmanın artık yok.” demesi ise ayrıca şaşkınlığa uğratıyor insanı. Aldatma eylemine kendisi hiç karışmamış, tüm olanlar hayatlarına giren bir başka kadının başının altından çıkmış gibi. Bu sözlerin kabul görmesi ise ayrı bir hayal kırıklığı. En azından sonunun güzel olacağı ümidi taşıyordum ancak mümkün olmadı. ---- İçerik hakkında bilgi ---- Kitap nereden tutsam elimde kalıyor. Peyami SAFA’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu okumuş ve çok sevmiştim. Bu romana da büyük beklentiyle başladım. Kitabın dili güzel, akıcı. Eski Türkçeyi de çok özlemişim. Ama konunun işleniş şeklini asla kabul etmiyorum.
Baskı: Evrak Kürek Sektörden Arkadaşlara Giriş 101
Selçuk AYDEMİR’i epey severim. Bu kitabı da oldukça uzun bir zamandır bekliyordum. Ama yazarın diğer romanları gibi, tam olarak bir olay akışı içerisinde yazılmamış. Daha çok parça parça anılarını anlattığı, bu sırada sektöre girecek genç meslektaşlarına tatlı uyarı ve önerilerde bulunduğu bir kitap çıkartmış ortaya. Eğer sinema ile ilgileniyorsanız, size motivasyon sağlayacak ve yol gösterici olacaktır. Belirttiğim nedenler yüzünden kitabı okurken bana ait değilmiş gibi hissettim. Bu yüzden onu asıl sahibi olarak gördüğüm kişiye, sinema okuyan bir arkadaşıma emanet edeceğim. Yazarın gelecek kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum.
Baskı: Rüzgarın Adı (Kralkatili Güncesi: 1. Gün)
İşlerimin oldukça yoğun olduğu bir dönemde nasıl bitireceğimi bilemeden başladım. Ama uzun zamandır okuduğum en sürükleyici romanlardan biri oldu. Fantastik bir eser olmasına rağmen, ana karakterin kendisine bir sihirli değnek değmiş gibi yaşamaması oldukça gerçekçi olmuş. Romanın en sevdiğim yanı, her an her şey olabilir hissiyatıydı. Yazarın ilk romanı olduğunu öğrenince epey şaşırdım. Kullandığı dil oldukça akıcı ve başarılı. Serinin 2. kitabını da bir an önce okumak istiyorum.
Baskı: Nefha
‘’Ateş Canına Yapışsın’’ romanının devam kitabı. İlk kitabı öyle sevmiştim ki bu 2. kitap için beklentim hayli yüksekti. Beklentimi karşılamadığını belirtmeliyim. Okurun merakını cezbedecek, bir an önce okumaya teşvik edecek bir dayanak noktası da yoktu esasen. Zaten bu yüzden de konu bir yerde tıkandı, gitmedi. Öte yandan işlenmesi hayli zor bir konu. Bu yönüyle takdir ediyorum. Serinin 3. kitabı çıkarsa onu da okuma niyetindeyim.
Baskı: Berlinli Apartmanı
‘Berlinli apartmanı’, cinayet romanı çevirmenliği yapan bir kadının kendisini bir cinayet olayının ortasında bulmasını anlatıyor. Roman oldukça akıcıydı. 2 gün içinde zorlanmadan bitirebildim. Okuduktan sonra yazarın ilk kitabı olduğunu öğrendim. Kitabı güzel bulmakla beraber bazı eksikliklerinin olduğunu söyleyebilirim. Bu tarz romanlarda genel olarak mevcut olan gizemlerin sonradan çözülmesi durumu ve okuyucuyu ters köşe yapan unsurlar yoktu. Sürprizleri olan bir roman değil. 2-3 yerde de bariz yazım hataları vardı. İlk roman olmasını da göz önüne alarak yazarın diğer kitaplarını da okumaya çalışacağım.
Baskı: Kumral Ada Mavi Tuna
Roman şimdiki ve geçmiş zaman olmak üzere iki kısımda işleniyor. Şimdiyi anlatan her an oldukça boğucuydu. Öyle ki kitaba başladığımda yarım bırakmayı düşündüm. "İnsanlar bu kitabı neden bu kadar sevmiş ki?" sorusu yakamı bırakmayınca devam ettim. O zaman anladım. Çünkü geçmişin anlatıldığı her ayrıntı fazlasıyla güzel. Kitabın ortalarındaki malum anda, bir el kalbimi sıktı. Roman bitti ama bu his geçmedi. Uzun zamandır böyle hüzünlü bir kitap okumamıştım. Karakterlere (özellikle Tuna'ya) sarılabilmeyi çok isterdim. Kitabın sonlarında, karakterlere de kendilerini anlatmaları için söz hakkı verilmesi çok güzel düşünülmüş. Keşke her kitapta olsa aslında. Yarım bırakmadığım için mutluyum.
Baskı: Harry Potter ve Azkaban Tutsağı (Harry Potter, #3)
Nasıl yapıyorum bilmiyorum ama çoğu seriye orta kitaplardan başlamayı başarıyorum. Harry Potter serisine de Zümrüdüanka Yoldaşlığı’yla dahil olmuştum. Derken seriyi tamamlamaya karar verdim. Açıkçası ilk iki kitaptan sonra ‘Azkaban Tutsağı’ ilaç gibi geldi. Kurgusu baştan sona mükemmel. Özellikle şamarcı söğütün okula dikilme hikayesine bayıldım. Kitabın sonlarına doğruysa gözlerim dolmadı desem yalan olur. Hagrid’in de pek çok kez dediği gibi ‘’Şu Dumbledore büyük adam.’’ Kitaplar her zaman filmlerinden daha kıymetli olmuştur benim için. Ama Hermonie’nin bu büyülü dünyada durmaksızın ders çalışması insanı gerçekten hayrete düşürüyor. Bu kadar abartılı olmayan, filmdeki halini kesinlikle tercih ederim. Harry Potter dünyasıyla ortaokul yıllarımda tanışmıştım. Şimdi 25 yaşımda yine aynı heyecanı hissediyorum. İyi ki varsın J.K.ROWLİNG.
Baskı: Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir
Sezgin KAYMAZ 'ın tarzını çok seviyorum. Olay örgüsü, aktarılan düşünce derken insanı bir yerden yakalıyor. Hikayeyi anlatıp geri çekilmiyor çoğu yazar gibi. Muhakkak anlatacağı başka şeyler de oluyor. Bu konuda bence bir romandan daha fazlasıydı. Hemen bitmesin diye epey oyalandım. Ancak her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu da bitti. (Bakın bu da denklem!) Tekrar okumak için sabırsızlanıyorum.
Baskı: Ateş Canına Yapışsın
Cennetten kovulma hikayesinin, başarılı bir Sezgin KAYMAZ yorumu. Okurken bu kadar eğleneceğimi tahmin bile edemezdim. Azazil ve Adem arasındaki çekişme çok hoş bir şekilde ortaya konmuş. İnsan ikisinde de kendinden bir parça buluyor. Bu yönüyle, bu çekişmede tam bir taraf tutmak mümkün değil. Kitap beni fazlasıyla düşünmeye sevk etti. Birkaç gün daha aklımdan çıkarabileceğimi sanmıyorum. Okurken bu kitap mutlaka bir tiyatro eseri olarak sunulmalıydı diye düşündüm. O haliyle de çok keyifli olacağına eminim. Umarım bu düşüncem bir gün gerçekleşir. Sezgin KAYMAZ benim son büyük keşfim oldu. Diğer kitaplarını da okuyacağım mutlaka.
Baskı: Gaipten Sesler
Beğendiğim bir kısa filmin kaynağının ‘’Gaipten Sesler’’ olduğunu öğrenince kitaba başlamaya karar verdim. Kitap bir radyo programı çerçevesinde, programa gelen konukların anlattığı korku hikayelerinden oluşuyor. Bu anlamda romandan ziyade öykü kitabı diyebiliriz. Ancak üzülerek söylemeliyim ki özgün bir eser değil. Okurken izlediğim çeşitli filmlerden ve Stephen KİNG romanlarından esintilerle karşılaştım. Korku- gerilim olduğu iddiasıyla sunulan öyküler maalesef beklentiyi karşılamıyor. Kitabın tek artısı ‘oku dinle’ özelliğiyle, korku hikayelerini okurken bir fon müziği sunması. Ancak bu da kitabı yüceltmeye yetmiyor.
Baskı: Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi
Bunca karakteri ve bunca hayat hikayesini öyle güzel harmanlamış ki Ayfer TUNÇ'a hayran olmamak elde değil. En meşgul olduğum anlardan birinde başlayıp, işi gücü boş vererek okumaya devam ettim. Karakterler çok fazla olduğundan olayları karıştırmamak adına hemen okunup bitirilmesi gereken romanlardan. Kitabın sonunda Karışık Dizin'e yer verilmesi de bu yüzden akıllıca olmuş. Ayfer TUNÇ'u tanıdığım için çok mutluyum. Mutlaka diğer kitaplarını da okuyacağım.
Baskı: Sıcak Kafa
Editörünün Alper CANIGÜZ olması, bu kitabı okumak için başlı başına geçerli bir neden aslında. Yazarın kurguladığı dünya düzenini kafanızda kurduğunuz anda kendinizi epey heyecanlı bir distopyanın içinde buluyorsunuz. Kendimi bir süre sonra olayların çözümü konusunda fikir üretmeye çalışırken buldum. En büyük eksikliği, olayın derinliğine inilmemesi olmuş. Boşlukta kalan çok şey var. Öte yandan yazarın olayları bir kenara bırakıp insan ilişkileri, toplumlar hakkındaki görüşlerini belirttiği kısımlar ilgi çekiciydi. Tavsiye ederim.
Baskı: Kan ve Gül - Bir Kara Dejavu
Yazarın ‘Alper Kamu’ serisini öyle seviyorum ki onun çizgisine yetişemeyeceğini düşünerek korkuyla başladım bu kitaba. 1 günde bitirmeme bakılırsa, korktuğum gibi olmadığını söyleyebilirim. Fantastik ve polisiye türleri ayrı ayrı zaten çok seviyorken iki türün birleşmesinden büyük keyif aldım. Öte yandan bazı karakterlerin ( Nergis gibi) daha derinden işlenmesini tercih ederdim. Ancak romanın geneline baktığımda, bunu çok büyük bir eksiklik olarak görmüyorum. Alper CANIGÜZ’ün yazı dili su gibi akıp gidiyor. Ama okurken birkaç yazım hatasıyla karşılaşınca biraz şaşırdım. Biraz daha dikkat edilmeliydi. Yine de en başta ‘Abdül’ gibi, gerçek hayatta tanışmak istediğim roman karakterlerinden birini daha hayatıma kattığı için mutluyum. Umarım Alper CANIGÜZ hep yazar, hep okuruz.
Baskı: Sönmüş Yıldızlar
Reşat Nuri GÜNTEKİN'in 21 öyküden oluşan kitabı. Özellikle ilk öykülerdeki olay örgüsünün, karşılıklı mektuplaşmalar neticesinde ortaya çıkması kitaba çok büyük bir güzellik katmış. Ancak kitabın çok büyük bir kısmının aldatan kadınlara dair öykülerden oluşmasına biraz şaşırdım. Yazar, her zamanki gibi dili mükemmel kullanıyor ve kendisini okutuyor ama romanlarını çok daha fazla sevdiğimi itiraf etmeliyim.
Baskı: Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları
Roman, Doktor Samimi ile birbirine bağlanan 5 hayat hikayesinden oluşuyor. Olayların zannedilen-gerçekleşen şeklinde işlenişi oldukça dikkat çekiciydi. Hikayelere serpiştirilmiş kısa rüya tabirleri ise olacaklar hakkında ipuçları veren güzellikler olmuş. Yazarın hem bu romanda hem de öncesinde okuduğum Deli Kadın Hikayeleri'nde, istenmeyen kız çocukları gibi toplumsal sorunlara değinmesini ve feminist duruşunu seviyorum. Umarım en yakın zamanda diğer kitaplarını da okuyabilirim.
Baskı: Cehennem Çiçeği (Alper Kamu, #2)
Su gibi akıp gidiyor kitap.Pek çok yerde kahkaha atmaktan kendimi alamayıp endişeli bakışları üstüme çektim.Demek Alper Canıgüz ile bu romanla tanışmak kısmetmiş.Artık peşini bırakmayacağım.
Baskı: Yüzyılın Suçlusu: Blaze
Blaze, olaylara bir de kötü adam(?) gözüyle bakmamızı sağlıyor. Bu yönüyle az rastlanır bir işleniş şekli var ve oldukça değerli. Okurken heyecanımı hiç kaybetmedim, sıkılmadım. Sonlarına doğruysa elimden bırakamadım.
Baskı: Maça Kızı
Okuyup önermediğim tek Stephen KİNG romanı.Normalde sonlarına doğru Stephen KİNG romanlarını elimden bırakamaz hale gelirken Maça Kızı'nda kitabın ilk kısımları çok daha hızlı ve güzel ilerliyor.Sonlara doğru bitirmekte güçlük çektiğim romanlardan.
Baskı: Deliduman
Bitmesin diye diye son 50 sayfayı inatla okumadığım,en nihayetinde merakıma yenik düştüğüm romandır kendileri.En son çavdar tarlasında çocukları okurken bu duygulara kapılmıştım.Arkadaşınız anlatıyor da siz dinliyorsunuz sanki.Tanıyorsunuz onu,iliklerinize kadar tanıyorsunuz.Ne yazdın be abi,ne yazdın be dostum.
Baskı: Yeşil Gece
romanda genç bir öğretmenin Anadolu'ya giderek o dönemin zihniyetiyle olan çetin mücadelesi anlatılıyor.bazı şeyleri günümüzde bile söylemek zorken Reşat Nuri Güntekin çoğu şeyi cesurca anlatmış.ne acıdır ki romanda eleştrilen çoğu şeyi günümüz Türkiyesinde de bulmanız mümkün.diğer romanlarına nazaran olaylardan çok düşünceyi ön planda tutuyor.bu yüzden roman benim gibi olay hikayesi okuyucuları için biraz yavaş ilerliyor.ama konu itibariyle oldukça ilgi çekici
Baskı: Bir Kadın Düşmanı
Öyle bir romandır ki sizi bir roman karakterine düşman eder.Bazen doyasıya gülmek için kitabı yarıda kesersiniz, bazen de düşünmek için.Reşat Nuri GÜNTEKİN'in bir solukta okunacak romanlarından.
Baskı: Muz Sesleri
Okurken konuya konsantre olmakta zorlandım.Ama Doktor Hamza'nın tatlı kıbbesine yazdığı mektuplar kesinlikle okunmaya değer.