gökyüzübenim
@gökyüzübenim

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Kırmızı Kazak
9/1011.04.2025

Baskı: Kırmızı Kazak

Bir diğer yorumda belirtildiği gibi, kitap gerçekten nefis. Kendimi bir kitap okumuş değil, bir yazarla tanışmış varsayıyorum. Meltem Gürle’nin elinden bir de roman okumayı çok isterim. Umarım bir gün o da olur.

İnsan Olmak
7/1005.04.2025

Baskı: İnsan Olmak

İnsan davranışları neden sonuç ilişkisi içinde ve çeşitli ihtimaller dahilinde anlatılmış. Oldukça yararlı buldum. İnsanın sadece kendisinin değil, çevresindeki insanların davranışlarını da anlamlandırabilmesine yardımcı oluyor. Anlatım dili de oldukça akıcı. Ben yalnızca, “şu şu şekilde büyütülmüş insanlar şöyle olabilir veya böyle olabilir.” şeklinde, seçenekler verilse de seçeneklere hapsedilmiş bir inceleme tarzına çok bağlanamıyorum. Konu insan olunca, bu anlatım tarzı çok yeterli gelmiyor.

Prokrastineyşın
6/1002.03.2025

Baskı: Prokrastineyşın

Bu tarz kitaplarda, yeni bir şey öğrenmeyi arıyorum. Maalesef umduğumu bulamadım. Olumlu yanı, ifadelerin bilimsel deneylerle ortaya konmasıydı. Bu alanda bir kitap arıyorsanız Cal Newport- Pürdikkat, daha iyi bir seçenek olabilir.

Dolores Claiborne
7/1028.02.2025

Baskı: Dolores Claiborne

Yazarın aksine Dolores Claiborne’un bir cadıdan ziyade çocukları için her şeyi yapabilecek milyonlarca anneden biri olduğunu düşünüyorum. Okuduğuma sevindim. Sadece, yazarın diğer kitaplarını düşündüğümde benim için biraz daha alt sıralarda kalıyor.

Pürdikkat
8/1003.02.2025

Baskı: Pürdikkat

Bu kitaba klasik bir kişisel gelişim kitabı gözüyle bakmak yanlış olur. Yazar temel olarak kitabı ikiye ayırmış. Kendi ifadesiyle, ilk kısımda okuyucuyu pür dikkat çalışma konusunda ikna edeceğini, ikinci kısımda ise yöntemlerini anlatacağını belirtmiş. Konuyu örneklerle, bilimsel deneylerle anlatmasıyla beni ikna etti. Önerdiği yöntemlerin çoğu da aklıma yattı ve bir kısmını uygulamak için planlar yapmaya başladım. Eleştirim, yazarın zaman zaman despot gelmesi ve pür dikkat çalışmaya dair gerekli çerçeveyi çizse de tam olarak nasıl gerçekleştirileceği konusunda soru işaretlerini gidermemesi. Ama açıkçası bir kitabın, tüm "sırrı" vermesini de beklemiyordum. Elde ettiğim bilgiler oldukça doluydu. Eminim ki bu kitaba tekrar başvuracağım.

Olduğu Kadar
6/1024.07.2024

Baskı: Olduğu Kadar

Bütün kitabı Feyyaz Yiğit'in sesiyle okudum ve genel olarak eğlendim. Ancak kitabın basım sürecini anlayamadım. Çok fazla yazım hatası vardı ve konuşma dili rahatlığından bahsetmiyorum maalesef. Örneğin aşk kelimesi akş, üniversite kelimesi üniverste şeklinde yazılmış ve bu tür hataları kitapta çokça bulmak mümkün. Dahası kitabı keyifle okurken gülümsememi yüzümde donduran bir kısım var. Hikaye gereği bir kadına tokat atılıyor ve başkarakter keşke adam daha sert vursaydı diye geçiriyor içinden. Tokat atılmasının ardından tüm erkekler birer sigara yakıyor. Bu duruma kadın anlam vermese de erkekler anlıyor? Kitap 2012'de yazılmış. Feyyaz Yiğit şimdi olsa bu kısmı yazmazdı diye düşünüyor ve umuyorum.

Baskı: Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey

Yazarın okuduğum beşinci kitabı ve esasen Mine Söğüt okumayı hep çok sevmişimdir. Ama bu kitabı bir türlü yakalayamadım. Bir karmaşanın içinde boğulmuş gibiyim. Anlaşılmaz bir sanat filmini izlemek gibi. Yazar için belli ki anlaşılır bulunarak yazılmış bu cümleler, bana yalnızca havaya atılmış ve düştükleri yerde bırakılacak kitaplaştırılmış gibi geldi. Anlaşılmayı zorlaştıran kitabın dili değil. Kendimi bu anlamda yazara alışmış sayıyorum. Zor olan sabit bir olay örgüsünün olmayışı ve bu büyük karmaşa. Dün başladığım bu kitabı şimdi bitirdim ve ne anlatılıyor sorusunun cevabı bende yok.

Rüyalar Anlatılmaz
7/1022.07.2024

Baskı: Rüyalar Anlatılmaz

Nermin Yıldırım’ın kalemini, yormamasını, okurken akışta gibi hissetmeyi çok özlemişim. Olayları neredeyse tüm karakterlerin bakış açısıyla okuyabilmek oldukça keyifliydi. Ama sanırım özellikle Nermin Yıldırım’ı okurken kahraman bakış açısıyla yazmasını çok çok daha fazla seviyorum. Bu, beni hikayeye daha fazla çekiyor. Yazarın okuduğum 3. romanı ve diğer kitaplarının önüne geçemedi benim için ama okunmaya değer olduğu şüphesiz.

Baskı: Başkalarının Tanrısı

Bu kitabı roman olarak nitelendirmek yanlış geliyor bana. Daha çok bir düşünce beyanı ve maalesef ki fazla tekrara düşülerek sunulmuş. Çok fazla şey havada kalmış. Neden, niçin sorularına cevap veren bir olay örgüsü istiyorsanız bu kitapta aradığınızı bulamayabilirsiniz.

Baskı: Saklı Bahçeler Haritası

Şahane roman, şahane anlatım. Bayıldım. Genelde karakterlerin anlatımına göre kısım kısım bölünmüş romanlarda, bazı bölümlere daha çok bağlanırız. Ama ben bu kitabın her köşesini çok sevdim. Sayfalar geçip gitsin de bitsin bu roman diye düşündüğüm tek bir an olmadı. Kitap hakkında hiçbir bilgim yokken, konusunu bile bilmiyorken, sadece yazarın kalemine güvendiğim için okumaya başladım. Kitaplığımda yer kalmadığı için uzun zamandır halk kütüphanesinden aldığım kitapları okuyorum. Bu roman da onlardan biriydi. Ama öyle sevdim ki yanımda yöremde olsun istiyorum. Satın alıp, ilerde tekrar okumak niyetindeyim. Kırdığım puan, sonunun bağlanışındaki hoşnutsuzluğum ve bazı kısımların biraz hızlı geçişinden. Ancak yazar böyle takdir etmiş. Sadece puana yansıması benim için bu şekilde oldu. Tavsiyemdir. Pişman olmazsınız.

Zindankale
7/1019.08.2022

Baskı: Zindankale

Nasıl değerlendirsem bilemediğim bir roman oldu. Kötü mü? Asla değil. Yeterince iyi mi? Emin değilim. Kelebek etkisi temalı her şeyi fazlasıyla seviyorum. O yüzden benim için dikkat çekici oldu. Ama sürekli olarak tekrarlayan cümleler biraz yıldırıcıydı. Yaşanacak 2. ihtimalde -okuyanlar anlayacaktır.- ‘daha kötü’ ne yaşanabilirdi anlamadım. Yazar da öyle düşünmüş olacak ki boşlukta bırakmış. Gölge ve ışık oyunlarıyla ilgili çok daha tatmin edici cevaplar bekledim, olmadı. Hiç tahmin etmezdim ama tepkilerine en bayıldığım ve sesli güldüğüm karakter Rüveyde oldu. Genel anlamda, romandaki fazla kaderci yaklaşım bana göre değil. Sanırım beni en çok iten şey buydu. Ayrıca Sezgin Kaymaz’ın bambaşka hayatlar yaşayan roman karakterlerini bir şekilde bağlamasını çok seviyorum ama bu kitapta biraz zorlama olduğunu hissettim. Yazarın diğer kitaplarını okumaya devam edeceğim.

Unutma Dersleri
7/1005.08.2022

Baskı: Unutma Dersleri

Oldukça uzatılmış, sündürülmüş güzel bir konu var elimizde. Nermin Yıldırım'ın şahane anlatımı olmasaydı sanırım bitiremezdim. Ama yazar, en sıradan durumu bile sıkılmadan okutacak kadar usta bir kaleme sahip. Kitabın sonlarına doğru, çözülecek bir gizem bekledim ve beklentim giderek arttı. Maalesef umduğumu bulamadım. Ama yazarı, diğer kitaplarıyla takip etmeye devam edeceğim.

Baskı: Aramızdaki En Kısa Mesafe

Bir ailenin anatomisi. Ne roman denebilir ne de öykü. Öyle gerçekçi ki, anı kitabı olarak değerlendirilse yeridir. Kendimi bir adamın çocukluğuna, gençliğine ve yetişkinliğine şahit olmuş gibi hissettim. Her Barış Bıçakçı kitabı gibi mideye yumruk yeme etkisi yaratıyor. Yazarın kitaplarını okumaya devam edeceğim.

Baskı: Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Son zamanlarda okuduğum, duyguları en gerçekçi anlatan kitap. Hiçbir aşırılığı yok. Olsaydı böyle olurdu, böyle yaşanırdı, böyle hissedilirdi. En nihayetinde benim duygu durumum da yazara göre hareket etti. Kitaptan biraz içim buruk ayrılıyorum. Başka türlüsü mümkün değil.

Kıyamet Park
7/1031.10.2021

Baskı: Kıyamet Park

Alper Kamu serisini çok sever çok da gülerim. Yeni kitabı da büyük bir merakla beklemiştim. İşleniş biçimi olarak serinin diğer kitaplarından daha farklı ve sevmediğim bazı noktalar oldu. Öncelikle teknolojinin devreye girmesinden pek hoşlanmadım. Alper Kamu serisini bana sevdiren, olaylar arasında kurulan mantıksal bağ oldu her zaman. Ve ben bu bağın klasik yöntemlerle kurulmasını daha çok seviyorum. Bana göre bu durum Alper Kamu’yu hikayelerdeki asıl gerekli adam kılıyordu. Öte yandan kitabın sonuna kadar ana karakterin “sıradan bir çocuk” gibi aksettirilmesinden de bir parça rahatsız oldum. Evet, Altan karakterinin seriye farklılık kattığı çok açık. Ama Alper Kamu’nun özel bir çocuk olmasına dair ana düşünceyi sarstı ve aslında hareketlerini normalleştirmiş oldu. Oysa seriyi özel kılan ana karakterin normalden oldukça farklı bir çocuk olmasıydı bana göre. Kitabın sonlarına dek, kendi adıma rahatsız edici bulduğum noktalar devam etti. Ancak sonrasında satranç bölümüyle eleştrilerim törpülendi. Aradığım Alper Kamu’yu kitabın sonlarında buldum. Ayrıca yazmadan geçemeyeceğim; seriyi ne zaman okusam Amcabey, Tahtakafa ve Kız Tevfik’i görünce çok eski arkadaşlarımı görmüş gibi mutlulukla doluyor içim. Onlarla beraber bir masanın etrafında toplanmak ne güzel olurdu. Teşekkürler Alper Canıgüz. Bize güzel insanlar, güzel kitaplar kattın.

Kaptanın Teknesi
2/1003.04.2021

Baskı: Kaptanın Teknesi

Sezgin Kaymaz’ı keşfettiğimden beri her kitabını okumaya çalışıyorum. Öyle ki, bu okuduğum 7. Kitabı. Ama maalesef o kadar büyük bir zaman kaybıydı ki yazarı okumaya biraz ara vermeye itti beni. Arka kapak yazısında “ Kafa kızlar” olarak tabir edilen roman karakterlerinin kurgulanışı tam bir felaket. 27 yaşında ve üniversite son sınıf öğrencisi olmasına rağmen; silgisini koparıp sınıf arkadaşlarına atan, sinirlendiği zaman dil çıkaran bir ana karakterden bahsediyoruz. Böyle bir karakter değil üniversite, lise son sınıf öğrencisi olarak bile kurgulanamazdı. Üstelik 331 sayfalık kitabın her zerresinde olan bu kafa kızlar(?) arasındaki sohbetler o kadar bayağı ki, karakterlerin üniversite öğrenimi görmekte olan 2 genç kadın olduğunu kabul etmek çok güç. Bu yorumumu yanlış anlayanlar olacaktır. Ancak bir roman okurken beni rahatsız eden şey hiçbir şekilde karakterin küfretmesi veya toplumca hoş görülmeyen sözler söylemesi olamaz. Ben bizzat romanın yazım dilini abes buldum. Kitapları hiçbir zaman atlayarak okumam. Bu kitapta kendimi çokça zorladım. Elimden bıraktığım anda kitaba asla dönmeyeceğimi bildiğim için her şeyi bir kenara bırakıp bitirmeye çalıştım. Yazı dilinin kötülüğü kurguyla telafi edilebilir umudum, olumsuz sonuçlandı. Okumamış olmayı tercih ederdim. Yazarı ilk kez okuyacak arkadaşların, yazarın diğer kitaplara yönelmesi çok daha iyi olacaktır.

İklimler
5/1012.03.2021

Baskı: İklimler

Aşk romanları okumaktan uzak duran ben, kitap hakkındaki övgülere kayıtsız kalamadım. Ancak bu romanın olsa olsa hastalıklı aşk hikayelerinden bahsettiğini söyleyebilirim. Kendimi hiçbir karakterle özdeşleştirmem mümkün olmadı. Roman bir müddet sonra, sonu getirilemeyecek bir sürece girdi. Öyle ki devam etseydi dahi sürecin nasıl devam edeceği tahmin edilebilir oldu. Bu noktada da roman aniden bitirildi.

Baskı: Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca

Yaşar KEMAL’in okuduğum ilk eseri. Başarısına diyecek söz yok. Kurguladığı distopyayı, sonu bu kadar tahmin edilebilir olmasına rağmen büyük iç sıkıntısıyla okudum. İyilik kadar kötülüğü de anlayabilirim, kötülüğün de kendi içinde ‘her ne kadar anlamlandıramasak da’ bir mantığı olduğuna inanırım. Ama ne bu kitapta ne de gerçek hayatta, hem fillerin yanında olup onlarla birlik olan hem de zaman zaman karıncaların dertleriyle dertlenen Ulukepez gibileri anlayamıyorum. Ben sadece bu distopyanın ardından refah günleri de okumak ve içimi rahatlatmak isterdim. Kitabın bitişiyle, kendimce fillerden ve hüdhüdlerden öcümü alamadım.

Dokunma Dersleri
7/1006.02.2021

Baskı: Dokunma Dersleri

En sevdiğim öykü yazarıdır Yalçın TOSUN. Öncesinde okuduğum 2 öykü kitabında da ( Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler) ( Peruk Gibi Hüzünlü) işlenen konular oldukça ağır gelmiş, kitapları elim kalbimde, uzun uzun düşünerek bitirmiştim. Dokunma Dersleri’ni alalı bir yıl kadar oldu ancak okumaya cesaret edememiştim bir türlü. Bugüne kısmetmiş. Korktuğum gibi olmadı. Diğer öykü kitapları kadar sarsıcı değildi. Çok daha hızlı okudum ve duygusal olarak o kadar fazla zorlanmadım. Ama onlar kadar etkilemedi de beni. Yine de okuduğuma pişman olmadım. Yalçın TOSUN hep yazsın hep okuyayım istiyorum.

Baskı: İnsanın Anlam Arayışı

Kitap 3 kısma ayrılmış. İlk kısım; yazarın ne yazık ki bizzat deneyimlediği, toplama kampında geçirdiği anlar ve bu anların psikolojik değerlendirmesinden oluşuyor. Çok etkileyici ve duygusal olarak çok ağırdı. Böyle bir felaketten kurtulduktan sonra tüm bu yaşananları kaleme almak eminim yazar için de kolay olmamıştır. Bu yönüyle benzerine az rastlanabilecek bir kitap bu. Özellikle af yanılsaması kavramı ve Kapolar, bu kitabın bana kattıkları oldu. 2. ve 3. Kısım ise yazarın logoterapi kuramı ile ilgili bilgileri aktarmasına dayanıyor. Psikolojiye özel ilgisi olanlar için dikkat çekici olacaktır. Bu yöne ilgim olmadığı için ilk kısımdan çok daha ağır okuduğumu söyleyebilirim.

Barbarın Kahkahası
7/1001.01.2021

Baskı: Barbarın Kahkahası

Şu pandemi günlerinde yaz tatilinde geçen bir roman okumak çok keyifliydi benim için. Yazarın dili de zaman zaman karmaşık gelse de oldukça güzeldi. Bu karmaşa henüz ilk kitabını okuyup onun tarzına aşina olmadığımdan olsa gerek. Bir filme çevrilse insanların derin analizler yapacağı güzel bir festival filmi olurdu diye düşündüm. Anlamlandıramadığım bazı kısımlar da vardı ama çok rahatsız edici değildi. Kitapta “Tenezzül Makamı” başlıklı kısmı ve Selçuk- Alikâr konuşmasını özellikle sevdim. Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.

Kardeşimin Hikayesi
3/1029.12.2020

Baskı: Kardeşimin Hikayesi

Bu zamana kadar dost olmak istediğim çok roman kahramanı oldu. Ama böylesine muhabbetini çekemediğim karakterlerle karşılaşmamıştım doğrusu. Öncelikle baş karakterin gazeteci kıza tavrı, davranışları oldukça rahatsız ediciydi. Tipik bir sapık imajı uyandırmaktan öteye gidemedi. Gazeteci kızınsa Ahmet’in anlattığı hikayeyi hem böylesine merak edip hem de dakikada bir uyuyakalması okur olarak beni gerçekten yıldırdı. Yazarın hikayeyi uzatmak için başvurduğu bir yol gibi görünüyor ancak hoş durmamış. Ayrıca yazarın okuyucuya bir şeyler katma çabasını anlasam da bambaşka bir konuşmanın ortasında araya sıkıştırılan bilgiler oldukça abes durmuş. 2 kısımdan oluşuyor roman ve bu iki kısım arasında neredeyse hiç bağlantı yok. Öyle ki 2. kısma geçtiğimde ilk kısımdaki olayla ilgili minicik merak duygumu çoktan kaybetmiş durumdaydım. Romanda benim için akıcı olan tek yer Rusya’da geçen anlardı. Ancak sayfa sayısı dikkate alındığında oldukça küçük bir kısma denk geliyor. Bu kısımda da dünyanın en etkileyici aşk hikayesi olduğu defalarca tekrarlanan, karasevda olduğu ileri sürülen aşk hiçbir şekilde yansıtılamamış. 2. kısım bittiğinde yazar “İlk kısımdaki boşluklar da ortadan kalksın da roman tamamlanmış olsun” zihniyetiyle roman sonuna bir karar metni iliştirmiş. Teşekkür metnine bakılacak olursa hukukçulardan da faydalanılmış ancak sanırım onlar da metne fazla müdahale edemediler. Çünkü yanlışlarla doluydu ve gerçeklikle ilişkisi yoktu. Keşke bu şekilde yazılacağına dümdüz bir metin olarak yazılsaydı. En azından bu kadar göze batmazdı. Romanda gizem unsuru olarak kalması gereken temel konu baştan belli edilmiş. Yazarın çabasına rağmen açıklanmamış pek çok soru işareti de mevcut. Maalesef sevemedim.

Daha
7/1006.11.2020

Baskı: Daha

Hakan GÜNDAY’ın okuduğum tüm romanlarında aynı şeyle karşılaşıyorum. Beklenmedik, güzel bir fikirle başlıyor her şey. Sonra yazar bu fikri lastik gibi sündürmeye başlıyor, kopana dek. Okur olarak kendimi “Tamam, tadında bırak artık.” derken buluyorum. Ve maalesef roman benim için çok güzel başlayıp ortalama düzeyde sona eriyor. Yine öyle oldu. Oldukça karanlık bir romandı benim için. Kurgusu tahminlerimin dışına çıktı, merakla okudum. Ana karakterle bağ kurmam pek mümkün olmadı. Ama Rastin çok uzun süre aklımda kalacak. Hatta spiral yönetim şemasıyla ilgili kısmı tekrar tekrar okuyabilirim. Öyle sevdim. Yazarın diğer romanlarını da takipte olacağım. Belki bir romanda uzlaşabiliriz, kim bilir.

Kün
9/1022.10.2020

Baskı: Kün

Çok sevdim. Karakter hikayelerinin birbirine bağlanmasındaki kurgu şahane. Uzun sayılabilecek bir roman ama insan elinden bırakamıyor. Başlangıçta Konya şivesini okurken akıcılığı kaybettim. Sonra öyle bir alıştım ki kitabın sonuna doğru artık bundan mahrum kalacağım için üzülmeye başladım. Okurken zaman zaman sesli gülmekten alamadım kendimi. Kitabın sonuysa çok beklenmedikti. Uzun bir süre daha aklımda yer edecek.

ÖncekiSayfa 1 / 3Sonraki