yasamkitap
@yasamkitap

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Kullanılmış Biletler

Sinema üzerine yazılan makalelerden oluşuyor gibi görünse de yine Hayat Atölyesi kitabındaki gibi seçtiği filmler, kurduğu cümleler yine dokunuyor hayatın her saniyesine. İzlenmesi gereken filmler listenize ekleyeceğiniz yüzlerce film. Ve bazen izlediğiniz filmlerde gördüğünüz halde kaçırdınız mesajlar...Bence dolu dolu bir kitap. Kitapta takıldığım tek bir cümle vardı filmler eskir mi sorusuna vermiş olduğu cevaptı. Filmler kullandığınız eşyalar gibi o günkü işlevliğiyle kalırlar'' der Murathan Mungan. Bu cümlesine katılmadım. Ben izlediğim filmlerde üstünden yıllar geçmiş olsa bile beni o zamanda etkileyen kare bugün izlediğimde de aynı tatla, aynı hüzün, aynı sevinçle bir etki bırakıyor yüreğimde

Dinle Küçük Adam
10/1024.01.2014

Baskı: Dinle Küçük Adam

“Kutsal sözler ektim yeryüzüne Kötülükler silinecek yakında Palmiyeler solduğunda Kayalar parçalandığında Anlı şanlı krallar gazel misali havaya savrulacak Tufandan çıkan bir gemi Benim sözlerimi taşıyacak Ve tohumlar yeşerecek dünyada...” Wilhelm Reich Yaşlı bir bilgenin sözleriyle seslenmişti Wilhelm Reich, Dinle Küçük Adam adlı kitabında “...diktatörlere, despotlara, kurnazlara, zehirliler, sırtlanlara”... Yazarların ve şairlerin yüreklerinde büyüyen duygular, bugüne ayna tutuyor. Lise yıllarında severek okuduğum yazarlardan biri de Wilhelm Reich’tı. Dinle Küçük Adam kitabı hayatlarımızın büyük bir bölümünü işgal eden küçük adamların büyük ve doğru hakikatler peşinde koşmak yerine küçük yanlışları yol gösterici olarak yaşamayı kendine hedef seçmesi ve bunun kaçınılmaz sonuçlarını sorgulamak adına zevkle okunacak kitaplardan. Kitabı okuyup bitirdikten sonra içinde bulunmak istediğimiz hayat ve dışında kalmak istediğiniz hayat bu ortak noktada başlıyor.

Ceza Sömürgesi
10/1023.01.2014

Baskı: Cezalılar Kolonisi

Öykü, bir subayın, inceleme gezisi için çıkmış bir konuğa, itaatsizlik suçundan ölüme mahkûm edilen askerler için hazırlanmış bir makinenin tanıtımı yapmasıyla başlar. Bu makine subayın yıllar önce komutanı tarafından yapılmıştır. Komutanı görevden ayrılmadan önce makineyle ilgili bütün teferruatı subaya anlatmıştır Eskiden bütün infazları komutanı yaparken subay bu infazlarda komutanına yardımcı olmuştur. Bu konuda inceleme yapan konukla subay arasında geçen diyaloglarda. Ölüme mahkûm edilen erlerin savunmasının alınıp alınmadığı sorulur. Savunmaların gereksizliği ve zaman kaybı olacağını. Savunması alınmaya kalkan askerin yalan söyleyeceğini bunu da yapmanın anlamsız olduğunu anlatır subay. Subay makinenin gerekliliği konusunda konuğu ikna etmeye çalışır. Hatta makinenin gerekliliğini birebir göstermek için. Mahkûm olmuş bir eri makineye yatırır. Mahkûmun çekeceği acı, ölümünün on iki saat süreceğini, ölen mahkûmdan akacak kanın müthiş bir dizaynla hazırlanmış bir su kanalıyla kanı temizleneceğini söyler. Bütün bu olup bitenleri büyük bir soğukkanlılıkla anlatmaktadır. Subayın bütün amacı bu makineyle ilgili yapılan eleştirilerin, gerekliliğinin tartışılmasına son noktayı koymaktır. Gelen konuğu yarın ki yapılan toplantıda bu makinenin ne kadar gerekli olduğunu anlatmasını söyler. İnceleme yapan konuk bu isteğini kabul etmez. Subaya yarın ki toplantıya katılmayacağını, yarın sabah ilk gemiyle buradan ayrılacağını dile getirir. Bu sözüne pek itibar etmez. Onun toplantıya katılacağına inandırmıştır kendini. Söyledikleri konusunda konuğu ikna etmek için son hamlesini yapar. Makineye yatırdığı mahkûmu kaldır ve artık serbest olduğunu söyler. Ve demin yatan mahkûmun yerine soyunup kendisi geçer. Ve makineyi çalıştırır. Makine ile ilgili anlatmış olduğu her şey tam tersi işlemektedir. Müthiş bir tasarımla çalıştığını iddia ettiği makine tüm aksaklığıyla subayın daha da kötü bir şekilde ölümüne sebep olur.

Geyikler Lanetler
10/1023.01.2014

Baskı: Geyikler Lanetler

''Neresindeyiz şimdi?Başlangıcın sırrındayız.Her başlangıcın taşıdığı sır ürpertiyor bizleri....'' Murathan Mungan Geyikler lanetlerde anlatıcı şöyle der: İşte düşlerini düşürdüğü sular İşte düşlerinin yüzdüğü sular İşte düşlerini yeniliye yeniliye buraya kadar gelen sular. İşte bir su damlasındaki kainat. İşte kainattaki bir damlası. Çoğalır yazgıların yol ayrımında...

Mem u Zin
10/1023.01.2014

Baskı: Mem u Zin

Gökyüzündeki göktaşları üzerine anlatılar, öyküler çoktur elbet. Kimi gökyüzündeki yıldızların kaymasını, dünyada herkesin bir yıldızı olduğu, bu dünyadan göçüp giden bir bedenin toprağa düşmesi olarak ifade eder. Kimi her bir gök taşına bir anlam yükler ve burçları yorumlarken bu anlamda hayatlarımıza dair sözcükler döküverir önümüze. Mezopotamya'da her yaz mevsimi başlangıcında toprak damlı evlerinin üzerine kurulan tahtlarda iki parlak yıldızın hikayesi anlatılır. Yaz başlangıcıyla birlikte birbirine her gün biraz daha yaklaşan iki yıldız. Aslında herkesin bildiği bir öykünün gökyüzünde yeniden dile gelmesidir. 'Mem û Zîn', Ehmedê Xanî'nin o meşhur dilden dile dolaşan yaşanmış aşk hikayesi dinlendiğinde bu yaşanmış öykü yeniden canlanır yüreklerde ve göz bebeklerinde. Bir film izler gibi seyre dalar, gökyüzünde bu iki parlak yıldıza bakakalırsın. Bir araya gelip kavuşacakları anı beklersin yaz boyunca. Öyküyü bilmeyenler için heyecanla beklenir kavuşacakları an. Bir de anlatıcının yaşadıkları vardır; buğulu gözler anlatır aslında her şeyi. Yine de tutamaz, dökülüverir yaşanmışlıklar. Öykü geçmişe götürür anlatıcıyı. Elektriksiz günlerin tek göz odalı toprak evlerinde herkeste kolay kolay bulunmayan radyonun belli zamanlarda açılmasıyla dinlenen Erivan Radyosu'nda çalan bir kılama kulak kesilir oda içerisinde toplananlar. Bir kulak da dışardan gelen bir cızıltılı telsiz sesine kulak kesilir. Pil bulmak kolay değildir. Radyonun açılmadığı zamanlarda gaz lambası ışığı altında Arapça yazılmış Mem û Zîn öyküsünün okunduğu, daha sonra okuyucunun Kürtçe'ye tercüme ettiği o günlere doğru yolculuk başlamıştır artık, hiç bitmesin istenir bütün acılarına rağmen. Yoksulluğun fazlasıyla kendini belli ettiği o günlere. Bütün imkansızlıklara rağmen mutlu olan insanların özlem duydukları o günlere... Mem û Zîn'in sevdasına karışır koca bir ömür. Dengbêjler gözlerini kapatıp ellerini kulaklarına götürdüğünde her şey sessizliğe bırakır yerini. Doğadaki her şey sana yakındır artık. Su, güneş, yıldızlar, bitkiler... Bir düş yeni bir düşe doğru yol almaktadır. Anlatıcı kafasını kaldırıp gökyüzüne baktığında yeniden döner öyküsünü anlatmaya...

Mülksüzler
10/1022.01.2014

Baskı: Mülksüzler

"...Vermediğimiz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiç bir yerde değildir." Kitabı özetleyen cümle budur aslında. Bize dayatılan ve sınırlar çizen bir hayata hayır diyebilmenin çığlı Mülksüzlük. anarşizmin sesidir.

Dişi Fare
9/1022.01.2014

Baskı: Dişi Fare

Kamuran Şipal'in ağır diline rağmen insanlığın yarattığı tahribat dişi bir farenin haykırışlarıyla anlatılmaya çalışılır. Ve bu haykırışa hepimizin bildiği, adlarını sıkça duyduğumuz masal kahramanları ''şirinler, yedi cüceler, hansel ve gritel kardeşler'' de ortak olur. Aslında masal kahramanları kendi masallarını kurtarmak için mücadele ederken kurtarılmaya çalışılan, sorgulanan insanlıktır...

Baskı: Demirciler Çarşısı Cinayeti Akçasazın Ağaları 1

Yıllar oldu bu kitabı okuyalı... Bu kitap şu cümleyle başlıyordu. '' O güzel insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler'' Aslında bu cümle öykünün en net özetidir. Büyüleyici bir perde sarıp sarmalar sizi. Okudukça daha çok merak sarar sizi. Yaşar Kemal'in kitaplarında bu hep böyledir. Bu çizgiyi bütün kitaplarında korur. Her cümlede doğaya karışırsınız. Toprağa, ağaca, akan kana...Bir cinayete tanık olursunuz. Sanki sizde ordasınız, yanı başınızda olmuştur sanki tüm olup bitenler... Evet kitap kokusunda kendine hayat biçenler.... O güzel inşalar o güzel atlara bindiler çekip gittiler

Bütün Yazıları
9/1021.01.2014

Baskı: Bütün Yazıları

Şiir kitapları romanlar gibi değil ki ne zaman okumaya başladınız ne zaman bitirdiniz sorusuna cevap verilsin. Bir ikincisi 2004 önce okunmuş kitaplar için ne zaman okunduğu sorusuna verilecek bir tarih seçeneği de yok. Zaten kaç yıl önce okuduğum kitabı hangi tarihte okuyup hangi tarihte bitirdiğimi hatırlayamam. Kitap okumak, şiir okumak çok farklı bir şey... Kitapla ilgili düşüncelerime gelince Orhan Veli'nin en güzel şiirlerinden biri ve okuduğumda beni etkileyen şiiri Mahallemdeki Akşamlar İçin şiiridir. Kımıldanır mahallemin daralan ruhu Basma perdelerimde gün batarken Atıp saatler süren uykusunu Odama uzanır akasyam pencereden Kırmızı uzak damlarda bir serinleme Uyanır gündüz uykusundan evler Kapılarda işleri ellerinde Kadınlar giyinip kocalarını bekler İyi insanların ruhudur yakınlaşır Takunya sesleri gelir evlerden Yalnız bu dem rahat bir dünya taşır Bin mihnet dolu kafasında yorgun beden Her şeyin geliş saatidir akşam Mahallede ömürler akşamüstü başlar Hepsi burda buluşmaya gelir akşam Başka dünyalardan ayaklar, başlar.. Bir mahalle kültürüyle büyüyen ve geride bir hayat bırakan ve hayattan alacaklı olan tüm yorgun çocuklara... ''Yalnız bu dem rahat bir dünya taşır Bin mihnet dolu kafasında yorgun beden''

Sevda Sözleri
10/1021.01.2014

Baskı: Sevda Sözleri

Biz kırıldık daha da kırılırız Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü Hırsız da bilmiyor çaldığını Biz yeni bir hayatın acemileriyiz Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor Şiirimiz, aşkımız yeniden, Son kötü günleri yaşıyoruz belki İlk güzel günleri de yaşarız belki Kekre bir şey var bu havada Geçmişle gelecek arasında Acıyla sevinç arasında Öfkeyle bağış arasında en sevdiğim şiirlerinden biridir Ortadoğu şiiri. Yaşadıklarımızı resmeder aslında. Eskimez anlatıları, söylenceleri çünkü çürümektedir hayat, çürümektedir insanlık......

Baskı: Tanrı'ya Bakıyorlardı

Kitabın arka kapağında yazılanlar, kitabın yeni baskısının olmaması kitabı bulmak için yaptığım araştırma, kitabı bulduğumda duyduğum heyecanı kitabı okurken karşılamadı. Kitap herkesten farklı daha doğru bir tanımlamayla birilerinin çok az değindiği ırkçılık konusunu anlatmaya çalışmışsa da ırkçılık, faşizm gibi başlıklar bazı konuların gölgesinde kalıyordu. Ama okunması, kütüphanelerinizde olması gereken bir kitap olduğu kanaatindeyim.

Anayurt Oteli
10/1018.01.2014

Baskı: Anayurt Oteli

Günlük rutin işlerin aksamaması için kurulan ama geri kalan saat,odanın içindeki düzen,bardağın kırılmasıyla başlayan büyünün bozulduğuna inanan Zebercet...Kitabın sonunda anlatılan intihar sahnesini okurken her cümle o anı yaşatır insanda.Zebercetle birlikte yavaş yavaş sizde soluksuz kalırsınız

Sıdıka
10/1015.01.2014

Baskı: Sıdıka

Sıdıka Kımıldanır mahallemin daralan ruhu Basma perdelerimde gün batarken Atıp saatler süren uykusunu Odama uzanır akasyam pencereden Kırmızı uzak damlarda bir serinleme Uyanır gündüz uykusundan evler Kapılarda işleri ellerinde Kadınlar giyinip kocalarını bekler İyi insanların ruhudur yakınlaşır Takunya sesleri gelir evlerden Yalnız bu dem rahat bir dünya taşır Bin mihnet dolu kafasında yorgun beden/Orhan veli Sıdıka bana hep Orhan Veli´nin Mahallemdeki Akşamlar için şiirini hatırlatır. Yalnızca bu dem rahat bir dünya taşır/bin mihnet kafasında yorgun beden. Sıdıka böyle biriydi aslında. Penceresinden dünyaya bakan hayaller kuran duyarlı kız. Dünyaya, sanata, hayata sessiz kalamayan. Eskiden her mahallede vardı. Okutulmayan ama kendini geliştirmiş bir kız çocuğu. Sanki kendisine biçilen hayata karşı bir cevaptır

Sineklerin Tanrısı
9/1014.01.2014

Baskı: Sineklerin Tanrısı

Çocukların dünyasından büyüklerin dünyasına bir bakıştır bu kitap. Lider olma hırslarına yenik düşenlerin kendileriyle beraber felakete sürükledikleri. Bertrand Russell İktidar kitabı bunu en güzel anlatan kitaptır. Önder ve önderin arkasından giden toplum. Sineklerin Tanrısı kütüphanenizde olması gereken kitaplardan.

Hayvan Çiftliği
10/1013.01.2014

Baskı: Hayvan Çiftliği

Yaşar Kemal'in Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı kitapta anlatılan hikayede olduğu gibi. İnsanlar arasında mücadele, sınıf farkı, yokluk, yoksulluk hayvanlar üzerinden en güzel şekilde anlatılır. Yaşar Kemal'in kitabında kazanan Kırmızı Sakallı Topal Karıncadır Goerge Owel'da domuzlara yenik düşer emekçi sınıfı..

Yoldaş Pançuni
9/1010.01.2014

Baskı: Yoldaş Pançuni

Yoldaş Pançu´nin partiye gönderdiği mektuplar ince mizah dolu mektupları. Kürtler konusunda yer yer eleştiri dozu ağır olduğu izlenimi bıraktı bende. Ama elime aldığımda hiç bırakmadan okuduğum eğlenceli bir kitap oldu benim için. En etkileyici mektubu Yoldaş Pançu´nin gittiği bölgede fabrika emekçilerini ikna edip greve gitmeleri fabrika sahibi kapitalist patronun emekçi sınıfının isteklerini kabul etmemek için uzun süre direnmesi ve aldığı işi yetiştiremeyince iflas edip kaçması sonrası Yoldaş Pançuni'nin o güzel yorumu. Zalim kapitalist patron emekçi sınıfının haklarını vermemek için direnirken kendisinden daha zalim bir kapitalistin onu sömürmesi sonucu yenilgiye uğraması bizim grevi emekçi sınıfın kazanılmış hakları açısından olumlu bir sonuç doğurmasada zalim kapitalist patronun kendisinden daha zalim bir kapitalist tarafından yenilgiye uğraması kazanımdı.

Tutunamayanlar
9/1010.01.2014

Baskı: Tutunamayanlar

Okuduğunuzda hiç bitmesini istemediğiniz bir kitap. Sizi hikayenin içine çekiyor. Sizde bu öyküde Turgut´un, Selim´in öyküsünün bir parçası oluyorsunuz. Bence Oğuz Atay´ın kitapları içinde en iyisi

Hakkari'de Bir Mevsim
10/1010.01.2014

Baskı: Hakkari'de Bir Mevsim

Hakkari de Bir Mevsim mitolojik bir düşün bir mevsimlik uyanışıdır aslında. Kalemden unutulmuş hayatlar akar. Hani toprak dendiğinde bu ülkede her karışının kanla sulandığı anlatılır ve bir karış toprağın kimseye verilmeyeceği söylencesiyle büyür çocuklar ama bir söylencedir sadece. Seni doğunun bir köyüne, seni Hakkari´ye sürdürmekten bahseder birileri... Bu sürgün kimilerince cezadır, burnunun sürtülmesi, aklının başına gelmesidir...Ama yanılırlar orada bir hayat büyür....Tanımadığımız, görmediğimiz, adını bile bilmediğimiz insanlar... Mektup gönderenlerin anlattıkları koca bir dünya sanısı mektupların geldiği kentte bir mevsim koca bir deryada küçük bir damla...Gönderilen mektuplar çoğaldıkça verilen cevaplarda bir mevsim büyür...Hakkari de Bir Mevsim büyüleyici bir anlatı

ÖncekiSayfa 2 / 2Sonraki