
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Candide
O kadar fikir yürütmeye, her bir şeyi tartışmasına, hocasının öğrettiği felsefesini yıllar boyunca savunmasına rağmen sonunda vardığı nokta: “Muhakeme yürütmeden çalışalım; bu da hayatı tahammül edilir bir şekle sokan tek çaredir” Ara sıra da Pangloss, Candide'e: “Mümkün dünyaların en iyisinde bütün hâdiseler birbirine bağlıdır, diyordu; çünkü Mademoiselle Cunegonde'un aşkı için güzel bir şatodan kıçınıza tekme yiyip kovulmasaydınız, Inquisition'un işkencesine uğramasaydınız; yaya olarak bütün Amerika’yı dolaşmasaydınız, kılıcınızı Baronun vücuduna saplamasaydınız, iyi Eldorado ülkesinden aldığınız bütün o koyunları kaybetmeseydiniz, burada turunç reçeliyle fıstık yiyemezdiniz.” Candide de: “Bunlar güzel sözler ama bahçemizi yetiştirmek lâzım,” diye cevap veriyordu.
Baskı: Kürk Mantolu Madonna
O kadar yıldan sonra gerçekleri öğrendiğinde bile kendini değiştirmedi, değiştiremedi. İhanete uğradığını sandığında; aslında kendi ihanet ettiğini, peşin hüküm verdiğini anladığında hep yalnızlığı, geri çekilmeyi seçti. Sadece onunlayken başarabilmişti ki bence bunun sebebi onu tanımayı seçmesiydi. Keşke başkaları için de yapabilseydi. "Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır." "Senelerden beri hiç kimseye bir tek kelime söylemedim. Halbuki konuşmaya ne kadar muhtacım. Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir?" "Seninle hiç şöyle uzun boylu konuşamadık evladım... Yazık!"
Baskı: Hayvan Çiftliği
Stalinizm çok iyi taşlanılmış. En vurucu yeriyse sonunda yapıldı: Napoléon, sözlerini bitirirken, "Beyler," dedi. "Bir kez daha şerefe kaldıracağız bardaklarımızı, ama bu kez Hayvan Çiftliği'nin şerefine değil! Bardaklarınızı ağzına kadar doldurun. Haydi bakalım, beyler: Beylik Çiftlik'in şerefine!" "Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı."
Baskı: Evrenin Ötesi (Evrenin Ötesi #1)
Kitap bana bile klostrofobik hissettirdi. Uzayda kapana kısılmak... Bence kız delirse yeridir. Kitapta en azından mantık ve hayal gücü mevcut. Aynı konuları tekrarlayıp önümüze koymadığı için bile kitap sıyrılmayı başarıyor. Yine de karakterlerin ergence davranışları ve bazı olayların önemsizmişcesine hızlandırılması kitabın daha iyi olmasını engellemiş.
Baskı: Yemin
Çok klasik. Distopyalarda zaten hep aynı şeyler yinelenip duruyor. Hepsi birbirine benziyor. Bu da o kitaplardan biri işte.
Baskı: Kuzuların Sessizliği
Ben Starling'i filmdeki kadar sevemedim. Yani Jodie foster kadar iyi değil.Tabii kitapta karakterin derinine indiğimizden o kadar da mükemmel olamıyorlar. Hannibal lecter ise olması gerektiği gibiydi. Psikiyatr olması bakımından önce insanların kimseye anlatmadığı anılarıyla sonra da vücut parçalarıyla beslenen bir canavar. Bence yazar Hannibal'i sempatikleştirmek için uğraşmamış bile. Onu olduğu gibi sevmek mümkün.
Baskı: Outliers (Çizginin Dışındakiler) / Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur?
Başarılı insanların başarısının arka planları incelenmiş. Mesela gerçek uzmanlık için sihirli sayının 10 bin saat olması vb. Kitaptan bir kaç alıntı: Alexander’ın çalışması, ABD’de eğitimi tartışma biçiminin nasıl geri kalmış olduğunu ortaya koyuyor. Sınıfları küçültmek, müfredatı yeniden yazmak, her öğrenciye pırıl pırıl yepyeni bir dizüstü bilgisayar almak ve eğitim fonlarını artırmak gibi konuları tartışmak için çok fazla zaman ayrılıyor ki bütün bunlar okulların yerine getirdiği görevde bir şeylerin kökten yanlış olduğu izlenimini yaratıyor. Oysa Eylül ile Haziran arasında neler olduğunu gösteren ikinci tabloya bir bakın. Okullar işe yarıyor. Başarılı olmayan çocuklarla ilgili tek sorun sadece okula gittikleri sürenin yeterli olmaması. Asyalıların matematikte gösterdiği üstünlüğün nedenleri ansızın daha da belirgin hale geldi. Asya’daki okullarda uzun yaz tatilleri yok. Neden olsun ki? Başarıya giden yolun yılda 360 gün güneş doğmadan önce kalkmak olduğuna inanan kültürler kesinlikle çocuklarına yazın üç ay aralıksız tatil yaptırmayacaktır. ABD’de öğretim yılı ortalama 180 gündür. Güney Kore’de 220 gün. Japonya’da ise 243 gün.