
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Frankenstein
Frankenstein'nın ön yargısı ve Canavarının yalnızlığı... Sonunda Frankenstein'nın ön yargısı gerçek bir yargıya dönüşüyor. Ne yazık! İnsan denen varlık, hayvandan üstün hassasiyetleriyle ne diye böbürlenir ki? Bunlar onu daha kendisi dünyaya gelmeden önce oluşan şartların belirlediği davranış biçimine yönlendirmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Dürtülerimiz yalnızca açlık, susuzluk ve şehvetten ibaret olsaydı, neredeyse özgür olacaktık. Oysa şimdi esen her rüzgârdan, tesadüf eseri edilmiş bir sözden ya da o sözün zihnimizde uyandırdığı manzaradan etkilenir durumdayız.
Baskı: Dracula
Kitabın ilk yarısı özellikle Lucy ile ilgili kısımları oldukça heyecanlıydı, eminim konuyu bilmesem çok da esrarengiz gelirdi. Fakat kitap ilerledikçe Dracula avcılıktan av konumuna düşüyor haliyle gözümüzdeki değerini de yitiriyor. Dracula'yı ,belki de başka karakterlerin gözünden gördüğümüz için, Dracula yapan neydi anlayamıyoruz. Asıl temel bu kitap olmasına rağmen zaman geçtikçe, hikayenin üzerine yeni fikirler eklendikçe güzelleştiği kanaatindeyim.
Baskı: Kutsal Aşk (Partholon, #1)
Baş karakter çok eğlenceli ama keşke herkesle vıcık vıcık arkadaş olmak zorunda hissetmeseydi. Ayrıca bir at adamla evlenmek mi? Salona ilk girdiklerinde şok olmuştum. Bu, bir kitabı ilginç kılmazsa başka ne kılabilir ki? Yine de bana potansiyel biraz harcanmış gibi geliyor, daha iyisi olabilirdi.
Baskı: Karanlık Yerler
Herkes yalan söylüyor, herkes suçlu ve hiçbir karakter sevilesi değil ama eline alınca da bırakamıyorsun. İlginç bir durum. Sonuca adım adım ulaşılıyor ve kitap sizi yeterince tatmin ediyor.
Baskı: İnsancıklar
Ne kadar karanlık bir kitap! Acaba fakirlik mi sorun yoksa fakirken insanların hissettirdikleri mi? Yalnızlık, fakirlik ve zengincikler üzerine bir hikaye...
Baskı: Eksik Parça (Mara Dyer, #1)
Evet çok karışık, her sayfadan başka bir gizem çıkıyor ancak sıkıcı, tanıdık öğeler de her yerde. Her zaman gördüğümüz tür kitapların azıcık gizem katılmış hali. İyi de değil kötü de.
Baskı: Dr. Jekyll ve Mr. Hyde
Muhteşem bir hayal gücü. Daha ilgi çekici olansa Jekyll'in kendi elleriyle oluşturduğu başka bir "Jekyll'i" sonunda reddetmesi. En başından onu sahiplenmiş, cinayetten sonra bile ondan vazgeçememiş olmasına rağmen iş yine kendine dönünce doktor uyandı. Herkes için en büyük kötülük kendine yapılan değil mi zaten? Ve sonunda bile sorumluluğu reddetmesi: "Bunu ancak Allah bilir, benim umrumda değil. Bu benim gerçek ölüm saatim, bundan sonrası beni değil, başka birini ilgilendirir." "Sonuçta suçlu olan sadece Hyde'dı, sadece Hyde. Jekyll ondan kötü değildi. İyi niteliklerinin farkına varmaya başlamıştı yine."
Baskı: Yandaş (Uyumsuz, #3)
Sonu, başı, tamamı o kadar kötü ki uyumsuz ne kadar güzelse bu da o kadar çirkin. Bazılarının acıklı bulduğu sonu yüzünden de değil, özellikle Tobias karakterinin zayıflığı, sonunda Tris'in bir hiç uğruna-ki kesinlikle hiç uğruna- kendini feda edişi, üstelik asi olarak anılması, unutulması, devamlı Tobiası, kardeşini, onu, bunu, şunu affetmesi -kardeşini canını feda etmesi karşılığında tabii ki sonunda vazgeçse bile bu da Tris'in zayıflığını gösterir-, aralarındaki bitmek bilmez gerilim, kendilerinin de ne yapmak istediklerini bilmeyişi, devrim için uğraşırken bile beceriksizliklerinden taviz vermemeleri vs vs'ler ve bunları es geçsem bile anlatımdaki basitlik ve atmosferdeki karanlık başlı başına bir sorun. Yazar sonu acıklı bitince kitabın bir yer edineceğini düşüneceğine keşke tamamına odaklansaymış.
Baskı: Yüzük Kardeşliği (Yüzüklerin Efendisi, #1)
Sanırım devamlı filmle karşılaştırma yaptığım için ilk başlar gerçekten çok yavaş geçti. Örneğin Shire'dan tamamen çıkılması 150'nci sayfalarda ve siz her şeyi biliyorsunuz. Sonraları o kadar akıcı oldu ki elimden bırakamadım, özellikle Dokuzlar yola çıktıktan sonra. Ayrıca bu kitabın bir yolculuk kitabı olduğu unutulmamalı. Bu yüzden tabii betimlemeler geniş yer tutuyor.Eğer yolculuğu haritadan takip ederseniz kitap daha eğlenceli olabilir. Filminden farklı pek çok şey de bulacaksınız. Mesela ben en sevdiğim karakterin Sam olacağını hiç düşünmemiştim bile siz de sürprizlere açık olun.
Baskı: Piyonun Son Hamlesi
Lana ile 11 yaşındaki sosyopat bir çocuğun arasındaki oyun... Kitabın sonu o kadar ilginç ki bence 6. hisle kapışır. Gerçek sır neydi? Ayrıca isim kitaba çok yakışmış.
Baskı: Genç Werther'in Acıları
Lotte aşktan çok kendi kendine oluşturduğu amaçtı bence. Sonuna sebep ise hayatının anlamsızlığı ve yalnızlığı gibi durmuyor muydu? Kitaptan: Bir de yüreğimden ziyade zekamı ve yeteneklerimi takdir ediyor, oysa o benim tek gurur vesilem, her şeyin, her yeteneğin, her mutluluğun, her acının tek başına kaynağı. Ah, benim bildiklerimi herkes bilebilir-bana özgü olansa yalnızca yüreğim. -Gurur duyduğu, çok mutlu olduğu, kendini iyi hissettiği dönem hangisiydi? -Merhametli bir gülümsemeyle, "Akıldan yoksun oğlum!" dedi, "kendini bilmediği dönemi kastediyor, o dönemle hep gurur duyar; tımarhanede olduğu dönemde kendinden bihaberdi."