
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kalpsiz
Vay be..ne dolaplar döndü ne olaylar oldu..ilk başta dedim kitap baya sapıttı..Bunlarda ne böyle felan.. Ama kitap ilerledikçe konuyuda yan karakterlerde dahil çiftlerimizi sevdim.. olay rohan ve Elinor arasında geçiyor :D Konuya değinirsek: [ İlk olarak şuna değinmeme izin verin "Francis Alistair St. Claire Dominic Charles Edward Rohan, Giverney Kontu, Rohan Vikontu, Glencoe Baronu" bu kadar uzun isim ve ünvan ne be..insan nasıl sesleneceğini şaşırır..Bahsettiğim isim erkek karakterimize(Rohan) aittir :D Neyse efenim bu şahsiyet sınırsız fantazi,ahlaksızlığın bol keseden olduğu, kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı bir eve diğer bir değişle Cennet Konağı'na ev sahipliği yapmaktadır.. Diğer bir karakterimiz Elinor ise: kardeşi(Lydia),annesi ve bir kaç çalışanıyla zor durumda olan kızımızdır. Bu anne(bende saç-baş yola isteği uyandırmıştı) sorumsuz ve vurdum duymaz bir kişiliğe sahip olmanın yanı sıra birde kardeşlere çok zor anlar yaşatmaktadır.Yine bu sorunlardan birisini çözmek Elinor'a düşer.Sorunun baş kahramanı anne ise Cennet Konağında'dır.Biraz tereddüt biraz kötü dedikodu kızımızı buraya gitme konusunda endişelendirsede annesi ve son paraları söz konusudur.Derken düşer yola ve Rohan ile tanışma şerefine nail olur :) Ve olaylar silsilesi başlar.. Ben Rohan'ın yaşadıklarına üzüldüm..Ve onca yaşadığı şeylere, ve günümüzdeki davranışlarına kötü ve kalpsiz görünmek istemesine rağmen Elinor'a karşı davranışlarını yer yer yanlış bulsam da çok sevdim..Elinor ise tüm yaşadıklarına rağmen güçlü ve kararlı bir yapıya sahip olmasının yanı sıra kırılgan ve sevilmeye muhtaç bir kişiliğiyle duruma tam uyum sağlamıştı.. Birde Charles ve Lydia'yı unutmamak lazım..keşke onların ayrı bir hikayesi olsaydı.. ama olsun onların mutlu olmasıda güzeldi :) Ben sevdim kitabı.okumanızı öneririm.. kitaptan hoşuma giden iki shneyide paylaşayım :)
Baskı: Bir Yumak Aşk
ahh Charlotte..yine yaptın yapacağını :D ne diyeyim ben sana... Neyse efendim..Seride en çok merak ettiğim çiftti Grace ve Zack. Merakıma da değdi.Aslında ben hikayeyi daha farklı bekliyordum ama yazar beni şaşırtsa da konuyu sevdim ben.. Zack ve Grace talihsiz bir şekilde ayrılmıştı malum.. Hikayemiz bu olayı Zack'in dilinden anlatarak başlıyor.. Grace'in huyunu suyunu az çok biliyorduk ama Zack'i tanımak çok başkaydı. O kas yığını , dev adamın kalbinin ne kadar sevgi dolu olduğunu okumak.. Grace'e olan aşkını, ve bu alanda çabalayışını.. Konu açılmışken bu konuda Grace'e çok kızdım..Tamam inanmıyorsun, seni aldattığını düşünüyorsun ama bacım insan hiç mi düşünmez "ya ben yanılıyorsam"diye.. sonuçta sen evlenmeyi kabul etmişsin, insan eveleneceği adama azıcık güvenmez mi.. Ehh burda da devreye yaşanmışlıklar giriyor sanırım.. Çiftimiz sağolsun okurken hop oturup hop kalktım ama değdi.. Onlar mutlu olduya..hele o son sahne..Zack'in umut etmeye bile korkması.. Güzeldi..Ben sevdim..Seri böylece bitti işte.. yazarın tarzını sevdim ben,kitabın kapaklarıysa ayrı güzeldi.. Burdan yayınevine duyrulur..Yazarın diğer kitaplarınıda okumak isteriz..
Baskı: Kindar Ölüm (Eve Dallas, #6)
Vay be..Ne kitaptı ama.Bu kitap şuana kadar en çok beğendiğim ve eğlendiğim kitap oldu.Bu kitapta Roarke ve Summerset'in geçmişine dönüyor bazı kesitler okuyoruz. Bir katil, kendisini kutsanmış, intikam meleği gibi gören bir sosyopat. Ve kendine seyirci,rakip olarak seçtiği Eve. Yani kızımız yine iş başında.. Katilimiz oldukça zekiydi, ama Allah'ım ya o nasıl bir düşünce sitemi ve mide. Yaptıklarını okumak bile beni iğrendirdi. Kitap oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde ilerledi ve herzamanki gibi sonunda Eve yaralı ve Roarke son anda yetişerek onu kurtardı. Ben bile alıştım buna..uzun lafın kısası yine harika bir maceraydı :) Bu kitapta çok sevdiğim yerler oldu hemen alıntılarıda ekleyeyim :D [ 1)"Eve silahını çekti ve Peabody'ye sola doğru gitmesini işaret etti. Roarke'a "Sen benimle kal," dedikten sonra merdivenlere yöneldi. "Bu konuyu daha sonra konuşacağız." "Elbette konuşuruz," dedi Roarke ve cebindeki yasadışı dokuz milimetrelik otomatikten bahsetmeden onun arkasından yürüdü. Neden sevdiği kadını bu küçük detaylarla strese sokacaktı ki? 2)""Burada kaç o d a var?" " Bilmiyorum. Bazen bana geceleri çiftleşip minik odalar yavruluyorlar, sonra o minik odalar da büyüyüp onlar da yavruluyor gibi geliyor. 3)"Bir yere mi gidiyorsun?" Roarke yerinden kalkıp yanına geldi. Eve'in yanından ayrılmadan çalışabilmek için odanın oturma bölümüne yerleşmiş, bir gözünü uyuyan karısının üzerinden ayırmadan ekrandan akan hisse fiyatlarını inceliyordu. Eve tekrar uzanmadı. Bu bir onur meselesiydi. "Belki. Sen beni hastaneye götürdün." "Evet, âdetimdir. Ne zaman karım havaya uçsa, hemen hastaneye götürürüm." 4)Eve, Peabody'yle görüşmek için sert adımlarla uzaklaşırken Brian sırıtarak Roarke'un sırtına vurdu, "işte kadın diye ben buna derim, ha?" "Gül yaprağı gibi narindir benim sevgilim. Hassastır, yumuşak başlıdır." Roarke uzaktan Eve'in yüksek sesle ana avrat sövdüğünü duyarak kendisi de sırıttı. "Sesi de bülbül gibidir." "Sen de ona sırılsıklam aşıksın." "Perişanım."
Baskı: Seviyor Sevmiyor
Jenna ve Gage boşanmış bir çifttir ve arkadaş toplantıları dışında hiç bir araya gelmemişler. Her ne kadar ayrı olsalar da ne birbirlerini sevmekten nede endişelenmekten vazgeçmişlerdir. Boşanmalarıda zaten ayrı bir durum.Gage mesleği gereği(polis)bazı korkular yaşamaktadır, Ama bunu ne Jenna ile paylaşmakta nede üstesinden gelebilmektedir.Buda aralarında bir iletişimsizliğe, soğukluğa, gün geçtikçe yanlış anlamalara ve sonunda ayrılığa sebep olmuştur.Birde olaya Jenna'nın çocuk isteyip Gage'in de istememesi eklenince olaylar kopma noktasına gelmiştir. Bir gün bizim örgü grubu kızlarımız kendince eğlenirlerken bir plan yapar ve bunu uygulamayada koymakta gecikmezler.Bu planı yaparlarken ilk tepkim, Jenna senden bunu beklemezdim oldu. Yahu bu kız "Kördüğüm"de ne hanım hanımcıktı. Sessiz,sakin grubun en akıllısı felan.Ama aslında ne yere bakan yürek yakan bir kadınmışta haberimiz yokmuş.Hoş Paul Bunyan'ı seksi bulan bir kızdan ne bekleyeceğinizi hiç bilemezsiniz.(Adamı googleda aratınca ya saç sakal karışmış bir heykel yada mavi bir ÖKÜZ çıkıyor >.< ) Neyse efenim uzun lafın kısası bir plan ve bu planın sonunda olan olayları okuyor, yer yer gülüp eğlenirken, yer yer üzülüp, sinirleniyoruz. Ama sonunda sımsıcak bir duygu sarıp sarmalıyor sizi..Onlar mutlu oluyorlarya hani..Sanki buna ben vesile olmuşum gibi hissediyorum :) Kitabı ben sevdim..kapak zaten ayrı bi güzel..konu akıcı çeviri güzel.. Son olarak eklemem gerekirki bir an önce 3. Kitabı okumalıyım!! Zack ve Grace'in hikayesi beni acayip merakta bıraktı.. O Kız kimdi? Barışacaklar mı? Grace o programı yapıp Zack'i rezil edecek mi? Ya o köpekciğe ne olacak..Zaten arabayıda parçaladı Grace.. En bol olaylı kitap serinin son kitabı olacak gibi..
Baskı: Ejderha Kraliçesi
ama ya Rhys'a, Zane'e en önemliside Rue ve Christopher'a ne oldu. kitap tam olaylar gelişirken heyecan doruktayken bitti.Çiftimiz mutlu oldu ama merak hat safhada. Sanki yazar birden kesmiş gibi geldi bana..yada ben bir solukta okuyunca öyle geldi.. Mira Karpatya Dağlarındaki krallığında sorun yaşıyor ve bazı durumlar sebebiyle orayı terk-i diyar edip Kimberciğezimizinde yaşadığı İngiltere'ye gelir..Zira onu uyarması lazım."Diğeréleri çok yakında... Derken ingilteredeki drakon ırkının gizlilik politikasının aksine özgür bir ruha sahip olan Mira ilk başlarda çok çektirir Kim'e.Birde Alfa olması ayrı bir sorun.Kurallarına göre zaten evli sayılan bu çift iletişimde bazı sorunlar yaşar..Ama Mira bu, Kim'i yola mı getiriyor, burnundan mı getiriyor bişicikler yapıyor işte. Sonuçta mutlu oluyorlar ama..ne bilim biraz eksik gibiydi..
Baskı: Rüya Hırsızı
İlk kitaptan tanıdığımız hırsızımız Zane ve Rue'nin kızı Lia'nın hikayesini okuyoruz bu kitapta. Zane Drakonların varlığını bilen yegane insanlardan birisidir.Ve hiç bir insana tanınmayan insiyatifler tanınmıştır kendisine. Değerli taşları,mücevherleri seven ve aralarında bir çeşit bağ olan drakonlar için sık sık iş yapmıştır. En son görevide ünlü Draumr adlı taşı bulmasıdır.Ehh karşılığında zengin bir insan olacaktır. Amelia ise ailesinde yeteneği ortaya çıkmayan yegane drakondur.Kardeşleri dönüşüm geçirirken o hiç bir yeteneğe sahip değildir.Tabi rüyalarında geleceği görmesini saymazsak.Hoş bunu bir sır gibi sakladığı için bilinmemesi çok normal.Bu rüyalar zamanla öyle bir gelişecektirki kızımız hiç huyu olmayan şeyler yapacak ve Zane ile bir maceraya atılacaktır. Çiftimizin küçüklüklerinden beri aralarında bir çekim vardır ama drakon ve insan çiftleşmesine olumlu bakılmadığı için bu hep hayallerde kalmış umut bile edilememiştir.Ne birbirlerine söyleyebilmiş, nede üstesinden gelinebilmiştir. Açıkçası Zane'nin kendini tutma çabaları okunmaya değerdi. Serini ikinci kitabıda gayet güzeldi.Özelliklede sonu bende 3. kitaba karşı bir merak uyandırdı.. Ejderhaları ve fantastiği seviyorsanız seriyi denemenizi öneririm >.<
Baskı: Duman Hırsızı
Küçük bir alıntı... >.< "Henüz beni tekrar sevebileceğine inanıyor musun?"diye sordu Christoff. Rue ona gülümsedi, gizemli ve içe işleyen, bir kadın gülümsemesiyle."Komik adam.Seni tüm hayatım boyunca sevdim.Bunu hiç anlamadın mı?" Christoff, ne kadar rahatladığını göstermemek için suratını Rue'nun saçlarına gömdü."Gerçek bir beyefendinin her zaman mütevazı davranması gerekir..." Rue'nun kahkahaları ikisini birden hafifçe salladı."Bunun için çok geç kaldın." İlk olarak söylemeliyim ki çeviriden mi bilmem ama : goncam ne ya..Ablacım böyle bir sevgi ifadesi mi olurmuş.. hele minik farem yok muydu.Tam bir rezillik. Kitaba gelince güzeldi ama arada sırada bazı kopukluklar hissetmedim değil yoksa tam not alırdı benden. Konuya değinecek olursak kitapta dragonlar(ejderha), değerli taşlar ve hırsızlık kavramları yer alıyordu. Olay kahramanlarımızın(Christoff(Kit) - Clarissa (Rue) çocukluğunda başlayarak yetişkin hayatlarıyla devam etmekte. Rue dragonlar arasında sıradan bir melezdir ve Alfa erkek olan Kit'e aşıktır.Ama gel gör ki tamda çapkınlık çağında olan Kit'in aklı fikri (kısmende olsa) eğlencedir.Derken kızımız 17. doğum gününde kendisini ölmüş olarak gösterir ve kabileden kaçar. Gel zaman git zaman aradan 9-10 sene geçmiştir. Kabilenin yeni lideri Kit'in kulağına kendi türlerinden birinin hırsızlık yapıp değerli taşları çaldığı fısıltıları gelmiştir. Ehh görev bu bekler mi?Türlerini tehlikeye atan bu kaçağı yakalamak için Kit düşmüştür yola.Ama karşısında bir erkek beklerken Rue ile karşılaşır ve o ilk karşılaşmada kim olduğunu anlar. Bununlada kalmaz "o benim" politikasıyla kızceğizimize sahip çıkar. Ama gel gör ki işler bu kadar kolay değildir.Ne Rue özgürlüğünü feda etme niyetindedir, ne de Kit amacından vazgeçmekte. Ehh buna birde dragonların değerli taşı "herte"nin çalınmasınıda ekleyin..başlar curcuna... Efenim ben sevdim kitabı..dediğim gibi bir iki pürüz vardı ama BENİ rahatsız etmedi. Kit'in sahiplenici tavrını, Rue'nin geçirdiği değişimi ve Melaine attığı okkalı tokadıda çok sevdim >.< eğer fantastik seviyorsanız şiddetle olmasada bir deneyin derim :)
Baskı: Aşk Falcısı
nasıldı? şöyle söyleyeyim..zaten bu türle aram pek iyi değil..aslında okumak ve yüzümde kocaman bir tebessüm bıraksınlar istiyorum ama genelde olmuyor. Neden? Çünkü ben kızın kendisini salak durumuna düşürmesini, yada komik sahnelerin saçma sapan durumlardan değilde zekice espirilerden olmasını bekliyorum.. Çok mu şey istiyorum? :) Sanırım.. Neyse kitaba gelecek olursak çok ahım şahım bir kitap değildi..Can sıkıntıısına boş bir vakitte okunacak türdendi.Hani okumasanızda olurdu. Kızceğizimiz Soph, eski erkek arkadaşını geri kazanmak için türlü işler,dolaplar çevirirBuna medyum olduğunu söylemekte dahil..Akabinde olaylar gelişir.Derken işler çığrığından çıkar.Yorum yaptığı bir görü gerçek olur ve gazete,radyo derken Soph televizyonlara kadar çıkar. Ama işin güzel tarafı erkek arkadaşını geri kazanmış, bununlada kalmayarak tek taşı kapmıştır. Peki mutlu olması gerekirken neden mutsuz ve kayıp hisseder kendisini? Bunun nedeni Dr.Nick olabilir mi?Hani şu doğaüstü olan her tür şeye 'şüpheci' yaklaşan profesörümüz.. Kim bilir? Neyse efenim uzun lafın kısası kızımızı çoğu yerde köşeye sıkıştırıp hi bilmediğim şiddet içerikli fantezilerimi gerçekleştiresim geldi.. Bu nedir ya..delirtti bu Soph, beni.Yahu o durumda dönen bir adamı nasıl kabul etti bünyesi anlamadım.. Ya Nick, gariibim ona hem üzüldüm hemde takdir ettim.Son ana kadar tam bir beyfendiydi..Şeyyy son anda azıcık niyeti bozmuş olabilir ama biz onu görmezden gelelim :) Eğer elinizdeyse kitap ve boş vaktiniz varsa okuyun ama okumazsanız çok bir şey kaybetmezsiniz :)