Canan
@Canan

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Turan Prensi
7/1019.01.2013

Baskı: Turan Prensi

Turan prensi

Bitmeyen Arzu
6/1019.01.2013

Baskı: Bitmeyen Arzu

Bitmeyen Arzu okundu ve bitti.. diğer hqlara oranla çok sevdim hikayeyi..çok duygusaldı sonlara doğru.. ben tavsiye ederim okumanızı :) bu arada Sienna'nın hikayesinin olmasınada sevindim..

Av Mevsimi
10/1019.01.2013

Baskı: Av Mevsimi

Aslında içimden yorum yazmak gelmiyor.Ama kitabı o kadar çok sevdim ki.. Yorumsuz bırakmamalıyım dedim Daisy; kızımız küçük bir kasabada kütüphaneci, evde kalmış teyzesi ve dul annesiyle beraber yaşıyor.Sosyal hayatı, uzun zamandır bir sevgilisi yok.Ve o artık 34 yaşına basacaktır.Ve doğum günlerinde çizgili pijama hediye alıyor.Çizgili! Artık sıkıcı olarak tanımlanmaya,demode kıyafetler giymeye,ailesiyle yaşamaya bir son vermeye karar verir.Artık çocuk sahibi olmak, evlenmek istemektedir.Bunada gardırobunu,tarzını,saçını başını kısacası bazı kızsal harekatlar yaparak başlamaya karar verir. Her şey iyidir güzeldir..Hatta annesi-teyzesi bu kararından mutlu olur ve onu destekler.Bu işten anladığını düşündüğü Todd'dan yardım bile isterler.Ve sonuç pozitiftir. Ahh birde Jack (polis şefimiz) var tabi.Daisy onun kaba, yanki kılıklı, itici bir şekilde kaslı olduğunu düşünmekte.Sanırım bu listeye bir kaç olumsuz özellik daha eklenmişti ama neyse Çiftimiz daha önce pek bi muhabbet etmiş değil ve Jack'in kütüphaneye işi düşünce tanışıyorlar. Derken Daisy kendi hedefine, yani koca avına çıktığı ilk gününde bir kavga çıkmasına sebep olur.(çok matrak bi sahneydi) Ve işte o an ortaya Jack çıkar ve kızımızı kurtarır.Tabi bu karşılaşmalar aralarında bir çekime sebep olur.Her ne kadar Daisy "Jack'in tipi olmadığını, evlenecek erkek olmadığını" düşünsede adamceğizin ağına takılıyor. Tabi söz almadan olmaz; Daisy:Hamile kalırsam evleneceğiz. Jack:Anlaştık. Tabi sahneye birde katil çıkıyor.Daisy bir cinayete tanık olduğunu farkediyor.Bu sebepledir ki peşine düşen düşene.Herkes bu kızın peşinde.Neyseki onu koruyacak Jack var Birde Todd var tabi..Garibim çok acıdım ben bu adamceğize..İlk başta sinir oldum ama sonra nedenlerini bilince.."Ahh" dedim. Kitap çok eğlenceliydi..İlk başlarda(20-25 sayfada) sıkıldım..Ama daha olaya girmemişti o yüzden. Daisy karakterine BA-YIL-DIM yok böyle bi insan. Jack ile bir araya geldiğinde tam seyirlik bir halleri vardı.Özellikle de eşcinsellik ve prezervatif konusunda..Nasıl yani demeyin.Ciddi anlamda söylüyorum okumalısınız O kadar güzel diologlar vardı ki anlatamam..bence elinizdeyse veya listenizdeyse bir an önce ilk sıralara alın kitabı. Edit : kitabın ismi bende biraz itici etki yaratmıştı.Ben pek polisiye sevmem.Bu konuda bi Linda'yı, Sandra'yı felan okurum..Çünkü aşkla polisiyeyi güzel harmanlarlar..Tam benlik..Fazla gerilim yok.Ama Linda'nın kitaplarını ayrı bi severim Ne diyeyim çok konuştum..Bir an önce okumanızı öneririm

Baskı: Alçak Adam (Beau Monde, #1)

kızımızın annesi, Lana'yı evlendirmekte kararlı.. Ama Lana eski nişanlısıyla yaşadığı olaylar sebebiyle evliliğe negatif bakmakta. Drew ise çapkın, hovarda.klasik erkek karakterlerden yani. Oda evliliğe, aşka karşı..inanmıyor öyle şeylere. Derken çiftimiz ilginç bir şekilde karşılaşıyor.Bir ev, balo, gece ve 2. katın camından sarkan Lana. Durumu düşünmeyi size bırakıyorum. Derken Lana çapkınımız hakkında uyarılmakta, Drew ise uzun zamandır ilgisini çeken bu "Şeftali"ye ilgi duymaya başlamaktadır. Şu meşhur uzun süreli taşra partilerinden birinde karşılaşır kahramanlarımız.(Drew'in abisinin evinde) Drew, Lana'yı ayartmaya çalıştıkça kızımız direnir.Bir yere kadar.Eh sonrada yakalanırlar tabi. Sonrada vay efendim evleneceksiniz.Ama gelin görün ki Lana aşksız bir evlilik istememekte. Birde diğer talibini davranışları var tabi.Ahh bunun yanı sıra başka olaylarda yok değil hani. Yan karakterlerden Jake'i çok sevdim.İkinci kitap onun ve diğer karakter olan Leydi Amelia hakkında olacak.Amelia normalde çok sevilesi ama bir sebepten bana itici geldi ama bakalım.. Belki yazar sevdirir karakteri. Son olarak değinmek gerekirse sevdim kitabı..Drew yer yer çok eğlenceliydi.. Ama bazende tam sopalıktı..Neyse sonunda erdiler muratlarınada ben rahatladım. Ahh birde Lana'nın o şüpheleri yok mu..baydı beni resmen.Adam sana seni seviyorum demiş..daha neyin tantanasını yapıyorsun bacım sen! neyse..edisyonu görmezden gelebilirseniz okunabilirliği yüksek bir kitaptı..

Geceye Veda
5/1019.01.2013

Baskı: Geceye Veda

Buda orta karar bi kitaptı..Quent ve Zoe'nun hikayesiydi.. Quent bu "Dönüşüm"ün mimarlarından birisi hatta büyük patron olan babasıyla yüzleşecek..hatta onu öldürecektir.Zavallım dönüşüm öncesi babasından neler çekmiş..ama artık tereddüt yok..Babiş ölecek..işte o kadar! Zoe ise ailesinin ölümüne sebep olan kelle avcısının peşindedir.Bu da Quent ile yollarını uzun süreli kesiştirmiştir.(ilk kitaptan tanışıyorlar zaten.ama...) Neyse efenim, bu macerada karşılarına Remy çıkıyor, hoş yine elden kaçıyorya neyse. Sonra Quent eskiden tanıdık ,kaçak olan arkadaşı Marley'i kurtarıyor. burda azıcık kıskançlıklar devreye giriyor. Derkene Zoe ile bazı duygusal sahneler ve maceralar yaşanıyor. Oğlumuz azıcık duygusal, kız desen..tam sopalık.. Babiş desen parçalamak lazım..çok ... bi insan..insan bile değil op kadar yani.. Bu kitapta öğrendik ki babiş atlantislilerle iletişime geçmiş.. ilerleyen kitaplarda atlantislileride görsek iti olur.. nasıl bişeyler merak ediyorum..

Sonsuz Gece
7/1006.01.2013

Baskı: Sonsuz Gece

İlk kitaba oranla daha iyi bir hikayeydi..ilk kitapta bi isim elde etmişlerdi..bu atlantis tarikatına üye olan ve bu "sonsuz yaşam" projesinin mimarlarından birisi..R.Trurth. Kitapta Sage ve Simon bu şahsiyeti aramak işiç F.C (küçük kasaba gibi bir yer) giderler.Karı koca rolünde. Bu gittikleri yer nasıl bir yer..Aman Allah'ım!Bildiğin üreme çiftliği gibi bi yer. Kadının teki senin üreme zamanın gelmiş..hadi siz çiftleşin felan muhabbeti bile yaptı (daha neler neler)Püf! Neyse Sage direniş elemanlarından, ayrıca kötü gözle bakılsada F.C insanlarından.Ama küçük yaşta evlenmeye mecbur bırakılınca Envy'e kaçmış.Şimdi de oraya girebilecek yegane kişi.Tabi Simon ile beraber.Dediğim gibi bulundukları yer çok ilginç.İnsanlar insan nüfusunu arttırmaya hastalık derecesinde takmış.Çok değişik bir ortam.Bu ortamda karı koca gibi davranmalarının yanı sıra birde araştırma yapacaklar ve aralarındaki çekime engel olacaklar.Sage'den yana sorun yok aslında.Ama Simon sen daha iyilerine (Teo) layıksın, beni tanımıyorsun, ben kötüyüm muhabbeti yapmaktan sıkılana kadar bu iş biraz askıda kalıyor.Derken ortaya "Yabancı"lar çıkıyor..Şansa bakın ki bu yabancılardan birisi Simon'u tanıyor.Geçmişinden.Bu kişinin adı Rita. Hatun takmış bizimkine.İllede sen ille de sen! diyor.Vakti zamanında adan sana yüz vermemiş şimdi niye versin anlamadım.. Neyse efenim bu sorunlar eşliğinde birde Simon2un da bir yeteneği olduğunu söylemeyi unuttum.Kendisi artık görünmez olabiliyor.Dokunduğu kişileride görünmez yapabiliyor. İlk kitapta olduğu gibi bundada Quent ve Zoe'ye sık sık yer verildi..sırada onların hikayesi var.. Bakalım nasılmış :) Ben sevdim bu hikayeyi..

Gecenin Ötesi
5/1006.01.2013

Baskı: Gecenin Ötesi

İlk başlarda biraz sıkıldım.Hemde ciddi anlamda. Olaylar yeni, kavramlar, karakterler yeni olunca birazda zorlandım algılamada. Ama azmettim ve ilerledim :) Dediğim gibi farklı bir dünya çizmiş yazar.Aslında bilindik bir dünyaya farklı bir bakış açısı serpiştirip eklemelerde bulunmuş. Tahmini olarak olaylar 2010 yılında meydana gelmiş.Büyük depremler,yangınlar,seller...Kısacası felaketler.Ani ölümler, bilinmeyen türler.İnsan sayısı azalmış doğal olarak. Konuya değinirsek;Elliot,Simon,Quentin,Fence ve Wyatt... Serimizdeki erkek kahramanlarımız(1'i dışında) bir mağarada uyanmışlar. Gözlerini dünyaya açtıklarında aradan 50 küsürlü yıl geçtiğini farkediyorlar.Ve bu dünya alışılmışın dışında.O lüks binalar,arabalar,ormanlar..hiç bir şey yok.Hiç bir şey.Koskocaman bir hiçlik.Bunun yanı sıra ilginç yetenekleri, ganga adı verilen zombimsi yaratıklar,hiç yaşlanmamış bendenleri, ve neler olduğunu bilmeyen küçük insan toplulukları.Ahh birde "Yabancı"lar var tabi.. Kristal bir toz(taş) sayesinde ölümsüz olmuşlar (bknz.Atlantis) Böyle bir dünyada ne olduğunu anlamak için kahramanlarımızın yolu Envy'e(Las Vegas) düşer. Burda yaptıkları araştırmalar sonucu bu olayların perde arkasında doğa ananın değilde bir grup tarikat üyesi insanların olabileceğini keşfederler.Ama artık onlar insan değildir orası ayrı.. İlk kitapta diğer karakterleride görüyor olsak da; Elliot ve Jade'nin hikayesini okuyoruz.Elliot ve grubu Envy'i aramaktadır.Bir gün bir grup gencin gangalar tarafından saldırıya uğradığını görürler ve onlara yardım ederler.Bu esnada Jade'e onlarla eş zamanlı gangalara saldırır.Çüngü bu gruptaki gençleri tanımaktadır. Gangaları savuşturduktan sonra bizim 5'li çocukceğizleri ve Jade'i alır ve iyileştiriler.Bu esnada doktorumuz elliot yeteneğinde yeni bir şey keşfeder..Cıks..bu kötü bir durumdur yerine göre. Neyse efenim, Jade sabah bu grubu atlatıp önden gider Envy'e, çünkü kimse bilmemektedir onun ordan ayrıldığını.Çocukları Envy'e getirdiklerinde 5'limiz kahraman ilan edilir.vs.. Ama Elliot ve grubunun öğrenmek istediği asıl şey neler olduğunu onlara anlatacak birini bulmaktır.Bu kişide Lou olmakta.Lou ve kardeşi Teo bir bilgisayar dahileri.Lou diğerleri tarafından biraz deli olarak kabul edilsede anlattıkları mantıklıdır..Dünya yerle bir olmuş ve çok az kişi kurtulmuştur.Bu kitapta Elliot ve grubu Lou'nun oluşturduğu küçük çaplı direniş ekibine katılıyor. İşin romantik kısmına değinirsek,Jade ile Elliot'un yakınlaşmaları bi alemdi.Jade kimseye ait olmak istemeyen bir kızceğiz,Elliot ise geçmişten kalan bir durum sebebiyle tek eşlilik taraftarı.Bu yüzden kızın sadece kendine ait olduğunu bilmek istiyor.(tam sopalıklar) Neyse, çiftimiz bir kaç ganga macerası yaşıyorlar.Bunlardan birinde Jade kaçırılıyor.3 yıl önce kaçtığı Yabancı olan Preston'a geri götürülmek üzere...devamıda kitapta.. İlk kitap olduğu için belki karışık ve uzun anlattım ama nasıl anlatsam bilemedim.. Kitap dediğim gibi başlarda sıkıcı,sinir bozucu ama merakda ettiriyor.Mesela ben gizemli Simon ile utangaç Sage'in hikayesini merak ettim.okuyacağımda.Ben benzeri bir konu okumadığım için alışma zorluğu yaşadım ama alışıncada akıyor kitap..bazı kelimelere sinir olmadım değil...mesela Çekelemek? ne demek olduğunu anlamadım bile :) bi yerde tam birlikte olacak çiftimiz, dışarda fırtına var ve fırtına için kullandığı kelime fahiş*...bunuda geçtim bıu kelimeyi 15-25 defa kullanmıştır bi sayfada..bi bunaldım orda sormayın gitsin.. Neyse sonuç olarak ortalama bir kitaptı..Mutlaka okuyun diyemem..çünkü çok kritik bir kitap..Sevmeme olasılığınızda var..Ama ben sevdim gibi..devam edeceğim seriye :)

Kalpsiz
8/1005.12.2012

Baskı: Kalpsiz

Vay be..ne dolaplar döndü ne olaylar oldu..ilk başta dedim kitap baya sapıttı..Bunlarda ne böyle felan.. Ama kitap ilerledikçe konuyuda yan karakterlerde dahil çiftlerimizi sevdim.. olay rohan ve Elinor arasında geçiyor :D Konuya değinirsek: [ İlk olarak şuna değinmeme izin verin "Francis Alistair St. Claire Dominic Charles Edward Rohan, Giverney Kontu, Rohan Vikontu, Glencoe Baronu" bu kadar uzun isim ve ünvan ne be..insan nasıl sesleneceğini şaşırır..Bahsettiğim isim erkek karakterimize(Rohan) aittir :D Neyse efenim bu şahsiyet sınırsız fantazi,ahlaksızlığın bol keseden olduğu, kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı bir eve diğer bir değişle Cennet Konağı'na ev sahipliği yapmaktadır.. Diğer bir karakterimiz Elinor ise: kardeşi(Lydia),annesi ve bir kaç çalışanıyla zor durumda olan kızımızdır. Bu anne(bende saç-baş yola isteği uyandırmıştı) sorumsuz ve vurdum duymaz bir kişiliğe sahip olmanın yanı sıra birde kardeşlere çok zor anlar yaşatmaktadır.Yine bu sorunlardan birisini çözmek Elinor'a düşer.Sorunun baş kahramanı anne ise Cennet Konağında'dır.Biraz tereddüt biraz kötü dedikodu kızımızı buraya gitme konusunda endişelendirsede annesi ve son paraları söz konusudur.Derken düşer yola ve Rohan ile tanışma şerefine nail olur :) Ve olaylar silsilesi başlar.. Ben Rohan'ın yaşadıklarına üzüldüm..Ve onca yaşadığı şeylere, ve günümüzdeki davranışlarına kötü ve kalpsiz görünmek istemesine rağmen Elinor'a karşı davranışlarını yer yer yanlış bulsam da çok sevdim..Elinor ise tüm yaşadıklarına rağmen güçlü ve kararlı bir yapıya sahip olmasının yanı sıra kırılgan ve sevilmeye muhtaç bir kişiliğiyle duruma tam uyum sağlamıştı.. Birde Charles ve Lydia'yı unutmamak lazım..keşke onların ayrı bir hikayesi olsaydı.. ama olsun onların mutlu olmasıda güzeldi :) Ben sevdim kitabı.okumanızı öneririm.. kitaptan hoşuma giden iki shneyide paylaşayım :)

Bir Yumak Aşk
8/1005.12.2012

Baskı: Bir Yumak Aşk

ahh Charlotte..yine yaptın yapacağını :D ne diyeyim ben sana... Neyse efendim..Seride en çok merak ettiğim çiftti Grace ve Zack. Merakıma da değdi.Aslında ben hikayeyi daha farklı bekliyordum ama yazar beni şaşırtsa da konuyu sevdim ben.. Zack ve Grace talihsiz bir şekilde ayrılmıştı malum.. Hikayemiz bu olayı Zack'in dilinden anlatarak başlıyor.. Grace'in huyunu suyunu az çok biliyorduk ama Zack'i tanımak çok başkaydı. O kas yığını , dev adamın kalbinin ne kadar sevgi dolu olduğunu okumak.. Grace'e olan aşkını, ve bu alanda çabalayışını.. Konu açılmışken bu konuda Grace'e çok kızdım..Tamam inanmıyorsun, seni aldattığını düşünüyorsun ama bacım insan hiç mi düşünmez "ya ben yanılıyorsam"diye.. sonuçta sen evlenmeyi kabul etmişsin, insan eveleneceği adama azıcık güvenmez mi.. Ehh burda da devreye yaşanmışlıklar giriyor sanırım.. Çiftimiz sağolsun okurken hop oturup hop kalktım ama değdi.. Onlar mutlu olduya..hele o son sahne..Zack'in umut etmeye bile korkması.. Güzeldi..Ben sevdim..Seri böylece bitti işte.. yazarın tarzını sevdim ben,kitabın kapaklarıysa ayrı güzeldi.. Burdan yayınevine duyrulur..Yazarın diğer kitaplarınıda okumak isteriz..

Baskı: Kindar Ölüm (Eve Dallas, #6)

Vay be..Ne kitaptı ama.Bu kitap şuana kadar en çok beğendiğim ve eğlendiğim kitap oldu.Bu kitapta Roarke ve Summerset'in geçmişine dönüyor bazı kesitler okuyoruz. Bir katil, kendisini kutsanmış, intikam meleği gibi gören bir sosyopat. Ve kendine seyirci,rakip olarak seçtiği Eve. Yani kızımız yine iş başında.. Katilimiz oldukça zekiydi, ama Allah'ım ya o nasıl bir düşünce sitemi ve mide. Yaptıklarını okumak bile beni iğrendirdi. Kitap oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde ilerledi ve herzamanki gibi sonunda Eve yaralı ve Roarke son anda yetişerek onu kurtardı. Ben bile alıştım buna..uzun lafın kısası yine harika bir maceraydı :) Bu kitapta çok sevdiğim yerler oldu hemen alıntılarıda ekleyeyim :D [ 1)"Eve silahını çekti ve Peabody'ye sola doğru gitmesini işaret etti. Roarke'a "Sen benimle kal," dedikten sonra merdivenlere yöneldi. "Bu konuyu daha sonra konuşacağız." "Elbette konuşuruz," dedi Roarke ve cebindeki yasadışı dokuz milimetrelik otomatikten bahsetmeden onun arkasından yürüdü. Neden sevdiği kadını bu küçük detaylarla strese sokacaktı ki? 2)""Burada kaç o d a var?" " Bilmiyorum. Bazen bana geceleri çiftleşip minik odalar yavruluyorlar, sonra o minik odalar da büyüyüp onlar da yavruluyor gibi geliyor. 3)"Bir yere mi gidiyorsun?" Roarke yerinden kalkıp yanına geldi. Eve'in yanından ayrılmadan çalışabilmek için odanın oturma bölümüne yerleşmiş, bir gözünü uyuyan karısının üzerinden ayırmadan ekrandan akan hisse fiyatlarını inceliyordu. Eve tekrar uzanmadı. Bu bir onur meselesiydi. "Belki. Sen beni hastaneye götürdün." "Evet, âdetimdir. Ne zaman karım havaya uçsa, hemen hastaneye götürürüm." 4)Eve, Peabody'yle görüşmek için sert adımlarla uzaklaşırken Brian sırıtarak Roarke'un sırtına vurdu, "işte kadın diye ben buna derim, ha?" "Gül yaprağı gibi narindir benim sevgilim. Hassastır, yumuşak başlıdır." Roarke uzaktan Eve'in yüksek sesle ana avrat sövdüğünü duyarak kendisi de sırıttı. "Sesi de bülbül gibidir." "Sen de ona sırılsıklam aşıksın." "Perişanım."

Seviyor Sevmiyor
8/1007.11.2012

Baskı: Seviyor Sevmiyor

Jenna ve Gage boşanmış bir çifttir ve arkadaş toplantıları dışında hiç bir araya gelmemişler. Her ne kadar ayrı olsalar da ne birbirlerini sevmekten nede endişelenmekten vazgeçmişlerdir. Boşanmalarıda zaten ayrı bir durum.Gage mesleği gereği(polis)bazı korkular yaşamaktadır, Ama bunu ne Jenna ile paylaşmakta nede üstesinden gelebilmektedir.Buda aralarında bir iletişimsizliğe, soğukluğa, gün geçtikçe yanlış anlamalara ve sonunda ayrılığa sebep olmuştur.Birde olaya Jenna'nın çocuk isteyip Gage'in de istememesi eklenince olaylar kopma noktasına gelmiştir. Bir gün bizim örgü grubu kızlarımız kendince eğlenirlerken bir plan yapar ve bunu uygulamayada koymakta gecikmezler.Bu planı yaparlarken ilk tepkim, Jenna senden bunu beklemezdim oldu. Yahu bu kız "Kördüğüm"de ne hanım hanımcıktı. Sessiz,sakin grubun en akıllısı felan.Ama aslında ne yere bakan yürek yakan bir kadınmışta haberimiz yokmuş.Hoş Paul Bunyan'ı seksi bulan bir kızdan ne bekleyeceğinizi hiç bilemezsiniz.(Adamı googleda aratınca ya saç sakal karışmış bir heykel yada mavi bir ÖKÜZ çıkıyor >.< ) Neyse efenim uzun lafın kısası bir plan ve bu planın sonunda olan olayları okuyor, yer yer gülüp eğlenirken, yer yer üzülüp, sinirleniyoruz. Ama sonunda sımsıcak bir duygu sarıp sarmalıyor sizi..Onlar mutlu oluyorlarya hani..Sanki buna ben vesile olmuşum gibi hissediyorum :) Kitabı ben sevdim..kapak zaten ayrı bi güzel..konu akıcı çeviri güzel.. Son olarak eklemem gerekirki bir an önce 3. Kitabı okumalıyım!! Zack ve Grace'in hikayesi beni acayip merakta bıraktı.. O Kız kimdi? Barışacaklar mı? Grace o programı yapıp Zack'i rezil edecek mi? Ya o köpekciğe ne olacak..Zaten arabayıda parçaladı Grace.. En bol olaylı kitap serinin son kitabı olacak gibi..

Ejderha Kraliçesi
4/1001.11.2012

Baskı: Ejderha Kraliçesi

ama ya Rhys'a, Zane'e en önemliside Rue ve Christopher'a ne oldu. kitap tam olaylar gelişirken heyecan doruktayken bitti.Çiftimiz mutlu oldu ama merak hat safhada. Sanki yazar birden kesmiş gibi geldi bana..yada ben bir solukta okuyunca öyle geldi.. Mira Karpatya Dağlarındaki krallığında sorun yaşıyor ve bazı durumlar sebebiyle orayı terk-i diyar edip Kimberciğezimizinde yaşadığı İngiltere'ye gelir..Zira onu uyarması lazım."Diğeréleri çok yakında... Derken ingilteredeki drakon ırkının gizlilik politikasının aksine özgür bir ruha sahip olan Mira ilk başlarda çok çektirir Kim'e.Birde Alfa olması ayrı bir sorun.Kurallarına göre zaten evli sayılan bu çift iletişimde bazı sorunlar yaşar..Ama Mira bu, Kim'i yola mı getiriyor, burnundan mı getiriyor bişicikler yapıyor işte. Sonuçta mutlu oluyorlar ama..ne bilim biraz eksik gibiydi..

Rüya Hırsızı
8/1001.11.2012

Baskı: Rüya Hırsızı

İlk kitaptan tanıdığımız hırsızımız Zane ve Rue'nin kızı Lia'nın hikayesini okuyoruz bu kitapta. Zane Drakonların varlığını bilen yegane insanlardan birisidir.Ve hiç bir insana tanınmayan insiyatifler tanınmıştır kendisine. Değerli taşları,mücevherleri seven ve aralarında bir çeşit bağ olan drakonlar için sık sık iş yapmıştır. En son görevide ünlü Draumr adlı taşı bulmasıdır.Ehh karşılığında zengin bir insan olacaktır. Amelia ise ailesinde yeteneği ortaya çıkmayan yegane drakondur.Kardeşleri dönüşüm geçirirken o hiç bir yeteneğe sahip değildir.Tabi rüyalarında geleceği görmesini saymazsak.Hoş bunu bir sır gibi sakladığı için bilinmemesi çok normal.Bu rüyalar zamanla öyle bir gelişecektirki kızımız hiç huyu olmayan şeyler yapacak ve Zane ile bir maceraya atılacaktır. Çiftimizin küçüklüklerinden beri aralarında bir çekim vardır ama drakon ve insan çiftleşmesine olumlu bakılmadığı için bu hep hayallerde kalmış umut bile edilememiştir.Ne birbirlerine söyleyebilmiş, nede üstesinden gelinebilmiştir. Açıkçası Zane'nin kendini tutma çabaları okunmaya değerdi. Serini ikinci kitabıda gayet güzeldi.Özelliklede sonu bende 3. kitaba karşı bir merak uyandırdı.. Ejderhaları ve fantastiği seviyorsanız seriyi denemenizi öneririm >.<

Duman Hırsızı
8/1001.11.2012

Baskı: Duman Hırsızı

Küçük bir alıntı... >.< "Henüz beni tekrar sevebileceğine inanıyor musun?"diye sordu Christoff. Rue ona gülümsedi, gizemli ve içe işleyen, bir kadın gülümsemesiyle."Komik adam.Seni tüm hayatım boyunca sevdim.Bunu hiç anlamadın mı?" Christoff, ne kadar rahatladığını göstermemek için suratını Rue'nun saçlarına gömdü."Gerçek bir beyefendinin her zaman mütevazı davranması gerekir..." Rue'nun kahkahaları ikisini birden hafifçe salladı."Bunun için çok geç kaldın." İlk olarak söylemeliyim ki çeviriden mi bilmem ama : goncam ne ya..Ablacım böyle bir sevgi ifadesi mi olurmuş.. hele minik farem yok muydu.Tam bir rezillik. Kitaba gelince güzeldi ama arada sırada bazı kopukluklar hissetmedim değil yoksa tam not alırdı benden. Konuya değinecek olursak kitapta dragonlar(ejderha), değerli taşlar ve hırsızlık kavramları yer alıyordu. Olay kahramanlarımızın(Christoff(Kit) - Clarissa (Rue) çocukluğunda başlayarak yetişkin hayatlarıyla devam etmekte. Rue dragonlar arasında sıradan bir melezdir ve Alfa erkek olan Kit'e aşıktır.Ama gel gör ki tamda çapkınlık çağında olan Kit'in aklı fikri (kısmende olsa) eğlencedir.Derken kızımız 17. doğum gününde kendisini ölmüş olarak gösterir ve kabileden kaçar. Gel zaman git zaman aradan 9-10 sene geçmiştir. Kabilenin yeni lideri Kit'in kulağına kendi türlerinden birinin hırsızlık yapıp değerli taşları çaldığı fısıltıları gelmiştir. Ehh görev bu bekler mi?Türlerini tehlikeye atan bu kaçağı yakalamak için Kit düşmüştür yola.Ama karşısında bir erkek beklerken Rue ile karşılaşır ve o ilk karşılaşmada kim olduğunu anlar. Bununlada kalmaz "o benim" politikasıyla kızceğizimize sahip çıkar. Ama gel gör ki işler bu kadar kolay değildir.Ne Rue özgürlüğünü feda etme niyetindedir, ne de Kit amacından vazgeçmekte. Ehh buna birde dragonların değerli taşı "herte"nin çalınmasınıda ekleyin..başlar curcuna... Efenim ben sevdim kitabı..dediğim gibi bir iki pürüz vardı ama BENİ rahatsız etmedi. Kit'in sahiplenici tavrını, Rue'nin geçirdiği değişimi ve Melaine attığı okkalı tokadıda çok sevdim >.< eğer fantastik seviyorsanız şiddetle olmasada bir deneyin derim :)

Aşk Falcısı
5/1001.11.2012

Baskı: Aşk Falcısı

nasıldı? şöyle söyleyeyim..zaten bu türle aram pek iyi değil..aslında okumak ve yüzümde kocaman bir tebessüm bıraksınlar istiyorum ama genelde olmuyor. Neden? Çünkü ben kızın kendisini salak durumuna düşürmesini, yada komik sahnelerin saçma sapan durumlardan değilde zekice espirilerden olmasını bekliyorum.. Çok mu şey istiyorum? :) Sanırım.. Neyse kitaba gelecek olursak çok ahım şahım bir kitap değildi..Can sıkıntıısına boş bir vakitte okunacak türdendi.Hani okumasanızda olurdu. Kızceğizimiz Soph, eski erkek arkadaşını geri kazanmak için türlü işler,dolaplar çevirirBuna medyum olduğunu söylemekte dahil..Akabinde olaylar gelişir.Derken işler çığrığından çıkar.Yorum yaptığı bir görü gerçek olur ve gazete,radyo derken Soph televizyonlara kadar çıkar. Ama işin güzel tarafı erkek arkadaşını geri kazanmış, bununlada kalmayarak tek taşı kapmıştır. Peki mutlu olması gerekirken neden mutsuz ve kayıp hisseder kendisini? Bunun nedeni Dr.Nick olabilir mi?Hani şu doğaüstü olan her tür şeye 'şüpheci' yaklaşan profesörümüz.. Kim bilir? Neyse efenim uzun lafın kısası kızımızı çoğu yerde köşeye sıkıştırıp hi bilmediğim şiddet içerikli fantezilerimi gerçekleştiresim geldi.. Bu nedir ya..delirtti bu Soph, beni.Yahu o durumda dönen bir adamı nasıl kabul etti bünyesi anlamadım.. Ya Nick, gariibim ona hem üzüldüm hemde takdir ettim.Son ana kadar tam bir beyfendiydi..Şeyyy son anda azıcık niyeti bozmuş olabilir ama biz onu görmezden gelelim :) Eğer elinizdeyse kitap ve boş vaktiniz varsa okuyun ama okumazsanız çok bir şey kaybetmezsiniz :)

Baskı: Beni Aşka İnandır (American Heiresses, #1)

Amerikan varislerinin hikayesine yer verilen serinin ilk kitabı zevkle okundu ve bitti. Uzun zamandır historical okumamıştım, bu kitap oldukça iyi geldi.Kitabın ismi, kapağı bence tam anlamıyla doğru tercih edîlmiş.Ben oldukça beğendim zira bi gúnde su gîbi aktı geçti. Konuya değinecek olursak Sophia Amerikalı bir varis ve ingiltereye gelip soylu bir erkekle evlenme niyetinde.yokda bu ailesinin niyeti miydi :) James ise evliliğe hiç sıcak bakmıyor, zira geçmişte yaşadıkları onun bu fikri benimsemesine vesile olmuş.Bencede haklı, onca yaşadığı kótú şeyler. Sonuç olarak çiftimiz ilk górúşte birbirinden etkilenir ama birbirinden uzak durmaya çalışırlar.Ama gónúl bu ferman dinler mi?aradaki çekim (ve bazı yan etkenler) óyle gúçlúdúr ki sonuç evlilikle biter. Amma velakin cicim ayları çabuk biter ve başlar sorunlar. Acaba çiftimiz korkularının ústesinden gelip mutlu olacaklar mıdır? Sophia, James'in derinlerine gómdúğu kederine son verebilecek midir? okuyup óğrenin derim :)

Baskı: Bir Film Yıldızı Nasıl Tavlanır

Olamaz ya..Cidden yüzümde kocaman bir sırıtma ifadesiyle bitirdim kitabı. Çok sevdim hikayeyi, karakterleri (cadı sindra ve tom dışında)... Cole Allah'ım o nasıl bir yaratıktır öyle.O düşünceli halleri, gülümsemeleri ve alçakgönüllülüğü yok mu?Bitirdi beni. Ben kitaplarda dediğim dedik çaldığım düdük diyen erkek karakterleri severim ama Cole bi başk aydı. Claire ise ilk başlarda Tom konusunda ciddi anlamda saflık ve salaklık yapsada sonradan çok acıdım kıza.. Her şeyde bu kadar üst üste gelmezki..Tüm negatiflikler ve sorunlar kızcağızımıza yöneldi... Hemde milyonlarca insanın önünde..Ama olsun sonuç mutluya, her şeye değer. Olaya gelecek olursak Claire 'mod' dergisinde editördür ve ünlü oyuncu Cole Brannon ile bir ropörtaj yapacaktır. Claire karşısında kendini beğenmiş,ukala bir ünlü beklerken tam zıddı bir karakterle karşılaşır. Derken çiftimizin yolları kader mi tesadüf mü bilinmez bir çok kez karşılaşır. Kader onları birleştireyim derken öyle bir tesadüfler zinciri olur ki çiftimiz ayrı düşer. Ehh magazin ve basın dünyası bu...Bir dedikodu, entrika,rekabet olmazsa olmaz. Cole hakkında yanlış haberler çıkınca ise durum kritikleşir.. Kitabı okuduğunuzda bi kaşık suda boğmak istediğiniz Sindra(ismi yanlış yazıyor olabilirim ama müstehak o kadına) her şeyi altüst ediyor..Sonlara yaklaştıkça Claire için ağlayasım geldi resmen..herkes mi bu kıza karşı.. Ama neysem ki her şey çözülüyor orası ayrı... Ben kitabı oldukça sevdim..başlarda biraz durağan olsada Cole sahneye çıktıktan sonra herşey rayına oturdu ^^) Yer yer sinir krizleri geçirdim,kızdım,güldüm eğlendim.Kısaca öneririm zira ben çok sevdim :)

Aşk Tuzağı
6/1029.09.2012

Baskı: Aşk Tuzağı

"Olamaz, yine mi?" diyerek bitirdik kitabı :)Yazık Eric'e yaaa.Doğru düzgün bir kahve içemedi zavallı. Yer yer bu muhabbet beni sıksada yazar güzel bir espiri yakalamış :) Yoruma gelecek olursak Linda'dan daha iyi bir hikaye beklerdim.Bu hikayenin kurgusu biraz basit geldi bana. Ha çok mu kötüydü hayır, ama ben daha güzellerini okudum Linda'dan :) Eric ve Jaclyn ilk karşılaştıkları(çarpıştıkları) andan itibaren aralarında bir çekim olmuştur. Ve günün akşamında tekrar karşılaşınca bu çekim yakınlaşmaya dönüşmüştür. Derken... Jaclyn bir düğün organizatörüdür ve kavga ettiği bir gelin adayının ölümünde şüpheli konumuna düşmüştür. Eric ise bir dedektif olaraktan bu cinayeti araştırmakla görevlendirilmiştir. Bir yandan Jaclyn'in cinayet işleyemeyeceğine inanan ama görevi gereği olaya temkinli yaklaşmak durumunda kalan Eric, bir yanda ise suçsuz olduğu halde Eric'in kendisine inanmadığını düşünen Jaclyn.. ve sadece bir gündür tanışan çiftimiz... Olaylar yer yer çok sıktı beni..sayfaları atladığımı biliyorum..Belki bu günlerdeki okuma hevesimin azlığındandır bilinmez ama çok orta karar bir kitaptı..şiddetle tavsiye edemesemde okunabilir bir kitap..

Baskı: Seninim (The Brand Clan Serisi, #1)

Seninim.... Konusu okuduğum kitaplardan farklıydı.Yada ben benzeri bir hikaye okumadım bu zamana kadar. Konusu demişken biraz ipucu verelim; Lena ailevi durumlar sebebiyle iki işte birden çalışmaktadır.Gúndúzleri bir edebiyat enstútúsúnde, geceleriyse zengin erkeklere , parti ve benzeri yerlerde eşlik etmektedir.Ve bu sayede Roderick ile tanışmış, eskortluk işinin en ónemli kuralını bozmuştur. Roderick ise bir muammaydı benim için.Yer yer o kadar tatlı,dúşúnceli ve ımm, şey ateşliydi ki (!) hakkında ne dúşúnsem bilemedim. ...... Roderick bir şeyi kafasına taktı mı, onu else etmek için her şeyi yapabilecek tipte bir karakterdir.Buna Lena'yı elde etmekte dahildir.Ve bu amaçla beraber geçirecekléri 3 haftalık bi anlaşma bile ónermiştir.Eğer kızımız kabul ederse..!(Benden duymuş olmayın ama sanırım edecek) Yazar konu itibariyle Japonya ve kúltúrúnede sıkça yer vermiş.Bu arada çiftimiz biraz ateşliydi ki bu yúzden +18'lik bir hikaye olduğunu (bence) da belirteyim. Uzun lafın kısası ben sevdim ve bu túrú sevene óneririm

Baskı: Tanrıça (Tanrıça, #1)

İlk olarak söylemeliyim ki bildiğim Hades ve Persephone hikayelerinden değildi... hele sonu, beni cidden şaşırttı, beklemediğim bir sondu, buda beni devamı konusunda meraklandırdı.. ilk başlar biraz durağan olsada sonlara doğru hareketlendi hikaye... Kate annesinin hastalığı sebebiyle Eden'e (annesinin çocukluğunun geçtiği yer) annesinin son zamanlarını yaşamak istediği yere gider ve hikayemiz başlar böylece... Kızımız her ne kadar zor zamanlar geçirsede annesinin biraz daha yaşamasını sağlayacağına söz veren ve bununlada kalmayıp Hades olduğunu iddia eden Henry ile yaşamaya başlar.Bunun karşılığında ise bir takım testlere tabi tutulur ama açıkçası bunları anlamak zor :) ben sınav olduğunu farketmedimdi bile :) Öyle böyle derken aslında kimsenin ve de olayların görünmediği gibi olduğu ortaya çıkar..sonu beni hala şaşırtıyor :) uzun lafın kısası Hades ve Persephone çiftimize farklı bir bakış açısı sunmuş bizlere..mitoloji severlere önerilir :)

Baskı: Vazgeçmem Senden (The Hathaways, #2)

Kev yakışıklısın, kaslısın, karizmatik, vahşi, sinirli, yardımsever hatta düşüncelisin de ama yapma kuzum herşeyin fazlası zarar kimse öğretmedi mi sana? Öyle yerler oldu ki tabiri caizse fıtık ettin beni, neyse ki aklın başına geldi de rahat bi nefes aldım. Kev Merripen ve Winnifred Hathaway'i serinin ilk kitabı Benimle Kal'dan hatırlarsınız.. Kev yaralı bir şekilde Hathawaylerin babası tarafından bulunur ve Kev ne kadar bir hizmetli gibiymiş davransa da aile fertleri onu kendileriyle eşdeğerde ve onlardan biriymiş gibi davranır.Win ise ailenin hasta ve zayıf bünyeli kızıdır. Olaya gelince Amelia ve Cam evlenince eski yaralar iyileştirilmeye başlanır.Poppy'nin sosyeteye tanıtılması, Beatrix'in okula gitmesi, Leo'nun toparlanması ve tabi Win'in bir doktora gitmesi...Fransa'da bir doktorun bu tür hastalıkları tedavi edebildiğini öğrenen Win bu konuya dört elle sarılır.Oda artık kimseye muhtaç olmadan yaşamak, ailesine yardım etmek, en önemliside sevdiği adamla evlenip çocuk sahibi olmak istemektedir. Kitap Win'in Fransa'ya gitmek için hazırlık yapmasıyla ve akabinde geçmişe, Kev'i buldukları döneme geri dönüşle başlıyor. Kev'in o ilk günlerdeki vahşiliği, herkese güvensiz bakışı ve daha Win'in sesini duyar duymaz ona olan ihtiyacı.. Lisa bunu o kadar güzel işlemiş ki yazarın yeteneğine bir kez daha hayran kaldım... Win Fransaya giderkende Fransadan döndükten sonrada Kev ona olan hislerini reddetmiş ve her fırsatta onu kendinden uzaklaştırmıştır. Her ne kadar artık iyileşmiş olsada geçmişini unutamayan Kev, Win'i incitmekten o kadar korkar ki bu onu kaybetmesine neden olacak seviyeye gelmiştir.Ya onun talibiyle evlenmesine göz yumacaktır yada ona sahip olacaktır. Kev sonunda akıllanacak mıdır acaba? Çok duygusal, çok yoğun duyguların olduğu bir kitaptı.Kev'in kendis düşünceleriyle çatışması, Win'in aslında göründüğünden daha güçlü olması ve bu gücü Kev'i elde etmeye yoğunlaştırması...Bu uğurda yaşadığı üzüntüler, hayal kırıklıkları ve bir yerden sonra tam pes etmişken o inanılmaz mutluluk verici olay (o olayı çok kıskandım yalnız)...Kısacası yazar işini biliyor..okumanızı öneririm.. Kitapta Kev ve Cam'in pooka olarak bilinen at dövmelerini de, geçmişleri ve ailelerinin kimliklerinin gizemide çözülüyor. Birde Leo ile Cat'in (Mürebbiye,Bayan Marks) çatışmasını ve gelecekte bir yakınlaşma olur mu acaba düşüncesiyle karşılaşıyoruz. (4. kitap Leo ve Cat'in :) )

Baskı: Kapıldım Sana (Rogues of the Sea #1)

tüf..uzun uzun yorum yazmıştım ama gitti.. kısaca yazayım..Çiftimizin adı Steven ve Valerie.. Valerie geçmişte yaşadığı delidolu hayat tarzı yüzünden ailesi tarafından Amerikaya gönderilir ve 2 yıl aradan sonra dönmeye karar verir. Bu esnada gemide, kendisini papaz olarak tanıtan Steven'le tanışır.O ilk karşılaşmada bir çekim hissetsede çiftimiz her fırsatta sivri sözler kullanmayıda ihmal etmezler. Steven çok karışık işlerle meşgul, bu yüzdende Ettienne(isim böyleydi sanırım) isminde, bir papaz kılığındadır.Ve Valerie'nin bunu bilmesine gerek yoktur.Bir gün gemileri saldırıya uğrar ve meraklı tabiatı yüzünden Valerie'de Steven ile birlikte tutsak alınır. Tutsak olduğu süre zarfında bir çok olay meydana geldi.Steven'ni çözmeye çalıştıkça ona sinir oldu,öfkelendi,hoşlandı vs vs...Ve en nihayetinde Steven ile bir olup deli kaptandan kurtulmayı başardı. Anılarına,Steven'e veda ederek İngiltere'ye evine döndü.Kalbini geçte olsa geride bıraktığını farkederek.. Gel zaman geç zaman bir gün davetli olduğu bir ev partisinde kandırıldığını farketti.Papaz olduğunu düşündüğü Ettienne aslında bir soyludur ve ismide Steven'dir.Ayrıca ne eskisi gibi ona sıcak davranıyordur ne de ilgi gösteriyordur.Bildiğin soğuk nevale.Bununla da kalmaz ona açıklama yapmayı reddeder ve yine gizli işler çevirir. Valerie artık buna dayanamaz ve Steven'a kendince karşılık verir ve olaylar kaldığı yerden devam eder İşte genel olarak olaylar bu şekilde ilerliyor...Steven kendi "tehlikeli" işlerine Valerie'yi bulaştırmamaya çalışıyor ama pekde başarılı olamıyor. Gemide başlayan macera yine gemiyle çıkılan bir seyahatle son buluyor.. İyi bir hikayeydi ama ben artık hist.lerden iyice sıkıldığımdan mıdır bilinmez çok sevdim diye nitelendiremeyeceğim..okunmalıktı..

ÖncekiSayfa 1 / 4Sonraki