GU
@gululucan

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Ya Bir Yol Bul Ya Bir Yol Aç Ya da Yoldan Çekil

YA BİR YOL BUL YA BİR YOL AÇ YA DA YOLDAN ÇEKİL... İşin özü; ya kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğren, ya başkalarının kendi ayakları üzerinde durmasına yardım et, eğer hiçbirini yapamıyorsan kimsenin ayakları üzerinde durmasını dolaylı ya da direkt yoldan engelleme diyen Mümin Sekman kitabı.. Eğer doğru kişi, doğru zaman ve sizin için doğru kitapsa bu kitaptan öğrenebilecekleriniz, kendi yeteneklerinizi ve eksik yönlerinizi yeniden keşfedebilir, kişilik özelliklerinizde yeniden sorgulamaya gidebilirsiniz ve bu günü gerçek manada bir amaç edinmemişseniz, idealist bir insan olabilirsiniz. Kitaptan altını çizdiklerim: *İnsan zihni yeni bir fikre uzandığında bir daha eski boyutlarına dönmez! * Bildiği hayal ettiğine yetmeyen kişi başarılı olma yolunda bir sonuç alamaz. Bu yüzden okumak ve bilmek gerekir. * En büyük ve en zekice başarı nasıl başarabileceğini bilmektir. * İnsanın beyni gerçek bir görüntü ile zihinde gerçeğe benzer canlılıkta oluşturulan bir hayal arasındaki farkı tam olarak anlayamaz.

Prag Mezarlığı
9/1030.06.2014

Baskı: Prag Mezarlığı

Sizin hiç bazı yazarlara geç kaldığınız ama onu algılama aşamasında hazırlıksız olduğunuzu gördüğünüz oldu mu? Umberto ECO’nun okuduğum ilk romanı..Satır aralarında bu adam beni aşar dediğim çok oldu ama inat google sözlük bilirkişi dahil h...er şeyi araya kattım okudum Masonluk, Yahudiler, Fransa, Almanya, İtalya, Cizivtler, papaz, rahip, siyonlar yani içinde yok yok olan üzerinde fazla çalışılmış ama benim çalışmadığım yerlerden anlatan kitap..Öncelikle Avrupa tarihinin bilinmesi gerekiyor..Gizli servislerin ne işe yaradığı, istenildiğinde özenle sahte belgeler yaratıp toplum bilinçaltına nasıl yerleştirildiğini gözler önüne seriyor..İnsan ile ilgili önyargıların nasıl oluştuğunu ve çocukken ekilen nefret tohumlarının gerçeğe dayanmadan suni bir ortamda nasıl yeşerdiğini bir kere daha görüyoruz..Ve muhteşem yemek tarifleri! ilginç konuların işlendiği bir kitap olmasa elimdeki kitap için yemek kitabı diyebilirim Şöyle ki birsürü yemek tarifi ve yemek yenilen restorantlarda menünün tam liste yazılmış olması hatta 1897 yılında Paris’te iki kişinin yediği bir yemek menüsü içinde bulunan yiyeceklerin şarapta dahil tabi toplam tutarı günümüz fiyatlarıyla hesaplandığında 8,800 euro.. Devamını Gör

Baskı: Yalnız Seni Arıyorum – Nahit Hanım'a Mektuplar

Baştan sona aşk, baştan sona sefalet..Adı Orhan Veli hoş o dönem bütün şairler, yazarlar sanatçılar için böyle ama adam Ankaradaki sevgilisini görmeye gitmek için değil yol parası üzerine pardesü alamadı..Geçtim onu o lüsk adam sevgilisine yazacak mektup için kimi zaman mürekkep, kimi zaman kağıt, kimi zamanda postaya atacak para bulamadı..Nahit hanımda Nahit hanım olsa! Nazı cazı, sitemi, huysuzluğu bitmedi gitti...Kaldı ki İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı diye uğruna şiirler yazdığı İstanbul için Orhan Veli Ankara'da bıraktığı Nahit Hanım uğruna "İstanbul işte anlatılacak bir şeyi yok yağmur çamurlu sokaklarıyla bana dünyadaki şehirlerin en çirkiniymiş gibi geliyor"demiş.. Boşuna dememiş Aşık Veysel "güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa" evet aşk işte :) Neyse aşktada hayattada yüzü gülmeyen Orhan Veli iş bilmeyen bir belediyenin açtığı çukura düşüp başından yaralandı zaten 4 gün sonrada fenalaşıp kaldırıldığı hastanede 36 yaşında öldü. Al sana Orhan Veli kitap bitince dedim ki ben iyi yaşıyorum walla e o zaman bin şükür halime :)) Kitaptan altını çizdiklerim : - Ben ne olursa olsun, hayatıma ne karışmış olursa olsun, hiç kimseyi senin yerine koymadım. - Emin ol, bu dünyada hiçbirşeyden zevk almıyorum. Bütün bu tatsız günler içinde yalnız seni arıyorum. - Hayatımızın hiç düşünmeden feda edebileceğimiz seneleri o kadar çok mu? - Benim için güzel şehir çirkin şehir diye birşey yok. Sadece senin bulunduğun şehir, senin bulunmadığın şehir diye bişey var. - Aşkla beraberkendimide dünyayıda unutmak istiyorum. - "Ankaraya gidiyorum birşey söyleyecekmisin dedi" bende "Bütün Ankara'ya yani Nihat Hanım'a selam söyle"dedim. - Ölüyorum senden ayrı yaşamak beni mahvediyor.

Baskı: Deli Kızın Aşk Şarkısı

Sylvia Plath Şairimiz; manik-depresif teşhisi konmuş, hep intiharsı eğilimler ile yaşamıs. Babası Otto ile sorunlu ilişkisinin sonucunda gençliğinde kafayı sıyırmış sylvia plath. ted hughes ile evlenmiş, bunalımdan bunalıma koşmuş, o arada çocuklar doğurmuş ve muhteşem yeteneğinin yanında kocası kimbilir nerelerde sürterken kendisi eve kapanıp çocuklarına bakmak zorunda kalmış kadın sylvia plath. hayatı da trajikomik bir şekilde -gene- evde olduğu birgün çocukları yatırdıkt...an üstlerini örttükten sonra tüm boşlukları battaniyeyle kapatıp, artık tek kalesi kalmış olan mutfağına girip kafasını fırına sokarak son bulmuştur. o kadar intihar tutkusunun, nasıl olduğunu tahayyül etmek bile istemeyeceğimiz o bunalımın ve hayata dayanamaz hallere gelmenin neticesinde bile sorumluluk sahibi bir insan olarak ölmüştür.Temasında ölüm olan şiir kitabından altını çizdiklerim: - ölmek bir sanattır her şey gibi eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi, öyle ustaca ki insana korkunç geliyor öyle ustaca ki gerçeklik duygusu veriyor bu konuda iddialıyım sanırım. - gene yaptım, gene yaptım işte. on yılda bir kere beceririm bunu ben - "benim için şimdi sonsuzdur,sonsuz da sürekli olarak değişir,akar,erir. yaşam bu andır.geçip gittiğinde ölüdür artık.ama her yeni anla birlikte yeniden başlayamazsınız,ölü olana göre yargılamak zorundasınız.bataklık kumu gibi tıpkı..daha başından umutsuz.bir öykü bir resim heyecanı biraz yenileyebilr ama yeterince değil.şimdinin dışında hiçbir şey gerçek değildir,daha şimdiden yüzyılların ağırlığının beni boğduğunu duyumsuyorum.birzamanlar yüzyıl önce bir kız yaşamıştı,şimdi benim yaşadığım gibi sonra öldü ben şimdiyim göçüp gideceğimide biliyorum ama doruktaki o an o parıltı gelip geçiyor sürekli bir bataklık kumu ama ben ölmek istemiyorum" - "neden yazı yazdığımı mı soruyorsunuz bana? zevk mi alıyorum? değer mi? peki para kazandırır mı? öyleyse bir nedeni var mı? yazıyorum çünkü içimde susturamadığımbir ses var..." diyen manik-depresif pesimist kadın..

Baskı: İnsan İsterse / Azmin Zaferi Öyküleri 1

Unutma; çok üzüldüğünde bile yüreğinde hep gülecek bir köşe vardı. Bak şimdi nasıl gülüyorsun! Unutma; terk ettiysen bile gidecek bir yolun vardı. Bak, şimdi bambaşka bir yerde değil misin? Unutma; batan her güneşin ardından sonra yine gü...neş doğdu. Yüzündeki ışık o yeni günün güneşinin ışıltısı değil mi? Ve unutma; hayat dualite üzerine kuruludur. Her inişin muhakkak bir çıkışı olacaktır! Haydi şimdi, ne olursa olsun umutla gülümse yeni başlayan güne, hayata, onun renklerine, güzelliklerine... Kitaptan altını çizdiklerim: - Herkesin hayatında bir an gelir, içindeki ateş söner. Sonra bir başka insanla karşılaşınca alevlenir. - Bir şeyi gerçekten istersen çok istersen o isteğini evrene atarsın ve o sana geri döner, yani gerçekleşir. Chello'nun simyacısındaki gibi bütün evren yardım eder. - Özünü koruyarak değişeceksin ilerleyeceksin. - Tahammül etmeyi öğrenin çünkü tahammülsüzlük öfkeyi, öfkede yalnışı getiriyor insana. - Keşke geri alamayacağınız bir anın tekrar yaşanması üzerine kurulmuş bir hayaldir.Yalnışlarından ders almaya çalış hatalar bunu için var. - Hayatın bir sırrı olduğuna inanıyorum herkes gibi bende bunu çzömek için uğraşıyorum. - Teori deneyimle birleştiğinde ancak kullanılabilir bilgiye dönüşür ve size fayda sağlar.

Baskı: Kişisel Ataleti Yenmek

Atalet; bir kişinin, kurumun yada toplumun yapması gereken bir işi yapması gereken zamanda, yapması gereken yerde ve yapması gerektiği gibi yapmamasıdır. Kitap bu duruma çözüm bulmayı hedeflemek amacıyla yazılmış. Eğer sizde bendeki gibi ...zaman zaman duygusal atalet vb. durumlar yaşıyorsanız değişmek isterseni ve kendinizi hazır hissediyorsanız faydalı birkaç ipucu bulabilirsiniz. Kitaptan altını çizdiklerim : - Kendi isteklerim ile sorumluluklarım çatıştığında sorumluluklarımı seçmek özgür insan olmanın gereği ve bedelidir. - Düşünemeyecek kadar hızlı yaşadığımdan, yaşadıklarım üzerine fazla düşünemiyordum. - Hayatta başımıza gelen olaylar değil olayları yorumlama şeklimiz atalet duygusunu oluşturuyor. - Başarılı olmanın öğrenilebilir bir sonuç olduğuna inanmak gerekir. - Duygularımızı seçim gücü bize aittir. - Başarı yolunda süret isteğin şiddeti kadardır. - İnsanlar değişmemelerinden dolayı çektikleri acı, değişmelerinden dolayı çekecekleri acıdan daha fazla oluncaya kadar değişmezler.

Mart Menekşeleri
8/1012.06.2014

Baskı: Mart Menekşeleri

Bir sır 60 küsür yıl birbirinin yüzüne baka baka kuşaklar boyu saklanırmı pes doğrusu! Kitapta önyargıların, küçük bir yanlış anlamanın aşk adına bir ömrü nasıl heba ettiğini gördüm. Hayat bu konularda öyle acımasız ki aşkına sahip çıkmayan aşığın sonu bu sanırım “unutamadığın gibi birde üstüne üstlük an be an onu yaşamak” Bee’nin bencilliğini anlamam mümkün değil ama aşkına sahip çıkışı hoş.. Hayatta hiç birşey aşık bir insan kadar tehlike unsuru değildir! Ama adildir de başkasına ait kalbi ne yaparsan yap çalamazsın! Kitabın tek içler acısı olmayan yanı hikayenin geçtiği adanın huzurlu atmosferi bana yine canım Datça’yı hatırlattı..

On Derin Ayak İzi
9/1009.06.2014

Baskı: On Derin Ayak İzi

Kitabın ana fikri “Doğru zamanda doğru kişilerle yapılan bağlantılar kişisel gelişiminiz ve kariyeriniz için olumlu sonuçlar elde etmenizi sağlar” diyebilirim. Kitabı okurken en çok “dünya ne kadar küçük ve tesadüfe bak sen” cümlelerini sık...ça kullandım..Akıcı ve akılda kalıcı. Hayata dair bazı faydalı tüyolarla birlikte okumakta fayda var dedirten kitaplardan birisi.. Kitaptan altını çizdiklerim : Hayatta şunu öğrendim ki, birine zevk aldığı kötü bir alışkanlığı bırakması fikrini empoze etmenin hiçbir faydası yok. Karşında dinleyen yoksa tüm uyarılar ve nasihatler faydasız kalıyor, hatta çoğu zaman ters bile tepebiliyor. Bu hissettiğim gerçek aşk mı yoksa arzuya bulanmış edepsiz bir ihtiras mı çözemiyorum. Dünya hızla bunların birinin ekseninde dönüyor ama hangisini? Artık gerçek aşkın arzuya dönüşmüş edepsiz bir ihtirastan ayrı olarak var olamayacağından emindi. Tesadüf denen şeyin aslında bize bir şey öğretmek için vuku bulduğuna inananlardanım. Bazı yanlışları doğru zamanda yapmasaydım bugünlere gelemezdim. Doğru erkek diye bir şey yoktur. Etrafındaki tüm erkekler zamanla doğru kişi sıfatına sahip olabilir, tabii değişen koşullara bağlı olarak

Baskı: İnsan İsterse Azmin Zafer Öyküleri 5

İnsana "Bak insanlar nerden nereye gelmiş neler başarmış umudunu kaybetme" duygusunu işleyen Mümin Sekman kitabı..Zorluklardan çımış başarılı kişilerin bazıları şansa inaırke bazıları şansa asla inanmam diyor ben inananlardanım. Ya siz? Kit...aptan Alıntılar Sadece bugün için doğru olanı değil, gelecekte de doğru olacak olanı, geçici olanı değil, zor olsa da kalıcı olanı tercih ederim. Azrail’e koz vermek istemiyorsan, sevdiklerinin sayısını az tutacaksın bu dünyada.. Başarılı olmak mutlaka en yukarıda olmak değildir. Birde tabii anlık başarılar değil sürdürülebilir olanlar anlamlı. Anlık başarıların arkası gelmezse büyük hayalkırıklıkları doğar. Kendisine yapamazsın denilen kişilerin davranış şekli iki çeşittir. Bazılarının isteği körelir ve vazgeçer. Bazıları ise daha da bileylenir. Devamını Gör

Aşk
9/1002.06.2014

Baskı: Aşk

Kitabı okurken hoşgörü, tevazu doğruluk erdem konuları öyle güzel işlenmiş ki insan manevi yönünü sorgulamasına neden oluyor..Elif Şafak’ın 15 yıllık tasavvuf merakı Şemsin 40 kuralını yazmasında etkili olmuş okurken o kuralların gerçek olduğu hissine kapılmıştım yazarın hayal gücüne bu yüzden hayran oldum denebilir. AŞK her dilde aynıdır ve insan üzerinde çeşitli halleri vardır ama benim için en güzel yanı kayıtsız şartsız inanmaktır.. Kitaptan Alıntılar… Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milâd demektir. Şayet aşktan önce ve aşktan sonra aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi bu oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya da kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde... Hepimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz ve bizi tamamlayacak olan şey aşk.” Hepimizin hayat mücadelesi tamamlanmaya çalışmakla geçiyor. Bunun için debeleniyor, çaba harcıyor, düşüyor, kalkıyor, tekrar yola devam ediyoruz. Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme.Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

Baskı: Yüreğim Seni Çok Sevdi

Kitap bittiğinde dilimdeki tek sözcük "ruhsuz, narsist zavallı Aslı ohh olsun sana hakettin ama" oldu.. :) Neyse Türk filmi tadında klasik Canan Tan romanı..Soma felaketini yaşadığımız şu acılı günlerde edebi bir eseri tam olarak algılayabileceğimide sanmıyorken aparatif niyetinde okunası bir kitap..Ama akılda kalıcı nokta istakozların beyninin ve ses tellerinin olmadığı böylelikle soframıza gelme aşamasında çiğ çiğ kaynar suya atıldıklarında acı hissetmemeleriydi ilginç..

Aylak Adam
9/1008.05.2014

Baskı: Aylak Adam

1950'lerde yazıldığına inanamayacak kadar bugünsel kitap..Kahramanımız C. olanla yetinerek, aramadan, düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı. Aylaktı..Oğuz Atay'ın Tutunamayanlarının babası sanırım Aylak Adam... Altını ç...izdiklerim : "Nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu. sevmek! kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?" “Dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu...” "Kimsesiz kalsın istiyordu. "benim ona tutunabilmem için onun benden başka bir dayanağı olmamalı." "Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez."

O Günler
7/1022.04.2014

Baskı: O Günler

Melih Cevdet Anday çevirisiyle Boris Pasternak'ın otobiyografisini anlatan Rus sanatına içsel bakışı sağlayan, Shakespeare'den çevirilerle iyice edebiyat dünyasının içine alan bir kitap..

Gök Cephesi
4/1021.04.2014

Baskı: Gök Cephesi

Çevirmeninin Cemal Süreyya olması nedeniyle arkadaş tavsiye ile aldığım bu kitap Vietnam savaşında hava kuvvetlerinin verdiği mücadeleyi askerlerin vatan millet bilinciyle en ufak bir kaygı belirtisi göstermeden ateşin ortasına atılışlarını hemde savaşın içindeki askerin günlüklerinden, notlarından roman haline getirilmiş haliyle anlatan bir kitap..

Kürk Mantolu Madonna
10/1015.04.2014

Baskı: Kürk Mantolu Madonna

Öyle tutkulu öyle güzel bir aşk ki anlatılan kitabın sayfalarını çevirirken bitmesin derken merak ve eziyeti aynı anda yaşadım içim paramparça İnsanın ruhuyla yaşamaya başlaması aşk için aşk yüzünden bir ömrü heba etmesi ve aşksızlıktan ölmesi.. Ondan ayrılmanın bana güç geleceğini biliyordum. Fakat bunun bu kadar korkunç, bu kadar acı olacağını tasavvur edememiştim

Baskı: Ve Dağlar Yankılandı

Khaled Hosseını kitaplarını okumak benim için keyiftir ancak bu son kitabı için “Uçurtma avcısı” ve “ Bin muhteşem güneş” teki duygu yoğunluğunu alamadım..Aslında ana karakterler insanda inanılmaz merak uyandırıyor fakat araya giren yan karakterlere gereğinden fazla değinildiği için sürekli kopmalar yaratıyor. Okunmaz mı okunur zira Hosseını’nin anlatımı akıcı 3 kitabınıda okumuş biri olarak diyebilirim ki sanki orada o zamanda yaşıyorsunuz öyle ki üç kitabınıda ara vermeden arka arkaya okumuş olduğumdan olsa gerek içim dışım Afganistan savaş ve acı ile doldu..

Uçurtma Avcısı
10/1028.03.2014

Baskı: Uçurtma Avcısı

Yaşamayı bırak tahmin bile edemeyeceğimiz kadar çok acı var bu dünyada..Kitabı okurken her sayfasında içim burkuldu her karakter farklı bir hayat dersi verdi.En önemliside VİCDAN..Emir gibi vicdanımla karşı karşıya kalacak birşey yapmış olm...aktan korktum acaba demedende edemedim.Küçücük çocuklar büyük acılar yinede herşeye rağmen sanki dünya çok güzel biryermiş gibi gülen savaşın ayırdığı insanlar Nefes aldığım ve bugün yaşadığım hayat için binlerce şükrettim ayrıca Hasan kadar güzel iki dostum olduğunu bilmek gücüme güç kattı. .Devamını Gör

Bukre
7/1028.03.2014

Baskı: Bukre

Türk filmi tadında bir aşk hikayesi..Aşkla aranız iyiyse üstüne birde yaralarınız varsa bir yerinden yakalıyor insanı. Ben altını çize çize okudum işte çizdiklerim : Karşındakine benzemek değildir uyum kendini kaybetmeden karşındaki olmaktı...r Aldatılan terkedilen birinin önce acısı mı yoksa yalnızlığı mı fark edilir? Gözyaşı bilmez neden aktığını ama göz bilir neye ağladığını. Beni sevmeyi unutma. Ellerini tuttuğunda duyduğu huzuru, ona yeryüzünde verecek başka hiçbir insan yoktu. İnsan kalbinden kaç kişinin gelip geçtiği değil, kimin hangi derinlikte iz bıraktığı önemlidir. Gidende değişir kalanda. O yüzden kaldığı yerden başlamaz hiçbir ilişki değiştiği yerden başlar ve değişen hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Ne kötüydü bir bütün olarak yaşarken parça parça ölmek. Birbirinin içine yerleşip , birbirinden haberi olmadan yaşayan, ancak ayrıldıktan sonra birbirine ne kadar bağlandıklarını fark eden insanların yalnızlığıydı aslında onlarınki. İnsan kendinden çok fazla vererek sevince, kendinde sevilecek bir şey bırakmıyor muydu yoksa? Sevdikleri gidince en çok neye alışır insan. Yok olmalarına mı; yokluklarına rağmen ayakta kalabilmelerine mi? Hissedeceğim kadar yakın dokunamayacağım kadar uzaksın. Öldür beni yaralı kalırsam özlerim. Geçmiş iyi bir şey olsaydı geçmezdi. Yaşamıyorsun sen bir başkasının hayatında ölmüşsün. Ama bil ki her yerde değilsin, benim için her yer sensin. Geçmişindekini unutamayan, en çok şimdisindekini aldatır. Anı yaşamak la anda yaşamak aynı değildir. Hayatın verdiği herşey için bizden bir şey aldığını öğrendim Yaşıyor gibi değilde hayatta kakmaya çalışıyor gibiydim. Senin hiç kalbine saplanan ama acısını ruhunun çektiği bir ağrın oldu mu?

Baskı: Çöl Çiçeği Masalı

Kitabın ilk başları yavaş ilerlediğinden nereden başladım bu kitaba derken kendimi bir anda masalın içinde masalın bir parçası olarak buldum yine önyargı yani..Sonra olaylar karşısında sinirlendim meraklandım ama en sonunda üzüldüm Neden? ...Çünkü olan yine kadına olmuştu aşka ve bir erkeğe güvenmek yine bir hata olarak çıktı karşıma..Kitabın özü " masalın içinde kaldığımız sürece bizde masalın kahramanı olabiliriz" “Hepimiz bildiğimizi sandığımız, ama asla bilemeyeceğimiz bir âlemde yaşıyoruz. Burası öyle bir yer olmalı ki, gördüğümüzü, dokunduğumuzu tat aldığımızı, hatta yaşadığımızı sandığımız tüm bu şeylerin her biri önceden yazılmış olmalı. Bir başkası tarafından, harflerle, kelimelerle, belki de bir masala dönüştürülmüştür. Bilemiyorum. Bizler ‘önceyi ve şimdiyi’ geleceğe taşımak için sözcüklerin ardındaki ikinci, üçüncü, dördüncü... gizleri çözmeliyiz.”Devamını Gör

Siyah Kan
10/1028.03.2014

Baskı: Siyah Kan

Tek kelimeyle soluksuz okudum kitabın ortalarından itibaren itiraf etmeliyim ki katilin peşimde yada kimi zaman ensemde olduğu fikrine kapıldım..Müthiş bir kurgu, inanılmaz bir zeka psikopat ve karizmatik bir katil. Kurbanının vücudunda ora...ntılı ve toplardamarlarından geçecek şekilde bıçaklar yaralar açmak onları nadir bulunan saniyeler içinde kapatabilme özelliğine sahip bir balla kapatıp oksijensiz bir havada nefessiz kalmasını sağlayarak yavaş yavaş öldürmek ve kurbanı ölürken o yaraları ateşle balı eritmek yoluyla açmak ve kurbanından akan kanı oksijen tüpü takıp geçip karşısına seyretmek..Bilin bakalım kanın rengi ne? Kırmızı mı hayır tabiki SİYAH KAN

Olasılıksız
8/1006.02.2014

Baskı: Olasılıksız

Olasılıkları bilimide içine katarak anlatan macera ve heyecanın eksik olmadığı bir kitap..“Eğer bu parayı havaya atarsam bunun yazı ya da tura gelmesi şansa bağlı değil mi?” “İşte burada yanılıyorsun. Eğer bir parayı fırlattığımda bunu etkileyen tüm fiziksel faktörleri hesaplayabilseydik, örneğin elimin açısı, yerden yüksekliği, parayı fırlatmak için ne kadar güç kullandığım, rüzgâr veya hava akımı, paranın alaşımı falan gibi, o zaman yazı mı tura mı geleceğini yüzde yüz bilebilirsin. Çünkü bu para da, diğer her şey gibi, Newton’un mutlak olan fizik kurallarından etkileniyor.” Olosılığı olmayan bir olasılık yoktur..

Piraye
7/1006.02.2014

Baskı: Piraye

Doğu topraklarındaki insanların kadına bakış açısını anlatan aşkla başlayan ama Canan Tan kitaplarıın bir klasiği sonu yine hüsran dolu bir hikaye..

Suç ve Ceza
8/1006.02.2014

Baskı: Suç ve Ceza

Uzun zaman önce okunmus olsamda ilerleyen yaslarda donem donem okunmasi gereken bir kitap oldugunu dusunuyorum. Yazar insan psiklojisinden çok iyi anldaıgını göstermiş bize.. Her suç suç değildir

Fareler ve İnsanlar
8/1006.02.2014

Baskı: Fareler ve İnsanlar

''Yalnızlığa terk edilmiş, umarsız insanların öyküsü.'' Kendisi küçük etkisi büyük kitap..

ÖncekiSayfa 8 / 9Sonraki