OR
@Orege

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Tabi Ya! O Gün Kar Yağıyordu

Fatih Candan'ın Tabi ya!O gün kar yağıyordu kitabı koyusiyah yayınları tarafından basılarak, okuyucularına ulaştı. Kitabı sevgili Fatih CanDan'dan imzalı alma fırsatını yakalayamamış biri olarak üzüldüğümü belirtmek isterim. Toplumların belleğini, kendi geçmişlerini hatırlama biçimlerini kimlik sorunuyla ilişkilendiren bu kitap, çok tartışılacağa ve uzun süre gündemde olacak gibi görünüyor. Yazarın eşsiz betimlemeleri ile süslü olan bu kitap eminimki her okuyucunun kitaplığının en üst rafında yer alacak. Ayrıca yazarın bu kitabı yazmadan önce 2gün boyunca odasına kapandığı ve sadece bu eşsiz kitaba yoğunlaştığı okuyuclar arasında kulaktan kulağa söyleniyor. Laf salatasına pek gerek yok! Kitap ayrıca kapak tasarımı konusunda da pek iddalı. Fatih Candan bu kitapla uzun süre adından bahsettirecek.

Değişim
9/1031.05.2013

Baskı: Değişim

Bu kitabı can yayınlarından yada cem yayınevinden okumanızı tavsiye ederim. Cem yayınevinin baskısında Politzer'in incelemesi de bulunuyor. Genel olarak yorumlara baktığımızda kitabın bazı okuyucular tarafından anlaşılmadığını veya anlaşılamadığını görüyorum. Bu konuda dediğim gibi doğru yayınevi ve doğru çevirmen seçimi kitabı daha net olarak algılayabilmemize olanak sağlayacaktır. Genel olarak akıcı olmadığı yorumu yapılmış bu durumda yanlış yayınevi-çevirmen tercihi olarak gözalınması gerektiğini düşünüyorum. Can ve Cem baskılarında kitap çok akıcı ayrıca Kafka'nın betimlemeleri üzerine de diyecek birşey olmadığını düşünüyorum. Açık bir zihinle ve dikkatli bir okuma ile kitabı okuduğumuzda felsefi bir edebi öyküdür bu kitap. Diğer türlü yani sadece öykü olarak kitabı okuyup incelediğimizde basit-sıradan bir öykü olarak adlandırıp, öykünün basitliği üzerine birçok fikir yürütebiliriz. Kitabın kavranmasının diğer önemli kısmıda okuyucunun zihnine bağlıdır. Anlatılan basit ama akıcı bir öyküdür ama anlatılan ve anlatılmak istenen bir sistem eleştirisidir. Öncelikle Gregor'un neden bir böceğe dönüştüğü konusunda herhangi bir ipucu veya bilgi kitapta yer almıyor. Gregor'un ailesinin aldığı borçlar yüzünden istemediği bir işte çalıştığını ve ailesinin aldığı borçları öder ödemez bu işten ayrılacağını bilgisi aktarılıyor. Gregor'un zoraki olarak bu işe girdiğini ve bu durumdan rahatsız olduğu ve yine bu durumdan kaynaklı kendisine yabancılaştığını görüyoruz. Gregor dönüşümden önce ailenin tüm yükünü omuzlarına almış biridir. Dönüşümden sonra yani çalışamaz duruma geldikten sonra Gregor'un odaya kapatılıp karantinaya alındığını görüyoruz. Sistem için Gregor artık işe yaramayan birisidir çünkü artık çalışamamakta-çalışmamaktadır. Gregor'un sistem dışı farklılığı onun tecrit edilmesi sonucunu doğurmuştur. Gregor'u hem bir hasta hem de bir tutksak olarak betimleyebiliriz aslında. Ailesi ilk olarak onu bir hasta olarak görmüş ilgilenmiş, ama daha sonra onun bu dönüşümünün aile içi çıkarlarına ters düştüğünü görüp onun tutsak etmişler, yok saymaya başlamışlardır. Buradaki aile figürü aslında bir nevi sistemi temsil etmektedir.Aile çıkarlarına artık yaramayan oğullarını artık bir böcek olarak adlandırmışlardır. Ailede oterite babadır. Anne ve kızkardeşin yoğun ilgisi (uyku saatlerindeki ilgiler vs) ataerkil toplumun etkilerini göstermektedir. Gregor'un zoraki olarak yapmak zorunda olduğu bu işten bir böcek olarak kurtulduğunu, kendisine yabancılaşmışken döünüşüm sonrası müziğe olan ilgisini keşfettiğini görüyoruz. Ama tam ollarak bir özgürleşme durumun sağlanmadığı çok açık bir biçimde anlaşılmakta. Gregor ailesi tarafından dönüşümden sonra düşünmeyen sorgulamayan biri olarak görülüyor artık onun bir insan olmadığı çıkarımı yapılıyor. Gregor ise tam tersi hala içinde insani duygular taşıyıp (ailesi düşünmesi vs.), düşüenbiliyor.Ölümü de bir insan gibi noktalanıyor. Kısacası sistem bu öyküde kendisinden olmayanı çok net bir biçimde bir nevi tecrit ederek, eritmeyi başarıyor. Akıcı, basit ve çok anlamlı bir kapitalist sistem öyküsü. Ayrıca Kafka'nın bazı noktalarda(aile gibi) Gregor ile uyuştuğu notlar arasında yer alıyor.

Baskı: Metal Yorgunluğu - Seçme Öyküler

Tomris Uyar'ın okuduğum ikinci öykü kitabı bu kitap oldu. Yaza Yolculuk'u beğenmiştim ama bu kitaptaki öykülere pek ısındığımı söyleyemem. Genel olarak yazar öykülerinde okuyucunun doldurması için büyük boşluklar bırakıyor. Yazarın iyi bir okuyucusu olmadığım için öyküleri pek rayına oturtamadım doğrusu.

Baskı: Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita

Bu kitap 21. yy sosyalizminin önemli deneyimlerinden biri olan Venezuela devriminin inşa ve gelişimini aktarıyor. Kitap ciddi bir araştırma çalışması olarak görülebilir.Kitabın büyük bir bölümü yerel halkın devrim hakkındaki düşünce ve faaliyetlerinden oluşuyor. Bu durum konu hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmayan kişilerin bu kitabı okuyabilecekleri anlamına geliyor. Kitabın dili de aynı oranda basit ve karmaşadan uzak olması okuyucuyu kitlesinin herhangi bir sınırlayıcılığının olmadığını gösteriyor. Bu nokta bu kitabı diğer araştırmalardan veyahut izlenim notlarından ayıran en önemli özelliklerden biri olduğunu düşünüyorum. Genellikle önyargı ve dezenformasyondan ötürü yaşanan bilgi kirliliklerini temizleyecek nitelikte olan bu kitap bir bakıma da Latin Amerika ülkeri ile kaderimizin aynı olduğunun altını çiziyor. Başka bir dünya mümkün kelimesi birçoğumuz açısındna ütopik görünsede Küba ve Venezuela devrimleri bizlere gerçekten de başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösteriyor. Chavez artık yok ama geriye güzel bir miras bıraktı : Kapitalizme karşı alternatif bir toplumun halkla birlikte nasıl inşa edileceğini.

Baskı: Hasretinden Prangalar Eskittim

Birçok kişi için Ahmed Arif'in özel bir yeri vardır kuşkusuz. Şiirlerindeki doğallık, içtenlik sesine de işlemiştir. Şiirleri birçok sanatçı tarafından bestelenip, seslendirilmiştir. Sanırım genç kuşakların Ahmed Arif'i bu kadar benimsemesinin sebebi şiirlerindeki isyan kültürüdür. 80 sonrasının bireyciliğinin salt hak ve özgürlükler açısından değil edebiyattan sinemaya, şiire kadar uzanan yelpazesinde; Ahmed Arif, Nazım Hikmet gibi ustaların toplumcu bakış açıları ve şiirleri genç kuşaklara bireyciliği değil dayanışmayı, birarada yaşamı, zulme karşı başkaldırıyı aşılamıştır-aşılayacaktırda.

Köpek Kalbi
5/1018.03.2013

Baskı: Köpek Kalbi

Bu kitap ile ilgili savunacağım iki husus var. Birinci husus: kitabın akıcılığı ve kolay okunabilen bir yapıda olması. Edebi olarak metni çok beğendiğimi söyleyebilirim. İkinci husus : kitabın sansüre uğramış olması. Kitabın rejim eleştirisi gereksiz ve abartılı olmasına rağmen her ne olursa olsun sansüre topyekün karşı olmak gerektiğini düşünüyorum. Bu kitabın rejim tarafından yasaklanmış olması ülkemizdeki Ahmet Şık olayını aklıma getirdi. Bu kitap bence çok planlı ve ince düşünülmüş. Monarşist Bulgakov açısından Ekim Devrimi büyük bir kişisel dram olduğu aşikar. Hele ki 7 odalı bir daireniz varsa :) Romanını da bu ölçüde karşıt bir propanda aracı olarak yazmış. Okuduğum ilk kitabı olmasından ötürü ufak bir arama yaptım. 1.Dünya Savaşı'nı görmüş, 2.Dünya Savaşı'nın başlarında yaşamını yitiren bir yazar olarak savaş karşıtı bir söylemde bulunmaması da ayrıca enteresandır. Yaşadığı dönemde Hitler faşizmi ile ilgili de herhangi bir yazı kaleme almamış. Sanırım savaş ve faşizm Orwell gibi, Bulgakov'u da pek ilgilendiren konular değil. Bu kitabı Kafka'nın Dönüşüm kitabına benzettim diyebilirim.(kapakta da ufak bir bilgilendirme var) Sharik ve Samsa. İkiside aynı kaderi paylaşmış iki karekter gibiler. Dönüşüm her ne kadar felsefi bir hazine olmasına rağmen Köpek Kalbi edebi olarak Dönüşüm'den çok daha nitelikli bir metne sahip. Her ne kadar akıcı bir metne sahip olsa da Köpek Kalbi'nin rejim eleştirisi pek bayağı. Sanıyorum kitaptaki eleştirilerden dikkate değer diyeceğim tek husus NEP(YEni Ekonomi Politikası). Bir bakıma sosyalizmin temellerine aykırı olsa da (üretken köylünün zenginleşmesi-yeni sınıflandırılmalara yol açması), sosyalizmin inşası açısından sermaye birikimi yaratmak adına bir adım olarak görüyorum. Bu konu tabi tartışmaya açık, bu konu ile ilgili liberaller ve marksistler açısından birçok farklı yorumlamalar bulunuyor. Kaknüs Yayınları'nda çıkan baskısında birçok baskı ve imla hatası mevcut. Yer yer komünist kelimesinin yanlış yazılmış. Ayrıca NEP konusu ile ilgili verdikleri tarihlerde aynı şekilde hatalı tarihler. Kozmetik olarak kapak tasarımı pek sevimli değil. Dedalus kapağı daha güzel sanırım.

Baskı: Noam Chomsky ile İki Saat

2001 yılında kitaplaştırılan bir söyleşi olmasına rağmen halen güncelliğini koruduğunu belirtmeliyim. Kapitalizm, demokrasi, medya ve ABD'ni dış politikaları konusunda genel olarak şekillenen söyleşi çeviri açısından da nitelikli olmuş diyebilirim. Birçok noktda bol bol notlar almak, konular üzerinde okuyucuyu sık sık düşündürmek Chomsky'ın tarzı olsa gerek. Basit ve sade bir anlatımla konulara değinmesi, varolan gerçekliği olduğu gibi yansıtma çabası kendisini diğer enteklektüel aydınlardan arındıran en önemli özelliklerden birisi. Yüzlerce yıldır aydınların ve entellektüellerin halkı pasifize etme, uysallaştırma propagandalarını gözönüne aldığımızda Chomsky gibi aydınların önemini daha da kavramış oluruz. Özellikle demokrasi kavramının tanımı konusunda düşündürttüğünü söyleyebilirim. Demokrasi tam olarak nedir? Demokrasi, halkın, halk tarafından, halk için yönetilme biçimimidir? Yoksa demokrasi sadece seçme ve seçilme(sandık) hakkından mı oluşur?

Yaza Yolculuk
8/1022.02.2013

Baskı: Yaza Yolculuk

Kitap, 9 öyküden oluşuyor. Öykülerin başkahramanı "Yaz", ama öykülerde yazın o heyecanı, neşesi pek mevcut değil. Sanırım okuyan herkes az buçuk kendinden birşeyler bulacaktır. Bol buzlu bir aşk lütfen ve düzbeyaz bir çağrı hikayelerini de oldukça beğendim.

Baskı: Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü

Her okuyucunun elinin altında bulunması gereken bir sözlük. Kitaplığımda 22. basımı mevcut(2004) sanırım en son basımı 2007 yılında gerçekleştirilmiş. Bibliyografya konusunda internetten araştırmak yerine dokunarak bilgiye ulaşmak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak.

Baskı: Selam Dünyalı, Ben Türküm!

Konular artık güncelliğini taşımıyor o yüzden bugünlerde okumak pek tat vermiyor diyebilirim.

Son Ada
8/1018.02.2013

Baskı: Son Ada

Her ne kadar Zülfü Livaneli büyüleyici sözcüklerim yok desede Son Ada akıcı konusu ve tarzı ile enfes bir roman

Baskı: İstanbul'da Bir Zürafa

Sunay Akın'ın gerçek bir araştırmacı olduğunu gözler önüne seren bir kitap. Aktardığı öykülerdeki bilgileri bilen insan sayısının pek de çok olduğunu sanmıyorum. Kitap içerisinde çok hoş öyküler var aynı zamanda bazı öykülerde biraz basite kaçabiliyor. Okunabilir bir kitap kısacası.

Kum Kitabı
4/1002.02.2013

Baskı: Kum Kitabı

Borges'in okuduğum ilk kitabı bu kitap oldu. Okurken çok zorlandım diyebilirim. 1.baskıdan (1988) Münir Göle çevirisinden okudum. Türkçe'ye çeviri; kitabın anadili olan İspanyolca'dan iNgilizce ve Fransızcaya çevirlen baskıların Türkçeleştirilmesinden oluşmuş. Bu durumun okurken zorlanmamı etkileyen etkenlerden biri. Bir diğer hususta Borges'e yabancı olmam. Kitabı iki kez okudum ve ikinci okumamda daha anlaşılır buldum açıkçası. Genel olarak herkesin beğenisine sahip olan bu kitaptaki öykülerden "Kum Kitabı" öyküsünü çok beğensemde 4 yıldızdan fazla vermek istemiyorum. Kitabın son baskısını edinip tekrar okumakta fayda var.

Sevgi Duvarı
9/1029.01.2013

Baskı: Sevgi Duvarı

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım

Baskı: Henüz Vakit Varken Gülüm

*Kerem Gibi, *Mavi Gözlü Dev, Minacık Kadın ve Hanımelleri, *Dünyanın En Tuhaf Mahluku, *Yaşamaya Dair, *Karlı Kayın Ormanında, *Kız Çocuğu, *Ceviz Ağacı, *Yine Memleketim Üstüne Konuşmalar gibi en çok bilinen ve sevilen şiirleri bu kitapta.

Baskı: Kokoloji 1 / Bil Bakalım Sen Kimsin ?

Arkadaş grubunuzla eğlenmek amacıyla deneyebilirsiniz. Bilimsel gerçeklik konusunda testlerden pek emin değilim ana 1-2 saat arkadaşlarınızla iyi bir zaman geçirebilirsiniz bu kitapla.

Baskı: Aşksız Milliyetçiler Romantik Devrimciler

Bu kadar yazım ve baskı hatalarının olduğu bir başka kitap hatırlamıyorum.

Baskı: Asılacak Adam Aziz Nesin

Aziz Nesin'in bilinmeyen yönlerini, başına gelen "Nesin'lik" olayları yakınındaki bir isim olan Demirtaş Ceyhun çok güzel aktarmış.

Baskı: Dol Karabakır Dol (Bütün Şiirleri)

Özellikle "Karadut" adlı şiiri enfestir.

Baskı: Çatlatan Diyaloglar -I

Kişilik olarak pek sevmesemde yazarı (ki kendisini gıcık olarak tarifliyor) bir çırpıda okunacak eğlenceli bir kitap olmuş.

Arkadaş
9/1011.12.2012

Baskı: Arkadaş

Film eşliğinde büyük keyif veriyor insana Arkadaş senaryosu. Keşke aramızda olsaydı.

Kirpiklerimin Gölgesi
10/1011.12.2012

Baskı: Kirpiklerimin Gölgesi

Kitabın konusuna falan değinmek bile istemiyorum. Bu kitabı okurken iğrenebilirsiniz, sinirlenebilir, sağa sola sinirli bakışlar atabilirsiniz. Yeri geldiğinde de küçük gülümsemeler ve gözyaşları.. Şebnem İşigüzel gerçekten bambaşka biri. Okunası bir kitap.

Baskı: Öykümü Kim Anlatacak

Şebnem İşigüzel geç keşfettiğim bir yazar. Kalemi gerçekten sihirli. Kirpiklerimin Gölgesi'ni de okudum, diğer kitaplarınıda yakın zamanda alıp okumayı planlıyorum.