Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kalbim Evine Döndü (Kız Kardeşler #1)
Bu kitaba beni çeken neydi bilmiyorum ama bir şekilde başladım okumaya. Daha ilk sayfalardan alnladım güzel bir kitap okuyacağımı ve kitap bittiği zaman da asla hayal kırıklığına uğramadım. Hatta beklentilerimin bile üzerindeydi diyebilirim. Yazarın tarzı bildiğimiz diğer yazarlardan çok farklı değil. Kahramanların fiziksel özellikleri, kişilikleri, olay örgüleri... Ama okurken bunları düşünmüyorsunuz bile, hikaye alıp götürüyor sizi. Konunun işleyişi basitçe şu şekilde; İlk karşılaşmada birbirlerinden etkilenen iki genç insan ama kızımız bunu öyle hemen kabullenmez, inatçıdır çünkü. Flörtleşme, ilk öpücük derken, olaylar hızlanır ve bu kızımızın keçi inadı yüzünden bazı yanlış anlaşılmalar meydana gelir. Bu sefer de oğlan kıza yüz çevirir. İşte kızımız o zaman anlar bu genç adama aşık olduğunu ve pişman olur. Daha fazla anlatmayacağım, merak edin de okuyun diye. Ama şunu söyleyebilirim ki kitap her yönden çok iyi yazılmış. Hikaye sadece bu iki kişi etrafında dönmüyor, diğer kız kardeşleri ve kontun arkadaşları da geçiyor ki pek bir eğlenceli sahneler var.
Baskı: Issız Bir Aşkın Kıyısında (Kız Kardeşler #2)
İlk kitap bittiği gibi başladım bu kitaba da. Buzlar Prensesi Faith ile sonradan başına unvan ile birlikte kocaman bir miras kalan, Faith'in sorumsuz olarak gördüğü Gareth'in geçtiği, en az ilk kitaptaki kadar güzel bir hikaye okudum. Olaylar ilk kitaba göre biraz daha hızlı gelişiyor. Burada da yanlış anlaşılmalar var yine, kızımız biraz soğuk ve bazı şeyleri kabullenemiyor. Ablasından almış biraz inatçılık. Gareth ise ah, tam benlik bir eleman. Trevor'a göre daha katı, sert bir kişiliği var. Ama sevdiği kızın karşısında eriyor, bitiyor zavallı. Neyse ki çiftimizin mutlu sahneleri sayesinde çok fazla sinirlenmedim. Ama Faith'i de pek sevemedim orası ayrı.
Baskı: Kördüğüm
Ne çok beğendim ne de beğenmedim. Ortasında bir şey işte... Ama karşılıklı diyaloglar süperdi diyebilirim. En çok o kısımlarda eğlendim zaten. Seriye devam etmeyi düşünür müyüm... mmm... hala emin değilim ama sırf harika kapak dizaynından dolayı tüm ephesusları alasım geliyor. :)
Baskı: Suçlu Zevkler (Anita Blake Vampir Avcısı, #1)
Keyifle okudum. Kesinlikle seriye devam edeceğim...
Baskı: Bana Dokunma (Bana Dokunma, #1)
Tek kelimeyle muhteşemdi~!
Baskı: Bana Aşkını Söyle (Legend of the Four Soldiers, #2)
Üzülerek söylüyorum, bu kitap büyük bir düş kırıklığı oldu benim için. Daha duygusal bir hikaye bekliyordum ben. Bir tek çiftimizin karşılıklı diyaloglarını ve bir kaç komik sahneyi beğendim, o kadar. Ayrıca -okuyanlar varsa bilirler- palet de ne yahu?
Baskı: Yemin
HA-Rİ-KAY-DI!!!! Neden neden daha önce okumadım ben bu kitabı! Kızıyorum kendime :/ Hikayeyi çok sevdim, çok farklıydı. Yazar ve kitap favorilerim arasına girdi bile. Şimdi bekle 2. kitabı :(( 2013'de çıkacakmış bir de böhüüüü :'((
Baskı: Vazgeçmem Senden (The Hathaways, #2)
Her ne kadar geç tanışmış olsam da Judith'lerden, Julie'lerden sonra ardı ardına tarihi-romans okuyamaz oldum. Her okuduğum kitapta aynı sahneler, birbirine benzer olaylar, zengin asil beyefendiler falan filan bir yerde artık bunalıyor insan ve okumaktan soğuyor. Çok severek başladığım bu türü kaybetmemek amacıyla da başta söylediğim gibi peş peşe tarihi romans okumamaya dikkat ediyorum. Araya genelde fantastik katıyorum ki gerçekten oksijen gibi geliyorlar bazen. :) Her neyse, kitaba geçeyim artık. :) Lisa ablamızın şu ana kadar tek kitabını okumuş olarak (Sevgim Sana Ait) doğal olarak kitapları hakkındaki düşüncelerim tam oturmamış halde. Ama çok sevilen bir yazar olduğunu, övüldüğünü biliyorum. Özellikle Ben Böyleyim kitabı çok seviliyor. Her neyse, kitabın yayın duyurusunu gördüğüm gibi kapağa hayran olmuş idim -olmamak mümkün mü?- O günden beri almak istemiştim. Sonunda elime geçmiş ama ne hikmet bir anda hevesim kaçmış sanırım kitaplığıma yerleştirdim ve başka bir kitaba gitti elim okumak için. -Bazen aklım o kadar karışıyor ki hangi kitabı okusam diye- Sonra bir yoruma rastladım, okumaya karar verdim birden ve yaklaşık bir buçuk gün içinde bitmiş oldu kitap. Bittikten sonra geride kalan çok bir etkisi olmadı bende ki anında başladığım yeni bir kitaba hemen yoğunlaşabildim. Sadece keyifli vakit geçirdim diyebilirim. Ne çok güzeldi ne kötü... Ama üzüldüğüm tek şey ve belki de bu yüzden bu kadar uzun yazmama sebep olan şey: yapılan yorumların etkisinde kalarak bir kitaba böyle çoo~k büyük umutlarla başlama hatasına düşmem. :) Bundan sonra zorunda kalmadığım sürece kitap yorumlarını incelememeye karar verdim. Bakalım ne kadar dayanabileceğim. :) Aaa~! ama bu yorumu okuyup da kafa karışıklığına uğrayanlar olursa -umarım olmaz- puana baksınlar efendim, puanım hiç de fena değil yani ;)
Baskı: Tanrıça (Tanrıça, #1)
Farklıydı, bu da benim için yeterli bir özellik zaten. 2. kitabı çok merak ediyorum, ne olacağıyla ilgili aklımda birkaç fikir oluştu oluşmasına ama yine de merak ediyorum işte neler olacak diye... Bu arada kapak ve detayları çok hoştu. Kitabı okurken arada bakıp durdum kenarına köşesine :) Yayınevi Ephesus'a kocaman teşekkürler, aynı kalitelerinin (her yönden) devam etmesini diliyorum~
Baskı: Mekanik Prens (Cehennem Makineleri, #2)
İlk kitap Mekanik Melek'i bitirdikten sonra dudak büktüğümü çok iyi hatırlıyorum. Belki tam doyum alamamıştım kitaptan belki de beklentilerimi çok yüksek tutmuştum. Gelgelelim Mekanik Prens'e~ Ne diyebilirim ki, "kapak modeli" dışında kusursuzdu~! O soğuk, kendini beğenmiş hallerinin altında asıl Will'i saklamak zorunda kalan bu siyah saçlı, menekşe mavisi gözlere sahip çocuğa (maalesef ki hala 17 yaşında :( ) bir kez daha aşık oldum ben. Bilmem anladınız mı ama Will'imizin tüm sırları dökülüyor bu kitapta. :) Bir tarafta, o çatı katındaki yakınlaşmaları sonucu kalbini çalması ve anında parçalayıp geri vermesine rağmen aklından çıkaramadığı Will, diğer tarafta tüm masumiyetiyle ona kalbini açan Jem arasında kalan ve kitapta da kendi ağzından geçtiği gibi, kalbini ikiye bölmek zorunda kalan Tessa'mızın halleri... ya da Will'in halleri mi desem? :( Bu üçü dışında yazar yan karakterlerden bazılarının üzerinde de durmuş. Ayrıca yepyeni karakterlerle de tanıştırıyor bizi ki biri kitabın son sahnesinde pat diye karşımıza çıkıyor. Bu da gelecek kitapta baskın karakterlerden biri olacağının kanıtıdır bence. Söylemeden edemeyeceğim, en favori sahnem kitabın Maskeli Balo bölümünde geçiyor. :) Ayrıca Jem'in ağzından dökülen çok güzel bir alıntıdan bir parça paylaşmak istiyorum :'( "...Sana hayatımı önerebilirim ama çok az zamanım kaldı. Sana kalbimi önerebilirim ama daha kaç kez atacağını bilmiyorum. Yine de seni o kadar çok seviyorum ki hayatımın geri kalanını -ne kadarsa- seninle birlikte geçirerek mutlu olmayı istemekle sergilediğim bencilliği umursamamanı umuyorum..." Kitap hakkında bahsedilecek daha bir sürü şey var ama spoiler'a girer ve olur da bu yorumu görmüş ve kitabı okuyacak olan arkadaşın şevkini kırmak istemem doğrusu. Kısacası ben çok büyük bir keyifle okudum, tıka basa doydum. :) Kitabı okumayı düşünenler daha fazla zaman kaybetmesin, seriye henüz el atmayanlar da bir kez daha düşünsün diyorum.
Baskı: Şimdi Benimsin
Beni ağlatmayı başaran nadir kitaplardan biri oldu. :)