eliferen
@eliferen

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Kürk Mantolu Madonna
10/1021.06.2012

Baskı: Kürk Mantolu Madonna

Onun sessiz sedasız yaşayışı, tahammül edişi, insanların zaaflarına merhametle ve edepsizliklerine eğlenerek bakışı kâfi bir irade değilmiydi? Beraber yürüdüğümüz zamanlar yanımda gidenin bir insan olduğunu bütün kuvvetimle hissetmiyor muydum? Bu sıralarda,insanların birbirlerini aramaları, bulmaları ve birbirlerinin içini seyretmeleri için konuşmanın neden muhakkak surette lazım olmadığını, neden bazı şairlerin boyuna, tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan gidecek birini aradıklarını anladım.

Baskı: Yaz Düşleri Düş Kışları

-öyle şeyler yapıyorlarmış ki, dedi Kadın. altın diritle göğsüne bir altın kafes çiziyorlarmış, tam yüreğinin çevresine. dışarı çıkarken sırtına vuruyorlarmış, yüreğin pat diye düşüyormuş yere. nedeni de hiç belli olmuyormuş.

Faust
10/1004.06.2012

Baskı: Faust

Üvercinka
10/1003.06.2012

Baskı: Üvercinka

İnci
9/1002.06.2012

Baskı: İnci

Hayatım
10/1001.06.2012

Baskı: Hayatım

Semerkant
10/1030.05.2012

Baskı: Semerkant

Vathek
10/1007.05.2012

Baskı: Vathek

Dağlar
10/1007.05.2012

Baskı: Dağlar

Olmayalı
10/1021.04.2012

Baskı: Olmayalı

"Ne yapabilirim---". Budur, temelde, kişinin yaşamının anlamı: "Ne yapayım---", "Ne yapmalıyım---" sorusunda temellenir. Çok farklı yanıtları olması gerekir gibi görünen bu soruların, temelde ---kişinin yaşamının anlamında temellenen--- aynı soru olduğunu bilinçlendirince de, tek bir yanıt yetecektir, üçüne de --- yeter ki kişi o tek soruyu sormasını bilsin; tam olan o tek yanıtı da verebilsin. Tek bir soruya tek bir yanıt verebilmektir, temelde, anlamı, yaşamının, kişinin. Kant, sırasıyla ---biribirini gerektiren--- şu soruları sorar:- "Ne bile-bilirim?"[kann] "Ne yapma-lıyım?"[soll] "Ne uma-bilirim?"[darf] "İnsan ne-dir?"[ist] Olmayalı, Oruç Aruoba sf. 80

Paris Sıkıntısı
10/1015.04.2012

Baskı: Paris Sıkıntısı

"sevgili çılgınım akşam yemeğimi veriyordu, ben de yemek odasının açık penceresinden tanrı'nın buharlardan yarattığı oynak mimarilerine, dokunulmazın eşsiz yapılarına bakıyordum. bir yandan bakıyor, bir yandan da söyleniyordum içimden: "bütün bu düşsel nesneler neredeyse güzel sevgilimin gözleri kadar yeşil gözlü, canavarımsı çılgınımın gözleri kadar güzel!" birdenbire zorlu bir yumruk yedim sırtıma, boğuk, tatlı bir ses, isterik, içkiden kısılmış gibi bir ses duydum, canım sevgilimin sesini duydum : - "çorbanı içecek misin, bulut tüccarı enayi dümbeleği?" diyordu." sf.99

Karl Marx
4/1025.01.2012

Baskı: Karl Marx

ÖncekiSayfa 4 / 6Sonraki