eliferen
@eliferen

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

"tereza yeniden yeniden gelip duruyor gözlerimin önüne. onu ağaç kökünün üzerine oturmuş kareninin başını okşar ve insan soyunun yenilgileri üzerine kafa yorarken görüyorum. bir de şu sahne geliyor insanın gözünün önüne: turin'deki otelinden çıkan nietzsche. bir arabacının atını kırbaçladığını gören nietzsche atın yanına gidiyor, kollarını hayvanın boynuna doluyor ve gözyaşlarına boğuluyor. bu 1899da oldu; o sırada nietzsche de insanların dünyasından elini eteğini çekmişti. başka bir deyişle tam akıl hastalığının patlak verdiği sıralar. ama tam da bu nedenle, yaptığı harekette derin anlamlar buluyorum ben; nietzsche attan descartes adına özür diliyordu. deliliği (yani insanlıktan son ve kesin kopuşu) at için gözyaşlarına boğulduğu an başladı. işte benim sevdiğim nietzsche bu, tıpkı terezayı da başını kucağına yatırmış ölümcül hasta köpekle birlikte sevişim gibi. onları yan yana görüyorum: ikisi de 'doğanın efendisi ve sahibi' insan soyunun uygun adım ileri doğru yürüdüğü yoldan kendi istekleriyle sapıyorlar."

Baskı: Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler

-ye diyorum sana, allahın cezası. pasta ye biraz. sesini çıkarma ye sen pastayı. ne annesi? annen daha gelmez, korkma. baba deme bana. ya da de! evet, baba de bana, baba. dönme arkana. kıpraşma, eğil biraz.

Dokunma Dersleri
10/1006.12.2013

Baskı: Dokunma Dersleri

daha hisli.

İçimizdeki Şeytan
10/1026.07.2013

Baskı: İçimizdeki Şeytan

içimizdeki şeytan > kürk mantolu madonna

Kuşlar da Gitti
10/1003.09.2012

Baskı: Kuşlar da Gitti

-azgın suratlı,bereli adamlar, gözleri velfecr okuyan, camiden allahla yaman bir dövüşten çıkmışçasına, yüzlerinin olanca nurunu orada, içerde bırakmış çıkan insanlar, mümin mi bunlar, bu öfkeden bastıkları yeri çatlatanlar, bunlar mı mümin ? kuşlar da başlarını alıp gittiler, çoktaan... şu taksim alanında birbirini ezenler, o kadar insanın içinde hak tu diye ortalığa tükürük savuranlar, sümkürenler, sümüklerini ağaç gövedelerine sürenler, hasta yüzlüler, vıcık vıcık boyalılar, suratlarından düşen bin parça olanlar, düşman gözlüler, gülmeyenler, birbirlerine düşmanlar gibi, birbirlerini yiyeceklermiş gibi, birbirlerinin gözlerini oyacak, birbirlerinin kuyusunu kazacaklarmış gibi bakanlar, korkanlar, utananlar, bunlar mı, korkanlar, ben ben, ben, diyenler, bunlar mı ? kuşlar da gitti, giden kuşlarla... -"İnsanlık öldü mü?” dedim. “Yok,” dedi, “ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?” “Nerede kaldı acaba?”

Kürk Mantolu Madonna
10/1021.06.2012

Baskı: Kürk Mantolu Madonna

Onun sessiz sedasız yaşayışı, tahammül edişi, insanların zaaflarına merhametle ve edepsizliklerine eğlenerek bakışı kâfi bir irade değilmiydi? Beraber yürüdüğümüz zamanlar yanımda gidenin bir insan olduğunu bütün kuvvetimle hissetmiyor muydum? Bu sıralarda,insanların birbirlerini aramaları, bulmaları ve birbirlerinin içini seyretmeleri için konuşmanın neden muhakkak surette lazım olmadığını, neden bazı şairlerin boyuna, tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan gidecek birini aradıklarını anladım.

Baskı: Yaz Düşleri Düş Kışları

-öyle şeyler yapıyorlarmış ki, dedi Kadın. altın diritle göğsüne bir altın kafes çiziyorlarmış, tam yüreğinin çevresine. dışarı çıkarken sırtına vuruyorlarmış, yüreğin pat diye düşüyormuş yere. nedeni de hiç belli olmuyormuş.

Olmayalı
10/1021.04.2012

Baskı: Olmayalı

"Ne yapabilirim---". Budur, temelde, kişinin yaşamının anlamı: "Ne yapayım---", "Ne yapmalıyım---" sorusunda temellenir. Çok farklı yanıtları olması gerekir gibi görünen bu soruların, temelde ---kişinin yaşamının anlamında temellenen--- aynı soru olduğunu bilinçlendirince de, tek bir yanıt yetecektir, üçüne de --- yeter ki kişi o tek soruyu sormasını bilsin; tam olan o tek yanıtı da verebilsin. Tek bir soruya tek bir yanıt verebilmektir, temelde, anlamı, yaşamının, kişinin. Kant, sırasıyla ---biribirini gerektiren--- şu soruları sorar:- "Ne bile-bilirim?"[kann] "Ne yapma-lıyım?"[soll] "Ne uma-bilirim?"[darf] "İnsan ne-dir?"[ist] Olmayalı, Oruç Aruoba sf. 80

Paris Sıkıntısı
10/1015.04.2012

Baskı: Paris Sıkıntısı

"sevgili çılgınım akşam yemeğimi veriyordu, ben de yemek odasının açık penceresinden tanrı'nın buharlardan yarattığı oynak mimarilerine, dokunulmazın eşsiz yapılarına bakıyordum. bir yandan bakıyor, bir yandan da söyleniyordum içimden: "bütün bu düşsel nesneler neredeyse güzel sevgilimin gözleri kadar yeşil gözlü, canavarımsı çılgınımın gözleri kadar güzel!" birdenbire zorlu bir yumruk yedim sırtıma, boğuk, tatlı bir ses, isterik, içkiden kısılmış gibi bir ses duydum, canım sevgilimin sesini duydum : - "çorbanı içecek misin, bulut tüccarı enayi dümbeleği?" diyordu." sf.99