Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Dublörün Dilemması
Kitap, çağdaş kültürü içinde barındırdığı ve kelime oyunlarının bolluğundan dolayı kendisini bir çırpıda okutuveriyor. Bence dublörün asıl dilemması, olay akışına hic bir faydası olmadığı halde serpiştirilen gereksiz bilgilerin genel kitlenin üzerinde pek fazla durmayacağı şekilde ustaca yerleştirilmesinin, okuru "ben şimdi iyi bir kitap okudum" ve ya "ben kötü bir kitap okudum" yorumunu yapmada dilemmada hatta muammada birakmasidir. Sonuçta amaca ulaşılmış. Kitabı bitirdiğimde Murat Menteş' e bir şekilde ulaşıp "Canımın içi, böyle romanlar yalnızca filmlerde olur." demek istedim. "E ben yazdim romanlarda da oluyormuş" filan der diye hemen vazgeçtim. Ne me lazım adam kelime cambazı sonuçta.
Baskı: Bambaşka
Öyküleri okurken sanki her cümlede insanın kalbi kırılıyor. Neresinden baksam burkucu bir kitap. burkucu.
Baskı: Aşka Dair
İskender Pala İlahi aşk'ı ve beşeri aşkı divan edebiyatı şairlerinin beyitlerini ve kur'an dan ayetleri açıklayarak anlatmaya çalışmış. Güzel de anlatmış. Kitabın tek eleştirilecek noktası Kur'an da ki ayetlerin aşka göre yorumlanmasıdır. Oysa ki Kur'an her okuyana farklı hakikatler sunan bir mucizedir. Elbette ki aşkı anlatma çabası yaşadığı aşktandır. Ancak Kur'an ı yorumlamanın başka bir bilim dalı olduğuna inanıyorum. İlk sayfa... "Bu sayfanın arkasında yazılanlar gelince, onlar hakiki aşkı tanımak isteyenler içindir. Okursan eğer, belki seni aşkın hakikatine götürmezler ama o yolda daha evvel yürümüş olanların tecrübelerini sana bütün derinliğiyle ve içtenliğiyle anlatırlar." "Tabiatta herhangi bir şey haddini aşınca zıddına dönüşür!"
Baskı: Küçük Aptalın Büyük Dünyası (Pucca Günlük, #1)
Değişik bir hatun. Bayanlardan çok erkeklerin okuması gereken bir kitap. Pucca kendi iç dünyasını tüm mahremiyetiyle ortaya dökerken kadınların evrensel duygularını yakalamış. çok güldüm. iyi ki yazmış.
Baskı: Korkuyu Beklerken
Bunu bize yapma Oğuz ya. Saniye saniye psikoloji tahlili yapıp kendine aşık etme adamı be. bunu yapma işte ya. "Biz buradayız sevgili yazarımız, sen neredesin acaba?"
Baskı: Az
elim ayağım titriyor sayın seyirciler dersem kitabın güzelliğini az da olsa anlatmış olurum belki. "Seni az seviyorum dedi." "Bende daha az dedi." Bir daha da konuşmadılar...
Baskı: Yûsuf ile Züleyha
Züleyha'nın aşkı, Yusuf'un sabrı, Yusuf'un güzelliği, özenle seçilmiş kelimeler, Züleyha'nın Yusuf'a yazdığı hitaptan öteye geçemeyen bir adet mektup.. Bu kitabı hazmetmek için beyne değil, hassas bir yüreğe sahip olmak yeterlidir sanırım. "sevmek en fazla neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir. her aşk o'na çıkar sonunda, o'ndan başkasını sevmek imkansız gibidir. seven neyi sevdiğini bilse de bu böyledir, bilmese de bu böyledir." Nazan bekiroğlu
Baskı: Erken Kaybedenler
bu kitabı okuyan her insan seviyor kardeşim. galiba çocukluğun o saflığı, temizliği ve 'ben yaparım, ben hallederim' gibi deli cesareti tavırlarını çok iyi yansıttığı için sevildi bu sekiz hikaye. öyle hüngür hüngür ağlamayan ama ucundan duygusallığı seven adamların kalplerini titreten bir kitaptır. zaten yazarında dediği gibi; Öne çıktım bağırdım polise; "Göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok. Arkadaşlar zaten yeterince duygusal."
Baskı: Puslu Kıtalar Atlası
ihsan oktay anar okuyucuyu resmen bir peri masalının içine alıyor ve bize hiçliği, kıyameti, acıyı, esrarengizliği, özenle seçildiği belli olan hikayeleriyle mükemmel bir düş dünyasına götürüyor. yazarında dediği gibi "düşünüyoruz öyle ise var değiliz, bizler düşündüğümüz için hepimiz varız." diyerek descartes'e göz kırpması çok hoşuma gitti. gerçekten bitmesin diye yavaş yavaş okudum ancak dil çok güzel olduğu için durduramadık efendim. ayrıca dil üslubu yazarın gerçekten tarihe ve türk diline hakim olduğunu gösteriyor. çok naif kelimelerle karşılaştım. konusu ise "mehdi" ile ilgili deyim başkada sır vermeyim tadı kaçmaması için. :))
Baskı: Milena'ya Mektuplar
Samsa'nın neden bu kadar büyük bir insan olduğu bu kitap okunulduğunda daha iyi anlaşılıyor. gerçek sevgiyi, aşkı , acıyı, yalnızlığı, özlemi, hasreti tatmış bir adam kafka. Yaşamımız diyorum, nasıl olsa bulanık bir su. diyecek kadar yaşamdan tiksinti duymuş ama yine de milena'yı hayat ağacında tutunacak bir dal olarak görmüş. gerçekten başarılı bir yapıt.
Baskı: Muhafız
selman kayabaşı'dan benim dilime pelesenk olan bir sözdür "eyvallah". o yüzden selman abiye can-ı gönülden eyvallah. kitabımı imzaladığı için seviyorumdur belki de. :) yakın tarihsel kurgu seviyorsanız bu adamı okumamakta ne kadar geç kaldığınızı anlayacaksınızdır.
Baskı: Koku
filminde ayrı tat, kitabından ayrı tat alınan eserlerden. patrick suskind bir duyu organının tam manasıyla kullanıldığında olayların nerelere kadar varabileceğini gösterdiği, fantastik yönleri ağır basan ancak gerçek üstü de diyemeceğim bir roman yazmış. kitabı okuduktan sonra koku duyusuna bakış açım değişti işin açığı. her ne kadar bitki ve çeşitli parfüm maddelerinin anlatımı dikkatimi sürekli dağıtsa da sonuna kadar gayet heyecanla okunabiliyor. akıcı dili ve olay örgüsü kafanızın dağılmasına asla izin vermiyor.