Hayata devam
@Hayata devam

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Camdan Kalp
7/1025.02.2013

Baskı: Camdan Kalp

Konu dikkat çekiciydi,çalışan bir erkek -yani o devirde ne demek :p - ve özellikle kadının çalışma hayatına girmesi,kendi adına var olabilmesinin işlenişi iyi bir seçim. Claudia'nın babasından nefret ettim.. bu kadar ezici, bir insanın kişiliğini yok etmeye odaklanmış olmasını aklım almıyor ama maalesef böyle insanlar halen var :/ Yazarın 2. bir kitabı çıkar mı, çıkarsa okur muyum bilemiyorum ama şu haliyle bana çok cazip gelmeyen anlatımdan mı, konuya karşı kurgunun yetersizliğinden mi kaynaklı bilemiyorum...bir şeyler eksikti uzun süre adapte olamadım atlaya atlaya okudum :/

Baskı: Aşk Ateşi (Chinooks Hokey Takımı #6)

Hokeyciler serisinin içinde en duygusalı (hatırladığım kadarı ile) bu kitap olsa gerek ...Autumm,Sam'in burnunu sürtsün, inim inim inletsin diye çok bekledim... yetmez ama evet buna da kabulum ! Direkt ve planlı olarak değil kendini koruma altına aldığı için yaptı aslında daha etkili oldu ;) Çeviri berbattı!! Kim ne diyor, kim kiminle konuşuyor,bunlar hangi konudan girip nerden çıkıyor bu kadar belirsiz çorba yapılmış cümlelere rağmen kitabı beğendimya kendime şaşıyorum :o

Savaşçı
10/1019.02.2013

Baskı: Savaşçı

Duygulara yoğun şekilde hitap eden yer yer hoş diyaloglar ile güldüren,kişilerin içsel savaşlarını okudukça hüzünlendiren, karakterlerinin oluşumu farklı bir kitaptı.. Kişinin özünde ne varsa başına her ne gelirse gelsin her daim yüzeye çıktığını bilmek,inanmak lazım.Eskiden mükemmel,efsanevi,güçsüzün yanında,prensipli bir lider olan savaşçının sonrasında başına gelen ağır yaralanmalar,suçlu hissettiği kayıplar sonucunda güçten düşmesi,sakat kalması,bunlarla baş edemeyip ağrılarını ve yaşadığı acıları unutmak için kendini içkiye vermesi ta ki yeniden bir amaç bulana kadar.. Diğer tarafta korunmak adına savaşmayı hiç bir şey bilmeyen, hep barış içinde yaşamış,korunmayı başkalarından bekleyen safça,rehavet içinde yaşamış zanaatkar ve sanatçılardan oluşmuş bir klan,günün birinde aldatılılarak saldırıya uğramaları,güç timsali kılıç için klan liderinin öldürülmesi ve sonucunda kızının klanı için her şeyi göze alması... Biz okurken,roman kahramanı olduğunu bildiğimiz kişinin para karşılığı bir şey yapacağına inanmak istemeyiz..oysa kurulan hikayede Klan liderinin kızının karşılaştıklarına,düşüncesinin yönlenmesine empatik yaklaşırsak onun savaşçıya inanmasını güvenmesini beklemek hayalcilik olur nitekim ilerleyen safhalarda duygusal manada birbirlerine yaklaştıkça içine girdiği ikilem kalbini susturmasını iyi anlamak gerekir... Ariella'nın beklentileri,hayal kırıklıkları,vazgeçişleri,MacFane'nin acıları,acizliği,vicdani sorumlulukları,mücadelesi -Ariella'nın onun yetersiz olduğunu düşündüğü söylediği,kendini kabullendiği yerlerde çok içim sızladı- sonunun elbette ki mutlu bağlanmasını okumanın farklı bir güzelliği vardı. Yazarın anlatım dilini,kurgusunu,oluşturduğu karakterlerini sevdim.Çeviride güzeldi ama sonlara doğru azda olsa göze çarpan hatalar yok değildi.Umarım aynı tatda başka romanlarını da okuma şansımız olur..

Takip
8/1017.02.2013

Baskı: Takip

Konuyu anlatmak istemiyorum zaten anlatabileceğim her cümle kitabın arka kapağında mevcut.Güzel bir maceraydı ama yinede eksikliğini hissettiğim bir şeyler oldu...Belki ana karakterimiz Jessica'nın ilk tanımlanışı -kendi iç sesi ile - aklımda bir şablon oluşturdu... Bir türlü - ilerleyen sayfalarda oldukça meziyetli ve sağlam bir yapısı olduğunun altı çizilmesine rağmen- dengeleyemedim :/ Çeviri fena değildi çok sorun yoktu, fakat yazardan kaynaklı hemen hemen her sayfada ''yakışıklı ajan'' tanımlamasını okumaktan rahatsız oldum...Artık isimlerin kullanılmaya başlanabileceği samimiyetin ilerlediği yerlerde bile bu tanımlama çok sırıtıyordu ;) Ör;Arabada bomba patlıyor ve şöyle bi cümle okuyoruz; ''Lanet olsun.'' Ryan,onun bakışlarını takip etti.Yakışılı ajan tam eğimden aşağı inmek üzereyken,Jess hala yol seviyesinde yangına (B.E.S notu;yangının olması gerekirdi) ısısını sırtında hissedecek kadar yakın bir yerde duruyordu. Yani ne diyebilirim, o kadar çok örnek var ki konsantrasyonumu bozdu iş maceradan çıktı Jess'in etkilendiği ajan formundan kurtulamadı :/ Tamam severim duygusal yakınlaşmaları ama burada resmen aptal aşık moduna taşınmış gibi hissettirdi ve beni çok rahatsız etti...

Baskı: Dalgalar Hep Aşk Getirse

Bu yazara bağımlı olacağım orası kesin!!!Yazarın en sonda yazdığı teşekkür bölümünde bile onun esprili kişiliği kendini belli ediyor :) Tek sorun maalesef kapak çok çok alakasız ve iticiydi, daha sempatik bir seçim yapılabilirdi... Nasıl güzel oturtulmuş zekice yazılmış diyaloglar bayıldım Esprili diyaloglar yazmak kesinlikle zeka işidir kolayına formüle edilemez ... Konu çok farklı, karakterler değişik birbirinden uçuk kaçık ana karakterlerden ayrıca Juli'nin annesi,sonlarda ki şiir analizi sohbeti yapan Korsan Malcolm ve kardeşleri çok sevimlilerdi ;)

Bedel (Scotland #2)
9/1009.02.2013

Baskı: Bedel (Scotland #2)

Serinin ilk kitabı Gurur'un ardından -ikinci kitap çıksa diye beklemeden -okumak çok iyiydi ;) Tam kıvamında -art ardına süründürmeden- 2 kitapta bitmesine çoook sevindim :)) İlk kitaptaki tarihsel anlatımlar bu kitapta daha ayrıntılı çok detaylı (eminim çok sıkılanlar sırf bu yüzden sevemediler kitabı ..) verilmiş, bu kadar detaylı anlatımdan anladığım kadarı ile yazar (ki en arkada yazar notunda kendisi de yazmış..) tamamen gerçek olaylar hakkında edindiği bilgiler üzerine roman karakterleri yaratarak kurgusunu yapmış.Bazı savaş detayları olmadan kurgu karakterlerin yaşadıklarını anlamak onların duygularını hissetmek pek de mümkün olmazdı ...Tamam kabul ediyorum stratejik planlar ve bunu planlayanlar cidden sıkıcıydı :P Çeviri genel olarak iyiydi lakin o detaylı savaş,tarihsel olayların anlatımında arada çeviride bozukluklar karışıklıklar vardı... sanırım tarihsel detaylar yüzünden çevirmen arada gözden kaçırırım sanmış ama -iş bu yüzden-yinede inatla okumaya devam ettim ;)Çeviri ilk kitapta ''Gurur''da daha iyiydi. Bunda galiba okuyanların fazla umursamayacağını,sıkıldığı için atlayacağı kısımlar olarak düşünmüş ve baştan savmış :/ Catherine,Alex,Aluinn,Deidre,Damien,Struan tüm karakterler çok iyi işlenmiş sonunda hepsinin hayatta kalması mucize olurdu... Aşkı gerçekten çok iyi anlatmış aşktan öte birbirlerinin ruhu hayatı olmalarını okumak, onlara bir şey olmaz diye düşünürken yaşadıkları büyük zorluklar,ayrı düşmeleri çok acıtıcıydı bazı yerleri diken üstünde okudum.Lauren'in Hamilton ile nasıl bir entrika çevirecekleri Catherine ve Alex'in ne kadar zarar görecekleri,bir İngiliz Teğmenin Catherine tecavüz etmeye çalıştığı zaman,İnverness'te ki savaş sonunda yaralı ve ölülerin arasında bulundukları zaman... Charles Edward Stuart'a sinir oldum o kadar insanı böylesi yoksunlukla sırf onurları ve sadakatlerini kullanarak savaşa yönlendirmesi kabul edilemez velevki savaşa başladın kendinden olan,başarısı takdir edilmiş general varken işi bilmeyen birilerini dinlemesi,öncelikle kendini düşünmesi kabul edilemezdi...

Baskı: Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar

Aaaa değerlendirme yapmamış mıyım ??? Küçük Yalanlar Yüksek Topuklardan sonra yeniden(3,5 yıl sonra) okudum yine büyük keyif aldım :)))

Baskı: Küçük Yalanlar Yüksek Topuklar

14 yıllık evlilik yaşamı beklemediği bir anda alt üst olan,kocası tarafından hiç bir açıklama olmadan terk edilen evi satılan orta yaşa gelmiş bir kadın Darcy...Bütün yaşamı boyunca annesi tarafından en güzel, en dikkat çekici olmaya alıştırılmış bu sayede çalışmadan zengin biri ile yapılacak evliliğe itelenmiş,süslenmek ve gezmekten başka bir şey bilmeyen Darcy'nin yıkımı ve küllerinden yeniden doğuşunu okumak onun bu süreçte yaşadıkları az buz değildi... Aslında bu süreç John'un da varlığı Darcy'nin baş eğmez kişiliği,sivri dili,sağlam duruşu sayesinde esprili geçiyor ama cidden büyük bir sınav o ikilemin arasında çıkmak çok çok zor!! Bir tarafta eski kocasından da zengin Jeremy ( terk eden kocasının zimmetine para geçirdiği şirketin sahibi ) ve onun yakınlaşma çabaları, diğer tarafta eski polis John, şimdinin haciz bürosu sahibi... John'un Darcy'i kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak için sınırlarını zorlaması,Darcy'nin gayreti -aklının çelinmesi oldukça muhtemel- ile yeni oluştuğu insana dönüşümünü okurken takdir etmemek mümkün değil! Sonlara yakın bir yerde Darcy'nin köpeğinin varlığını öğrenen ev sahibinin köpek için depozit istemesi ve bu para olmadığı için Darcy'nin John'dan borç istediğinde '' Bunun iyi fikir olduğunu sanmıyorum''demesi ve akabinde evinin bulunduğu yerde yangın sonucu evsiz kaldığında ''İşler sandığın kadar kötü değil.Durumu gözden geçirir ve yeniden ayaklarının üzerinde durmanı sağlayacak bir plan yaparız.Merak etme,her şey düzelir'' dediğinde tepem atmadı değil :/ Orada en azından ''ben sana bu süreçte destek olurum'' demesini bekledim... Yazarı anlatım dilini seviyorum, çok daha önceden ''Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar'' 2009 'da çıktığında okumuş ve çok sevmiştim :) Aradan uzun süre geçmiş ilk okuduğum kitabı aslında bu serinin 2. kitabı olduğuna göre yeniden dönüp okumak keyif verecektir :)

Cesaretin Var mı?
10/1029.01.2013

Baskı: Cesaretin Var mı?

Yeni tanıştığımız yazarın anlatımını ,karakterlerini işleyişini sevdim :) Çeviri çok güzeldi.

Baskı: Demir Gül (Pirate Wolf, #2)

Çeviri berbat!!!Priz deliklerine benzeyen göz tanımlaması Penye,tişört ve füze gibi çağ atlamış kelimeler Karman çorman,algı ötesi cümleler :/ Simon Dante'nin Dük'e İspanyol kalyonlarına yapacakları baskını anlattığı yerden hiç bir şey anlamadım işte sonuçta arkadan saldırıp şaşırtacaklardı amma da askeri stratejik anlatım yapmış öyle ! Gelelim Juliet'e...Normal şehir kurallarının,baskılarının olmadığı bir ortamda büyümüş yetişmiş,erkek egemenliğinde ki bir sektörde ( :p) bileğinin hakkıyla kazanmış bundan dolayı tam bir erkek Fatma olmuş Ne dilinin ne davranışlarının ayarı var...bunu yaşamının doğası gereği kabul edebilirim de yazar fazla abartmış yani :/ Sonunu ( denizdeki çarpışmaları,Simon'un herkese çatışı,Varian'ın Juliet'in bakımı esnasında gösterdiği hassasiyeti,kardeşlerin Jonas'ın lafbazlığı,Beau'nun aldırmazlığı ) sevdim yinede o sahneleri tahayyül etmektense izlemek daha keyifli olurdu diye düşünüyorum ;) Kapaktaki elbiseli kadın kimdi acaba ? :o :p

Beklediğim Sendin
8/1025.01.2013

Baskı: Beklediğim Sendin

Amor Towles'in ilk romanı,geçmişine eğitimine baktığımızda oldukça donanımlı olduğunu görüyoruz.Çok araştırmış teşekkür kısmından anlaşılacağı üzere büyükbabaannesinin oldukça katkısı olduğunu düşündürtüyor New Yorklular için tam bir nostaljik süreç,Walker Evans isimli fotoğraf sanatçısının 1938-39 yıllarında, paltosunun içinde gizli bir kamera ile (google ve wikipedia dan araştırdım ) New York metrosunda ilk fotoğraflarını çektiği 1966 da Modern Sanatlar Müzesinde sergisi ile başlayan bir hikaye... Anlatıcı karakter bir kadın adı Kate Kontent,yazarın anlatımı tasvirleri,detayları çok güzel fakat duygu eksikliği hissettiriyor..Kadın karakterin sürekli iç dünyasının betimlemeli düşünceleri,analizleri var gayret edilmiş ama çok teorikikitabi kalmış...Bunun sebebinin, erkek yazar olmasından dolayı kadın karakteri yeteri kadar içselleştirmediğini düşünüyorum. Detayları severim ama bazı yerlerde aşırı derecede boğdu shf.139-140 hipodrom tipleri,shf.238 atış talimi sanırım bunlar yazarın hobileri İlk duygu hissettiğim yer ''evet şimdiden sonra açılacak herhalde''dediğim yer shf.261 Ama olmadı ...Ta ki shf.370 de umudum yeniden yeşerdi fakat kısa sürdü :/ Bunlara rağmen konu,dönem seçimi çok farklıydı beklentiyle,olaylar nasıl gelişecek diye merakla okudum çeviriyi çok beğendim! Zira yazarın ciddi anlamda uzun ve komplike cümleleri var .. En sevdiğim karakterler Wallace ve Dicky oldu :) Ek olarak (madem karakterler mevzusuna girdim..) Eve'i sevemedim,Kate ne kadar sevse de bana çok itici geldi. Tinker hem sevdim hem de çok üzüldüm Anne Grandyn dinamo gibi bir kadın mesafeli yaklaşmak gerek Kitabın adı ''Beklediğim Sendin'' beklediği kimdi?? Tinker mi?? Yoksa Val'mı eğer Val ise yazarın kitabın adına yakışır şekilde Val-Kate beraberliğini de en azından 15- 20 sayfa işlemesini beklerdim...

Balayı
10/1018.01.2013

Baskı: Balayı

Uzun süre etkisinde kalacağım ve asla unutulmayacaklar arasına giren, ezber bozan bambaşka bir hikaye okudum ...Genelde sonda yazdığımı bu sefer başa yazayım çeviri mükemmeldi!! Yazarı zaten çok severim ama bu hikayesi çok bambaşkaydı daha dramatik,duygu sağnağı yaşatan yıllar içerisinde romanın kahramanlarının geçirdikleri evreler ile yüreğim ağladı,güldü, korktu ve anladı... Toparlaması çok zor halen içim acıyor...Normalde ben kitabın konusuna ve özetine pek girmem ama yorumu yazabilmem için konulara değinmem gerekecek.Bundan sonrası spolier içerir DİKKAT!! 6 yaşında annesiz kalan babasını hiç tanımamış,bakılması için aciz teyzesine verilmiş küçücük bir yavrucak,annesini özlediği ölümü kabullenemediği için çığlık çığlığa ağlayan çocuğu hız trenine bindiren sadist enişte :/ Honey 16 yaşında ,hız treni tehlike arz ettiği için kapatılmış olan lunaparkın yıllardır işletmesini sağlayan,teyzesinin bile bakımını üzerine alan, hayata karşı kendini kabuğa almış, bıçkınlaşmış, sevgiye muhtaç, aileye hasret, ait olmaya aç bir genç kız. Kendisini güzel bulmadığı için güzel kuzeninin sayesinde (mali çıkış yolu bulmak) oyuncu seçmelerine gidebilmesi için kasabanın güzellik yarışmasında antrenörlük yapar(güzel seçilmiş olsa bile bazı aksilikler çıkar)bir yolunu bulur ve giderler.. L.A da beklenmedik çekilde Honey oyuncu kadrosuna alınır.Vee her şey başlar yaşının küçüklüğü,ona yol gösterecek birilerinin olmaması ve her daim sevgiye olan açlığı bütün olayların temel taşlarını oluşturur. Onun sırtından asalak gibi yaşayan ailesi,kendinden yaşça (yaklaşık 23 yaş) oldukça büyük eski alkolik,mali sorunlar yaşayan 3 kere evlenmiş boşanmış Dash ile kurmaya çalıştığı yakınlaşma çabaları.. Görür görmez vurulduğu bir türlü kendinin farkına varmayan,kendinden hiç hoşnut olmayan, kardeşinin ölümünden kendini sorumlu tutan içe kapanık kalp kırıcı Eric... Honey sinir olsada, onu anlayan hep yardımcı olmak isteyen Dash'ın eski sevgilisi Liz... Sevgiye ve alakaya o kadar muhtaç ki kimse sarılmadığı için kendi kendini kucaklayan yalnızlığı had safhada fakat bunu kaldırabilecek yaşta değil :/Dizi setinde kendini kabul ettirmek için yapmadığı kalmaz, ünlü ve vazgeçilmez oldukça,kendini ifade edecek birileri olmadığından agresifleşir yaptığının yanlış olduğunu bilsede gururundan ödün vermez.. Honey kendisini çirkin,despot,çok kusurlu biri olarak görüyor...Sevilmek şöyle dursun kimsenin kendeinden hoşlanacağına bile inancı yok :( Eric'e olan aşkının onun tarafından püskürtülmesini Honey'in yıkımını gören Dash kıza yakın davranmaya başlar. Honey bu kadar ilgiden bile havalara uçmaktadır. Eric ilgi gösterdiği (takdir etmediği bir aktörün kızı) beraber olduğu kız hamile kaldığı için evlenir. Yıllar geçer (Honey 20 yaşına gelir) Dash'ın ilk evliliğinden olan oğlunun düğünü için Honey'i de davet eder bu arada Honey'in Dash için duyguları değişmektedir onu kıskanmaya başlar,kendisinin farkına varmasını ister.Dash'da Honey'den etkilenmekte fakat kendiyle (kızın yaşının küçük olması sebebi ile) savaş vermektedir bu savaştan ya içki galip gelmiş olacak yada Honey'e kendini kaptıracak.Honey'inde sevgisinin gücü ile zorlaması onu provake etmesi sonucunda beraber olurlar ertesi gün evlenirler... Ara not:23 yaş bir çok kişi için itici gelebilir ama kitabın karakterlerini kat ettikleri yolları,duyguları okuyunca ve evliliklerinin geçirdiği süreci görünce bana hiç de itici gelmedi...Koruyan kollayan,şefkatli gerçek bir aşktı!! 5 yıllık evlilikleri (dizi yayından kaldırılır,Honey işsizdir okula devam eder,Dash 2. sınıf filmlerde rol alır) her şeye rağmen aşkla saygı ve sevgi ile sürmektedir...Ta ki Dash bir esrarkeş tarafından vurulana kadar :( Honey yıkılır kendini toparlayamaz vakti zamanında kendinden nefret eden Dash'ın kızı bile özür diler ve ilk eşi onun sevgisinin ilk 3 eşinin veremediği bir sevgi olduğunu, Dash'ın da hayatın en mutlu günlerini onunla yaşadığını söyler...ama Honey için artık bir çıkış yoktur kendinden vaz geçecekken aklına eski dediğim dedik,bıçkın hayatı sıkı sıkıya tutan savaşan çocukluğu gelir onu bulmak için yeniden Lunapark alanına döner.. Bu arada Eric boşanmıştır ikiz kızları vardır birisi down sendromlu...Eşi psikolojik sorunludur Eric'in kızlarına cinsel taciz uyguladığına inanır ve onları babalarından ayırır Eric'in hayatının manası olan kızlarından uzak kalması onu yıkar 6 haftalık tatil döneminde uzaklaşmak ister ve Honey ile yeniden yolları kesişir...

Baskı: Öpüşünde Saklı (Bridgerton, #7)

JQ seni, kurguladığın karakterleri,diyaloglarının zeki akıcılığını,duygusallığını seviyorum :) O ne güzel kitaptı ? Bir solukta okudum her haliyle mükemmeldi! 3lü kahkaha bombardımanına tutuldum her biri birbirinden çetin ceviz altta kalan yoktu ;)

Rus Kışı
9/1015.01.2013

Baskı: Rus Kışı

''Bu roman hayal ürünüdür ''diyen yazarının, belgelerden okuduklarından,birikimlerinden kurguladıkları,yarattığı karakterleri anlatım dili ile mükemmeldi! İlk başlarda oldukça sakin hatta durağanken ( bu arada okuyucuyu avucuna alıyormuş )sonrasında elinizden bırakamaz duruma geliyorsunuz. Kreşendo gibiydi...Yavaş yavaş yükselen heyecan,hızlanan sayfa çevirme hızı merak tüm kitap boyunca sizi etkisi altına alıyor. Rusya'nın 2. dünya savaşı sonrasında,Nina'nın hayatı merkezli,arkadaşlıkları,aşık olduğu kocası,her şeyi olan kendini adadığı işi bale. Baskın bir yönetimin,doktirinlerin,yoksunlukların,kabullenişlerin,pamuk ipliğine bağlı güven duygusu,herkesin tedirgin diken üstünde olduğu bir yaşam ve sonuçta çok büyük bir yanlış anlama ( işte tam burada hikayenin gerçek olmadığına çok sevindim!! ) belkide kader döngüsü böyle olmalıydı geleceğe iyi bir şeyler aktarılabilmesi için... Geçmişle günümüz arasındaki anlatım dengesi çok iyiydi ,gizemli geçmişe dair anlatılanları okurken günümüze dönüşü rahat bir soluk aldırtıyordu Grigori'nin akademik kişiliği, geçmişine dair sorular,arayıp bulamadığı cevaplar,Drew'in hayatına girişi, umutlar... Kitabı çok çok sevdim çeviri 10 puandı, kesinlikle okunmasını tavsiye ederim! Şu sözü çok sevdim ''Hırsızlar,fahişeler ve İç İşleri Komiserliği geceleri çalışır'' Robert C.Tucker

Numaran Bende Var
10/1009.01.2013

Baskı: Numaran Bende Var

Ahh çoook güzeldi :))) Çok güldüm o kadar hızlı yutarcasına okudum ki -arada frene basmalıydım- sonra ''niye kitabı bu kadar erken bitirdim '' diye kendime kızacağımı biliyordum ;) Tanımadığı biri ile yüz yüze olmamanın verdiği rahatlıkla yazılan kısa mesajlar,sonrasında gerçeklikte tutuklaşma... Olduğu gibi olduğunu sanan bir bakıma kendilerine savunma mekanizması kuran 2 karakter ;) Nasıl güzel anlatılmış heyecanları, şapşallıkları ,kırılganlıklarını da o kadar güzel aktarmış ki!! Sophie 'yi çok özlemişim :)

Baskı: Gabriel'in Cehennemi (Gabriel's Inferno #1)

Her ne kadar ilk başlarda Gabriel'in tavır ve tutumlarını hödüklük olarak nitelendirsem de hemde bir yanım onun acılardan yoğrulmuş zor bir geçmişten geldiğini öğrenince... Son zamanlarda okuduğum en hassas aşık Gabriel - okuduğumuz bazı kitaplarda hemen atlamalar, çabuk yaşanan cinsellik o kadar aşinalaştı ki! :/ - sevgilinin çok değerli olduğunu hissettirilmesi yazarın bunu aktarmasını çok beğendim :) Bu kitap için tek eleştirim ''Grinin Elli Tonu ''kitabının adının kapakta olması,arka kapakta Books and Rewies'tan Jesscica Durham'ın '' Grinin Elli Tonu'nun yazarı rekabete hazırlan!!'' demesi yine o kitabın adının anılması çok yersiz ve gereksizmiş

Baskı: Gabriel Arafta (Gabriel's Inferno #2)

2 kitabı da art arda (3 -8 Ocak arası) okudum,duygu yüklemesinden kurtulmak zor olacak.. Yazarın anlatım dilini çok beğendim okurken (her 2 kitabı da..) akıcı geldi bana ki yaklaşık 1000 sayfayı bitirene kadar elimden bırakmak istemedim.Tek zorlandığım bahsi geçen edebi eserlere aşina olmamam, üstelik bu kitaplardaki detaylar için aşırı üst bilgi gerekiyordu Yazar sağ olsun okuyucuya destek vermiş neyin ne olduğunu açıklamış ama alıntı yapılan pasajların felsefesini anlamak konuya daha hakim olmak iyi olurdu İlk kitapta ilk başlarda Gabriel'in odunluğundan sinir olmuştum ( yaşadıkları göz önüne alınınca zaman içinde tolere ediliyor..) ama sonra gelişimi hele bu 2. kitapta tamamen kendini bulması değişimi,geçmişi ile hesaplaşması,kendini açması ve bu sayede daha da kırılganlaşması onu daha çok sevdirdi Gabriel ile Julia'nın ayrı geçirdikleri süreçteki yaşananların onlar üzerinde ki etkisi Julia'nın da değişimi kendine olan inancının filizlenmesi ve olgunlaşması onu daha güçlü kıldı.. Cinsellik konusunda -sadece kelimelerle ima edilen- asla detaya girmemiş olması ve malum furyaya kendini kaptırmaması yazarın başarısı diyorum. Gerek karakterlerin gerekse konunun ana temeli -her ne kadar gençliklerinin yaşanmışlıklarından olsa da- yetişkinlere hitap eden bir roman diye düşünüyorum..

Baskı: Aşk Yeniden (Virgin River, #1)

O nasıl güzel anlatım nasıl güzel hikayeydi!! Mel kasabaya ilk geldiğinde (gelebildiğinde!) her şeyi farklı lanse etmiş olan Hope ardından aksi Dr. diyaloglar süperdi ;) Jack ile tanışması arkadaşça (Jack her ne kadar göz koymuş olsa da ;) ) başlayan Jack'in haysiyetli tavırları,tamamen verici sevecen yapısı,itina ile filizlenen aşk :) Kasaba dostlukları,pembe dizi yorumları :p ,kardeşlerin tutkunluğu,arkadaşlıkların sağlamlığı harika anlatılmış büyük bir keyifle okudum :) Bir şeyden rahatsız oldum...14 yaşındaki kızın tavırları üstüne üstlük 16lık Ricky ile olan cinselliği hiç olmasaymış keşke böyle şeylere hiç değinilmeseymiş dedim :/

Baskı: Gizemli Aşık (Rogues of Regent Street, #4)

Yaklaşık ilk 300 sayfada resmen içim şişti O yüzden acilen bu kitabı bugün bitirmeliyim diye kendimi okumaya verdim ve nihayetinde bitti beni Sophie'nin ablası Ann abisi Jullian ve eşi Claudia -sosyete ne der kısmet bulmuş bunuyorsun havasındalardı ya- delirttiler :/ Sophie'ninda onların istekleri doğrultusunda sesini çıkarmaması pasif kalışı beni çileden çıkardı :/ Sonrasında kitap açıldı Lord Hamilton ve Honoria'nın peşine düştükleri andan itibaren kitaba ruh geldi kitap sonrasında zorlama ile değil sonu nasıl olacak diye merakla aktı gitti :) Caleb'in aşkını anlatışına hayran oldum ! Aşklarının cidden her türlü olumsuz şartlara ve düşüncelere rağmen dayanabilmesi Sophie'nin köprüleri yıkışı ,abisine yazdığı mektup ile özgürleşmesi...Düğünleri için tüm ailesinin taşraya gelmesi onların yaklaşımları işte aile budur dedirtti :) Cinselliğin abartılı olmaması ayrıca memnun ediciydi ! Hele o son!! Evliliklerinin 50 yıllık sürecinin özeti ve ilk defa bir romanda birinin ölümü ile final :/ Yaşam bu olacak elbette onların adına 50 yılı dolu dolu yaşamaları çocuklarını büyütebilmeleri bir başka mutlu sondu ama tam son oldu .. Sevdiğini ölümünden sonra izlerken onun yanına yatıp kendi hayatından vazgeçmeyi ve onunla birlikte gitmeyi düşündü..Fakat dışarıdan gelen ses onu geri çağırınca oğullarının varlığı gidişini erteledi ve arkadaşlarımın alıntıladığı gibi; Eğilip son bir kez dudaklarından öptü."Çok yakında,aşkım,"diye fısıldadı."Beni gölün yanında bekle.Çok yakında geleceğim." Ağladım be :'( Ve kitabın ilk baştaki şişirmesi balon gibi söndü...

Baskı: Sırlar Aşka Engel Mi? (Writers, #3)

Rachel Gibson'u ilk tanıdığım kitabı, bu seriden ilk çıkan (ama ilk hikaye değilmiş..) ''İçinde Aşk Saklı'' çok sevmiştim ve yazarın çıkacak bütün kitaplarına abone olmuştum ;) Yukarıda ki yorumları okudum hemfikiriz üzerine yazacak bir kaç şey ekleyebilirim... Belki ilk defa bu kadar detaylı yazdığı bir romanı okudum..Yapılan en ufak işi bile cümleleştirmiş şöyle ki;Colanın kapağını açtı bir kaç yudum içti colanın kapağını yeniden kapadı..veya banyo aşamalarında(tabi banyo losyonu sevmesi aşırı derecede düşkün olması ayrı ;) ) adım adım cümleleşmişti...Tabi hal böyle olunca okuduğum her cümlenin biz sonraki durumlara yansıması,etkisi olacak mı diye bekledim ;) Bu beklentilerimi doğrulayan Maddie'nin kasabada her gördüğü kadının saçları konusunda yorumsal düşünüşü ve hatta bunu diğer arkadaşlarına ''kasabada ki kadınların yarısının saçlarının berbat diğerlerininkinin çok iyi''demesini sonrada anladım ;) RG 'in karakterleri oldukça cesurdur ama burada Maddie dahada aşmış çok kendinden emin -bir tür savunma mekanizması olduğunu düşündüğüm- yaklaşımlar aşık olduktan sonra yıkımı daha ağır oldu :/ Kendi kimliğini açıklamada gecikmesine -niye olduğunu biz aslında anlıyoruz- karşın diğer her şeyde son derece dürüst ve açık olması (kimi zaman iç acıtıcı kimi zaman komik ) onu oluşturan yoksunluğa yaptığı mesleğin etkisi çok büyüktü... Hele ki en sonda Mick'e kitabı vermeye gittiğinde yaptığı veda konuşması bu ayrılık acısını nasıl kabulleneceğini ne kadar acı çekeceğini ortaya koyuşu beni de çok etkiledi.. Yani duygu aktarımı çok iyiydi ! Arzu'nun da belirttiği gibi Nick Allegrezza ve eşi Delaneyi görünce -aklımdan tamamen çıkmış İlişki Durumu Karmaşık :o - çok yakışıklı ve eşine acaip aşık bakan erkek olarak tanımlanınca bir an düşünmüştüm okuduk mu acaba diye ama yazarlar serisini düşününce bulamadın seri dışı kitabı da o an aklıma gelmedi ta ki Delaney'in ikizleri doğduktan sonra iş başı yapacağı zamanı söylerken ''iyi bir kesime ihtiyacın varsa beklerim'' demesi, kuaför salonundan bahsedilene kadar... işte o an ışık yandı bende :P Çeviri oldukça iyiydi Mick dayı en sonlarda Mick amcaya döndü (neyssse :p )

Baskı: Gitmene Asla İzin Vermeyeceğim

Çok beğendim :) İlk başlarda -bir kaç sayfa- nedense konuya adapte olamadım çok sürmedi sonrasında merakla aktı gitti ;) Chelsea'nin karakterini, başına gelenler ile mücadele edebilme azmini çok beğendim. Antony'nin onun tavırları,kişiliği karşısında çarpılması -ne kadar yanlış sonuca varsa da-vazgeçememesi,sosyal konumundan beklenenler ile duygularının arasında kalışı...Çaresizliği,kaybetme korkusu,Chelsea'nin iyi olması için çabası kızı ne kadar çok sevdiğini daha inanılır kılıyordu. Olayların örgüsü,kurgusu güzeldi :) Chelsea'nin ihanet olarak algıladığı kendi başına olduğunu düşündüğü ve bu doğrultuda uygulamalara geçişi onun yalnızlığı,vazgeçişleri çok içime dokundu :/ Toprak sahibi baş belası adamın saplantısı,sapıklığı,caniliği tüyler ürperticiydi ! Duygusallığın olduğu kadar sempatik diyaloglarında iç içe geçtiği güzel bir romandı :)

Ölümüne Sev Beni
10/1018.12.2012

Baskı: Ölümüne Sev Beni

Çok beğendim !! Lucy ve Sean ana karakterleri ve kalabalık kardeş kadrosu çok dikkatimi çekti sırasıyla okuyacağız diye düşünürken meğerse onların hikayeleri daha önce yurt dışında çıkmış...Biz Lucy Kincaid serisini okuyacak gibiyiz. Lucy'nin Psikiyatrist abi Dillon Kincaid - FBI ajanı Kate Donovan'ın ana karakter oldukları ve Lucy'nin kaçırılma ve tecavüzünün konu olduğu ''FEAR NO EVIL'' Mart 2007 Paralı asker abisi Jack Kincaid'in''SUDDEN DEATH''Mart 2009 Sean'ın abisi Duke Rogan'ın hikayesi ''CUTTING EDGE''Temmuz 2009 Ve diğerleri.. Birbirleri ile kesişen taciz,kaçırılma üzerine yazan bir yazarla tanıştım bana Criminal Minds dizisini anımsattı profil uzmanları FBI araştırmaları seri katiller ..Konuyu işleyişini çok sevdim ama çok da tedirgin rahatsız olurum en nefret ettiğim suçlu profili çocukları taciz edenler,tecavüzcüler.. Yazarın anlatımını çeviriyi çok beğendim. Lucy karakterini ortaya çıkarışı yaşadığı kaçırılma ve tecavüz,kardeşlerinin hayatının tehlike altında olması sonucu adam - psikopat manyağı - öldürme olayından sonra hayata tutunuşu cesaretini,azmini anlatmaya çalışmasını çok beğendim.. Bütün kitaplarında benzer konular var gibi yani cinsel suçlar. Cinsel istismara ,tecavüze uğramış olanların kendilerini bir tür suçlu gibi gördükleri bilinmekte ve hayata küsmekteler :/ ''Niçin Ben'' diye sorarken kendilerini yargıladıkları durumdan çıkarmak için, böylesi sağlam (kendini tanıyan,eksisini de artısını da bilen) roman karakterlerinin yaratılması kahraman boyutuna taşıyor başarı hikayeleri,sağlam kişilikler rol model oluyor.. Bu kadar travmatik olaylar yaşamış bir karakterin hayata tutunuşunda elbette ona neşe katacak ödül olacak bir aşka da ihtiyacı var o da burada Sean... içtenliği,esprili gerçekçi yaklaşımı çok güzel aktarılmıştı :)

Beni Uzaklarda Arama
9/1013.12.2012

Baskı: Beni Uzaklarda Arama

Çok eğlenceli bir hikayeydi :) Kitabı ilk okumaya başladığımda şöyle yazmıştım...''Ahh ama birde doğru düzgün bir çeviri olsaymış :/ Sanki karakterler iç seslerinde yada diyaloglarında birden rüyadaymışçasına yada demans olmuş gibi ''dan'' diye alakasız bir cümle!! Nereye bağlayacağımı bilemedim :/ Umarım ilerleyen sayfalarda bu sorunla karşılaşmam .. 141 sayfa oldu,çevirmen karar vermemiş sanırım, kızın gözlerinin rengi masmaviden,en sıcak kahverengiye bir kaç kere gitti geldi :O Yani eğer gözlerin ifadelerine dair bir şey yazılıyorsa renginden bahsedilince dikkat çekiyor yoksa gözünün renginin ne önemi var:p'' demişim... Neyse sonradan ya alıştım galiba nelere alışmadık ki:o!Sonuna kadar göz rengi mevzusu gizemini korudu :p Kitabın adı When Harry met Molly yani When Harry met Sally (Harry Sally ile Tanışınca) filminde olduğu gibi ... Oysa onlar eskiden tanışıyorlardı çocukluklarından beri birbirlerine gıcıklardı ;)) Nefrete yakın gıcıklıktan doğan didişmeli bir aşk hele sonu evlere şenlik bir balo ile her şey bir arada çözüldü şok şok şok skandal!! Velhasılı keyifliydi :D

Baskı: Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir

Aksiyon,suç örgütleri,mücadele,esprili karakterler ve aşk :) Aradığım her şey bir arada daha ne diyebilirim ki? Takım ruhu,kardeşçesine birbirlerine bağlılıkları,sert adamlar, samimi sevecen, dobra dostluklar :)) Jenna ise ilk başta vazgeçen modundan ailesinin desteği ile sıyrılıp tekrar sahaya ve özüne dönmesi,olaylar ve diyaloglarda esprili zekice analizleri,Gabe'e yaklaşımları çok güzeldi :) Cindy Gerard'ı Sınırı Aşacaksın ile tanımıştım kitaplarının devamını okumayı çok beklemiştim Nemesis'in yazarın yeni kitaplarını çıkarmaya başlıyor olması beni çok memnun etmişti beklediğim kadar varmış ;) Bundan sonraki hikaye keskin nişancı Sam Lang'in kısa sürede okuyabiliriz umarım :) Direkt yazılması gerekirken yine maalesef ''direk'' yazılması tashih yapanların yetersiz olduğunu düşündürtüyor :/

ÖncekiSayfa 2 / 4Sonraki