Shurumshine
@Shurumshine

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: HAYATTA KALANLAR

Bazı yaralar hiç kapanmazmış. Alex Schulman bunu hep yapıyor, kitabın sonunda sol yanınızda incecik bir sızıyla baş başa bırakıyor sizi. Malma İstasyonu'nu beğendiyseniz bu kitabı da seveceksiniz.

Değerlendirmeyi gör →
Lüzumsuz Kadın
10/1006.04.2026

Baskı: Lüzumsuz Kadın

Uzun zamandır bu kadar güzel bir kitap okumamıştım, Aaliya Saleh, Kirpinin Zarafeti adlı kitabın kahramanı Renee Michel'i anımsattı. O metinden farklı olarak bu kitapta belirli bir olay örgüsü yok ama kendini okutuyor. Bitmesin diye ara vererek okudum, üzerine Sefiller'in iki cildini ve birkaç kitap daha okuyup bitirdim. Okurken metinde adı geçen yazarları ve kitapları not aldım. Bazılarını zaten okumuştum ama varlığından haberdar olmadığım kitaplarla da tanışma fırsatım oldu. Favori kitaplarım arasında yer aldı, okumayı düşünenler tereddüt etmesinler.

Değerlendirmeyi gör →
Cennet Çayırları
8/1017.02.2026

Baskı: Cennet Çayırları

Yolu bir şekilde Cennet Çayırları'na düşen insanların öyküleri. Kitap hiç bitmesin istedim.

Değerlendirmeyi gör →
Hacı Ağa
9/1008.02.2026

Baskı: Hacı Aga

İçeriği çok tanıdık geldi, ürkütücü şekilde tanıdık.

Değerlendirmeyi gör →
Bahçıvan ve Ölüm
6/1006.02.2026

Baskı: Bahçıvan ve Ölüm

Ben de annemi aynı hastalıktan kaybettim, ailenizin yakın bir ferdinde kanser hastalığı varsa evinizde her gün cenaze var gibidir, hastaya moral vermek için onun yanında güler eğlenir sonra arka odaların birine geçip gizli gizli ağlarsınız, bir yanınız birkaç gün daha yaşasın isterken diğer yanınız çektiği acının bitmesini diler. Yazarın yaşadığı süreç zorlu ve çok üzücü bir süreç, bunu baştan dipnot olarak düşeyim. Ancak yaşanan sürecin üzücü olması kitabın edebi değerini arttırmıyor. Kitap çok övüldü, ağlamadan kitabı bitirebilen bir yorumcuya denk gelmedim. Yorumlar böyle olunca haliyle çok büyük bir edebi şölen beklentisiyle kitabı okumaya başladım ama benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Kitapta anlatılan her şeyi bire bir yaşamış biri olarak söylüyorum, hiç ağlamadan okudum, kitap abartıldığı kadar değil. Babama kanser teşhisi kondu, hastaneye gittik, üst kata çıktık, alt kata indik, sonuçları aldık, eve döndük tarzında bir anlatımı var. Hastalığın teşhisinden hastanın kaybedilmesine kadar geçen süreç, sırasıyla yapılan işlemler ve tedavi süreci sıradan cümlelerle okuyucuya aktarılmış. Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz bence.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: MUMLAR SONUNA KADAR YANAR

Uzun bir suskunluğun sonrasında gelen hesaplaşma öyküsü. Derin psikolojik tahliller var, anlatım çok güçlü. Ben beğenerek okudum.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Kurtlarla Koşan Kadınlar

Kısmen akademik bir dille yazılmış olması sebebiyle zaman zaman okuyucuyu zorluyor. Kadınları derinlerde yatan güçlerini keşfetmeleri yönünde cesaretlendirdiği dikkate alındığında okunması gerekir diye düşünüyorum.

Değerlendirmeyi gör →
Geçişler
2/1018.04.2024

Baskı: Geçişler

Şiirsel düzyazı biçiminde yazılmış, öykü dediğine bakmayın sanki konu yok gibi ya da ben anlayamadım.

Değerlendirmeyi gör →
Pauline
6/1010.04.2024

Baskı: Pauline

Yeşilçam filmi izlemiş gibi hissettirdi

Değerlendirmeyi gör →
Okuyucu
9/1007.04.2024

Baskı: Okuyucu

Henüz okumadıysanız okuma listenize almanızı öneririm. Güçlü bir anlatımla aktarılan güzel bir hikaye.

Değerlendirmeyi gör →
Kapıların Dışında
10/1004.04.2024

Baskı: Kapıların Dışında

Bazı kitapları anlatmaya kelimeler yetmez, bu kitap da onlardan biri. Mükemmel... Savaşın etkilerini bu kadar çarpıcı anlatan başka eser var mıdır bilemiyorum.

Değerlendirmeyi gör →
Leyleklerin Uçuşu
7/1013.12.2020

Baskı: Leyleklerin Uçuşu

Kitabı okumadan önce zeki(!) bir arkadaşımızın katilin kimliğini açıkladığı yorumunu okumuş bulundum. Kitabı okumayı düşünüyorsanız buradaki yorumları okumayın.

Değerlendirmeyi gör →
Yazıcı Bartleby
8/1025.06.2019

Baskı: Katip Bartleby

Değerlendirme yapmamayı tercih ederim diyesim geldi bir an.

Değerlendirmeyi gör →
Sorgulayan Denemeler
10/1026.02.2017

Baskı: Sorgulayan Denemeler

Bir kitap bitmesin diye bu kadar uğraşılır. Altını çizme bahanesiyle tekrar tekrar geri döndüm, bir daha okudum ama yine de doyamadım. Başucu kitabı.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Bu kitabı okumayı bugüne kadar ertelediğim için kendime kızıyorum.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Havva'nın Örtülü Yüzü

Yaşadığı toplumun yapısı göz önüne alındığında Saadavi ‘nin çok cesur bir kitap kaleme aldığını söyleyebilirim. Yazar; kadına dayatılan bütün kural ve kısıtlamaların kaynağının, erkeğin kadının gücünden korkması ve doğacak çocukların kendisinden olduğunu garanti altına almak istemesi olduğunu, kadın ile erkek arasındaki mücadelenin ataerkil sistemin kurulmasıyla başladığını ve günümüze dek uzandığını söyler. İnsan türünün erkeğinin; bir gün gelip de kadının, yitirdiği haklarını geri alacağı korkusunu bir türlü alt edemediğini, bu saplantılı korkunun kanıtının, erkeğin kadının özgürlüğünü sınırlandırma ve yaşamının her yönünü denetim altında tutma çabasına bir an bile ara vermeksizin sürdürmesi olduğunu ifade eder. Bir taraftan da bütün bu kısıtlama ve dayatmalara rağmen kadınların büyük bir çoğunluğunun haklarını geri almak gibi bir tasalarının olmamasını ve bu kuralların toplumda kabullenilmesinde büyük pay sahibi olmalarını da eleştirir. “Göklerden bir dizi yasa ve kural inerek kadınlara (ve yalnızca onlara); iffet, bekaret, evlilikte sadakat ve boyun eğmeyi dayatmak üzere toprağın üzerinde dikildiler. Tümü de erkeğin kafasından bir yabancının karanlığa bürünerek çocuklarının arasına karışıp mirasına aday olabileceğine dair en belirsiz kuşkuyu dahi kovabilmek üzere…” “Adem ile Havva söylencesi, erkeğin kadından korkusunun öyküsüdür. Bu korku olmasaydı, hiç kimsenin Havva’ya kötülük, günah ve şeytanlık yakıştırması mümkün olmayacaktı. Çünkü dişi şeytan, gerçekte erkeğin içsel korkusunun bedenlenişinden başka bir şey değildir. Gücü, büyüsü ve baştan çıkartıcı güzelliği ile Adem’i tuzağa sürükleyebilen, onu bir darbede yüce cennetten sıkıntılarla dolu yeryüzüne düşürebilen ve yıkımına, düşüş ve ölümüne neden olabilen kadın, dehşet dolu, korkunç bir yaratık olmalıdır.” “.. gerçekte dünyadaki bütün erkeklerin büyük çoğunluğunun trajedisi kadınlardan hem ürkmeleri hem de onları arzulamalarıdır” Arap toplumunun içinden çıkan bir kadın bunları yazmış hem de hiç korkmamış. Ne diyelim, cesaretine sağlık :)

Değerlendirmeyi gör →
Yetmiş Bin Süryani
9/1022.08.2012

Baskı: Yetmiş Bin Süryani

"Onu bunu namussuz diye diğerlerinden soyutlamak hakça değil. Ermeni nasıl acı çekerse Türk de acı çeker. Saçma işte, ama bunu bilemezdim o zaman. Bilemezdim şu Türk dediğimiz insanın zorlandığı yola sapan, kendi halinde, dünya tatlısı biçare olduğunu. Ondan nefret etmenin, aynı hamurdan çıkma Ermeni'den nefret etmeye eşdeğer olduğunu. Ninem de bilmezdi, hâlâ da bilmiyor. Artık bunun bilincindeyim ben ama kaç para eder ?" "Ermeni gecesi'nin sonuna yaklaşıyorduk... Paltosunu giymiş konuklardan biri öğrenci derneğinin başkanına yanaştı "Bir şey sormak istiyorum kızım, soykırımda Türklerin hepsi mi size karşı cephe aldılar?" " Hayır " dedi başkan duraksamadan. " Bir çok kişi bize yardım etti, korudu. Belki onlar olmasa bugün ben ve arkadaşlarım burada olamazdık" William SAROYAN " Sanıyorum ki ilk kez karşılaşan okuyucular için Antranik'in en ilginç bölümü masum Türklerin ölümüne -açıkça yazalım, Ermeniler tarafından öldürülmesine- değinen satırlar olacaktır. Saroyan, insanları insanlık dışına çıkaran, izleyen diğer insanları, insanlıklarından utandıran olaylara bakarken, sorunu, bozukluğu, çıldırmışlığı ve benzeri tüm olumsuzlukları şu ya da bu halkın değil, tüm insanlığın mayasında gören bir yazardı" Aziz GÖKDEMİR 19 öykü ve iki şiirden oluşan bir kitap. Öyküler insancıl bir bakış açısıyla yazılmış. Gökdemir'in görüşlerine katılmamak mümkün değil.

Değerlendirmeyi gör →
Romantik Sürgünler
7/1006.06.2012

Baskı: Romantik Sürgünler

Lisa'nın bıraktığı intihar notu etkileyiciydi. Eğer intihar edecek olsaydım aynı onun bıraktığı notu bırakırdım :)

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Abelard ve Heloise Mektuplar

Tutkulu bir aşkın ürünü olan mektuplardan oluşan bir kitap "Elin, elin değmiş bu mektuba, aşık olduğum elin! hakkım var o elin yazdıklarını okumaya..." "Ben sadece boynunun guzel kivrimlarini degil, koltukaltinin terini de sevdim" Fazla söze gerek yok :)

Değerlendirmeyi gör →
Kurt Seyt & Shura
1/1027.05.2012

Baskı: Kurt Seyt & Shura

Haksızlık etmeyeyim. Kitabın her tarafı kötü değildi. Türkiye'ye kaçmak üzere olan Kurt Seyt'in derin bir aşkla bağlı olduğu Shura'ya "Bekle beni beş dakika sonra gelip seni alacağım" diyerek koşa koşa kendisini kaçıracak tekneye gitmesi ve kaptana "bas gaza kaçalım" demesi, kurnaz tilki Shura'nın 5 dakika hikayesini yutmayıp Kurt Seyt'ten önce tekneye yetişmesi ve kamaraya saklanması, kamarada Shura'yı gören Seyt'in şoka girmesi beni mest etti. Kızı takdir ettim, adamın yakasından düşmedi bir türlü. İnsan böyle azimli olmalı, detan ve sheltox sıksalar bile takibi bırakmamalı. Not : "bas gaza kaçalım" ifadesi tarafımdan uydurulmuştur. Kızın antrenmanlı olup kendisinden daha hızlı koşabileceğini düşünemeyen Seyt, kaptana acele etmesi hususunda herhangi bir baskıda bulunmamıştır. Kaçış kısmı beni öyle eğlendirdi ki replikleri ben yazdım :D

Değerlendirmeyi gör →
Kurt Seyt & Murka
1/1027.05.2012

Baskı: Kurt Seyt & Murka

Vakit kaybı

Değerlendirmeyi gör →
Ana
9/1027.05.2012

Baskı: Ana

Bir arkadaşım Pearl Buck'ın Ana karakteri gibisin derdi bana. Öyle olunca kitabı okumak farz oldu tabii. Okuyunca hayal kırıklığına uğradım, ben çilekeş miyim? Her işe yetişmeye çalışan, kendinden önce başkalarını düşünen çileli bir kadının hikayesi :(

Değerlendirmeyi gör →
Eugénie Grandet
8/1027.05.2012

Baskı: Eugénie Grandet

Baba Grandet'in cimriliği beni öldürdü. Mahzendeki patatesleri bile saydı adam. (Yoksa patates değil miydi ? Unuttum epey oldu okuyalı. Ama adam sağlam bir cimriydi, böylesi dünyaya gelmez)

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Gizli Günce 1836-1837

Can Dündar bir köşe yazısında kitaptan şöyle bahsetmiş " Bir erkeği tanımak ister misiniz? Dalıp gittiğinde nerelere uzandığı­nın izini sürmek... yüreğinin geçti­ği ıssız geçitlere süzülmek... uçurumlarına inip bilinçaltının kuytusuna gizlenmiş tut­kulara ulaşmak... ruhunun derinliklerin­de sık sık nükseden med-cezirlere anlam bulmak...O halde Puşkin'in "Gizli Günce"sini okuyun." Bunun üzerine kitabı alıp okudum. Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz. Mehmet Rauf'un Bir Zambak Hikayesi adlı kitabıyla yarışır.

Değerlendirmeyi gör →
ÖncekiSayfa 1 / 3Sonraki