Tuncer Şengöz
@Tuncer Şengöz

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Mr. Why'ın Sonu
7/1025.04.2013

Baskı: Mr. Why'ın Sonu

Bir kitap, başka bir dile çevrilirken o kitabın adına bir alt başlık eklemek ne kadar doğrudur bilmiyorum. Scarlett Thomas’ın The End of Mr Y isimli romanı Türkçe’ye Mr. Why’ın Sonu adıyla çevrilmiş ve kitabın kapağına “Bu kitabın lanetli olduğunu bilseydin okur muydun?” alt başlığı eklenmiş. Kitabın çevirisini değil, orijinalini okuduğum için Türkçe basıma alt başlık ilavesiyle ilgili bir açıklama konmuş mu bilmiyorum. Bu tip ucuz pazarlama teknikleri,benim gibi okurlar için, pek çok bakımdan ilginç bir roman olan The End of Mr Y’ı satın almamak, ya da okumamak için önemli bir neden. Kitabın çevirisiyle ilgili ikinci sorun, romanın isminde yapılan küçük değişiklik. Y harfinin telaffuzu, İngilizce’de “niçin” anlamına gelen why sözcüğünün telaffuzu ile aynıdır. Scarlett Thomas’ın, roman kahramanına isim ararken, ses benzerliği dışında bir amacının olduğuna dair bir beyanı yok. Her nedense, kitabın çevirmeni (ya da editörü), Mr Y’nin, Mr Why olması gerektiğine karar vermiş. Ne yazık ki, çeviri romanların okuyucusu, bu tip pazarlama cinliklerini görmezden gelme zorunda. Scarlett Thomas, 1972 doğumlu bir İngiliz yazar ve Kent Üniversitesi‘nde yaratıcı yazarlık konusunda eğitimler veriyor. Bir söyleşisinde şöyle diyor: “Her şeyi bilen ukalaları düşündüğümde, kendimi mizah dergisi ve şekerleme almak üzere köşedeki bakkala gitme takıntılı, televizyonda bilim kurgu izleme, gezegenlerin düzeni (hakkında kafa yorma), caddenin sonundaki, ciklet ve ucuz, boktan plastik oyuncaklar veren makinaya atmak üzere cebimdeki paranın tamamını 2 pens’lik bozukluklara çevirme hastası bir çocuk gibi görüyorum.” Thomas’ın 1998′le 2010 arasında yayımlanmış sekiz romanı var. Edebiyat çevrelerine adını 2004 tarihli PopCo ile duyurmaya başlamış. 2006 tarihli The End of Mr Y ile ünlenmiş ve Türkçeye de çevrilen Our Tragic Universe (Bizim Hazin Evrenimiz) romanıyla çok okunan modern yazarlar arasındaki yerini almış. Kendi romanlarını şu bakış açısıyla değerlendiriyor: “Bildiğimiz kadarıyla bütün iyi öyküler iki modelden birine uygun olma işlevi görür: Trajedi ve komedi. Trajedinin sonunda herkes ölür ve komedinin sonunda herkes evlenir. Her ikisinin özünde de bir aşk hikayesi vardır. (Trajedi veya komediyle) şu şekilde oynayabilirsiniz: Onları macera veya destan yazmak üzere birleştirirsiniz, tersine çevirirsiniz, alt üst edersiniz,(trajedi veya komedi unsurlarını) aydınlatır ya da karartırsınız; Ancak ne yaparsanız yapın onlar durduğu yerde durur. Her nedense insanlar sonunda herkesin öldüğü romanları okumayı sevmiyorlar. Bu nedenle de ortalık genellikle komedi yapısına uygun, genç kız ya da erkek romanlarından geçilmiyor. Bu tip romanlar aslında kısa öykülere dayanır – Kesin bir sonları, romanın özüne yerleştirilmiş bir aşk hikayeleri yoktur, genellikle gizli ancak görece basit bir temayı işlerler. Benim romanlarım da böyle; Kurallara kısmen uygun, ancak bir şeyleri birazcık kurcalayan tipte romanlar. Tabi ki bir şeylerle oynayıp durduğunuzu herkes fark etmiyor. Akıllara ziyan umulmadık bir finalle trajedi ile komediyi mütevazı bir şekilde birleştirme işine yoğunlaştığımı, Mr Y’nin en son sahnesinde görebilirsiniz. Aslında ben ciddi ciddi Mr Y’yi bir trajedi olarak okuyorum. Eğer üstüne düşünürseniz, kitap hiç de mutlu sonla bitmiyor.” Ursula Le Guin’in 2007 yılında The Guardian gazetesine yazdığı eleştiride de belirttiği üzere, Mr Y’nin Sonu romanı, kapağında tek boynuzlu atlar, ya da uzay araçları olmadığı için bilim kurgu edebiyatına uzak gibi görünse de, fantazi, bilim kurgu ve gerilim türlerinin pek çok unsurunu içerdiği için pekala bir alt-tür olarak sınıflandırılabilir. Romanın ana kahramanı, Ariel Manto isimli bir doktora öğrencisi. Bu isim, I am not real (gerçek değilim)’den türetilmiş bir evirmece (anagram). Manto, 19. yüzyıl yazarı Thomas Lumas’la ilgili araştırma yaparken, yazarın çok nadir bulunan Mr Y’nin Sonu isimli kitabına ulaşıyor. Rivayete göre kitap lanetli ve okuyana felaketten başka bir şey getirmiyor. Bir sahafta bulduğu kitaba, son meteliğine kadar cebindeki paranın tümünü veriyor ve kitabı okuduğunda, yazar Lumas’ın bir düşünce deneyine kapılıp gittiğini öğreniyor. Lumas’ın yazdığı Mr Y’nin Sonu kitabına göre düşünce deneyi sayesinde bütün zihinlerin birbiriyle bağlantıda olduğu Troposfer’e ulaşmak ve Troposfer’de diğer insanların aklından geçenleri okumak mümkün. Kitapta Lumas, Troposfer’e homeopatik bir karışım sayesinde ulaştığını anlatıyor, dahası, bu karışımın formülünü de veriyor. Manto, sonunda başına felaketler geleceğini bile bile, Troposfer’e çıkabilmek için formülün peşine düşüyor. Ancak bu formülü ele geçirmek üzere Mr Y’nin Sonu kitabını arayan bazı gizli örgütler de var. Bundan sonrası Hollywood tarzı bir kovalamaca/gerilim ve Manto’nun yepyeni keşifler yaptığı Troposfer maceralarını anlatıyor. Diğer taraftan, Thomas’ın Mr Y’nin Sonu romanını sıradan bir macera romanının üzerine taşıyan ilginç unsurlar da var. Örneğin Fransız düşünürler Baudrillard ve Derrida‘ya, Alman düşünür Heidegger‘e göndermeler, kuantum fiziği ile ilgili unsurlar, din-bilim tartışmaları, kitabı sadece macera türünün meraklısı okuyucunun değil, bilim, felsefe, tarih konularının meraklılarının ilgisine de sunuyor. (Bilim kurgu türü içinde, din-bilim tartışmalarının en iyi işlendiği romanlardan biri, ünlü kozmolog Carl Sagan‘ın tek romanı olan Contact‘dır. Roman 1997 yılında aynı isimle sinemaya uyarlanmıştı. Romanın içinde paragraflarca süren tartışma, elbette sinema uyarlamasında yer almıyordu. The Contact, Türkçe’ye Mesaj adıyla çevrilmişti.) Mr Y’nin Sonu romanının çok ilginç ve çarpıcı başka bölümleri de var. Örneğin yazarın 19. yüzyıl insanının dünyaya bakışını incelediği bölümler, Ariel Manto’nun Troposfer’de bir farenin zihni ile birleştiği anı anlatan bölüm ve Ariel Manto’nun düşünce treninde bütün zihinlerde kökleşmiş korkuları hissettiği bölüm kitabı okumaya değer kılıyor. Yazarın dili ve seks unsurunu çok fazla öne çıkartmış olması, kitaba yönelik eleştirilerin başında geliyor. Scarlett Thomas (Lumas’ın kitabından alıntılar yaptığı bölümler hariç) çoğunlukla avant-garde bir dil kullanıyor. Son bir yüzyılda sinema yoluyla İngilizce diline giren ve gitgide her dile bulaşma eğilimi gösteren f…k sözcüğü (her anlamıyla) gereğinden fazla kullanılıyor. Bu da, zaman zaman romanı ucuz bir ergen romanı seviyesine düşürüyor. Romanın başkahramanı Ariel Manto’nun travmatik seks hayatının neden romanın kalbine yerleştirildiği ise belirsiz. Yazar, kahramanının lanetlenmek uğruna kitabı okuma ve Troposfer’e çıkmayı göze almasını yoksul ve sefil hayatıyla ilişkilendirmek istiyor. (Manto’nun fare zihnine kolayca ulaşabilmesi ve o zihinde kendi zihniyle benzerlikler keşfetmesi, yaşadığı sefil hayatla ilişkili.) Ancak her şeye rağmen, yazarın kahramanına neden böyle garip bir seks yaşamı biçtiğini anlamak kolay değil. Dahası, Manto eriştiği her zihinde şu veya bu ölçüde cinsel sapma ile karşılaşıyor ki, yazarın bu kurgusu, 19 ve 21. yüzyıl insanlarının zihin dünyaları arasındaki çelişkiyi vurgulamak amaçlı olabilir; Çünkü Lumas’ın kitabında anlatılan deneyimler içinde seks unsuru hiç yok. İnternet’te yayınlanan okur yorumları genellike olumlu. Ancak okurlar bu kitabı ya çok beğenmiş, ya da hiç beğenmemişler. Romanın son zamanlarda yayınlanmış en iyi eser olduğunu söyleyenler de var, kitabı satın aldığına bin pişman olduğunu ve okuyup bitirdikten sonra yırtıp attığını söyleyenler de … Pek çok bakımdan rahatsız edici olsa da, Mr Y’nin Sonu okunmaya değer bir roman. http://blog.sosyonomi.com/?p=4370

Baskı: Modern Bilimin Oluşumu

Kitap, Aristotelesci doğa felsefesinden mekanikçi felsefeye geçiş dönemini inceliyor. Günümüzde temel eğitimin konusu olan pek çok buluşun, dönemin bilim insanlarının zihin dünyasında nasıl ele alındığını gösteren ilginç bir çalışma. Descartes'ten, Kepler'e, Galileo'dan Toricelli'ye, Boyle'dan Newton'a pek çok düşünür ve bilim adamının astronomi, fizik, kimya, optik, biyoloji alanlarında modern bilimin oluşum döneminde karşılaştıkları düşünsel problemleri öğrenmek bakımından yararlı bir kitap. Bilimsel Girişimciliğin Örgütlenmesi başlıklı bölüm, üniversitelerin 300-350 yıl önceki durumunu ve bilim karşısındaki konumunu öğrenmek bakımından özellikle okunmaya değer.

Gökdelen
4/1014.04.2013

Baskı: Gökdelen

Bilim kurgu türünde bir roman. En azından, bilim-kurgu türünün pek çok unsurunu kullandığı için, bu tür içinde sınıflandırılabilecek bir roman. Bir öyküye sığabilecek bir konu 288 sayfalık roman olarak yazıldığında haliyle pek çok tekrar da kaçınılmaz olmuş. Bazı bölümlerde paragrafları çok uzun buldum. Kitabın ilk 100-150 sayfası neredeyse tamamen tekrarlardan oluşuyor. Roman karakterlerini tutarlı bulmadım. Örneğin, Gül Tezcan karakteri tutarsız. Can Tezcan'ın "çılgın projesini" destekleyip desteklemediği tam anlaşılmıyor. Rıza Koç karakteri aynı şekilde; Sıkı bir marksist muhalif mi, asalak mı, yoksa her ikisi birden mi belli değil. Can Tezcan, Sabri Serin ve Rıza Koç, roman içinde bazen yazarın fikirlerini ifade eden tek bir karaktere dönüşüyor. Bu üçlüye Gül Tezcan'ın da katıldığı bölümler var. Roman karakterlerinin hemen hepsi benzer beden dili ile tarifleniyor. Bu da yazarın karakterlerden çok ana fikre odaklandığını düşündürüyor. Yazar, tüm karakterleri içinde sadece Mevlüt Doğan'a - o da Smerdiakof anıştırması yoluyla- odaklanıyor. Yılkı insanları düşüncesi hoş, ancak yeterince işlenmeden hızlı geçilmiş. Romanda anlatılan bir kaç öykü var. Bu öyküleri birbirine bağlayan örgüde bazı kopukluklar var. Tahsin Yücel'in çok daha iyi eserleri var; Özellikle de öykü türünde yazılmış olanlar.

Hazar Sözlüğü
9/1010.04.2013

Baskı: Hazar Sözlüğü

İki, belki de üç veya dört kez okunması gereken bir kitap. İlki, birbirinden kopuk ve bağımsız gibi görünen müthiş keyifli ve fantastik öykülerin lezzetini almak için. Marquez, Borges ya da Calvino öykülerindekine benzer, yaratıcı, fantastik, sürükleyici öykülerin keyfi bu. İkincisi, öyküleri, kişileri, tarihsel kronolojiyi ve kitabın kurgusunu daha iyi kavrayabilmek için. Kitap bir sözlük (ya da ansiklopedi) gibi oluşturulduğu, dahası, üç semavi dinin bakış açısından- üç değişik perspektifle düzenlendiği için kitapta yer alan muhtelif anlatımları birleştirmek gerekiyor. Üçüncüsü, (dördüncüsü, beşincisi, ...) daha önceki okumalarda bile gözden kaçmış olabilecek ayrıntıları yeniden keşfedip belki de yazarın kurgusunu bile aşarak yepyeni bir kurgu oluşturmak için. Bu nedenledir ki, yazar kitabına bir de "kullanım kılavuzu" eklemiş. Bu kılavuzda şöyle diyor: "Okuyucu böylece bu kitabı nasıl hoşuna gidiyorsa öyle kullanabilecektir. Kimileri herhangi bir sözlükteki gibi bir kelime ya da bir ad arayacaklar, kimileriyse bu kitabı herhangi bir kitap gibi, başından sonuna bir çırpıda, Hazar sorunu, belli başlı kişileri, bu konuyla ilgili hedefler ve olaylar üstüne yuvarlak bir görüşe sahip olmak için okuyacaklardır." Çevirisini, baskısını, dizgisini de dikkate alarak bu kitaba 9/10 verdim. 10/10 vermememin nedeni, kitabı sadece bir kez okumuş olmamdan kaynaklanıyor.

Johnny ve Ölüler
6/1004.04.2013

Baskı: Johnny ve Ölüler

Johhny Maxwell üçlemesinin ikinci kitabı. Serinin ilk kitabından daha iyi. Kolay okunuyor ve çok eğlenceli bölümleri var. Bilim kurgu türünün bazı ögelerini kullansa da, bu kitabı bilim kurgu olarak değerlendirmek zor. William Stickers, Sylvia Liberty ve Solomon Einstein, romandaki favosi "ölüler"im.

ÖncekiSayfa 9 / 12Sonraki