asau
@asau

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Babalar ve Oğullar
4/1008.10.2012

Baskı: Babalar ve Oğullar

Bu kitap iki kuşak arasındaki çatışmayı işlemiş. Babalar muhafazakarlığı, oğullar ise liberalliği temsil ediyor. Kitapta kuşak çatışması gerektiğinden daha sığ işlenmiş. Daha gelişmiş bir içerik bekliyordum. Nihilizm hakkında temel bilgisi olanlar için öğretici bilgiler içeriyor. Bu konuda fazla bir beklentisi olanlar hayal kırıklığına uğrayacaktır. Turgenyev'ın anlatımı, dili ve kurgusu kolay anlaşılıyor. Okurken insan sıkılmıyor.

Vadideki Zambak
7/1006.10.2012

Baskı: Vadideki Zambak

Bu romandaki uzun tasvirler dikkat çekici. Bu uzun tasvirler bazen insanda bir bıkkınlık oluşturuyor. (En sıkıcı eserler listesine girebilecek bir kitap) Ancak betimlemeler bazen sıkıcı olsa da olağanüstü betimlemeler var romanda. Balzac'ın kitaplarının dili bana ağır geliyor. Roman, duyguları insana birebir işleyebiliyor. Beni etkileyen en önemli şey Felix'in mektubu oldu. Ayrıca Henriette'nin sadakatine de hayran oldum! Her ne kadar bu aşk anlayışı biraz sorunlu olsa da... Bazılarımız bu aşka hayran olacaktır. Acaba hayran olunan gerçekten aşk mıdır, yoksa başka bir şey mi? Acaba ortada gerçekten bir aşk var mı?

Goriot Baba
6/1005.10.2012

Baskı: Goriot Baba

Kitabın özellikle başlarında çok sıkıldım. Tasvirler ve betimlemeler kafamı karıştırdı, çünkü uzun tasvirler yoruyor insanı. Tabi betimlemeler ve tasvirler romanın geçtiği devri daha iyi anlatması bakımından iyi bir işçilik ve ustalığın ürünü olduğu açıkca görülüyor. Özellikle doğa ve eşyaları, okuyucunun gözünde çok iyi calandırdığı yani tasvirde olduğu kadar insanların karakterlerini, amaçlarını, düşüncelerini çok iyi betimlesi ve iyi çıkarımlar yapması dolayısıyla iyi bir eserdir. Balzac bu kitabında, toplumu, olayları ve insanların durumunu gerçekçi bir şekilde anlamaya ve anlatmaya çalışmıştır kanımca. Goriot Baba'nın kızlarına olan aşırı bağlılığı açıkcası çok ilginç geldi bana. Bir tarafta çıkarsız sevgi, diğer tarafta ise çıkarlara dayalı zoraki bir ilişki. Kitabı bitirince aklımda kalan tek soru, suçlu kim? (Baba/çocuklar/toplum/sitem/kader mi/mu)

Beyaz Diş
5/1005.10.2012

Baskı: Beyaz Diş

Jack London çok iyi kurgulanmış bir roman yazmış. Vahşi bir kurdun nasıl evcilleştiğini hayretle izliyorsunuz. Kurtlarla ilgili de birşeyler öğreniyorsunuz. Hayret ettiğim şeylerden biri de Beyaz Diş'in bir köpekle anlaşması iletişim kurmasıydı, diğer biri ise onun köpek dövüşlerine katılması. Bu kitabı okuduktan sonra köpeklere karşı bakış açım değişti! Kitabı bir süre okuduktan sonra Beyaz Diş'in bir hayvan olduğunu unutuyorsunuz, sanki bir insanmış gibi düşünmeye başlıyorsunuz! Yazar olay örgülerini çok iyi kurgulamış. İnsanı ta yüreğinden yakalamayı becermiş.

Derviş ve Ölüm
5/1004.10.2012

Baskı: Derviş ve Ölüm

Meşa (Mehmet) Selimoviç 1942 yılında faşist Hırvat güçler tarafından kurşuna dizilen ağabeyinin ölümü, kendisi üzerinde büyük bir etki bırakmış ve bu romanı yazmış. Kitabın adına bakarak daha baştan yanlış bir algılama içine girebiliriz. Çünkü bu kitaptaki derviş bildiğimiz dervişlerden çok farklı. Adı derviş olan fakat güncel hayat içinde tümüyle ihtiras, kin ve intikam duygusu hala üzerinde etkili olan bir derviş. Ayrıca yazarın mevlevilik konusunda nekadar bilgili olduğundan şüpheliyim. Romanın baş karekteri mevlevi şeyhi Ahmed Nuruddin'in ölümü yaklaşanları teselli etmek için çağrıldığında yaptığı teselli konuşmalarındaki ölüm anlayışı, ölüme Şeb-i Aruz, kavuşma gecesi diyen Hz. Mevlana'nınkinden çok farklı. Eğer dervişlik, tasavvuf, mevlevilik konusunda bir roman okumak istiyorsanız beklentinizi karşılayacak bir eser değil. Kitaptan hoşuma giden bir kesit: Öldüğüm gün taşınırken tabutum acı duyacağını sanma bu dünyanın ardından... Ağlayarak yazık oldu diye konuşma. Yok oluyorlar mı batınca güneş ve ay? Ölüm sandığın şey, aslında doğuştur. Zindan gibi görünür mezar, oysa ruh özgürlüğe kavuşur Hangi tohum büyümez ekilince toprağa? İnsan tohumundan şüphen mi var yoksa?

Madam Bovary
4/1004.10.2012

Baskı: Madam Bovary

oohh ohh, tasvir, tasvir, ne tasvirler ama... Evet, evet bir klasik (benim klasiğim değil)... ama sıkılmadan okurum diyenlere anca tavsiye ediler; kitabın dili biraz ağır geldi -biraz diyelim de ayıp olmasın- çok fazla tasvir var. Bu tasvirler bir yerden sonra sıkıyor insanı. O cümleler, betimlemeler o kadar uzuyor ki konudan kopuyor insan bazen, herkesin harcı olacak bir kitap değil gibi geliyor bana. Kitaptaki betimlemeler bazen öyle ayrıntılı ve abartılı ki resmen insanı boğuyor. Bir örnek: burada sadece bir Kutudan bahsediliyor "içi sarı ve siyah damarlarla süslü menekşe renginde makbul pelesenk ağacı üzerine işlenmiş olan bu zarif kutu, yabancı gözlerden saklanmış,saatlerce ona emek verilmiş,çalışan bir kadının düşünceli başı onun üstüne eğilmiş, ipek bukleleri onun üstünde salkımlanmıştır. Kanavicenin örgüleri ve ilmikleri arasına derinden gelen sevdalı nefesler süzülmüş, hergün onun üzerindeki iğne ya bir hatırayı yada bir umudu çivilemiş ve birbirine karışan bütün bu ipek teller aynı sevdanın sesiz bir devamı olmuştur." Kitabın ilk bölümü çok durağan öyleki nerdeyse okumayı bırakacaktım ama ikinci yarısı daha sürükleyici geldi bana. Kitabı bitirdiğinizde, -zamanla- aklınızda kalacakları hesaplasanız en fazla 20 sayfalık bir bilgiden ibaret olacaktır. Halid Ziya Uşaklıgil Aşk-ı Memnu'da Bihter'i tasarlarken Madam Bovary'den esinlendiğini duydum sanki bir yerden. Ama doğru da olmayabilir...

ÖncekiSayfa 4 / 4Sonraki