asau
Okur profili

asau

İstanbul
195Kitaplık78Takipçi26Takip
1131Okuma
13562Katkı

edebiyat evreninin okuyucu tarafında üç tür insan bulunur: kitapları sevenler, kitap okumayı sevenler ve okumayı sevenler. "okumayı sevenler" tarafında olmak için mücadele veren bir faniyim işte... ayrıcana buraya yazdıklarıma bakarak, okuduklarıma veya kütüphanemdeki kitaplara bakarak benim hakkında bir fikir edinmeye kalkma, çok pis yanılabilirsin!... dünyanın en gereksiz eylemi kitap okumaktır. bir gün gelip her şeyin yok olacağı bu dünyada gerekli eylemler yaparak vaktini boşuna harcama... ve hesap günü gelip çattığında, "O" kitabı okuyup anladığın ve hayatına uyguladığın ölçüsünde kurtuluşa erme ümidin olacaktır... ve unutma: kendini anladığın ölçüsünde, "O" kitabı anlama şansına sahip olacaksın. "O" kitabı anlayabildiğin ölçüsünde, "O"nu anlayabilme kudretine sahip olabilirsin, ey Ben!

Puanları ve değerlendirmeleri

Tümünü gör
Başlangıç (Robert Langdon, #5)

Başlangıç (Robert Langdon, #5)

Başlangıç (Robert Langdon, #5)

7/10

İlk 115 sayfasına kadar yeni bir tarz ile ilerliyordu. Daha sonra Dan Brown'un o eski tarzına, kendi kendini tekrarlayan klasik macera gerilim hikayesine dalıyorsunuz. Yani klasik bir Dan Brown kitabı. Kaçan ana karakter yanında kaçan bir kadın, peşlerinde A kişisine hizmet ettiğini zanneden ama B kişisine hizmet eden katil karakteri ve kötü görünen iyi karakter ve iyi görünen kötü karakter. Önceki maceraların aksine daha az gizem, daha az mekanlar olsa da Langdon karakteri yine bir olayı çözmeye çalışıyor.

13.10.2019

Cehennem (Robert Langdon, #4)

Cehennem (Robert Langdon, #4)

Cehennem (Robert Langdon, #4)

6/10

Tüm Dan Brown kitaplarını okumuş ve pek çoğunu beğenmiş ve heyecanla okumuş biri olarak bu kitabı ise heyecanla okuduğumu söyleyemem. Diğer kitaplarda aldığım tadı bu kitapta malesef alamadım. İlk 400 sayfa çok sıkıcı geldi bana, sonlara doğru biraz açılsa da, sonuç da beni tatmin etmedi. Dan Brown kitaplarında gerçek bilgileri aksiyonla kurgulayarak okuyucuya vermesi en beğendiğim yönüdür ve bu kitapta da gerçek bilgiler edinebiliyorsunuz. Dan Brown yine ana karakteri Longdon'ın o müze bu sanat eseri o şehir bu şehir gezdirip Floransa'dan İstanbul'a macera dolu yolculuğuna bizi de sürükleyip götürürken bu arada gerçek bilgiler de edinmiş oluyorsunuz. Floransa ve İstanbul betimlemeleri ile bizi o şehirlere adeta götürmüş gibi oluyor. Konu, Dante'nin İlahi Komedyası ve Botticelli'nin La Mappa Inferno adlı eserlerinden ilham alarak ve bu eserlerin etrafında şekilleniyor; İtalya'da başlayıp Türkiye'de sona eren bu macerada insan nüfusunun çokluğunun insan nesli için tehlike arz ettiğini iddia eden ve insan neslinin yarısını yok edip azaltmaya yönelik tehlikeli bir projeyi engelleme üzerine kurgulanmış, temposu diğer Dan Brown kitaplarına göre baya düşük bir roman olarak belleğimde yerini almış oldu.

13.10.2019

Ve Dağlar Yankılandı

Ve Dağlar Yankılandı

Ve Dağlar Yankılandı

6/10

Diğer kitapları kadar etkileyici ve sürükleyici olmasa da yine de iyi bir eser sayılır. Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş ile yakaladığı büyük başarıyı bu sefer tanınmışlığın verdiği rahatlıkla yazarak yazarlığını taçlandırmak istemiş yazar. Öyküden daha çok yazım tekniğini ön plana çıkarmış. Bu kitap diğer kitaplarının aksine öykü kurgusu nedeniyle çok fazla etkileyici gelmiyor insana. Ancak edebi yönden iyi sayılır. Yine öykü Afganistan'da başlıyor ve orada yaşananlar, yaşanabilecek olanlar ve her daim yürek burkan hayat mücadelesine tanık oluyorsunuz. Ancak Afganistan'dan çıkınca konu dağılıyor, ilgi azalıyor. Dolayısıyla kitabın başlarındaki akıcılık ortalarına doğru kaybolmuş gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Kitap ilerledikçe karakterlerin birbiriyle bağlantısında çok fazla kopukluk oluşuyor ve bu durum okurken insanı asıl konudan uzaklaştırıyor. Yazarın diğer kitaplarına göre biraz yavaş ilerliyor. İlk iki kitabın aksine öykü tekdüze ilerlemiyor, iç içe geçmiş farklı dönem ve karakterler çok fazla kafa karıştırıyor ve sürükleyiciliği ve heyecanı azaltıyor. Bu durum bazıları için sıkıcı olabilir ve kitabı okumada isteksizlik oluşturabilir.

13.10.2019

Drina Köprüsü (Boşnakça Üçlemesi #1)

Drina Köprüsü (Boşnakça Üçlemesi #1)

Drina Köprüsü (Boşnakça Üçlemesi #1)

7/10

Bu kitap bir romandan ziyade bir tarih kitabı gibi olayları anlatmış. Kitap kabaca üç bölümden oluşuyor; Drina Köprüsü'nün yapılışı, Osmanlı hakimiyetinin son bulmasına kadar olan bölüm, son bölüm ise Avusturya-Macaristan yönetimi ve bu yönetime karşı ayaklanmalar ve değişilikler... Kitabın ilk bölümlerini çok beğendim. Betimlemeler öyle gerçekçi ki, sanki oradaymışsınız ve her şeyi görüyormuşsunuz gibi. Özellikle Drina Köprüsü'nün yapılışı ve köprünün çevresindeki olağan yaşamın anlatıldığı bölümler çok gerçekçi ve uzun süre akılda kalabilecek bir tarzla yazılmış. Yazar farklı etnik köken ve dinlere sahip insanların birlikte yaşamını tarafsız bir dille anlatmaya gayret etmiş. Çok dinli ve kültürlü geçmiş Balkan coğrafyası hakkında da çeşitli bilgiler edinebiliyorsunuz. Dönemin Bosna-Sırp coğrafyasının barış, savaş ortamını ve savaş sonrasını çok güzel anlatmış. Kitap geniş bir zaman dilimini anlattığından ve oldukça fazla karakter olmasından dolayı ve romanın sonlarına doğru felsefi anlatım tarzı biraz sıkıcılığı artırmış.

28.02.2019

Martin Eden

Martin Eden

Martin Eden

7/10

Martin Eden için "bireyin ölümünün romanı" diyebiliriz. Bu romanı okuduğunuzda Martin Eden mi Jack London'ı anlatmış, yoksa Jack London mı Martin Eden'i yazmış diye düşünceye dalabilirsiniz. Maddi ve manevi olarak yükselmeyi bir araç değil de bir amaç olarak kullanmamayı da öğrenmiş olursunuz. Dünyanın kaba adamlarından Jack London yazar olabilmek için üstün bir çaba harcarsa ve kitaplar eliyle yontulursa böyle bir roman yazabilecek bir yetenek çıkar ortaya. Boşverin bu kitabın içeriğini filan da, odunu bile eşsiz sanata dönüştüren sanatçıyı aramaya bakın. Ne olursanız olun, iyi bir sanatçının elinde yontulursanız büyük bir eser olarak ortaya çıkarsınız. Bu durumda sizin eseriniz kim bilir nasıl olur! Tabi, Martin Eden'i yontan sanatçının veya sanatçıların amacını anlayamazsanız siz de yontulmanın sonunda yontulmadan önceki yokluktan yontulduktan sonraki hiçliğe yuvarlanmanız da kaçınılmaz olacağını da asla unutmayın.

25.02.2016

Vahşetin Çağrısı

Vahşetin Çağrısı

Vahşetin Çağrısı

6/10

Jack London'ın o klasik akıcılığı ve sürükleyiciliğini, etkili anlatımını çok iyi yansıtan bir roman. Beyaz Diş'i andıran konusuyla, yalın ve çok gerçekçi bir anlatıma sahip bu kitap, evcil bir köpeğin zamanla nasıl da vahşi bir köpeğe dönüştüğünü köpeğin kendi gözü ile anlatıyor. Kuzey'in dondurucu soğuğunda kızak köpeğinin liderliği ele geçirişi, amansız varolma savaşı, kilolarca yükün altında pestili çıkıncaya kadar verdiği amansız mücadele anlatılıyor. Kitabın anlatım tarzında çok kasvetli bir anlatım ve birçok sahnesinde acımasızlık ve yüksek düzeyde şiddet içeriyor. Kitap bilinçaltına güçlü olanın hayatta kalabileceği, zayıf olanın yok olacağı, yaşamak için öldür, ya da öl, üçüncü seçeneğin olmadığı katı evrimci bir anlayışı dayatıyor!

23.02.2016

Beyoğlu Rapsodisi

Beyoğlu Rapsodisi

Beyoğlu Rapsodisi

5/10

Ahmet Ümit bu romanında üç farklı kişiliğin, üç farklı yaşam tarzına sahip; biri uysal, biri mantık adamı, diğeri vurdum duymaz üç arkadaşın ta okul çağlarından beri beraberliklerini ve hayat yolundaki sıradan yürüyüşleri bir olay üzerine nasıl bir maceraya döndüğünü Beyoğlu'nu arka fon olarak kullanarak anlatıyor. Kitabın samimi hatta oldukça basit dili kolay okunabilmesini sağlıyor. Samimiyeti ve doğallığı sağlama adına argo küfürler üstü örtülü şekilde geçiştirilmeyip fazlaca açıkça yazılmış olması kısmen itici olabilir. Romanda akıcılık var ama tamamında bu akıcılıktan söz etmek pek mümkün değil. Kurgunun sürükleyiciliği zayıf. Öyle ki kitabın yarısına kadar ki kurgu sıradan öteye geçemiyor. Öykünün akışına katkı sağlayacak betimlemelerin yanında akışa katkı sağlamayacak çok sıradan betimlemeler de var. Kitabın yarısından sonra sürükleyicilik biraz artıyor. Ancak sona doğru belirli bir düzeye ulaşabiliyor. Roman klasik bir polisiyeye pek benzemiyor. Sonlara doğru ancak klasik polisiye özelliği kazanabiliyor. Beyoğlu betimlemeleri kısmen de olsa bir tat katıyor. Beyoğlu hakkında derin bir araştırma yapılmış izlenimi veriyormuş gibi gözükse de, ayrıca okuyucunun Beyoğlu tarihi geçmişinden dipnotlar vermesi artı gibi gözükse de, bilgiye dönük içerik o kadar basit ve sıradan ki adete turist rehberindeki bilgilermiş gibi duruyorlar. Bir başka izlenimim de romanda insan psikolojine uymayan analizlerin yer alıyor olması. Bu sorun, yazarın okuyucu çakmasın diye faili gizleme çabasından kaynaklanıyor. Polisiye öykülerinin klasik özelliği olan okuyucunun tahmin edebilme yetisini olabildiğince engelleme özelliği ve fail konusunda okuyucuyu olabildiğince şaşırtma çabası bu kitapta absürt dereceye varmış. Aslında buradaki absürtlük kurgudan değil, insan psikolojinin reel gerçeklerine uyulmamasından kaynaklanıyor. Öyle ki bu absürtlüğü daha iyi belirtmek için kitabın sonlarına doğru içimden "Hayır, fail benim!" dedim. Bu romanla ilgili yazarın kurgudaki en büyük başarısı sonla ilgili. Bu da, "sonunu asla tahmin edemezsin" tezine, "insan biraz olsun tahmin eder" tezine karşı çok iyi bir örnek sunmuş olmasıdır.

16.01.2015

En çok ilgilendiği etiketler

Tümü

Son aktiviteler

A
asauaylık katkı sıralamasında 9. oldu
31.07.2026+2 puan
A
asau29 kütüphaneci düzenlemesi yaptı
17.07.2026

düzenleme önerisi onaylandı ve uygulandı

Masallar Ülkesinde
A
asaukitap fotoğrafını değiştirdi
14.06.2026
Deniz Kızı
Deniz Kızı

Yazar: camilla läckberg

Camilla Läckberg'den bir intikam romanı. Geçmiş intikam alıyor Küçük ve sakin İsveç kasabası Fjällbacka, yine gizemli bir cinayetle sarsılıyor. Christian Thydell'in hayali gerçek olmuştu. İlk romanı Denizkızı yayımlanmış, büyük ses getirmişti. Öyleyse neden bu kadar mutsuzdu? Onu yayın camiasına tanıtan Erica arkadaşı olduklarını düşünüyor, ama Christian hakkında çok az şey bil…

A
asaukitap fotoğrafını değiştirdi
14.06.2026
Yaşayan Kütüphaneler
Yaşayan Kütüphaneler

Yazar: erol yılmaz

Nefes alan, nefes alınabilen, hayat veren... Günlük gazetelere, haftalık ve aylık edebi dergilere en geniş şekilde ve kolaylıkla erişilebilen, doya doya okunabilen... ........

A
asaukitap fotoğrafını değiştirdi
14.06.2026
Türk'ün Okuma İle İmtihanı "Kitapsızlar"
Türk'ün Okuma İle İmtihanı "Kitapsızlar"

Yazar: erol yılmaz

Bir ülke düşünün ki, sokaktaki adamdan siyasetçisine kadar, ‘bilgi toplumu’ndan ‘bilgisayar toplumu’nu anlıyor olsun. Kütüphane denildiğinde, sıkıcı mekânlar; kütüphaneci denildiğinde, kitapların tozlarını alarak raflara dizen asık suratlı, gözlüklü ve topuz saçlı kadınlar; kitap denildiğinde ise, iyi niyetli yaklaşımla, ders kitabı ya da olumsuz anlamda, suç unsuru akla gelsin. Gelişmiş dünyada,…

Kitaplığından

Tümünü gör

Testleri ve çözdükleri

Tümünü gör