Aviendha
@Aviendha

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Sisli Dağların Ötesinde (Highlander, #1)

Kitap Ateş serisi kadar başarılı değil. Belki de yazardan beklentim çok yüksek olduğu için bu kitabı o kadar da sevemedim.

Baskı: Anılan Zamanın Bekçileri

Daha önce Artemis etiketi ile çıkan Tarih koruyucuları adlı kitapla aynı konuya sahip ama bu kitap çok daha iyi... Gençlere yönelik bir kitap ama konuyu ve karakterleri sevdim.Kitap iki karakterin gözünden anlatılıyor ve her iki karakterde de birinci tekil şahısın kullanılması biraz karışıklık yaratabiliyor. Ama devamını ilk siparişimde alacağım. Neler olacağını merak ettim.

Baskı: Sensiz Olmaz (Chicago Stars, #3)

Aşkta ilk çeyrek kadar güzel bir kitaptı. Gerçi yazarın kendini tekrarlamaya başladığını düşünüyorum ama kitaplarını almaya devam edeceğim.

Gölge
5/1013.02.2013

Baskı: Gölge

Gençlere yönelik, supernatural özentisi bir kitap. Şu ana kader Dex'ten okuduğum en kötü kitap diyebilirim. Baş karakterler beni sinir etti.Gençlerin hoşuna gidecektir ama yetişkinlere önermiyorum.

Baskı: Hınç - Mühendislik Üçlemesi 1.kitap

Hani bir kitabı beğenip beğenmediğinize emin olamazsınız ve insanlara tavsiye etmekte tereddüt edersiniz ya K.J Parker’ın Mühendislik serisinin 1.kitabı Hınç benim için böyle bir kitap. Tüyap kitap fuarı öncesinde yapılan tanıtımlar ve reklamlar sayesinde dikkatimi çeken ve çok merak ettiğim bir kitaptı. Kitap hayali bir dünyada ortaçağ zamanında ve teknolojinin ve bunun verdiği gücün bir ülkenin elinde olduğu bir kıtada geçiyor. Mezentia Cumhuriyeti kıtanın en genç ülkesi. İnsanlar büyük denizin ötesindeki Eski ülkeden kaçarak buraya yerleşmişler. Eski ülke ile araları daha sonra düzelmiş ve bu ülkeden paralı asker kiralamaya başlamışlar. Bu ülke hakkında kitapta daha fazla bilgi verilmemiş. Mezentia’nın başında bir Kral yok. Loncalar ve komiteler yoluyla yönetiliyorlar. Her mesleğin bir loncası var. Her şey Şartname ile yönetiliyor. Ve ürettikleri cihazlarda bu şartnamenin dışına çıkmanın cezası idam. Kıtanın diğer ülkeleri Eremi ve Vadanı eskiden tek ülke iken aralarında ne olduğunu hatırlamadıkları bir sebepten önce iç savaş çıkmış, daha sonra ayrılarak iki ülke haline gelmişler. Aralarındaki anlaşmazlık iki ülke arasındaki bir savaş olarak devam etmiş. Vadani gümüş madenleri sayesinde oldukça zengin bir ülke. Eremi ise Konumu bakında istila edilemez olarak değerlendirilen ve tarıma dayalı ülke. Kitap iki ülke arasında barış hakimken geçiyor. Kıtadaki son ülke ise çöl kuşağının gerisinde olan Cure Hardy. Diğerleri tarafından vahşi ve barbar olarak adlandırılan, kabileler halinde yaşayan ve sayıları milyonları bulan topluluk. Kitap Vadani, Mezentia ve ağırlık olarak Eremi’den 6-7 karakterin gözünden anlatılıyor. Mezentia mühimmat fabrikasının ustabaşı olan Ziani Vaatzes kızının oyuncağında bir modifikasyon yapar ve ihbar edilir. Davasının sonucunda idam cezasına çarptırılır ve şehirden kaçar. Yolları Eremi Dükü Orsea ile kesişir. Ve büyük bir intikam planını devreye sokar. Ziani Vaatzes alıştığımız kahramanlardan değil. Kendisi bir anti kahraman ve kendisinden hiç hoşlanmadığımı söylemeliyim. Çok sevdiği makinalar gibi bir düşünce yapısına sahip. Bu romanda her şey siyah beyaz değil arada gri tonlarda var. Veya başka bir deyişle karakterler saf iyi veya saf kötü değil. Kitapta en çok hoşlandığım iki karakter Eremi dükünün danışmanı Miel Ducas ve Vadani Dükü Valens. Ayrıca herkesin aşık olduğu iki de bayan karakterimiz var. Bunların dışında romana ısınmakta oldukça zorlandığımı söylemeliyim. Kitabın başında 21-22 sayfada Dük Valens’in 6 yılını anlatmayı başaran yazar daha sonra o kadar ayrıntıya giriyor ki insanı bayıltıyor. Kurulan makinaların nasıl çalıştığı ayrıntılarıyla anlatılıyor. Mesela Vaatzes’in kurduğu fabrikada hangi makinanın nereye yerleştirileceği ve ne işe yarayacağı anlatılıyor. Mezentia’da geçen bütün sahnelerde ayrıntılı makine anlatımları var. Bu yetmiyormuş gibi bir de sayfalarca anlatılan av sahneleri var. Av sahneleri olmadığı zamanda bir geyiği veya domuzu nasıl avlayacaklarını düşünüyorlar. Bir bayan olarak ikisini de son derece sıkıcı bulduğumu söylemeliyim. Sonuç olarak o üzerindeki 28 TL’lik fiyat etiketi ile tavsiye etmekte çok tereddüt edeceğim bir kitap. Devamını ne olacak diye merak edeceğimden dolayı büyük bir ihtimalle alırım ama pek acelem olmaz.

Beyaz Gemi
9/1009.02.2013

Baskı: Beyaz Gemi

Okuduğum ilk Cengiz Aytmatov kitabı beni perişan ederek biter. Annesiz ve babasız büyüyen 8 Yaşındaki bir çocuğun hayalleri ve dedesi ile ilişkileri harika anlatılmış. Zorba bir enişte, Saf bir dede, bağırıp çağıran bir üvey nine ve yalnız bir çocuğun tutunabileceği tek şey olan hayalleri...Ve öyle bir son...

Baskı: Özgürlüğün Elli Tonu (Fifty Shades, #3)

Atlaya atlaya okuduğum bir kitap oldu. Bütün seri tam anlamıyla zaman kaybı...

Baskı: Karanlığın Elli Tonu (Fifty Shades, #2)

Birinci kitaptan daha da kötü. Yazarın ciddi bir marka takıntısı var. Ayrıca her şeyin fiyatını yazmasından gıda geldi. Bilmem kaç bin dolarlık elbise, Bir kaç yüz dolarlık iç çamaşırı veya bikini gibi... Bu markalar kitaba sponsor falan mı oldular diye ciddi bir merak içindeyim doğrusu...

Ölümcül Şüphe
5/1003.02.2013

Baskı: Ölümcül Şüphe

Ortalama bir casusluk kitabı... Kitabın tek iyi yanı bütün müslümanları geri ve ilkel olarak göstermemesi ve yapılan terör eylemlerinin dinimize değilde bir grup köktendinciye yüklemesi.

Baskı: Gizemli Aşık (Rogues of Regent Street, #4)

Daha önce okumaya başladığım ama fransızca kelimelerin çokluğu yüzünden soğuyup bıraktığım bir kitaptı. Dün akşam ikinci bir şans vermeye karar verdim. Ama yazarın diğer kitapları kadar beğenemedim. Kardeşlerini her şeyin üzerinde tutan Julian'ın sosyeteye ve görünüşe bu kadar önem vermesi ve karakterin bu şekilde değişmesi hiç hoşuma gitmedi. Aynı şey eşi içinde geçerli... Fikrim kitabın yazarın şu ana kadar Türkçede çıkan en kötü kitabı olduğu yönünde...

Baskı: Kemik Titreten (The Clockwork Century, #1)

Cherie Priest- Kemik Titreten Kitabı bir iki ay önce almış okunacak kitaplar arasında unutmuştum. Okumaya başlayınca daha önce okumadığıma pişman oldum. Kitap Amerikan iç savaşının başlangıcı sırasında Seattle’da geçen bir alternatif tarih ve steampunk hikayesi. Ruslar Clondike bölgesinde buzun altındaki altınları kazıp çıkartabilen bir makine tasarlanması ve yapılması için bir yarışma düzenlerler. Yarışmayı Seattle’dan zengin bilim adamı Leviticus Blue kazanır. İnşa ettiği makinaya “Kemik Titreten” adını verir. ilk deneme sırasında kontrolden çıkar ve onlarca kişiyi öldürür. Ama asıl olay bu yıkımın ardından bir gazın ortaya çıkarak insanları zombiye dönüştürmesidir. İnsanlar korkuyla kenti terk ederken gazı ve zombileri içeride tutabilmek için şehrin etrafı bir duvarla çevrilir. Kenti terk etmek istemeyen insanlar duvarın çevresine yerleşerek bir banliyö oluştururlar. Bu olaydan 16 yıl sonra Leviticus Blue’nun eşi ve 15 yaşındaki oğlu duvarın dışındaki banliyöde oldukça zor koşullar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Briar sadece eşi yüzünden değil gaz ortaya çıktığında hapisteki bütün mahkumları salan babası içinde şehirdekiler tarafından suçlanmakta ve oğlundan gittikçe uzaklaşmaktadır. Ezekiel babası ve büyükbabası hakkındaki sorularının cevabını duvarın öteki tarafında alabileceğini düşünür. Ve annesine haber vermeden duvarın öteki tarafına geçer. Planlamadığı şey ise girdiği tünelin çökmesi ve kendisinin orada mahsur kalmasıdır. Annesi de oğlunun peşinden gider. Roman hem Ezekiel’in hem de Annesi Briar’ın gözünden anlatılıyor. Her iki karakter de çok iyi. Her ne kadar kendilerini birbirlerine uzak hissetseler de bir annenin çocuğuna duyduğu sevgi ve bir çocuğun annesine duyduğu sevginin karşısında ne durabilir ki ? Kitabı okumak isteyenler kendinizi zombilere (oldukça hızlı hareket eden zombiler) , Zeplinlerle hava savaşlarına , Mekanik kollu bir barmen kadına, kovalamacaya ve eğlenceye hazırlayın. Bilimkurgu ve fantastik sevenlere hararetle tavsiye edilir.

Tek Kurşun
8/1011.01.2013

Baskı: Tek Kurşun

Tek Kurşun Jack Reacher'in ülkemizde yayınlanan 5.kitabı ama Wikipediaya göre serinin 9.kitabı... Ülkemizde her zaman olduğu gibi sıralamaya uyulmamış. Gerçi Jack Reacher serisinde kronolojik açıdan belli bir sıralama da yok birbirinden bağımsız olarak okuyabiliyorsunuz. Kitabın konusuna gelince Amerika'nın küçük şehirlerinden birinde bir sniper tarafından 6 atışla 5 kişi öldürülür. Polis 12 saat gibi bir süre içerisinde katilin kim olduğunu bulur ve tutuklar. Tutuklanan kişinin tek isteği ise eski askeri polis Jack Reacher'in bulunmasıdır. Hem de bu isteği Reacher'den korkmasına ve çekinmesine rağmen yapmıştır. Olayda hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Kitap güzel, Reacher harika bir karakter. Polisiye sevenler kitabı kaçırmasın.

Ölüm Elçisi
8/1002.01.2013

Baskı: Ölüm Elçisi

Kesinlikle birinci kitaba göre gerek konu bakımından gerekse çeviri bakımından çok daha iyi bir kitap. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.

Baskı: Yüz Bin Krallık (Miras Üçlemesi-1)

Kitabın ana karakteri Yeine Yüz bin Krallık'ın hükümdarı ve arameri ailesinin başı Kral Dekarta'nın kabul edilmemiş torunu ve Darr halkının yöneticisi. Annesinin ölümü üzerine dedesinden Göksaray'a gitmesi talimatını alıyor ve buna uyuyor. Göksaray'a vardığında ise Tahtın varisi ilan edileceğini öğreniyor. Ama tahtı almak kolay bir şey değil... Diğer iki varisle uğraşacağı gibi bir de bütün ülkeleri dize getiren silahlarla da başa çıkması gerekiyor. Ve bu silahlar hapsedilmiş olan tanrılar. Evet yanlış okumadınız Tanrılardan bahsediyorum. Kitabımızdaki olaylardan 2000 yıl önce Aydınlık Tanrısı İtempas kızkardeşi Alacakaranlık Tanrıçası Enefa'yı öldürüyor. En büyük Ağabeyi Karanlık Tanrısı Nahadoth ve diğer tanrılar savaşa giriyorlar. Nahadoth ve çocukları savaşı kaybediyor. İtempas onları bağlayarak Arameri ailesinin emirlerini uyması talimatı ile bu aileye resmen köle olarak veriyor. Armeri ailesi ise onları silah olarak kullanarak bütün ülkelere korku salıyorlar. Yazarın anlatımı oldukça karışık ve kendisi de bunun farkında, ilk yüz sayfada sıkıldığımı kabul etmeliyim ama ondan sonra kitap açılıyor ve ilginç bir şekilde ilerliyor. Okuyacaklara tavsiyem başlarında sıkılsalar bile devam etmeleri...

Baskı: Başka Bir Dünya / Üçlü İttifak

Gençlere yönelik bir kitap. Biraz yoklar serisini andırıyor. Devamını büyük bir ihtimalle alırım ama pek de acelem olmaz.

Baskı: Gabriel'in Cehennemi (Gabriel's Inferno #1)

Kesinlikle okuduğum en güzel aşk romanlarından biriydi. Julia ve Gabriel'in aşkı saf, masum ve romantikti. Kitaptan tek şikayetim yabancı kelimelerin çokluğu ve anlamlarının çevirmen tarafından not olarak eklenmemesiydi. Eski Türkçe kelimelerin kullanılması ise bir kelime haricinde rahatsız etmedi. Bazı kelimelerde yazım hataları vardı ama kitap o kadar güzelki görmezden gelmeyi tercih ettim. Yayınevine gelince Grinin Elli Tonu ile bu kitabı kesinlikle kıyaslamamalıydı. Sylvian Reynard, E.L.James'den çok daha iyi bir yazar. Kıyaslamak Sylvian Raynard'a haksızlık yapmak bence...

Baskı: Grinin Elli Tonu (Fifty Shades, #1)

Kitabı sadece ve sadece Merak ettiğimden aldım. Bu kadar çok satmasını ve satış listelerinde üst sıralarda yer almasının tek sebebi porno olması... Romantik ? özgürleştirici ? Aşk ? Ben rastlayabilmiş değilim. Kitaba geçen hafta cumartesi günü başladım ve tam dokuz gündür elimde sürünüyor. Kitabı okumaya devam etmemdeki tek sebep ise E-Postalar...Kitabın en zekice olduğu, mizahın iyi kullanıldığı yerleri orası... Yazar bunu bütün kitaba yansıtabilseydi çok daha iyi bir kitap olabilirdi. Verdiğim 5 puan da E- postalar için Kitap tam anlamıyla reklam şişirmesi... Çok paranız ve bolca boş vaktiniz varsa öneririm. Devam kitaplarını alır mıyım bilmiyorum ama almaya karar verirsem sahaflarda 5-7,50 TL arasına inmesini bekleyeceğim kesin... Bu kitaplara daha fazla para veremem.

Baskı: Baharı Beklerken (Claybornes' Brides, #5)

Serinin ilk kitabı kadar iyi değil Cole'un hikayesini daha iyi bekliyordum. Belki de beklentimin çok yüksek olmasından ve sadece Cole'un hikayesini değilde Ryan'ın hikayesini de işlemesinden dolayı hayal kırıklığına uğradım. Bence her iki karakterde ayrı birer kitabı hak ediyorlardı. Ama Kitaptaki Western havası çok iyi...

Baskı: Günah Pazarı ( Anita Blake Vampir Avcısı, #17)

Laurell K.Hamilton- Günah Pazarı Kitap serinin en iyilerinden arkadaşlar. Anita polis meselelerine geri döndü. Cinayet soruşturmalarını özlemişim :) Gerçi polislerin ona karşı olan davranışlarından hiç memnun kalmadım. Las Vegas ile alakalı sevdiğim tek şey SWAT ekibi oldu. Anita'nın başka bir kentte olması sebebi ile cinsellik son kitaplarına oranla çok daha az... Birkaç sahne var. onlarda da 6-7 sayfa anlatmış. Toplamda 40-45 sayfa kadar var. Yazar cinsellik oranını düşürüp cinayetlere ve vampir konseyine bir odaklanabilse kitaplar eski tadına kavuşacak. Kitap ile alakalı tek eleştirim sonu ile alakalı. Çok üstünkörü geçilmiş. Resmen oldu bittiye getirilmiş diyebilirim. Çeviriye gelince :9 Selim Yeniçeri bana göre çok iyi bir çevirmendir ve onun çevirdiği kitapları içimde hiçbir korkum almadan alırım. Ama Anita Blake Çevirisini aldığı zaman serinin önceki kitaplarını okumasını isterdim. Terimlerde farklılıklar var.Mesela animatörler A.Ş yerine " Canlandırıcılar A.Ş" kullanılması gibi... Ama beni en çok rahatsız eden Şekil değiştirici yerine bazı yerlerde "hayvan adam"ın kullanılması...birde küfürler alışık olduğumuzdan daha açıkça yazılmış. Bütün kitapta sadece bir yerde sanki atlama varmış gibi hissettim. Swat ekibi ile otelden ayrılırken bir anda konuşulmaya geçilmesi ama onun dışında bir şikayetim olmadı.

Baskı: Kutup Yolculuğu (Dirk Pitt, #20)

Clive Cussler'in Dirk Pitt romanlarını çok severim ama bu sefer verdiği teknik bilgi ile yer yer beni sıkmayı başardı. Kötü adamımızda o kadar başarılı değildi Çeviride isim karışıklıkları vardı. . Kitabın hoşlandığım noktaları ise Dan Simmons'un "Terör" adlı romanında da geçen Terror ve Erebos adlı gemileri konu alması ve Dirk'ün ikizlere göre daha ön planda olması... Kitabın son yüz sayfası ise güzeldi... :))

Baskı: Zehir Ustası (Study, #1)

Ixia Monarşi ile yönetilmekte iken Kralın, asillerin ve Büyücülerin yaptıklarından memnun olmayanlar, Ambrose önderliğinde halkın gücünü de arkalarına alarak ve büyük bir Ordu kurarak Kralı devirirler. Ixia bölgesi başında generallerin bulunduğu, Ambrose liderliğinde 8 Askeri bölgeye ayrılır. Halka Üniformalar ve görevler dağıtılır. Seyahat özgürlüğü yoktur. Bütün davranışlar bir yönetmeliğe göre belirlenir. Böyle bir ortamda büyüyen Yelena yaşadığı yere konuta eden generalin oğlunu öldürdüğü için idama mahkum edilir. İdam günü komutanın baş danışmanı ve suikast- çisi Valek tarafından çeşnici olarak yaşaması için bir şans verilir. Ama Yelena kaçmaması için zehirlenir. Her sabah Valek'ten panzehir alması gerekmektedir. Bu yetmediği gibi öldürdüğü kişinin babası tarafından başına ödül konulur. Bence Dex'in şu ana kadar çıkardığı en iyi kitaplardan biri. Hatta "başlat"tan sonra en çok sevdiğim kitap diyebilirim. 2.kitabı merakla bekliyorum. Gönül rahatlığı ile herkese öneririm.

Baskı: Parıltı (Gökyüzü Üçlemesi, #1)

Koloni kurmak üzere Dünyadan ayrılan iki gemiden birinin diğerine saldırması ve gemideki bütün kız çocuklarını diğer gemiye kaçırmalarıyla başlıyor kitap. Kızların kaçırıldıkları gemideki durumları ile Diğer gemide kalan erkek çocuklarından ikisi olan Seth ve Kieran'ın geminin liderliği için girdikleri mücadele dönüşümlü olarak anlatılmakta... Kitap daha çok gençlere yönelik bir Bilimkurgu kitabı... Gençlerin hoşlanacağını düşünüyorum. Yetişkinler için ise ucuza bulursanız alın bence...

Baskı: Kutsanmış Kan (Kan Günlükleri # 1)

Değişik bir konu, sıkılmadan okunabilecek bir kitap... Kızımızın yaşı gene 17 ve liseli... Liseli genç kızların baş karakter olduğu kitaplardan sıkıldım ama 2.kitap alınacak. Devamını merak ediyorum.

ÖncekiSayfa 2 / 5Sonraki