
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Yağmurla Gelen Mutluluk
Lilly on-oniki yaşlarında kendisinden bir kaç ay küçük Colton'a bakıcılık yapmaya başlar ve bazı talihsiz olaylar sonunda Colton'ın annesi tarafından bakıcılık görevinden alınır. Yıllar geçse de içinde ki tarifsiz boşluğu bir türlü dolduramaz, ta ki bir gün Colton'a yeniden rastlayıncaya kadar. Colton'ın "özel" bir çocuk olduğunu hep hissetmiş olsa da onun gerçekten "özel" biri olduğunu anlamasıyla ve kendisini ona tamamen kaptırmasıyla hayatındaki boşlukların hepsi dolacak ve her anında Colton olmaya başlayacaktır. Colton'ın olaylara bakış açısı, özellikle "diş fırçası" takıntısı her şey çok güzel anlatılmış. Spoiler vermeden çok yazamadığımdan kısa kesiyorum :) Kısa güzel ve duygusal kitap okumak isteyenler, bu kitap tam sizlik :) Lilly ve Colton'ın bu tatlı hikayesi içinizi ısıtacak. Elinize aldığınız gibi bitireceksiniz. Bazı yerlerde gülümseyecek, bazı yerlerde içiniz acıyacak ama bitirdiğinizde iyi ki okumuşum diyeceksiniz. :) “Sen benim güzel Lilly’msin. Dünyamdaki her şeyi doğru yapan sensin.”
Baskı: Lola ve Komşu Çocuk (Anna and the French Kiss, #2)
Bir iki haftadır elimde olan kitabı bitiremedim ve her yerde karşıma çıkan Lola ile tanışayım dedim. Güzel akıcı bir kitap. Okurken kesinlikle sıkmıyor sizi. Hoş bir kitap okuyayım diyorsanız Lola ve Komşu Çocuğu'nu tavsiye ederim. Cricket'e bayıldım, Max'den yana şüphelerim vardı tavırlarıyla düşüncelerimi doğrulamış oldu. Cricket'in ikizi Calliope sinirlerimi hoplatıyordu sonunda onunda yola gelmesine sevindim. Cricket çok sevimli ya :) Bunların yanı sıra, kitabın bize vermek istediği mesaja dikkat çekmek istiyorum; insanlara kendimizi daha normal-sevimli-sosyal vs. göstereceğiz diye benliğimizden vazgeçmemek gerektiğini, KENDİMİZ OLMAYI öğütlüyor.. Şeklimi Koyarım. " Bazen hata bir olay değil, bir kişidir "
Baskı: Nehrin karşı Kıyısı
100 sayfa filan anca okuyabildim. Sorun benden kaynaklanmış olabilir belki de bilemiyorum ama bir hafta elimde süründükten sonra bırakmaya karar verdim. Okuyun yada okumayın diyemiyorum. Karar sizin :)
Baskı: Siyah Buz
Yazarın Fısıltı serisi benim favori fantastik serilerim arasında olsa da maalesef Siyah Buz güncel favorilerim arasına giremedi. Çok harika beğendim diyemem ama okundu geçti gitti işte. Biraz ergen işi (üzgünüm gençler). Kurgu güzel ama bilindik. Çok yazılacak bir şey yok kitap hakkında. İki günde bitirdim bitti. Şimdi yeni kitap seçme vakti :)
Baskı: Yeşil Deniz Kabuğu
İşte özlediğim Sarah Jio kalemi. Bravo Yine elinize aldığınız gibi bitireceğiniz bir kitap yazmış ve sağolsun sevgi için çıtayı yine göklere çıkardı. :) Kitabı çok beğendim, anlatımı, konusu o kadar güzel ki kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Agapi hüsranından sonra okumak için baya bir zaman elim gitmemişti bu kitaba ama şuan beklettiğim için kızıyorum kendime. Ruh ikizini bulduğun bir anda kaybetsen ve yıllar sonra evliliğine sayılı günler kala hayatının aşkına bir restoran çıkışı denk gelsen.. Kaldırımda saçı sakalı bir birine karışmış, elindeki yiyeceğe iştahla bakan bir evsize dönüşmüş halde.. Kailey yıllar sonra rastladığı hayatının aşkı Cade için elinden geleni yapsa da Ryan'a içim acıdı. Senin gibi karakterler zaten sadece romanlarda olur be Ryan diyorum bende :) Sarah Jio hep yazsın ben hep okurum. "İnsan hala gerçek olmasını istediği bir rüyaya nasıl veda edebilirdi ki."
Baskı: Veda Vakti Gelmeden
Susan Spencer - Wendel ALS hastalığına yakalandıktan sonra hayatına nasıl yön verdiğini, büyük bir yıkım yaşamaktansa geri kalan hayatını nasıl daha güzel geçirebileceğine karar vermesini anlatıyor bize. Yazarımız kendi hayat hikayesini paylaşmış bize ve gerçekten güzel öğütler veriyor. ALS teşhisi konulduktan sonra reddetme ve kabulleniş dönemlerinde yaşadıklarını aktarıyor. Susan'ın eşi John'a bittim. Sen nasıl vefakar bir adamsın güzel insan. Kitaptaki karakterlerin dünyanın bir başka yerinde yaşadıklarını bilmek çok güzel, özelikle de Susan'a harika yaklaşımlarını okuduktan sonra. Kitabı UKitap'ta yılbaşı hediyeleşme çekilişi sonunda bana hediye eden Doruk'a buradan da teşekkürlerimi iletiyorum. Kitabı gerçekten çok sevdim. Anlatımı güzel lakin, zaman sıralamasında biraz kafa karışıklığı olabiliyor. Ve söylemeden geçemeyeceğim; Kıbrıs'a yaptığı seyahatler sırasında Yunanlıları çok güzel anlatıp Türk kısmını daha hoş olmayan şekilde tasvir etmesi hoşuma gitmedi. Denk gelirseniz okumanızı öneririm ;)
Baskı: Ejderin Aşkı (Ejderha Serisi 1)
Yüzümde kocaman bir sırıtışla okudum kitabı. Bir fantastik kitap bu kadar mı eğlenceli olur diye sormadan önce bir ejderha bu kadar tatlı olabilir mi diye sorsam daha yerinde olur :)) Çok sevdim, iyi ki tavsiyeleri dinleyip başlamışım. Bir günde bitiverdi :) Hikayeyi anlatmama gerek yok, zaten çoğu benden önce okumuş, sadece çok beğendiğimi söylemek istedim :) Ejderhanın kafasına kitap fırlatmak mı :))))). Hadi canım!
Baskı: Leo
Yazarın çıkan ilk kitabı Başka Dilde Aşk'ı okumadım ama çıktığından beri okuma listemde. Yorumlarını takip ettiğim bir sürü kitap canavarı arkadaşım da çok beğendiği için ikinci kitabı Leo'yu okuma fırsatını bulunca hiç kaçırmadım. Zaten kısacık bir roman. 288 sayfa gibi bir şey. Elinize aldığınız gibi bitirebileceğiniz türden. Kitabın ilk 50-60 sayfasında kitap okumayı sevenler kendilerini görebilirler. Evie'miz de bir kitap canavarı çünkü :) Evie ve Leo koruyucu aileleri vasıtalarıyla tanışırlar. Leo 16 yaşına geldiğinde evlatlık olarak bir aileye verilmesiyle Evie, minik dünyasında ona değer veren ve seven tek insanı kaybeder. Leo hergün haberleşeceklerini, 18'ine girdiği an yanına geleceğini söyler ama gittiği günden itibaren ondan haber alamaz. Tam sekiz yıl sonra, kendi küçük dünyasını kurmuş, çalışan ve süper arkadaşları olan Evie bir gün onu yakışıklı bir adonisin takip ettiğini fark eder. Bir hafta bu acemi takipçisini izleyerek geçirse de artık bu duruma el atmaya karar verir ve Leo'nun eski arkadaşı Jack ile tanışır. Olayları tahmin etmek çok zor olmadı, nedense bazı yerlerde aklım hep yine Christian'a (Grey) kaydı. Kitabın alakası yok öyle söyleyeyim. Sadece Jake'in Evie'yi sahiplenmesi, koruması, kıskanması öyle tatlıydı ki bana Christian'ı hatırlattı. Okuyun, seveceksiniz.. Jake'in kalbimi kazandığı ilk nokta; Evie'nin apartman dış kapı kilidinin bozuk olduğunu görünce verdiği tepki ve olaya müdahale edişi.. Kalbim rögar kapaklarından akmaya başlamıştı :))) *** “Geçmişe bakmak acı verebilir, fakat ya ondan kaçarsın, hissizleşirsin ya da ondan öğrenebilirsin.” *** “O, bana uyanık olmayı sevdiren çocuktu, çünkü nihayet gerçekler rüyalarımdan daha güzeldi.”
Baskı: Kağıttan Kalpler
Arkadya Yayınları'nın ilk defa bir kitabını beğenemedim. Roman gibi değilde kısa bir hikaye olsaymış belki sevebilirdim ama çok da derin olmayan bir konudan 400küsür gibi kalın bir kitap çıkarmaya çok zorlamış yazar. 200 sayfada halledilebilecek bir kitap. Mutlaka okumalısınız diyebileceğim bir kitap değil, boş vaktiniz varsa, sizi çok fazla düşündürmeden okunacak bir kitap arıyorsanız tercih edebilirsiniz. Üzgünüm 3/5 puanım. Hatta 3 bile fazla gelebilir.
Baskı: Konuş Benimle
Kapağını görüp almaya karar verdiğim kitaplardan :) Tabi bunda Go Kitap'ın İnstagramda kitap için yaptığı tanıtımlar da etkili olmuş olabilir :) İçerik bakımından tecavüze uğramış bir kızın kimseye derdini anlatamaması ve içten içe ölmesini konu alıyor. Hiç bir şeye ağzını açmayıp hayır diyememesinin kendi ruhuna yaptığı eziyet dayanılmaz olmaya başlasa da ağzını açıp tek kelime edemiyor Melinda. Size konunun tecavüz olduğun söyleyerek spoiler filan vermiş olmuyorum. Çünkü kitabı açtığınızda karşınıza çıkan ilk şey bu. Yani kitap ilerledikçe "bu kız neden böyle" diye düşünmenize kafa yormak zorunda bırakmamış yazar. Keşke bıraksaymış.. Olayları sonradan çözseydik. Bir kaç saatte bitirilebilecek kitaplardan. Kalabalıklar içinde yalnız hissedenler, kimseyle ağzını açıp tek kelime etmek istemeyenler, tecavüze yada kimseye anlatamayacağı bir olay başından geçmiş olanların içindekileri dışarı anlatmalarıyla iç huzura ve çözüme kavuşabileceklerini ifade etmiş. Konu güzel, çevremizde başından bu tarz olaylar geçmiş insanları ve bunu kimseye anlatamayanların sayısını dikkate alırsak okunması gereken bir kitap. Birden bire sessizleşen konuşmayan içine kapanan insanları dışlamak yerine onlara yalnız olmadıklarını hissettirebilmenin önemli olduğunu ortaya koymuş yazar. Birileri tarafından tecavüze yada ruhen-madden saldırıya uğramış insanların kendilerine bu felaketleri yaşatanlara "stockholm sendromu" adı altında aşık olmaları gibi bana göre saçma konulardansa, insanlara bununla nasıl başa çıkabileceklerini ve çevresindeki insanların onlara nasıl yaklaşması gerektiğini gösteren kitaplar okumayı tercih ve tavsiye ederim. Sonunun biraz daha uzun olmasın beklerdim. Melinda'nın iç karartıcı bu bunalımlı hallerinden sonra rahata kavuştuğunu da okumak isterdim. Not: Kitapla ilgili kim ne yorum yapmış diye bloggerlarımızın sayfalarına bir göz attım, kitabın Kristen Stewart'ın baş rolde oynadığı filmi çekilmiş. Akşam seyretmeyi planlıyorum.
Baskı: Buz (Dani O'Malley, #1)(Ateş, #6)
Bu kitabı okumak için Fever serisinden olduğunu bilmek yeterli :) Seri bende nasıl bir iz bıraktıysa Barrons geçen her şeyi okutuyor :) Ateş serisi 5.kitap Gölge Ateşi ile kalmıştık en son, Dublin yerle bir olmuş, bir çok boyut iç içe geçmiş vaziyette ama en önemlisi Barrons ve Mac artık birlikteyken bırakmıştık. Şimdi ise dünya Sinsar Dubh'tan geriye kalanlarla hayatta kalmaya çalışmakta ve her yerde değişik yaratıklar kaynamaktadır. Herşey yolundaymış gibi hayatın devam ettiği tek yer Ryodan'ın yeri Chaster's barı. Merakla başlayıp merakla bitirdim ve elime aldığım gibi kendini okuttu. Anlatımı ve çevirisi güzel. Benim gibi Barrons ve Mac'i görmek isteyenler fazla umutlanmasın derim, çünkü hiç yok denecek kadar az geçiyor isimleri kitapta. Keşke yazarımız Dani'nin yaşını biraz büyütüp öyle başlasaydı kitaba. Ryodan ile Dani arasında başlayan elektrik tehlikeli bir hal almadan kitap bitti. Ryodan'ın esprilerini okumak çok keyifliydi :D Serinin devamını merakla bekliyoruz.
Baskı: Devrimin Kızı (The Book of Ivy #2)
Devrimin Kızı - Amy Engel Serinin ilk kitabı Kurucunun Kızı, Ivy'nin çitin ardına gönderilmesiyle sona ermişti. Ivy'nin çitin ardında geçirdiği zor günlerden sonra Calep ve Ash ile karşılaşmasıyla olaylar Ivy için daha az endişelenmeye başladık. Calep ile Ash Ivy'i kaldıkları kampa diğer insanların yanına götürdüler ve Ivy babasının soyundan gelme özelliği ile rahat bir nefes aldı, Bishop ile evlenmeyi kabul etmediği için çitin ardına atıldığını söyler ve için için Bishop'la evlendiğini öğrenebileceklerinden korkarak kamptaki günlerini yaşar. Ta ki, Calep kampa yaklaşmaya çalışan genç bir erkeği eşşek sudan gelene kadar dövülmüş halde kampa getirene kadar.. :) Güzel ve bir çırpıda okunabilecek kitaplardan/serilerden. Tavsiye ederim :) ""Yanaklarımdan yaşlar akıyor, tuzları dudaklarımı yakıyordu. Gözyaşlarıma teslim olup kendime, kaybettiğim her şey için ve olacaklara karşı duyduğum korku yüzünden ağlama izni verdim. Eskiden olduğum kızın, asla olmak istemediğim eşin, olmayı reddettiğim katilin ve öyleymiş numarası yaptığım hainin yasını tuttum. Artık bunlardan hiçbiri değildim. Başımı kaldırıp gözlerimi sildim. Kız çocuğu. Eş. Katil. Hain. Hepsi benim eski versiyonlarımdı. Artık hayatta kalan biri olacaktım. Derin bir nefes aldım ve çiti bıraktım." *** "Birçok insan bu kadar şanslı mıydı? Onları gerçekten anlayan birini bulacak kadar? Onları sürekli daha çok kendileri gibi birine dönüştürmeye çalışmak yerine, dünyaya bakışlarının ve yaklaşımlarının bütün garip ve yabancı yollanın kabul edecek birini bulacak kadar? Diğer birçok kişi beni başka tür bir kıza dönüştürmeye çalışmışken, Ivy olmama izin vermek, Bishop'ın bana verebileceği en değerli hediyeydi."
Baskı: Eleanor & Park
Bu ara üst üste güzel kitaplar okuduğum için kitaplar hızlı hızlı bitiyor. Örneğin kitap gibi :) Normalde hep söylenirim, 3. kişi tarafından anlatılan kitapları sevmem diye. Meğersem seviyormuşum ama sadece anlatımı güzel olanları. Eleanor & Park'ta da olaylar bi kızın bi oğlanın gözüyle anlatılıyordu ama öyle hızlı ilerledi ki kitap, hangi ara bitti anlamadım. sonundaki teşekkür sayfasına geldiğimde elinden şekeri alınmış çocuk gibi kaldım :) Saatler içerisinde bitirdiğim nadir kitaplardan :) Uzaktan bakıldığında hiç bir alakası olmayan kızıl bir kız ve kendi iç dünyası içinde harika bir aileyle yaşayan yarı Asyalı bir çocuk. Eleanor ve Park. Hikaye çok güzel, Eleanor'un içinde yaşadığı aile, kardeşlerine sahip çıkmaya çalışması çok dokunaklı. Bazı yerlerde gerçekten içim sızladı. Hayatta tek başına olduğu hissiyle başaçıkmaya çalışırken Park'ın sürekli onun yanında olduğunu hissettirmesiyle kendini daha özel ve sevilebilir olarak birisi gibi görmesi ve bunu hissettiği andaki duyguların anlatımı harikaydı. Park'ın annesine başlarda uyuz oldum kabul ediyorum ama sonradan hem annesini hemde babasını çok sevdim. Kitapla ilgili yazacağım çok şey var ama fazla uzatmak istemiyorum. Denk gelirseniz mutlaka okumanızı önereceğim bir kitap. Yazar sonunu keşke biraz daha uzatsaymış dediğim nadir kitaplardan..
Baskı: Kördüğüm
Hakkında güzel yorumlar okuduğum uzun zamandır okumak istediğim bir kitap. Naomi normalde gelmesi gereken zamandan önce bir saatte çocukluk arkadaşı Lana'nın evine gittiğinde Lana'nın yıllardır sakladığı sırrını öğrenir. Lana'ya yardım etmek isterken bir anda kendisini akılhastanesinde bulur. Anlayamadığı şey; intihar etmek isteyen o kadar sıkıntıyı çeken Lana iken neden kendisi akıl hastanesine kapatılmıştır? Aklını sabit tutabileceği tek şey Lachlan'ın ziyaretleri ve hastane bahçesindeki ağacın dalından sarkan buz salkımıdır. İlginç bir hikaye, başlarda çok hızlı ilerledim, ortalarında biraz normalleşti olaylar sonrasında bum! İyi toparlamış yazar sonunu. Çok büyük beklentiyle okunacak bir kitap değil. Vaktiniz varsa ve değişik bişeyler okuyayım derseniz Kördüğüm'ü çözmeye çalışmanızı önerebilirim. :)
Baskı: Aşk Kokan Çiçekler (Chesapeake Shores #2)
Konu güzel ama anlatımı güzel değil. 3.kişiler tarafından anlatılan kitapların anlatımı beni sarmıyor..
Baskı: Sevginin Büyüsü
Sevginin Büyüsü - Beth Hoffman Uzun zamandır okumak istediğim bir kitabı bitirmenin huzuru içindeyim :) Kapağına baktığımda ilk aklıma gelen şey "huzur". Okumak için bu kadar beklemeseydim dediğim kitaplardan. Konusunu çok beğendim ama anlatımı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. İlk 100 sayfa harika bir anlatımla okurunu kitaba bağlayan yazar, sonraki sayfalarda baştaki derinliği yakalayamamış. Sonlarına doğru biraz daha toparladı diyebilirim. 12 yaşında küçük bir kızın, akli dengesi pekte yerinde olmayan annesini idare etmeye ve kendi hayatını yaşamaya çalışmasını anlatıyor. Annesini kaybetmesinin ardından Teyzesinin yanına taşınıyor ve o kadar koktum ki CeeCee için hayat yeniden kötü olmaya başlayacak diye.. Sımsıcak ve çok tatlı bir hikaye. Okumayanlara kesinlikle öneririm..
Baskı: Kızıl Ateş (Saklı Miras #1)
Kızıl Ateş - İlona Andrews Bilim kurgu her yazarın güzel kaleme alabileceği bir tür değil. Bu yazarımız güzel başlarmış. Anlatımı çok güzel ve kurgusu iyi bir kitap. Okurken çoğu yerde gülümseme yüzümden eksik olmadı. :) Bilim kurgu sevenlerin merakla ve severek okuyabileceği bir kitap. Kitabın adı bence Kızıl Ateş değil de "Lider" filan olsaymış daha iyi olurmuş. Goodreads'ta ki kitap kapağını eğer daha önce görseydim kesinlikle okumazdım o kadar itici ki. Yabancı Yayınları'na güzel kapak ve ayraç için teşekkür ederim. Güzel bir çevirisi var ve kitabı okumamı sağlayan webcanavarı ailesine ve hediye eden Ayan'a sevgilerle :) Son olarak; serinin devamı lütfen en yakın zamanda çıksın :) Çılgın Rogan'ı okumak çok keyifliydi. :) “Sen Çılgın Rogan’sın!” diye söyleyiverdi Leon. “Evet,” derken Çılgın Rogan’ın sesi sakindi. “Ve şehirler parçalayabiliyorsun?” “Evet.” “Bütün bu para ve büyüye sahipsin?” “Evet.” Leon bu sorgulamayla nereye varmaya çalışıyordu. Kuzenim gözünü kırpıştırdı. “Ve böyle mi… görünüyorsun?” Çılgın Rogan başıyla onayladı. “Aynen.” :)) ---***--- “Bir düşünce okulu, bu tür sorunlarla baş etmenin en iyi yolunun maruz bırakma tedavisi olduğunu söylüyor.” Dedi Çılgın Rogan. “Mesela, eğer yılanlardan korkuyorsan sürekli bir tanesini ellemek bunu tedavi edecektir.” Aha. “Senin yılanını ellemeyeceğim.” Sırıttı. “Bebeğim, benim yılanımla başa çıkamazsın.” :))) ---***--- Nevada'nın Rogan'ın davranışlarına tepkisi; "Biliyor musunuz, eğer aşık olursa büyük romantik bağlılık filan olmayacaktı. Bolca can sıkma, arzu olacak ve en sonunda ruh eşi onu boğazlayacaktı" :)) ---***--- "Ses tonu sakin ve kesindi; 'Eğer yüzüme bir daha telefonu kapatırsan arabanı parçalar haline getirir, Noel tacı gibi çatına asarım." :)
Baskı: Tess'in Gözyaşları (Monsters in the Dark, #1)
Kitap 496 sayfa ve bir günde bitti. Niye? Çok mu sevdim? Hayır. Gerçekten hayır. Bazen karşılaşırım Christian Grey'i sevmeyenlerle, onu nasıl sevdiğimi merak ederler filan. Ya sanırım bende şuan Q'yu sevenlere aynı soruyu soruyorum. Yok annem ya ben almayım. Benim bu kategoride tek sevdiğim kahramanım Grey. Ötesi olmadı sanırım olmayacakta. Helal olsun 58 serçeyi salıvermiş ama üzgünüm Q benlik değil..
Baskı: Siyah Damar
Vay vay vay... Kitap ilk sayfadan son sayfaya kadar heyecan içerisinde ve harika bir akışla ilerledi. Cumartesi akşamı elime almamla gece 2 gibi bitirmem bir oldu. "Siyah Damar"ı baskın olan bir yazar ve onu zamanında büyük bir trajedinin ortasında yalnız bırakmayan doktoru kendilerini uyandıklarında boş bir evde bulurlar. Evde aylarca kendilerine barınacak imkanlar bırakılmış ve hiç bir zarar verilmemiştir. Evden dışarıya çıkamıyorlar ve dışarıda gördükleri şey göz alabildiğince uzanan arazide yağan kar.. Kitap çıkalı uzun zaman oldu ama ben daha yeni okuyorum ve ba-yıl-dım. Bazen arkadaşlarım soruyorlar; beğendiğin-önerdiğin kitap var mı diye. O kadar kitap okuyorum ama aklıma sadece belirli kitaplar gelir ve ben sadece onları söylerim. Bu kitap o listeme elime aldığım gibi giriş yaptı. Kesinlikle öneririm. "İnsanlar başka birisinin ağırlığını taşımak için yaratılmamışlardır. Daha kendimizi zor taşıyoruz." *** "Güvende olan kimdi? Hiç kimse. Dünyada hiçbir zaman güvende olmayacağımızı garantileyen çok fazla kötü şey vardı." *** "Fortez fortuna juvat" Şans cesur olanın yanındadır.
Baskı: Aşkın Şarkısı (Stage Dive, #3)
Stage Dirve Serisi 3.kitabıyla son hız devam ediyor. Seri ilerledikçe daha da çok sevmeye başladım. Karakterler daha güzel anlatılır oldu, konular ve dikkat çekilen yerler daha hoşuma gitmeye başladı. Jimmy'nin alkol ve uyuşturucu sorunları yüzünden grup günden güne değer kaybetmeye başlar ve gerek grup üyeleri gerekse müzik şirketleri Jimmy'e kendisini toplamasını söylemektedir. Grup üyeleri son aylarda kendini toparlayan grubun solisti Jimmy'mizin kendini yine bağımlı hale getirmesini önlemek için ona bir "eşlikçi" tutmaya karar verirler. Lena ise iş başvurusu için gittiği yerde grup üyelerinin dikkatini çeker ve akıllarına ilk gelen "Jimmy'nin hakkından ancak bu kız gelir" olur :D Lena artık Jimmy'nin sürekli yanında kalmaya başlar ve Jimmy'nin çekimine karşı koyamaz (Tabiki :). ) Olaylar bu noktada yeni başlıyor :) Jimmy, Lena'nın kendi etkisinden kurtulabilmesi için ona randevular ayarlayıp sosyal aktivitelere katılmasını sağlarken aslında farkında olmadan küçük kıskançlık krizleri yaşamaya başlar :) Son sayfalara doğru Jimmy'i boğazlamak istedim yalan yok . Ama sonra yine dışı çelik, içi pamuk şeker moduna döndü . Anlatımını, karakterleri, kurguyu sevdim. Serinin devamını merakla bekliyorum. Yabancı Yayınları'na bu güzel serinin devamını çıkarmalarını buradan rica ediyorum :) Çeviriyi beğendiğim için de Çevirmenimize sevgiler, ellerine sağlık..
Baskı: Karanlıkta (Hearts in Darkness #1)
Okuyacak bir şey bulamadıysanız bu kısa hikaye iyi gelebilir :)
Baskı: Ada (Ada, #1)
"Tamam, İşte durum şu. Buraya ergenlik yıllarındayken, on üç on dokuz yaş arası bir yerde geliyorsun. Bir yılın var. Ya bir kapı yakalarsın ya da..." Durdu, safir gözleri alevler içindeydi, kendisi tutuşacak zannettim. "Ya da?" diye bastırdım. "Ölürsün." Gizemli Nil Adası'nda kurallar belliydi. Bir yılınız vardı. Kaçmak ya da hayatta kalmak için tam 365 gün." Arka kapak kitabın konusunu gayet güzel açıklıyor. Dün başladım ve 24 saat olmadan bitti. Bu kadar kısa sürede bitirmemin sebebi bu tarz (Distopya) kitapları çok merak uyandırıcı ve heyecanlı buluyor olmam olabilir. :) Charley'de Nil Adasındaki diğer gençler gibi kendini çırılçıplak bir ortamda bulur ve hayatta kalmak için barınma-yemek ihtiyaçları için oradan oraya koşuşturup durmasının ardından gece olduğunda gökyüzünde gördüğü yıldızlar ile hala dünya yüzeyinde olduğundan emin olur. Yalnız başına geçirdiği 12 günden sonra Nil'de yalnız olmadığını farkeder.. Kurgusu ve anlatımını sevdim. Sadece Thad ile Chaley'in bir birlerine vıcık vıcık aşık olmaları biraz ergenvari geldi diyeceğim ama zaten ergenler :)) Çok çok harika diyemem ama vaktiniz olursa ve ne okusam diye düşünürseniz size güzel ve keyifli vakit geçirtebileceğini düşünüyorum. Şimdilik hoççakalıınnn :) "İyi çocuklar tehlikelidir, çünkü ne zaman kötü olduklarını anlayamazsın."
Baskı: Bıçak Sırtı (Mara Dyer, #2)
Serinin birinci kitabı "Eksik Parça" zurnanın zırt dediği yerde kalmıştı, aynı durum şimdi yine karşımızda. Şaşkınım. Peki biz bitmemiş serileri okumaktan vazgeçecek miyiz? Tabi ki hayır :)) Kitabı anlatmak istemiyorum, çok güzel ve harika bir kurgu var, her an her saniye bişeyler oluyor. Zavallı Mara kafayı yemesinde ne yapsın? İyi ki Noah varr ( Ah keşke benimde olsaaaaaa :)))) ) Eksik Parça'yı sevdiğim ve Bıçak Sırtını merakla beklediğim halde daha yeni okumamın sebebi; 3.kitabın çıkmasına yakın okuyayım diye istememden kaynaklanıyor. Ama kitap 2016'da çıkacakmışşş... Devam kitabını çokkkk merak ediyorum ve yeni kitabımı seçmeye gidiyorummmm Bye Bye
Baskı: Küçük Mutluluklar Pastanesi
Küçük Mutluluklar Pastanesi - Mary Ellen Taylor Çoğunlukla kitap kapaklarından şikayet nedenim; Kapağı çok beğenip almak ve sonra içindeki kötü kurguyla-anlatımla karşılaşmaktan kaynaklanıyordu. Bu kitapta da yine beni kapak yanılttı, ANCAK bu sefer tam tersi oldu. Kapağına bakarak sevgi pıtırcığı dolu romantik komedi tarzında bir hikaye gibi düşünmüştüm, daha derin mevzular içeren bir kurguyla karşılaştım. Annesi tarafından 3 yaşında bir pastanede terk edilen Daisy, yatırım sektöründe hızla yükselmiş iş ve aşk hayatı gayet güzel ilerlemekteyken bir anda hem işini hemde sevdiği adamdan ayrılarak aşkını kaybeder. Yaşadığı evi de elden çıkartarak son durağına aslında ilk durağı olan ailesinin yanına pastaneye döner. Yüz yıldır ailenin geçim kaynağı olan pastanede işe başlayıp ailesi ile birlikte yaşamaya başladığında pastanenin finansal durumunun kötüye gittiğini farkeder ve finans konusundaki tecrübesiyle pastaneyi ayakta tutmaya çalışmaya başlar. Geldiği ilk gün gerçek annesini tanıdığını söyleyen kadınla hayatı yeniden alt üst olur ve tekrar 3 yaşında terkedilmiş haline döner.. Kurgusu gayet güzel ama anlatımını çok beğendiğimi söyleyemem. Anne ve babasından bahsederken "Anne bunu yaptı, baba bugün geldi" gibi cümleler kullanıyor. Bunun yerine "Annem bunu yaptı, babam bugün geldi" gibi cümleler kurmamasının nedenini anlayamadım. Eğer denk gelirseniz okumanızı tavsiye ederim. Bye Bye " Cesur hamleler macera isteğinden çok, umutsuzluktan doğarlar."