Serginho
@Serginho

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Heba
8/1009.04.2019

Baskı: Heba

Yine mükemmel bir Hasan Ali Toptaş kitabi. Akıyor, hicbir engele carpmadan akiyor yatagindan boylu boyunca bir dere misali. Ic ice ruyalarin , olaylarin bu denli akici şekilde ve de sikmadan anlatilmasi zaten basli basina bir yazar marifeti. Ziya ile bütünleşiyor okur. Ziya'nin saf, temiz, insancil yonunu sevdim okurken. Ozellikle askerlikle ilgili olan bolumu yakin zamanda askerligini ifa etmiş beni fazlasiyla etkiledi. Hrr yonuyle zulum. Komutanlarin tavirlari askeri canindan bezdiriyor. Bi kez daha aklima geldi yasadiklarim. Hele ki Ziya'nin askerligi sinirda yapmasi, her an ölümle ic ice olmasi da ayri bir konu, ayri bir olay. Sonrasında koyde gecen hayat, inzivaya cekilen Ziya...Ama hep bir huzun, hep bir sansizliktir bulur da birakmaz Ziya'yi.. Spoiler fazlasiyla verdim zaten ama koyde yaşanan elim hadiseler de icime oturmadi degil. Hele ki sonu itibariyle yikmistir. Ziyadesiyle hüzünlendirmistir. Ziya Kenan arkadasligi, ruyalarin ic ice gecmesi, sinirda yapilan askerlik ve derinlenemesine irdelenen Ziya karakteri ile Heba kitabi hafizamda her zaman icin guzel sekilde ve huzunlendiren bir kitap olarak da yer edinecektir.

Baskı: Ben Bir Gürgen Dalıyım

Hasan Ali Toptaş 'ın çocuklar için yazdığı masal ama verdiği mesajin kesinlikle çocuğu, büyüğü degil tüm insani hedef aldığını söyleyebilirim kesinlikle. Ne olursa olsun diren, değilme, en güzel şekilde kalmaya çalış. Hiçbir zaman umutsuzluğa düşünme; ölüm bir son değildir... Masal , gürgenin agzindan anlatiliyor. Usul usul okutuyor degil de dinletiyor kitap kendini. Ormani, ağaçları, yeşili hissediyorsunuz. Ayrica, okurken agacin hayatimiz için onemini, bos yere kesmenin ne kadar da can yakan bir eylem olduğunu cani yanan ağaçların caniymis gibi hissediyorsunuz. Agacin kesildikten sonraki yolculuğu da insana dair panaroma niteliğinde, huzun, aci , zulum içeren bir panaroma...

Eğitici Tolstoy
7/1001.04.2019

Baskı: Eğitici Tolstoy

Tolstoy'un Carlik Rusyası eğitim sistemine elestiriler getirdiği, ideal eğitim sistemi konusunda fikirlerini beyan ettiği eseri. Ozellikle bircok ulke gezerek eğitim hakkindaki goruslerini pekiştiren Tolstoy , en ideal egitim sisteminin Rusya 'da da yaygınlaşması yönünde okullar acarak, yazilar yazarak katkida bulunmustur. Egitim sistemini , tum paydaslariyla beraber sorgulayan bir eser olarak Tolstoy 'u eğitimci kisiligi ile hafizamiza kaziyan bir eser olarak zihnimizde yer edindi.

İtiraflarım
8/1029.03.2019

Baskı: İtiraflarım

Tolstoy'un hayati sorguladigi, neden yaşıyorum diye surekli dusundugu, yarim asir gecen inancsiz yasamindan sonra inanci nasil buldugunu samimi sekilde anlattigi eser.. Zaman zaman ben neden yasiyorum, sonrasinda ne olacak gibi sorularla arayışa girdiği hayatinin surekli bir arayis icerisinde gecen yillarindan dem vurmus. Yaşamı, felsefe üzerinden anlamlandirmaya cabalamis, inanclar uzerinden sorgulamış..Tolstoy'un ozellikle kuyu hikayesinin Said Nursi'den aldığı, bu örneği Said Nursi kitabından verdigi ifade ediliyor ama ne kadar dogru araştırmak gerek. Yine hayatinin son döneminde Islam'i seçtiği yönündeki soylentiler de teyite muhtaç. Tolstoy'un keskin zekasinin disavurumu bu eserle bir kez daha cikmis ortaya. Hayati sorgulayis bicimi,hayat uzerine sordugu sorular insanin zihnini bulandiran cinsten. Yine insanlari gozlemlemesi, hayatinin buyuk bölümünü belirli bir une sahip olmasina ragmen arayis icerisinde gecirmesi ve surekli intiharın esiginde bir yasam sürdürmesi insani,okuyucuyu karamsarliga sürüklüyor. Ucurumun kenarinda sürdürülen bir hayat. Boşluğa düşmüş büyük Tolstoy'un hayata tutunma cabalari...Kuyu hikayesi benim de cok hosuma gitti. Kuyuya duserken dala tutunan adamin asagida kendini bekleyen ejderha ile yukarda kendini bekleyen vahsi hayvan arasinda kalan durumu,ustelik tutunduğu dalin fareler tarafindan kemirilmesi...Uretilen metafor,hayattaki konumunu ifade acisindan harika olmus.. Zevkle okudum,Tolstoy'un hayatini gozler onune seren psikolojik gitgellerini anlatmasi yönüyle de her zaman icin ozel bir kitap olacaktir.

Mart Menekşeleri
8/1026.03.2019

Baskı: Mart Menekşeleri

Eşi Joel'den boşanan Emily'nin bu durumun verdiği boşluktan kurtulmak için yengesi Bee'nib yaşadığı Bainbridge adasina kendini atar. Ama ne olduysa ondan sonra oldu. Bee'nin evinde , kaldığı odasinda bulduğu günlük, rahatlamak amaciyla adaya giden Bee'nin bir denklemin icine dusmesine neden olur. Adada tanıdığı herkes puzzle'ın bir parcasi olarak adada kaldığı surece onune cikacak. Esrarengiz olaylar silsilesi. Okudukca kendini icine ceken bir eser. Geçmişle geleceğin iç içe geçtiği, cok kisa sürede okunabilecek, akici ve sonu itibariyle cok sasirtacak bir kitap.

Altıncı Koğuş
9/1021.03.2019

Baskı: Altıncı Koğuş

"Benim bütün hastalığım, yirmi yılda kasabada tek bir akıllı insan bulabilmem ve bulduğum kişinin de deli oluşudur. " Kitaptaki en vurucu cumlelerden biri. Ve bu cumle ile basladim kitap hakkindaki düşüncelerime. Bu kadar kisa bir hikayeden bu denli yogun bir guzellik cikmasi takdire şayan . Zaten Çehov ustalığının yansıması bir eser olmuş. Donemin Rus yasamina,toplumsal yapiya, duyarsizliga , bir kenara itilmis insanlarin hakli serzenişi belki de deliligi sorgulayişi.. Okurken müthiş keyif aldim. Doktorun akil hastası ile diyalogundan sonra gösterdiği baskalasim ve verdiği mesajlarin tadı damagimda kaldi. 10 uzerinden 9 veririm. Iyi okumalar.

Prens
7/1021.03.2019

Baskı: Hükümdar

Machiavelli'nin zamane Italya hukumdarina yazdığı bir devletin nasil yonetilmesi gerektigi konusunda tavsiye niteliginde kaleme aldigi eser.. Machiaevelli, hukumdarin devlet yönetimin basi olarak devleti idare etme noktasinda yapacagi her turlu eylemin, takinacagi her turlu tutumun mübah oldugunu ifade ediyor. Yeru geldiginde zalim ol, zulum yap, dogruluktan,dürüstlükten taviz ver yalan soyle, korku sal, sindir ne de olsa devlet yonetimi her şeyden önemlidir. Dönemin siyasi ortamı, yaşamı ile şimdiki zaman tabiki kıyaslanamaz ama kitabin dikta rejimlerine,dolayısıyla diktatörlere rehber niteliğinde olduğu yadsinamaz. Ozellikle halka nasil davranilmasi gerektigini, isgal edilen topraklarda nasil bir tutum icerisinde olmasi gerektigini, devlet yonetiminde paydaslarla olan iletisimin nasil olmasi gerektigini de yine kitapta ifade etmistir. Hukumdar, iyi mi olmali kotu mu olmali ? Bu sorunsala bakisi nettir ; gerekiyorsa kotu olmali. Hicbir seyden cekinmemelidir. Machiavelli'nin eseri donemin hukumdarina ne kadar ışık tutmuştur bilmem ama Hitler, Franco , Washington Bush gibi dunya tarihine yon veren etkin isimlere klavuz kaynagi oldugu su goturmez bir gerçek.

Umrandan Uygarlığa
9/1018.03.2019

Baskı: Umrandan Uygarlığa

Cemil Meriç 'in engin fikir denizinin yansıması bir eser daha. Medeniyet, kültür,ideoloji gibi kavramların yogun şekilde işlendiği, zihne ilaç bir şaheser.. O yıllardan ele almaya baslamis zaten Meriç, batılılaşma konusunu, kültürel dezenformasyon kavramini. Kendi uslubunca harika bir sekilde tenkitlerde bulunmuş bize , batiya. Kendisi olmaktan uzaklasana, baskasini yanlis yonde taklit edene...Okurken bol bol notlar aldim. Örnekleri aşağıda; #Filozoflarin aydinlatamadigi ülkeyi şarlatanlar aydinlatir. #Herkes tarafından anlaşılmak isteyen, hiç kimse tarafından anlaşılmaz. #Türk insanının en büyük noksanı siyasî düşünceye gözlerini kapamış olmasıdır. Bütünü bilmediğimizden ya sloganlara esir olduk, ya ideolojilere köle. #Zengin ile yoksul arasındaki uçurum gittikçe büyüyor.  Herkes düşünceye düşman.  İnsan seçmiyor artık.  Her teklifi kabule razı; yeter ki bu teklif ona insanlığını unutturabilsin. ##Mâzîyi muhâfaza, fakat ayıklayarak. Yeniyi kabûl, ama seçerek. #anlıyor ki, cücelerin muzaffer olduğu bu küçük savaşlarda devlere yer yok. Kılıcı ile fethedemediği ülkeleri kalemiyle fethediyor, ülkeleri ve ebediyeti. Bunlari çoğaltabiliriz.. Ne kadar da dolu degil mi cumlelerin içi? Bu yuzden Cemil Meriç 'e susamak gerek. O çölde kalmis zihinlere sudur..

Baskı: Dünya Tarihine Yön Veren En Etkin 100

Zevkle okuduğum, bolca notlar aldığım kitapti. Okurken hayretler icerisinde kaldim. Tabiki tanidik isimlerin yogunlukta olduğu bir liste ama bu isimlerin hayat hikayelerine kisa da olsa deginilmesi, ne şartlar altında adlarini olumsuzlestirecek eylemlerde bulunmalari son derece harika. Insan gipta ediyor ama ozel olmak boyle bir sey iste demeden de edemiyor. Ozellikle basta belirttigim uzere, yaşadığı zamani goz onunde bulundurarak, sadece dini degil bircok anlamda da liderlik ettigini de goz onunde bulundurarak Peygamber efendimizin bir numarada olmasi hosuma gitti. Atatürk 'ten bahsettim. Sanirim Atatürk 'un yarattigi etki lokal oldugu icin bu listeye alinmadi. Ama seref listesinde adi gecenler arasinda. Ozellikle okurken dikkatimi cekmisti: cogu sahisin hic evlenmediği, evlenenlerin cogunun cocuk sahibi olmadığı gercegi. Acaba bu turden bir yalnizlik , tarihe gecme noktasinda daha rahat etme imkani mi sagladi bu insanlara bilemem ama gozum carpti bu durum. Zaten yazar da son sozde bu durumdan bahsetmiş. Ozellikle adini duymadiginiz eminim bir suru kisi var listede adi gecenlerden. Ama yaptiklarini goz onunde bulundurunca " vay anasini! " diyor zaten insan. Bilgi birikiminin artmasi, teknoloji ile paralel olarak son donemde dunya tarihine damga vuran kisi sayisinda artış görünmüş. Eski tarihlerden ozellikle dini alanda onculuk etmis kisiler listede yogunlukta. Genel itibariyle, hosuma giden , severek okuduğum bir kitap oldu. Listeye eklemeler yapabilir, olanlardan da "yahu ne isi var bunun?" diye yadirgayacaginiz kisiler olabilir. Zaten yazar bu noktada , bu listenin tamamen sahsi kanaatince duzenlenmis olduğunu belirtmis. Sana gore ,bana gore bir liste amma velakin ben begendim. Hakkaniyeti on planda bulundurduguna inaniyorum.

Baskı: Elbet Sabah Olacaktır

Hifzi Topuz'un yine kurgusal ogelerle beraber Tevfik Fikret'in hayatini kaleme aldigi eserini zevkle okudum. Zira Tevfik Fikret gibi doneme damgasini vurmus yazari Hifzi Topuz gibi yetkin bir kalemden okumak ayri bir guzellik. Esere gelince, oldukca yalin ve akici bir dil kullanilmis. Tipki diger eserlerinde olduğu gibi. Icerik olarak ; Tevfik Fikret'in ailesine, aşklarına da bolca yer verilmis eserde. Yine donemin onemli yazarlarin agzindan Tevfik Fikret 'e yönelik gorusler aktarilmis. Ozellikle Fikret'in Abdulhamit doneminin( istibdat donemi ) yogun baskisindan dolayi cektigi sikintilar, edebi anlamda , eserlerini yazma noktasinda , yayinlama noktasinda cektigi sıkıntılar okuyucuya sunulmus. Ozellikle Tevfik Fikret kimdir diye sorunca ; aydin, kendini gelistirmis, hak , hukuk nedir bilen, haketmedigini istemeyen, kadina deger veren, zorluklarla basa çıkabilecek gucte ve de mukemmel naiflikte bir insan. Kitabi okuyunca yazara dair bu izlenimler hemen ortaya cikiyor. Donemin siyasi atmosferinin edebi hayata tesiri yine gosterilmistir. Zira ,yonetimsel manada elestiriyi kabul etmeyen, siyasi otoritenin baski ve zorbaligi kullandigi, dayatmalarla halki sindirmeye calistigi bir dönemden bahsediyoruz. Ve bu ortamda hayatini idame ettirmeye calisan Fikret'in yaşadığı zorlukları az cok tahmin edebiliriz. Ailevi anlamda cektigi sikintilar cabasi.

Baskı: Yitik Adanın Öyküsü

Yazarin kendine has uslubunu devrik , virgullerle uzatilmis cumleleriyle gosterdigi bir roman daha. Artik okurken bu Saramago romani diyebiliyoruz. Keza olay da bence yine ancak ve ancak kitleleri ilgilendiren bir olay olmasi, son derece ilginç bir olay olmasi ile Saramago hayal gücü ürünüdür diyebilecegimiz nitelikte. Iber yarimadasinin Avrupa kitasindan kopmasi ve okyanus boyu yol almasini ele almis yazar. Bu yolculuk basit bir yolculuk degildir. Atlatilan tehlikeleri ordaki tum insanlarini yom edebilecek turdedir. Ozellikle Ispanya, Portekiz, ABD gibi ulkelerin basrolde oynadigi siyasi iklim de yine bu son derece ilginc olay cercevesinde okuyucuya aktarilmis. Ve asil bizleri baglayici olan , baglayici demeyelim de romanı diger ilginc kilan husus da bu son derece anormal durumun , yani adanin kopma durumunun 6 ayri kisilige sahip insanin baslarindan gecen son derece garip hadiselerle iliskilendirme durumudur. Bunlara ek olarak 2 at, 1 esek ve de 1 kopek de bu olagandisi hikayenin yardimci figürleri olmuş. Ortaya değişik bir malzeme cikmis. Tam anlamiyla bir Saramago eseri velhasil kelam. Ama yer yer sikmadi degil. Konu gercekten oldukca ilginc ama zorlayici bir konu da bence. Sonu da yine kanaatimce sönük kalmis. Boyle zor bir hadiseyi anlatmak da haliyle zorlayici kilmis anlatim olarak yazari. Her seye ragmen Saramago külliyatını bitirmek adina okunması gereken bir romandir.

Romeo ve Juliet
9/1027.02.2019

Baskı: Romeo ve Juliet

Efsane aşk hikayesinin Is Bankasi ile harika aktarimi. Romeo ile Juliet'in destansi aski. Spoiler vermek istemiyorum ama gercekten de huzunlendirici bir ask hikayesi. Tek solukta okuyacaginiz, askin onune cekilen setleri okuyucu olarak yikmak isteyeceginiz, Romeo olup Juliet'i, Juliet olup Romeo 'yu dusleyeceginiz kitap. Iki dusman soylu ailenin cocuklarinin birbirine tutulması ile basliyor her sey. Sonrasi zaten akan bir nehir. Bu nehir oyle sakin akmiyor ama.

Baskı: Ölü Zaman Gezginleri

Bir daha bir daha okunmasi gereken, okumak icin okunmamasi gereken türde bir kitap. Oykuler anlam plarak son derece yogun ve etkili. Zaten yazarin üslubunu her zaman icin istim üstünde tutarim. Oykulerde hayal ile gerçeğin ic ice girdigi anlar, huznun , acinin , yalnizligin kol gezdigi anlar fazlaca . Dedim ya, okudukca okuyasi geliyor insanin. Ama kesinlikle dolu kafayla degil, rahat, sessiz bir ortamda okunmali. Ozellikle kitaba ismini veren oyku ayri bir guzel, ayri bir etkileyici.

Bab-ı Esrar
7/1022.02.2019

Baskı: Bab-ı Esrar

Ahmet Ümit yine gizemi, heyecani, soru işaretlerini hiç kaybettirmeden okuyucuyu kitaba bağlamayı başarmış. Okurken duyduğunuz heyecanin eksilmemesi tabiki okur olarak bizleri mutlu ediyor. Bazilari kitabi hiç beğenmemiş, bazıları cok begenmis. Ama ben orta ile begenme arasinda bir yerlerdeyim. Ozellikle , konu itibariyle ; Şems ve Mevlana ile dolu bu kitap oldukça ilgimi çekti. Ozellikle Şems 'e dair bilinmeyenlerle dolu. Acaba boyle biri mi diye düşündürdü beni. Ozellikle bugune kadar Mevlana - Şems-i Tebrizi ikilisinden Mevlana Hazretlerinin surekli on plana atilmasi, Şems 'in arka planda tutulması alisilagelmistir. Ama unutmamak gerekir ki Mevlana'yi Mevlana yapan Şems 'tir. Bu kitapta da diger eserlere nazaran Şems 'in on planda tutulması hatta butun kitabin , yine cozumlenmeyi bekleyen bir denklemin Şems ekseninde çözüm bulmasi oldukca ilgi çekici ve basarili. Ahmet Umit gizemi,gerilimi sever. Ama bu kitapta sanki sonlara dogru tempo kaybedilmiş. Onun disinda zaten bu iki harika insanla harmanlanmis bir kitabin kotu olma olasılığı heleki yazar Ahmet Umit ise zor şey. Yine okuduğum yorumlarda kitabin sıkıcı olduğunu, akici olmadigini görmüştüm ama aksini savunuyorum; oldukca akici bir kitap. Kendini okutturan bir kitap.

Devir
7/1020.02.2019

Baskı: Devir

12 Eylül Darbe girisimine giden yolda yasananlar ve darbe sonrasi hemen son bulan bir hikayeyi konu alıyor eser. Ustelik tum bu yaşananlar Ali ve Ayse adinda biri fakir bir ailenin digeri orta halli bir ailenin cocuklari tarafindan okuyucuya aktariliyor. Bu yonuyle yasanan dramlarin samimi bir bakis acisiyla sunulmasi yönünde bir düşünce olusturmaya calismis yazar. Cocuk safligi ile sunulmus her sey. Darbe doneminin sag - sol , ülkücü - komünist catismalarinin elim yonleri insani düşündürüyor, huzunlendiriyor. Ama kitaba gore donem insani hem darbeye dogru giden yolda muthis zorluklar yasarken gundemle icli dışlı olmayi surdurebiliyor. Ozellikle Bulent Ersoy'un cinsiyet degistirme olayi kitapta bir hayli yer edinmis, kahramanlar arasinda hayli mevzu bahis yapilmis. Kitaba getireceğim elestiri ise ;herhangi bir siyasi sempatizani olmayan, insanlari ayristiran herhangi bir kavram icinde kendini gormeyen biri olarak bir tarafi ( sağ cenahi, ulkuculeri ) yerin dibine sokan , sol cenahi istim ustunde tutan bir anlayisi gordum kitapta. Ve bu konuda her iki tarafin da masum olmadigina inanan biri olarak yazarin idoelojisini yansitma noktasinda tarafsiz davranmadigini , sadece inanciyla bir kitleye hitap ettigini gördüm. Her zaman icin bu tip eserlerde seffafliktan, tarafsizliktan yanayim. Bunun disinda olumlu olarak eserde kullanilan dil oldukca sade, akici ve de cocuklarin gozuyle aktarıldığı icin daha icten bir anlatima bürünmüş. Ali ve Ayşe 'nin konusmalarini, ic seslerini desem daha dogrudur ; birinin koyu , birinin acik olmasini acikca yadırgadım . Zira hitap edilen kitlenin bunu idrak edebilecegine inanıyor, boyle bir uygulamanin yersiz oldugunu düşünüyorum. Ece Temelkuran genel itibariyle sag kesim tarafindan pek de sevilmeyen bir yazar. Bu acidan bakinca olumsuz yorumların genelinin bu kesim tarafindan yapilmasi normal. Ben ideolojinin cok fazla yansitilmasi, kucuk detaylara ragmen buyuk resime bakinca eseri begendim.

Baskı: Bay Pipo: Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı - Hiram Abas

Hiram Abbas , Mit Müsteşar yardimcisinin suikastle son bulan , aksiyonu bol hayatini ele alan arastirmaci yazar, gazeteci Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul ‘un kaleme aldığı eser. Bu kitaplar ulkemizin karanlik tarihine ışık tutmasi yönüyle oldukca faydalı benim için. Ozellikle ulkemizde belirli periyodlarla cereyan eden darbe girişimlerinin, darbelerin nasil meydana geldiği, kimlerin bu isleri organize ettigini gormemiz acisindan harika bilgilerle dolu. 60 darbesi, 71 muhtırası, 80 darbesi tum çıplaklığıyla, belgelerle aktarılmış. Ulkemizde, Orta Dogu ‘da hatta dünya genelinde etkisini sürdüren CIA , FBI faaliyetleri , ulkemizde meydana gelen darbelerde hep bu teskilatlarin parmağının oldugu, MOSSAD , KGB gibi teşkilatların da yine eylemleri, ulkelerin icine nufuz etmis örgütlenmeleri kitap sayesinde tum ciplakligi ile okuyucuya aktarılmış. Derin devlet kavraminin ne demek oldugunu okudukça hayretle az cok anlayacağımız bir olaylar silsilesi. “ Yahu biz nerde yasıyormuşuz, dünyadan bihabermisiz" dedirtecek türde yapilanmalarin , kisilerin , unlu simalarin , cinayetlerin, suikastlerin, girisimlerin olduğu eseri okudukca devletin bize gorunen yuzunun, manzaranin gorunen yuzu oldugunu görebiliyoruz. Ardi dehset verici diye nitelendirebiliyoruz. Noktalama isaretlerinin bircok yerde yanlis kullanilmasi beni rahatsiz etti. Ve olaylardaki kisi sayılarinin bir hayli fazla olmasi ( ki bu yazarin elinde olan bir durum degil ) , okumayi , anlamayi , baglanti kurmayi oldukca zor hale getirmiş. Hiram Abbas profili ise siddeti, aksiyonu seven, hareketli, adindan da anlasilacagi uzere pipo muptelasi, hirsli, surekli yükselmek isteyen, iskenceyi seven , surekli mason oldugu iddialariyla karsi karsiya kalan , devletin gizli kapakli bölümünde bir ömür geciren , silah hastasi biri olarak bende oluştu.

Hayalet Süvari
8/1007.02.2019

Baskı: Hayalet Süvari

Atatürk 'e dair birçok kitap okumuş biri olarak bu kitabi da okuma isteği duydum. Milli mucadele dönemi basta olmak uzere, çocukluğu, aşkları, yenu bir devlet ortaya çıkarma noktasinda yaşadığı zorluklar ve ozellikle Atatürk 'un kişiliğine, karakterine dair oldukca fazla bilgi sahibi olabilecegimiz bir eser. Ozellikle çocukluğunda da asi , hircin bir çocuk olarak gorunen M.Kemal'in ilerde de bu hircinligini gostermekten hicbir zaman geri durmamasi ilgimi cekti. Osmanliya, padişahlara, Osmanliya dair ne varsa duydugu nefret zaten onun ilerde yapacağı devrimlerin gostergesi sanirim. Zira , buyuk devrimlerle beraber saltanatı, hilafeti kaldiran Ataturk bu ugurda , bu köklü degisimler karsisinda afallayan, karşı duran en yakinindakileri dahi daragacina götürmekten cekinmemistir. En yakinindakilere dahi bu sekilde yeri geldiginde acimasiz olmasi onun devrimler noktasındaki kararliliginin en acik gostergesi. Kitapta Atatürk 'un ozellikle Cumhuriyet'in ilani ile kendini diktatör olarak nitelendirmesi(bi bolumde) , yenilikleri zorla mecliste kabul ettirmesi( silah zoruyla), bu yeniliklere karsi duranlarin hemen yasamina son vermesi oldukca ilgimi cekti. Yine kitapta Ataturk'un cumhuriyeti ilan ederken ve ilan ettikten sonraki kalabaliklar icindeki yalnızlığı da kitapta sık sık dile getirilmiş. Askeri yeteneği okuyucuya mükemmel sekilde sunulmus. Sadece bu kitaba bakarak bile dünyanın en büyük devrimcilerinden biri olduğunu görebiliriz. Tarihi olaylarin sikmadan, biktirmadan edebi dille okuyucuya sunulmasi da kitabi okunulur kılmış .

Sen
9/1001.02.2019

Baskı: Sen

Önce şunu söylemeliyim,orijinali Kürtçe eserin ve Türkçe ‘ye çevirilmiş hali oldukça başarılı. Yazarin ilk eseri ve oldukça sade, samimi bir dil kullanılmış. Bu kadar katı, sert bir konu bu kadar yumuşak anlatilabilirdi ancak. Bu esere bakarak bile yazar hakkinda oldukça naif bir kişilik diye yorumda bulunabilirim sanirim. Eserin içeriği, beni benden aldi. Çoğu yerde duygulandım. 80 döneminin acimasiz yönünü “sen" diyerek anlatmaya başlamış yazar. Diyarbakır cezaevinde yapilan işkenceler, anlatilanlara mutlaka tanik olmusuzdur. Işte yazar bir gece ansızın sadece kitap okuduğu için, evinde Kürtçe şiir bulunan gencin sorgusuz sualsiz tutuklanmasini, Diyarbakir cezaevinde inanilmaz iskencelere maruz kalmasini anlatiyor. Buram buram dram.. Kendi dilini konusmasina musaade edilmemiş ,kültürünü yaşamasına izin verilmemis, kendi ulkesinde hapsolmuş bir halkin yakarisi olmuş bir kitap bu. Basilan evler, toplatilan kitaplar, koca bir halki, dili hiçe sayan zihniyet,iskenceler, insanlığın insanliktan çıktığı dönem...Dayatmalarla, baskilarla,asimilasyon politikasiyla devam eden süreç .. Uzulmemek elde degil, dilini konusmasi bir insanın, bundan daha doğal ne olabilir? Kültürünü yaşaması bir insanin, bundan daha samimi ne olabilir? Kitapta ozellikle çoğu kesmi rahatsiz edecek askerlerin düşman gosterilmesi ile ilgili boyutlar olabilir ama eseri okudukca ve bir butun olarak ele aldikca , amcanin , hocanin ve sen denilen kisinin soylediklerine kulak verdikce bazi seyleri cok daha rahat sekilde idrak edeceksiniz. Daha çok soylenir ama dil de yetersiz kalir bazen..Herkes kitap okutalim, onerelim, her turlu kitaplari okumasini tavsiye edelim. Ne günlerdi, bu ugurda ziyan olan nice insan. Simdilere her yerde Kürtçe tipki olmasi gerektigi gibi.. Peki zamaninda neden yapmadilar? Birlik ve beraberlige kast eden kimlerdi acaba?

Yeni Dünya Düzeni
7/1031.01.2019

Baskı: Yeni Dünya Düzeni

11 Eylül saldırısının sonrasini, kimlerin yaptigini, ABD derin devletinin mi olayi yaptigini, sonrasinda Dunyadaki gelişmelerin nasil olabileceği, ABD 'nin Orta Dogu üzerindeki emellerini soru cevap şeklinde sorgulayan, eski bir mitçi ( kimileri ajan olduğunu söyler)Mahir Kaynak'in kitabı. Dunya dengelerinin hangi gucler tarafindan, nasil saglandigini sorular uzerinden cevapliyor yazar. Türkiye 'nin Orta Dogu icin, buraya kurulacak egemenlik icin anahtar rol üstleneceğini ifade ediyor. ABD'nin super guc olarak bu bolgedeki petrol denetimini saglamak, piyasayi kontrol altina almak uzerinde Irak, Suriye ve Afganistan gibi ulkelere planli olarak isgallerde bulunduğunu anlatıyor . Salt buralarda petrol cok, onun icin buralara bahaneler ureterek giriyor diye dusunulmemesi gerektigini kendine gore aciklamis bizlere.

Hattı Müdafaa
8/1030.01.2019

Baskı: Hattı Müdafaa

Nihat Genç “Biz Türk filmlerindeki tecavüz sahnelerini izleyerek mastürbasyon yapan bir halkin çocuklarıyız; kimse bizden saf ve temiz duygular beklemesin” diyen az çok bu sözüyle dahi kimligini desifre eden yazar, gazetecidir. Oldukça sert üslubu vardir, yazilarinda kelimeler birbirini kovalar, cümleler bir ırmağın akışı gibi akar, ağzını çoğu noktada bozmaktan cekinmez ve bircok noktada birçok kisiye ( aydinim diyen gecinenlere ozellikle) ciddi manada eleştiriler getirir. Düşündüğünü söylemekten asla cekinmeyen bir yapisi var. Bu uslubu ile defalarca sansure uğramış. Ama ne gariptir ki susturulmamis, hapse atilmamistir. Zira emsallerinin maruz kaldiklari malumunuz. Bu eserinde de bircok konuyla ilgili dusuncelerini ifade etmistir. Ozellikle basta ABD, Ingiltere ve Fransa gibi emperyalist ülkelerin dunya duzenini nasil degistirdigini, nasil yönettiğini, insanlari birbirine kırdırdigini gozler önüne sermis. Acikcasi ben düşüncelerini, yer yer küfürler etse de cesur şekilde ifade ediş biçimini sevdim. Yine Terör Savaşları, Orta Doğu ‘nun nasil kan gölü haline getirilmeye calisildigini , Bati'nin bu topraklara nasil nifak tohumlarini ektigini ilgiyle okudum. Yazarin ozellikle Bati'nin modern ama medeni olmadığına, bizim kadar guzel, genis kültürleri olmadigina, medeniyet kavramini bizden ogrendiklerine dair goruslerine imzami atarim. Bati , ekonomiye tapar, insanin onemi yoktur, dini kotuler, insanlari kutuplastirir, insan haklari diyerek, biz medeniyetin besigiyiz diyerek dunyanin bircok noktasinda zuhur eden katliamlara ya on ayak olur ya da sadece sessizce izler. Batsin sizin medeniyetiniz! Evanjelistler yazisi bihaber olduğum bir gizli yapılanmaya ışık tutmasi acisindan ilgimi çekti. Pazarlar ile ilgili yazisi da gercekten ilgi cekici. Gunumuz magaza, avm vb kurumlarin yaninda eskimeye yuz tutmuş pazarlarin insanlari geçmişte nasil birbirlerine bagladigi, nasil kulturel etkileşimlerin yasandigi yazar tarafindan guzel sekilde ifade ediliyor. Petrolle,sanat ve ahlakla,yemenle ilgili yazilari da yine harikaydi. Velhasil kelam uslubu sert, dili sivri, düşündüğünü soylemekten cekinmeyen, sagcisini solcusunu, muhafazakarini, sosyalistini topa tutan bir adamla karsi karsiyayiz. Okuyunuz efenim.

Baskı: Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler

Okuduğum ilk Halil Inalcık kitabi oldu. Bu konuda, yani Osmanlı Tarihi konusunda Turkiye'deki yetkin profesorleriden oldugunu biliyordum . Keza bu eseri de yogun bjr arastirmanin ürünü. Osmanli tarihine dair yanlis bilinenleri, efsaneleri yazar arastirmalari sonucu okuyucuya sunmus. Acikcasi eserin dili sıkça kullanilan eskiye dair belgeler ile oldukca agirlasmis. O yuzden okurken bu bilincle okunmali, kolay bir eser okunmadığının bilincinde olunmalidir. Osmanli'nin kuruluş dönemi, Ertuğrul Gazi, Çaka Bey , Ikinci Osman'in katli , Kosem Sultan'in katli, Taht kavgalari , Sultan 1.Ibrahim'in katli ve birçok kisi ve olaya dair pek bilinmeyenler, perde arkasinda kalanlar yazarin mukemmel arastirmasi aonucu agir bir dille de olsa tum ciplakligi ile gozler onune serilmis.

Bir Pulsuz Dilekçe
8/1021.01.2019

Baskı: Bir Pulsuz Dilekçe

12 Mart Muhtırası sonrasi istifa ettirilen Süleyman Demirel basbakanligindaki hükümete yonelik ciddi elestirilerin olduğu bu kitapta Uğur Mumcu, tek tek şahıslara yüklenmiş, ülkedeki bozulan düzeni sorgulamış, sebeplerini irdelemis, adam kayirma, rüşvet, yolsuzluk gibi yasadışı faaliyetleri , gelisimimizi sekteyen ugratan bu tür etkenleri sorgulamış, adeta hukumeti goreve cagirmistir. Ozellikle Suleyman Demirel'in yegeni Yahya Demirel'in mobilya yolsuzlugu ile ilgili yazilari kitabin ilgi ceken noktalarindan. Keza kardeşi Haci Ali Demirel'in de devletten aldigi krediler, yaptigi hayali ihracatlar detayli olarak yazilarinda irdelenmiş. Dönemin sağ-sol catismasi, neredeyse her gun öldürülen gençler, sağ kesimin komunist, sosyalist gruplara yaptığı baskilar yazarin gündemini oldukca mesgul etmistir. Israrla yazilarinda her gun sokaklarda kimligi belirli olup , cinayet işleyen sağ kesimi temsil eden ozelliklu ülkücü gruplarin işlediği cinayetlerin perde arkasinin aralanmamasi konusunda sitemleri yazilarinda yer almaktadir. Süleyman Demirel ve ailesinin ülkenin yönetimine gectikten sonra sifirdan zenginliğe ulasmalarini da yine belgeleriyle gozler önüne sermiştir. Ulke tarihimizin 60 darbesi sonrasi calkantili gecen surecte 71 muhtirasi ile yeni bir arayisa girildigi bu donem maalaesef ilaç olmamis, 80 darbesine zemin hazirlanan bir surece evrilmistir. Uğur Mumcu milli cephe hukumetini yazilarinda topa tutmuş, yine CHP 'ye de yazilarinda ciddi elestiriler getirmiştir. Nerdeyse butun yazilarinda belgelere yer vererek iddialarini saglam dayanaklara gore sunmustur. Bu yazilardan bile ne kadar kalemi sivri , cesur olduğunu, birilerinin hosuna gitme gibi bir ereği olmayan, gördüğünü yazan bir gazeteci oldugunu ve belki de bu yapisinin bu kirli duzene uymadigini , faili meçhule götüren surece dönüştüğünü anlayabiliyoruz. Ulkece aracina konulan c4 yapimi bomba ile suikaste kurban edilen Ugur Mumcu gibi gazetecilere hasretiz, sizce de öyle degil mi ?

Baskı: Hava Kurşun Gibi Ağır

Ülkemizin kıymetini bilemediği, sürgünlere yolladığı, adını tarihe altın harflerle yazdırmış bir aydın daha.. Büyük şair Nâzım Hikmet'in hayatının anılarıyla, aşklarıyla, çektiği acılarla, hapis hayatlarıyla onunla bir dönem arkadaşlık etmiş Hıfzı Topuz'un kaleminden anlatıldığı eser.. Kitabi okurken bir insan sirf düşüncesi yüzünden neden bu kadar acıya maruz bırakılır? Bu kadar büyük bir yetenek, kaleme hayat veren biri neden düşünceleriyle beraber dört duvar arasına hapsedilir? Neden bizden olmayana tahammülümüz yok, neden böylelerinin değeri bilinip el üstünde tutulması düşünülmezken , sindirmeye, söndürmeye yönelik girişimlerde bulunur? Sorular , sorular... Kitaba gelince, Nazım Hikmet'in edebi yönü, eserleri daha çok ön plana çıkarılabilirdi. Çalkantılı aşk hayati o kadar ön plana çıkarılmış ki çektiği acilar, edebi şahsiyeti arka planda kalir olmuş eserin bütününde. Yer yer sıkıcı bir anlatim olsa da genel itibariyle kendini okutan bir roman. Anlatilan sahis, Nazim Hikmet Ran unca zaten kitabi elinizden bırakamıyorsunuz. Ulkelerden ulkelere, asklardan asklara , hapislerde suren bir hayat ve bu hayatin verdiği meyveler. Aşk anlaminda ise açıkçası çok yadırgadım. Bu kadar çok kişiye aşık olabilmek, sürekli biri için diğerini birakmak, bir muddet sonrasinda biraktiklarindan yine medet ummak açıkçası beni şaşırttı. Ama aşk, büyük adam dinlemez vesselam. Adami madara eder, bunu net olarak anladim. Bu aşk maceralarının değil de "Hapishanede Kalanlara Öğütler " , " Memleketimden Insan Manzaraları " gibi eserleri oluşturan o kuvvetin ön plana çıkarılması beni daha mutlu ederdi. En nihayetinde, böylesi bir değer gözlerini gurbette hayata yumdu. Bu da bizim ayıbımız olsun. Nazim Hikmetler kolay bulunmaz, Nazim Hikmet kolay olunmaz..

Jurnal 2. Cilt
9/1013.01.2019

Baskı: Jurnal 2. Cilt

Cemil Meriç 'in Lamia Hanim'a yazdığı mektuplari ile ön plana çıkmış nefis eseri. Ama kitap sadece bu mektuplardan değil, döneminde yer alan Attilla Ilhan basta Olmak uzere birçok önemli yazara, şaire yazdığı mektuplari da içeriyor kitap. Yine bunlarin yanisira yaşadığı dönemi ele almis , neden okunmadığını sorgulamistir. Hayatını okumaya , düşünceye adamış bir adamin çok hakli sitemleri bunlar. Cemil Meriç dibine kadar aydindir. Her yönüyle aydindir. Kullandığı dil, uslup , düşünceleri hepimize örnek olmali. Engin bilgisinin sınırlarını görmekte zorlanacagimiz bir insan. Mukemmel derecede Fransizcaya hakim . Zaten eserinde yer alan bolca Fransizca kelime, yazar da dikkatimi çekecektir. Bati karşıtlığını yine dile getirmekten hicbir zaman cekinmemistir. Müthiş bilgi birikiminin her an farkinda olup, kendisini de fazlasiyla takdir eder. Buna bencillik demeyelim. Hayatini buna adamış bir adamin hakli hareketi. Ve doneminde yaşamış bir sürü tanidik yazara da ciddi derecede küçümser bakmis , onlari ciddi sekilde eleştirmiş.( Salah Birsel, Yasar Nabi, Yakup Kadri, Refik Halit, Yakup Kadri ve daha niceleri. ) Lamia hanima yazdığı mektuplari onun perde arkasi yönünü görmem acisindan da bana çok fayda sağladı. Sadece düşüncede değil, duyguda da dibine kadar yaşadığını görme firsatini buldum dış gözü kapali, kalp gözü açık Cemil Meriç 'in. Lamia hanima yönelik kullandığı ifadeler birçok aşıga , askin tanimini yaptiracak cinsten.

ÖncekiSayfa 5 / 17Sonraki