
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Aşk ve Gurur
Beğenen çok fazla biliyorum ama bana kesinlikle hitap etmedi. Zengin peşinde koşan kardeşlerin anlatıldığı bir roman. Belki de sığ bakıyorum ama benim için olay örgüsü çok önemli. Tabiki bir klasiktir. Yazıldığı dönemin çok iyi yansıtıldığı bir eserdir ama beni romandan uzaklaştıran tamamen konu olmuştur. Özellikle bugünlerde de sıkça görülen durum romanda anlatılanlar. Zaten yazıldığı çağı aştığı , başka dönemlere ulaştığı için bu tür eserler çok büyük eserlerdir ama bana hitap etmedi.
Baskı: Gerçekten Yaşıyor Musun?
Klasik bir kişisel gelişim kitabı. Okumasaniz da olur dedirten cinsten.
Baskı: Grinin Elli Tonu (Fifty Shades, #1)
Gazeteci kadının , başarılı bir iş adamıyla röportajı ve sonrasında ikisi arasında geçen erotizmin , şehvet dolu anların anlatıldığı kitap. Adam başarılı ve kariyerli olduğu kadar şehvet düşkünü ( sex hastası ) , psikopatca istekleri olan birisidir. Kendisiyle röportaja gelen kadının zekiliginden, cekjciliginden etkilenir ve ona isteklerini yaptırmaya kalkar. Edebiyat yönünden bircok eksiği olan bu romanı okumasaniz da olur derim. Filmi de var ayrıca bu eserin.
Baskı: Fırtınalar
Halil Cibran kesinlikle düşünce yönünde sıkı şekilde irdelenmesi gereken, her cümlesi tartilmasi gereken , söylediklerinin üzerinde durulması gereken , derinliği ve ağırlığı olan bir yazar. Kısa öykülerden , bölümlerden oluşan bu eseri de engin bilgisinin tezahür edilmiş şekli. Faydalanilmasinda mutlak surette fayda var.
Baskı: Asi Ruhlar
Lübnan edebiyatının Amin Maalouf ile en önlerde yer alan yazarlarından biri. Oldukça sade bir dili var. Okuyucuya mesajı verme noktasında oldukça başarılı. Yormadan , zorlamadan vermek istediği mesajı size veriyor yazar. Verde El-Hani , Mezarlığın Çığlığı , Düğün Şöleni ve Günahkar Halil adlı 4 öyküsü bizlere paranın maddiyatin her şey olmadığını , aşkın en saf halinde maddiyata yer olmadığını , adaletin tecelli edilmesinin ne kadar zor bir iş olduğunu , bize güce ve efendiye köle olmamamizi, Kula kulluk etmemizi söylüyor. Çok da güzel söylüyor. Mezarlığın Çığlığı adlı öyküsünde yargısız , sorgusuz sualsiz emir tarafından infaz edilen 3 kişi anlatılıyor. Yazar bu öyküde adaleti, adalet dagitanlari sorguluyor. Kendileri de birer beşer olan , saşmaya meyilli olan adalet dağıtıcılar nasıl oluyor da diğer beserlere adalet dağıtıyor. Can alıcı sorular. Hırsızlık yaptı diye adamı idam etmekle o adamın canını çalmış olmuyor mu ? Zina yapıldığı için çırılçıplak recm edilen emir mi soylu ve iffetli ? Onları recm eden güruh çok mu namuslu ? Mesajlar yerine ulaşır elbet. Güzel bir öykü. Kitabın son öyküsü olan Günahkar Halil de de sorgusuz sualsiz güce biat eden topluma , günahlarından utanıp sıkılarak , kiliseye başkaldırı niteliğinde bir karar alıp doğruyu , gerçeği şiar edinerek bu uğurda kiliseden kovulan adamın mesajlarını , toplumu şaha kaldirisini anlatıyor. Severek okudum.
Baskı: Mecburiyet
Ülkesinden patlak veren savaş sonrası kaçıp karısıyla İsviçre'de bir köyde yaşamaya başlayan bir ressamın ülkesine askere çağrılması ile başlayan süreç. İçsel çatışmalar , gitsem mi kalsam mi ? İnsanın iradesinin zayıf kaldığı anlar. Güce itiati uygun görüp kendini devlet otoritesi karşısında hiçbir şey sanmak. Ve de en nihayetinde savaşın gerçek yüzünü görüp tüm zincirleri kırmak ve kendini bulmak. Sadece 50 sayfalık olan bu kitap insanın kan ve gözyaşı karşısında , gerçek bir savaştan önce içindeki savaşla bogusmasini ve sonunda gelen galibiyetini anlatti. Sevdim.
Baskı: Elia İle Yolculuk
Zülfü Livaneli'nin ünlü yönetmen ve yazar Elia Kazan ile ilgili anılarını anlattığı , kendi hayatından da anılarla desteklediği 114 sayfalık , illüstrasyonlarla desteklenmiş , dili son derece akıcı , insanı sikmayan ve de bir burukluk bırakan bir kitap. Elia Kazan'in hayatına dair bir şeyler okumak kitabı daha anlaşılır kılacaktır. Kendisi Kayseri kökenli Rum bir ailenin çocuğu olarak henüz 4 yaşındayken ailesi ile birlikte Amerika'ya göç etmiştir. Başarılarla dolu kariyeri için en iyi adımı atmış diyebiliriz. Marlon Brando , James Dean gibi aktörleri zirveye çıkarmıştır. Martin Scorsese, Francis Ford Cappolo gibi devleri etkilemiştir. Oscar ödüllü bir yönetmendir. Elia Kazan ile ilgili hep söylenen ve en büyük günahı diye nitelendirilen olay ise çok önemli filmi Rıhtımlar Üzerinde (1954 yapımı ) filmiyle bağlantılı. Elia Kazan McCarthy ABD'sine komünistleri ispiyonladiktan sonra bu filmi çekmiştir. Kendisi de 1934-36 yılları arasında Amerikan Komünist Partisi üyesi olan Kazan HUAC(Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi)'a 8 komünist sanatçının ismini vermişti. Verdiği isimler zaten HUAC'ın Kara Listesi'nde yer alan Charlie Chaplin , Orson Welles , Paul Robeson gibi dev sanatçıları ülkeyi terk etmeye zorlayan bir cadı avına yaptığı katkılar başta Arthur Miller olmak üzere birçok isimle arasını sonsuza kadar bozmustur. Yukarda bahsettiğim hususlar netten kısa bir araştırmayla elde edildi ve bence size de neticesinde kitabı okurken okuduklarinizi anlamlandiracaktir.Verilen film isimleri , kitap isimleri ve bazı anektodlar bilgi birikimimize katkıda bulunacak türden. Türkiye'nin de donemin siyasiler portresini çizmesi yönüyle ( bazı bölümlerde ) dikkatimi çekmiştir. Okumak gerekir bence.
Baskı: Babalar ve Oğullar
Birbirine zıt iki karakter ( Arkadiy ve Bazarov ) 'un arkadaşlıkları üzerinden aile hayatlarını , aşklarını , donemin yapısını bize gösteren bir Turgenyev klasiği. Bir Nihilist olan Bazarov'un kitabin başlamasıyla beraber arka plandan gelip ana karakter olması ve yine o donemde pek de görülmeyen bir inanış olan Nihilizm'i benimsemiş olması kitabi ilgi çekici hale getirdi. Çünkü inancı ve hayata bakışı gereği Bazarov çevresindekilere nazaran sivrilen bir karakter olarak gözüktü. Kitapta dikkatinizi çekecek husus insani okurken sikmayan ve çoğu zaman düşündüren diyaloglar silsilesi. Aile yapısının da ele alındığı noktalar özellikle Arkadiy'nin babasının genç bir kızla ( Fenicka ) birliktelik yasamasi , bunu oğlundan saklamasi ve en nihayetinde açıklaması ile son bulan süreç. Bundan ziyade kitaba baskın olarak romantizm egemen gözüktü. İki arkadaşın ayni kadına duyduğu alaka , hisler.. Daha sonrasinda bu hislerin evrilmesi. Yine bir başka karakter Odintsova da kati kişiliği ile bende dikkat uyandırmıştır. Sonucu itibariyle de beni huzunlendirmistir. Neticede ask en saf haliyle sonuç bulamamisken ve ruh da bedeni terk edince sonuç olarak üzdü kitap beni. Herkesin okuması gereken bir kitap ve herkesin hafızasında yer edinecek bir karakter Bazarov ..
Baskı: Martin Eden
Bugüne kadar okumadığım için ciddi derecede kendime veryansın ettim. İlmik ilmik işlemiş kitabi. Kusursuz. Kitap tıpkı azgın bir nehir gibi taşları misali beni önüne kattı. Sonrasında durağan bir göl halini aldı. Bu durağanlık kesinlikle olumsuz bir eleştiri değil. Aksine kitabin doğasına uygun bir evrim süreci. Ve de en nihayetinde nehir okyanusla buluştu tıpkı Martin Eden gibi ! Bu senaryoyu daha önce onlarca kez okudum , izledim, dinledim , bizatihi tecrübe edindim ama hiçbirisi bu kadar içten olmadı. Sanırım bu senaryoların kökeni bu kitap. Ne acıdır değil mi paraya endeksli mutluluk ? Parasız bir "hiç" olmak. Parayla gelen saygınlık , insanlık olmaz olsun. Ama hayat o zaman da böyleydi simdi de boyle. Hepimiz paranın , pulun kölesi haline geldik. Gerçek huzuru ceplerin doluluğuyla tanımladık. Ama birçoğumuz da yine tıpkı Martin Eden gibi en olmadık yerde , tam yikilmisken , tam dipteyken ve sevgimizi lanet rakamlar üzerinden değerlendiren sevgi katilleri tarafından terk edilmişken ( eş , iş , her turlu arkadaşlar ) ayağa kalkmayi başardık ; onca zaman kovaladigimiz şansın yakamiza yapışmasına seyirci kaldık. Ama ne biz eski biz olabildik ne de o sans kovaladigimiz kadar değerliydi artık. Çok güzel bir sözdür :" İnsan ulaşmadığının delisidir, ulaştığının nankörü. " Kesinlikle Eden de ulaşamadığının derdinden deliye dönmüş gibi oldu ama asla ve asla ulaşınca nankör olmadı. O hep Martin Eden olarak kaldı. Sadece o değişmedi. Ve en nihayetinde bu saçma düzene , bu yalancı düzene ; bu paranın egemenliğine başkaldırı niteliğinde kararı alacak kudrette olduğunu bizlere gösterdi !
Baskı: Tanrı'nın Formülü
Sürükleyici bir kitap. Albert Einstein'in tanrının formülü adını verdiği formülün atom bombası yapımında kullanmayı planlayan ABD ve İran arasındaki çekişmenin yansıtıldığı kitap. Kitapta heyecan hic eksik olmuyor. Kendini okutturuyor. Aksiyon sevenlere okumasını öneririm. Pek tarzim olmasa da yelpazeyi genisletmek adına okuduğum kitaplardan biriydi.
Baskı: Söz Mühendisi
Facebook sözleri dolu , berbat bir kitap. Ciddi manada zaman kaybıydı. Okuduğum en kötü kitap kesinlikle.
Baskı: Din Maskeli Allah Düşmanlığı: Şirk
Yasar Nuri Öztürk dine bakışıyla , dini yorumlamasıyla aykırı bir duruş sergileyen İlahiyat Profesörüdür. Ayni zamanda bir hukukçu ve siyasetçidir. Söylemleriyle , açıklamalarıyla ciddi derecede sansasyon yaratmış ve kimi çevreler tarafından "dinsiz , imansiz " diye yaftalanmistir. Genel olarak herkesten farklı bir bakış açısı var. Ve toplumumuzun farklı olana tahammülsüzlüğü ve farklı olanı sindirme politikası beni bu kitabi okunmaya bu insani anlamaya yöneltti. ö.ö. -efendim sizin gibi bir din adami'nın chp'ye geçmesinin nedenini öğrenebilir miyiz acaba?.. y.n. /-burnundan soluyarak/ bir kere o soruyu düzeltelim.. ben 'din adamı' değilim, ben din bilimleri* ile uğraşan bir bilim adamıyım..imam mıyım ben ?.. onlara da din adamı değil zaten, 'din görevlisi' demek gerekir.. Bu verdiği cevap dahi saygı uyandırır. Kitaba gelince şirk temalı kitabi bana şirk kavramının "Allaha ortak koşmak , Allah'a ortaklar oluşturmak " tanimlamamdan çok daha geniş bir kavram olduğunu gösteriyor. İslam'in geldiği noktada müslümanların tavır ve davranışlarıyla , düşünceleriyle sirke , gizli sirke alet olduklarını iddia ediyor. Tevhit inancı ile şirkin karşıt kavramlar olduğunu , şirkin bilinmeden tevhit inancının eksik kalacağını ifade ediyor. Şirkin tanımını da tevhit dininin yozlaştırdığı anda ortaya çıkan dinin adi olarak yazıyor. Kur'an'in dikkatle okunursa Kur'an'in ve peygamberlerin mücadelesinin dinsizlikle değil Şirk ile olduğunu söylüyor. Genel olarak dinde aklın , ilmin , bilimin on planda tutulmasını istiyor. İslam dininin ve Kur'an'in akli on plana alan bir din olduğundan bahsediyor. Ve bence kesinlikle hakli. Çok sarsıcı iddialar bulunan bir kitap. Ve ciddi manada bilinenin dışında bilgiler içeriyor. Özellikle Diyanet işlerine karşı ciddi eleştirilerde bulunmuş , rakamsal veriler ortaya koşmuş. Tarikatlara. Dervişlere , alim diye gecinenlere , şeyhlere , muritlere , din kisvesi adi altında ticaret yapanlara , dini kotu emellerine alet edenlere , dincilik yapıp dindar olmayanlara ciddi eleştiriler getiriyor. Bu güruhun islamin değerlerini harcadığına inanıyor.
Baskı: Yakıcı Sır
Küçük bir çocuğun gözünden annesinin yasak ilişkisini konu edinen kitap... Baron kadın avcısıdır ve Edgar'in annesini ağına düşürmüştür.. Baron bu amaç uğruna çocuğu araç olarak kullanmış ama aracı amacına engel olmuştur en nihayetinde.. Bir çocuğun dışında tutulmak istendiği olayları tüm çıplaklığıyla görebildiği , aksiyonun kitabın içine işlediği , bizi sikmayacak , tek solukta okunacak bir kitap yazmış Zweig. Çocuklar gerçekten de bazen bizim anlamakta güçlük çektiğimiz noktalara ışık tutarlar; çünkü biz yıllar geçtikçe ihtirasların,duyguların esiri olabilmekteyiz. Onlar ise kimi zaman daha objektif olabilmekte. Bazen kulak vermek gerekir. Edgard da boyle. Annesine , kadın avcısı Baron'u elinden geldiğince tanıtmaya çalıştı kitap boyunca. Yine de başarılı olamayınca her ne kadar olayı yanlış anlamda da annesi uğruna kendini ortaya atmaktan geri durmadı.
Baskı: Beyaz Muhafız
Ukrayna'da meydana gelen iç savaşın getirdiği ölümler , yarattığı bunalım , kaotik ortam Türbin ailesinin gözünden anlatılmış. Çok iyi bir savaş portresi sunmuş Bulgakov bize. Savaş ve Barış kitabini andırır nitelikte. Ukrayna'nin bağımsızlık mucadelesinin simgesi ve binlerce yahudiyi katleden Simon Petlyura'ya parantez açıp , araştırmak lazim kitaba anlam katmak açısından. Ukrayna'da bu iç savaş milyonlarca insani ölüme götürmüş , belirsizlik ortamı yaratmıştır. Kitap bize bunları harika bir şekilde aktarmıştır. Dramatik olaylara fazlasıyla yer verilmiştir. Bulgakov benim için özel bir yazar , bu kitabi da kendisini yine benim nazarimda daha özel hissettirmiştir.
Baskı: Son Kuşlar
Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamizin koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama , çocuklar , sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi. Deniz,denizcilik ile ilgili hikayelerin anlatıldığı kitap son derece yalın ve doğal bir dile sahip. Ben okurken yazara ve eserine saygısızlık olmasın ama kitaba Tutunamadım. Kitaba adını veren hikaye Son Kuşlar verdiği mesaj ile bence en iyi ve anlamli hikâyeydi. Her şeye rağmen okunması gerek. Çünkü Sait Faik edebiyatımızın hikaye türünde Omer Seyfettin ile başı cekenlerinden.
Baskı: Amok Koşucusu
Yolculuk yaptığı gemide bir doktora rastlayan adam, ve doktorun hazin hikayesi... Doktor kendisine gelen ve kürtaj yapma isteğinde bulunan kadının isteğini ( ki kadın evli ve çocuk sevgilisinden ) kadında gördüğü kibir ve tavizsiz duruşundan dolayı reddediyor. Kadini arzuluyor ve ters geliyor. Daha sonra kendini kaybederek bir anda kadının peşine düşünüyor amok koşucusu. Amok bir hastalık. Suursuzca hedefe yönelerek hareket etmek. Kadından kendini affetmesini istiyor. Ona yardim etmek istiyor. Ama is isten geçmiştir . Sonunu söylememek en iyisi .. 60 sayfalık ince bir kitap. Tek solukta okunur. Stefan Zweig bu tarz eserleri iyi yazıyor.
Baskı: Orta Zekalılar Cenneti
"Türkiye iyi niyetli insanlara gore bir ülke değil . Bir anadolu türküsünün dediği gibi 'bizde adet böyledir,güzeli aglatirlar,çirkini soyletirler.' Karl Max : "Sahip olduklarınız ne kadar çoksa, siz o kadar azsiniz. " Hitler Almanya'ya davet edilmiş olan Şarlo (Charlie Chaplin) 'nun ülkeye girişine izin vermemiş, bütün filmlerini yasaklamıştır. Yakınlarına "O bir artist değil , politikacı " diyordu. Şarlo'nun Hitler hakkındaki yorumu "Hitler çağımızın en büyük oyuncusu " .. Livaneli ülkenin yetiştirdiği aydın kişilerden ve çok yönlü biri olarak deneme türünde bir eser kaleme almış. Sanatçı , yazar , siyasetçi kişiliği ile çok yönlü eserinde edebiyattan , sanata ; politikadan , toplumsal yasama kadar bir çok alanda eleştirilerde bulunmuş .. Çok beğendiği ve defalarca okuduğu Erasmus'un Deliliğe Övgü kitabından etkilendiğini düşünüyorum. Çünkü aşağı yukarı ayni doğrultuda yazmış. Ülkemizin bulunduğu konum ve gidisatla ilgili görüşlerini aktarırken olumsuz bir görüntü vermiştir . Toplumsal eleştirilerde bulunmuş , ülke olarak batının gerisinde kaldigimizi , istenilen seviyeye ulaşamadığımizi ifade etmiştir. Kitabin özellikle siyasi görüşleri nedeniyle basta kendisi olmak üzere birçok sanatçının , yazarın maruz kaldığı zorlukları anlattığı kısımlar ülkemizde düşünce özgürlüğünün ne denli korkunç durumda olduğunu gösteriyor ..