
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Babalar ve Oğullar
Birbirine zıt iki karakter ( Arkadiy ve Bazarov ) 'un arkadaşlıkları üzerinden aile hayatlarını , aşklarını , donemin yapısını bize gösteren bir Turgenyev klasiği. Bir Nihilist olan Bazarov'un kitabin başlamasıyla beraber arka plandan gelip ana karakter olması ve yine o donemde pek de görülmeyen bir inanış olan Nihilizm'i benimsemiş olması kitabi ilgi çekici hale getirdi. Çünkü inancı ve hayata bakışı gereği Bazarov çevresindekilere nazaran sivrilen bir karakter olarak gözüktü. Kitapta dikkatinizi çekecek husus insani okurken sikmayan ve çoğu zaman düşündüren diyaloglar silsilesi. Aile yapısının da ele alındığı noktalar özellikle Arkadiy'nin babasının genç bir kızla ( Fenicka ) birliktelik yasamasi , bunu oğlundan saklamasi ve en nihayetinde açıklaması ile son bulan süreç. Bundan ziyade kitaba baskın olarak romantizm egemen gözüktü. İki arkadaşın ayni kadına duyduğu alaka , hisler.. Daha sonrasinda bu hislerin evrilmesi. Yine bir başka karakter Odintsova da kati kişiliği ile bende dikkat uyandırmıştır. Sonucu itibariyle de beni huzunlendirmistir. Neticede ask en saf haliyle sonuç bulamamisken ve ruh da bedeni terk edince sonuç olarak üzdü kitap beni. Herkesin okuması gereken bir kitap ve herkesin hafızasında yer edinecek bir karakter Bazarov ..
Baskı: Martin Eden
Bugüne kadar okumadığım için ciddi derecede kendime veryansın ettim. İlmik ilmik işlemiş kitabi. Kusursuz. Kitap tıpkı azgın bir nehir gibi taşları misali beni önüne kattı. Sonrasında durağan bir göl halini aldı. Bu durağanlık kesinlikle olumsuz bir eleştiri değil. Aksine kitabin doğasına uygun bir evrim süreci. Ve de en nihayetinde nehir okyanusla buluştu tıpkı Martin Eden gibi ! Bu senaryoyu daha önce onlarca kez okudum , izledim, dinledim , bizatihi tecrübe edindim ama hiçbirisi bu kadar içten olmadı. Sanırım bu senaryoların kökeni bu kitap. Ne acıdır değil mi paraya endeksli mutluluk ? Parasız bir "hiç" olmak. Parayla gelen saygınlık , insanlık olmaz olsun. Ama hayat o zaman da böyleydi simdi de boyle. Hepimiz paranın , pulun kölesi haline geldik. Gerçek huzuru ceplerin doluluğuyla tanımladık. Ama birçoğumuz da yine tıpkı Martin Eden gibi en olmadık yerde , tam yikilmisken , tam dipteyken ve sevgimizi lanet rakamlar üzerinden değerlendiren sevgi katilleri tarafından terk edilmişken ( eş , iş , her turlu arkadaşlar ) ayağa kalkmayi başardık ; onca zaman kovaladigimiz şansın yakamiza yapışmasına seyirci kaldık. Ama ne biz eski biz olabildik ne de o sans kovaladigimiz kadar değerliydi artık. Çok güzel bir sözdür :" İnsan ulaşmadığının delisidir, ulaştığının nankörü. " Kesinlikle Eden de ulaşamadığının derdinden deliye dönmüş gibi oldu ama asla ve asla ulaşınca nankör olmadı. O hep Martin Eden olarak kaldı. Sadece o değişmedi. Ve en nihayetinde bu saçma düzene , bu yalancı düzene ; bu paranın egemenliğine başkaldırı niteliğinde kararı alacak kudrette olduğunu bizlere gösterdi !
Baskı: Tanrı'nın Formülü
Sürükleyici bir kitap. Albert Einstein'in tanrının formülü adını verdiği formülün atom bombası yapımında kullanmayı planlayan ABD ve İran arasındaki çekişmenin yansıtıldığı kitap. Kitapta heyecan hic eksik olmuyor. Kendini okutturuyor. Aksiyon sevenlere okumasını öneririm. Pek tarzim olmasa da yelpazeyi genisletmek adına okuduğum kitaplardan biriydi.
Baskı: Söz Mühendisi
Facebook sözleri dolu , berbat bir kitap. Ciddi manada zaman kaybıydı. Okuduğum en kötü kitap kesinlikle.
Baskı: Din Maskeli Allah Düşmanlığı: Şirk
Yasar Nuri Öztürk dine bakışıyla , dini yorumlamasıyla aykırı bir duruş sergileyen İlahiyat Profesörüdür. Ayni zamanda bir hukukçu ve siyasetçidir. Söylemleriyle , açıklamalarıyla ciddi derecede sansasyon yaratmış ve kimi çevreler tarafından "dinsiz , imansiz " diye yaftalanmistir. Genel olarak herkesten farklı bir bakış açısı var. Ve toplumumuzun farklı olana tahammülsüzlüğü ve farklı olanı sindirme politikası beni bu kitabi okunmaya bu insani anlamaya yöneltti. ö.ö. -efendim sizin gibi bir din adami'nın chp'ye geçmesinin nedenini öğrenebilir miyiz acaba?.. y.n. /-burnundan soluyarak/ bir kere o soruyu düzeltelim.. ben 'din adamı' değilim, ben din bilimleri* ile uğraşan bir bilim adamıyım..imam mıyım ben ?.. onlara da din adamı değil zaten, 'din görevlisi' demek gerekir.. Bu verdiği cevap dahi saygı uyandırır. Kitaba gelince şirk temalı kitabi bana şirk kavramının "Allaha ortak koşmak , Allah'a ortaklar oluşturmak " tanimlamamdan çok daha geniş bir kavram olduğunu gösteriyor. İslam'in geldiği noktada müslümanların tavır ve davranışlarıyla , düşünceleriyle sirke , gizli sirke alet olduklarını iddia ediyor. Tevhit inancı ile şirkin karşıt kavramlar olduğunu , şirkin bilinmeden tevhit inancının eksik kalacağını ifade ediyor. Şirkin tanımını da tevhit dininin yozlaştırdığı anda ortaya çıkan dinin adi olarak yazıyor. Kur'an'in dikkatle okunursa Kur'an'in ve peygamberlerin mücadelesinin dinsizlikle değil Şirk ile olduğunu söylüyor. Genel olarak dinde aklın , ilmin , bilimin on planda tutulmasını istiyor. İslam dininin ve Kur'an'in akli on plana alan bir din olduğundan bahsediyor. Ve bence kesinlikle hakli. Çok sarsıcı iddialar bulunan bir kitap. Ve ciddi manada bilinenin dışında bilgiler içeriyor. Özellikle Diyanet işlerine karşı ciddi eleştirilerde bulunmuş , rakamsal veriler ortaya koşmuş. Tarikatlara. Dervişlere , alim diye gecinenlere , şeyhlere , muritlere , din kisvesi adi altında ticaret yapanlara , dini kotu emellerine alet edenlere , dincilik yapıp dindar olmayanlara ciddi eleştiriler getiriyor. Bu güruhun islamin değerlerini harcadığına inanıyor.
Baskı: Yakıcı Sır
Küçük bir çocuğun gözünden annesinin yasak ilişkisini konu edinen kitap... Baron kadın avcısıdır ve Edgar'in annesini ağına düşürmüştür.. Baron bu amaç uğruna çocuğu araç olarak kullanmış ama aracı amacına engel olmuştur en nihayetinde.. Bir çocuğun dışında tutulmak istendiği olayları tüm çıplaklığıyla görebildiği , aksiyonun kitabın içine işlediği , bizi sikmayacak , tek solukta okunacak bir kitap yazmış Zweig. Çocuklar gerçekten de bazen bizim anlamakta güçlük çektiğimiz noktalara ışık tutarlar; çünkü biz yıllar geçtikçe ihtirasların,duyguların esiri olabilmekteyiz. Onlar ise kimi zaman daha objektif olabilmekte. Bazen kulak vermek gerekir. Edgard da boyle. Annesine , kadın avcısı Baron'u elinden geldiğince tanıtmaya çalıştı kitap boyunca. Yine de başarılı olamayınca her ne kadar olayı yanlış anlamda da annesi uğruna kendini ortaya atmaktan geri durmadı.
Baskı: Beyaz Muhafız
Ukrayna'da meydana gelen iç savaşın getirdiği ölümler , yarattığı bunalım , kaotik ortam Türbin ailesinin gözünden anlatılmış. Çok iyi bir savaş portresi sunmuş Bulgakov bize. Savaş ve Barış kitabini andırır nitelikte. Ukrayna'nin bağımsızlık mucadelesinin simgesi ve binlerce yahudiyi katleden Simon Petlyura'ya parantez açıp , araştırmak lazim kitaba anlam katmak açısından. Ukrayna'da bu iç savaş milyonlarca insani ölüme götürmüş , belirsizlik ortamı yaratmıştır. Kitap bize bunları harika bir şekilde aktarmıştır. Dramatik olaylara fazlasıyla yer verilmiştir. Bulgakov benim için özel bir yazar , bu kitabi da kendisini yine benim nazarimda daha özel hissettirmiştir.
Baskı: Son Kuşlar
Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamizin koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama , çocuklar , sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi. Deniz,denizcilik ile ilgili hikayelerin anlatıldığı kitap son derece yalın ve doğal bir dile sahip. Ben okurken yazara ve eserine saygısızlık olmasın ama kitaba Tutunamadım. Kitaba adını veren hikaye Son Kuşlar verdiği mesaj ile bence en iyi ve anlamli hikâyeydi. Her şeye rağmen okunması gerek. Çünkü Sait Faik edebiyatımızın hikaye türünde Omer Seyfettin ile başı cekenlerinden.
Baskı: Amok Koşucusu
Yolculuk yaptığı gemide bir doktora rastlayan adam, ve doktorun hazin hikayesi... Doktor kendisine gelen ve kürtaj yapma isteğinde bulunan kadının isteğini ( ki kadın evli ve çocuk sevgilisinden ) kadında gördüğü kibir ve tavizsiz duruşundan dolayı reddediyor. Kadini arzuluyor ve ters geliyor. Daha sonra kendini kaybederek bir anda kadının peşine düşünüyor amok koşucusu. Amok bir hastalık. Suursuzca hedefe yönelerek hareket etmek. Kadından kendini affetmesini istiyor. Ona yardim etmek istiyor. Ama is isten geçmiştir . Sonunu söylememek en iyisi .. 60 sayfalık ince bir kitap. Tek solukta okunur. Stefan Zweig bu tarz eserleri iyi yazıyor.
Baskı: Orta Zekalılar Cenneti
"Türkiye iyi niyetli insanlara gore bir ülke değil . Bir anadolu türküsünün dediği gibi 'bizde adet böyledir,güzeli aglatirlar,çirkini soyletirler.' Karl Max : "Sahip olduklarınız ne kadar çoksa, siz o kadar azsiniz. " Hitler Almanya'ya davet edilmiş olan Şarlo (Charlie Chaplin) 'nun ülkeye girişine izin vermemiş, bütün filmlerini yasaklamıştır. Yakınlarına "O bir artist değil , politikacı " diyordu. Şarlo'nun Hitler hakkındaki yorumu "Hitler çağımızın en büyük oyuncusu " .. Livaneli ülkenin yetiştirdiği aydın kişilerden ve çok yönlü biri olarak deneme türünde bir eser kaleme almış. Sanatçı , yazar , siyasetçi kişiliği ile çok yönlü eserinde edebiyattan , sanata ; politikadan , toplumsal yasama kadar bir çok alanda eleştirilerde bulunmuş .. Çok beğendiği ve defalarca okuduğu Erasmus'un Deliliğe Övgü kitabından etkilendiğini düşünüyorum. Çünkü aşağı yukarı ayni doğrultuda yazmış. Ülkemizin bulunduğu konum ve gidisatla ilgili görüşlerini aktarırken olumsuz bir görüntü vermiştir . Toplumsal eleştirilerde bulunmuş , ülke olarak batının gerisinde kaldigimizi , istenilen seviyeye ulaşamadığımizi ifade etmiştir. Kitabin özellikle siyasi görüşleri nedeniyle basta kendisi olmak üzere birçok sanatçının , yazarın maruz kaldığı zorlukları anlattığı kısımlar ülkemizde düşünce özgürlüğünün ne denli korkunç durumda olduğunu gösteriyor ..
Baskı: Struma
Struma... Tarihimizde yer edinmiş en elim olaylarından biridir. Sularımızda gerçekleştiği için tarihimiz diyorum. Struma gemisi Nazilerden kaçan Romen Yahudileri taşıyan , Romanya'nin Kostence limanından Filistin'e hareket eden gemi. Gemi 300 kapasiteli olmasına rağmen 769 kişi ve mürettebatı ile bu isin ticaretini yapan para tacirlerinin katliama davetiyle hareket etmiştir. Fiyatları 1000 dolardan açmışlardır. Güzergah olarak İstanbul'a varıp oradan da kara yoluyla vadedilmiş topraklar olan Filistin'e gitmeyi planlamışlardı. Nazilerin Romanya'dakj etkin hareketleri, yahudi cinayetleri onları bu yola surukledi. Gemi son derece eski , bakımsız ve yetersizdi. Ama kurtarılması gereken can olunca ve de organizasyonu yapanların oyunu ile yolcular bu yolculuğa çıktı. Çok zor şartlar altında İstanbul kıyısına gelen gemi motorların bozulması ile ortada kaldi. Devletimiz yahudilerin karaya çıkmasına müsaade etmedi. İngilizler kendi ideaları olan yahudi devletine rağmen onların Filistin'e gelmesine müsaade etmiyordu. Nazi devleti Almanların gözü zaten bu gemi ve Türkiye uzerindeydi. Rumenler geminin geri dönmesine müsaade etmiyordu. İste boyle bir çıkmaz. Onca girişim bir sonuç vermedi. İnsanlar karaya çıkamadı. Sadece donemin unlu is adamlarından olan ve amerikan petrol şirketinin Türkiye deki temsilcilerinden biri olan Vehbi Koçun girişimiyle bu petrol şirketinin Romanya müdürü Martin Segal , esi ve çocuğu ve bir hamile kadın ilk etapta gemiden kurtarildi. Daha sonra yine Filistin e vizesi olan 5 kişi daha. Onun dışındakiler kaderine terk edildi. Türk hükümeti tam 72 gün boyunca denizde kalan bu yüzen tabuttaki insanları sahiplenmedi ya da daha doğrusu sahiplenemedi. Bir tarafta İngilizler diger tarafta Almanlar , bu noktada tarafsızlık politikası gudulmek istendi. Ülke çıkarları için. En nihayetinde gemi bir römorkör yardımıyla Şile tarafına Kardeniz'e birakildi. Kaderine terk edildi. Ve ne acıdır ki bi kaç gün sonra gemi denizaltından bombalandı yüzlerce insan Karadenizin karanlık sularına , sonsuz uykuya daldi. Sadece 1 insan kurtuldu. Onun da iddiası gelen bombanın Türkiye tarafından olduğu idi. Yıllarca ise bu olayın faili olarak Nazi karşıtı Almanlar olduğu bilindi. Ama daha sonra SSCB kayıtlarındaki belgelerde olayı SSCB denizaltısının gerçekleştirildiği ogrenildi. Struma tam bir faciadir. Ne yazık ki bu facianın en yakin tanıklarından biri oldu ülkemiz. Yüzlerce hayat önümüzde yok olup gitti. Hani kimliği, ırkı ne olursa olsun masum canlar yitti. O zamanın durumu neyi gerektirirdi, nasıl bir politika gudulmesi gerekti bunu bilmek çok zor. Ama dengeleri bozmamak adına tarafsızlığı seçtik. Ve en nihayetinde bir katliam gerçekleşti sularımızda. Kitaba gelecek olursak yazar bu olaydan büyük oranda ülkemizi suçlu bulmuş , eleştiriler getirmiş. Taraflı bir tutum sergilemiş gibi. Çünkü yazarın anlattığı kadar da suçlu değiliz bence. Neticede bu katliamda 4 tane ülke suçlu ama bizim bundaki payimiz nedir onu tarihçiler daha iyi bilir. Bu katliama sebep olarak gösterilen , Filistin e gelmelerine izin vermeyen donemin somurgecilerden sorumlu bakanı suikast sonucu öldürüldü. O donem ülkemizde de yahudi karşıtı özellikle Trakya'da bircok eylem gerçekleştirildi, yağma , talan oldu. Cinayetler oldu. Şüphesiz bunda da basta Huseyin Nihal Atsız ve daha bircok yazarın yazdığı yazılar da etkin rol oynadı. Bu yazılara kolay bir şekilde ulaşabilirsiniz. Irkçı ve nefret iceren söylemlerden oluşan yazılar...
Baskı: Feniçka
Bir psikolog (max) tanıştığı genç kızla ( fenicka) ile birdenbire yakınlık kurmaya baslar. Fenicka'nin zeki bakışları , olgun durusu ve gelişen bir olay neticesinde göstermiş olduğu tutum buna vesile olmuştur. Max üniversite okumuş kızlara karşı önyargılıdir ama tanıdıkça Fenicka'nin gizeminde yitip gidecektir. Max nişanlı , Fenicka'nin bir sevdiği vardir. Bu dostluk bu karmaşa içerisinde devam edecek. Bu süreçte Max kadına dair görüşlerinde Fenicka özelinde büyük değişiklikler geliştirecekti.
Baskı: Drina Köprüsü (Boşnakça Üçlemesi #1)
"dünyanın bir tarafında bir yerde, bir piyango çekiliyor, savaş yapılıyor ve hepimizin alın yazısı da böylece uzaklarda belirtiliyordu" Kitabin kahramanı Drina Köprüsü. Oldukça uzun bir zaman dilimini konu edinen Nobel ödüllü yazar İvo Andric şaheseri. İnsanin kitabi okudukça o coğrafyayı goresi geliyor , Drina köprüsüne bakan bir tepede cay icesi, yeşilin ilmik ilmik ördüğü Visegrad kasabasınin temiz havasını cigerlerine doldurası geliyor.. Kitap gecen yüzyıllarda köprünün nelere tanık olduğunu , savaşı , işgalleri, Avusturya , Sırp , Osmanlı , Alman devletlerinin bu coğrafyadaki çekişmelerini , insanlarin ve kasabanın nasıl bir değişime uğradığını gözler önüne seriyor. İnsan yine doğaya zulm ediyor , teknoloji ve imkanlar yine doğaya kastediyor. Nice savaş , nice mücadele , nice salgın , nice ask , nice insan manzarası gördü hepsi geldi geçti ama yıkılmadı Drina Köprüsü. Adeta bu hengamenin ortasında , bu değişen , değişime yüz tutan her türlü şeye karşı bir başkaldırı. Açıkçası beni huzunlendirdi çoğu yönüyle. Boyle bir güzellige,, köprüye, kasabaya, yahudisi, hristiyanı, muslumani bir arada tutan , ortak bir kültüre , geniş bir yelpazeye sahip bu yörenin maruz kaldığı zulüm içime işledi. Sokullu Mehmet Pasa. Osmanlı tarihinin en önemli devlet adamlarından birinin talimatıyla yapılmış bir köprüdür Drina. Sokullu da zaten aslen Sirpdir ve koyu de Drina çevresinde Visegrad'a yakindir. Lütfen okuyun , tavsiyede bulunun.
Baskı: Vahşetin Çağrısı
Bir Kurdun oradan oraya sürüklenen hayatı...Çektiği acılarla baöbaşka bir hüviyete bürünmesi..İnsanın hayvana zulmü..Jack London hep hayvanları anlatarak bizlere mesajı en güzel şekilde veriyor..
Baskı: Limon Ağacı
Fiilistin-İsrail savaşı ve bir aşkın anlatıldığı kitap.Hani okumazsanız bir sey kaybetmezsiniz.
Baskı: Yedi Yaşımda Bindiğim Kamyonun Frenleri Patladı ve Hayata Yuvarlandım
Girişimcilik destanı..İş adamı Ataman Özbay'ın yokluktan refaha yolculuğu..Otobiyografi türünde yazılmış bu eserde ıslak mendilin mucidi olan Ataman Özbay , yaratıcı kişiliğinden , girişimciliklerinden bahsetmiş,okuyucuya ''Yerinde durma, bir şeyleri değiştirebilirsin;yeter ki harekete geç'' tadında bir mesaj vermiştir.
Baskı: Kendine Ait Bir Oda
Bir feminist yaklaşım kitabı..Kadının toplumdaki yeri,kadına verilmeyen değeri ve kadınların ötelerden beri çektiği sıkıntıları anlatmış Woolf.
Baskı: Ölü Ozanlar Derneği
Carpe diem..Literatüre geçen sihirli kelimelerin geçtiği kitap.Filmi de var.Yine bence her eğitimcinin kesinlikle okunması gereken kitap.
Baskı: Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Yoktan var olan adeta küllerinden doğan , İsveç boyunduruğu altından çıkan Finlilerin devasa atılımını konu edinen kitap beni çok etkiledi.Özellikle bir eğitimci olarak eğitime verilen değer, eğitimcinin konumu bize ışık tutmalı.Olmayan eğitim sistemimize rol model olmalı bu kitap.
Baskı: Ben Böyle Gördüm
AKP-Fetö-Devlet üçgenini bir gazetecinin , en yakın tanık olarak anlattığı kitap kafamızdaki soru işaretlerine bir nebze de olsa cevap verecek nitelikte.
Baskı: Maymunlar Gezegeni
Filmine nazaran daha çok sevdim.Muazzam bir kitap.Fantastik türde yazılmış elit kitaplardan biri.Tek solukta okudum ve sonu şaşırtıcı şekilde bitti..Bir insan-maymun mücadelesi..
Baskı: Son Ada
Livaneli kitabında dikta rejimi anlatıyor.Dikta rejimi ile değişen , huzuruna kastedilen ada halkının hikayesi..
Baskı: Veba
Bir salgın,yavaş yavaş büyüyen , şehri esir alan veba..Bu ortamda mücadeleyi sürdüren doktor ve arkadaşları..Film tadında..
Baskı: Toprak Ana
Cengiz Aytmatov Yaşar Kemal tadında bir yazar..Harika bir kitap..