
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Heykeltıraş (Sam Markham, #1)
Mükemmel ! Yorumuma bu kelimeyle başlamak istiyorum çünkü devam eden kelimelerimin gizli öznesi budur :) Harika bir kitaptı.Okundu ve ne yazık ki bitti.İtiraf ediyorum iyi olacağını düşünmüştüm ama bu kadarını beklemiyordum doğrusu.Kitabın konusu beni aldı götürdü diyebilirim. İlk olarak kitabın en sevdiğim yanı klasik polisiye romanlarında olduğu gibi katili merak ettirmeye çalışıp konuyu kasan yada sıkan türden değildi.Daha ilk sayfalarda katil ile tanıştırıyor sizi yazar.İlk bakışta katili tanımak,ana karakterlerin aradığı bazı şeyleri önceden bilmek kitabı mahvetmiş gibi düşünebilirsiniz belki ancak kesinlikle tam tersi.İnanın bazı şeyleri bilmek kitabı daha da okunur kılmış.Örneğin yaşadığı yeri biliyorsunuz ve polisler yan evine soruşturmaya gittiklerinde 'hayırr orası değil yan ev !' gibi içten karakterlerle iletişim kurmaya çalışıyorsunuz :D Bu kitabı inanılmaz heyecanlı hale getirdi.Elimden bırakamadım.İkinci en sevdiğim kısım ise kitaptaki bilgilerdi.Michelangelonun hayatına dair,eserlerine dair bilgileri konuyla çok iyi bir şekilde bütünleştirerek anlatmış yazar.Şöyle ki kitaptaki katilimiz Michelangelonun heykellerinin insan versiyonunu yapıyor.Katil ünlü heykeltıraşın bakışını benimsemiş ve hayatının amacı kılmış biri.Katili Michalengeloyla dolaylı yoldan tanıştıran kişi ise diğer ana karakterimiz Dr.Cathy.Michelangelonun büyük hayranlarından olan Cathy bunun üzerine akademik bir kitap yazmış.Ve Katilimiz de Cathynin yazdığı kitaba bir şekilde denk geliyor.Böylece hayatının anlamını bulduğu için Cathy'e bir anlamda minnettar kalıyor.Bunu da cinayetlerini ona itaf ederek gösteriyor.Böylece olaya Cthyde karışmış oluyor.Michelangelo o kadar harika anlatılıyor ki şahsen ben kitabı okurken sürekli internetten katilin yeniden yaptığı heykellerin resimlerine ve onun geçmişine bakıyordum. :) İşin bir diğer güzel yanı kitabımız sadece polisiye değil.Aynı zamanda aşk da katmış yazar.FBI ajanı ile Dr.Cathy birbirlerinden etkileniyorlar.Çok klasik durduğunu biliyorum ancak emin olun kitapta bunu öyle iyi işlemiş ki yazar,ilk kez okuyormuş gibi hissediyorsunuz :)) İşin özü,uzun süredir okumayı ertelediğim polisiye/gerilim romanı türünü bana yeniden sevdirdi bu kitap.Hep aynı şeyler yazılıyor diyerek benim gibi bu türden vazgeçmek üzereyseniz eğer kesinlikle vazgeçmeden önce bu kitabı okuyun derim.Daha önce olmadığınız kadar bu türe bağlanacaksınız eminim :)) Şahsen benim favorilerim arasındaki yerini aldı bile ...
Baskı: Seninim (The Brand Clan Serisi, #1)
Tek kelimeyle bayıldım !Okunması çok eğlenceli,aşk dolu bir kitaptı.Bana yer yer FMArsal hikayelerinin tadını verdi.Ki bu her kitapta karşılaşabileceğim birşey değil.Konusunu ilk okuduğumda tereddütte kaldığımı itiraf etmem gerek.Ama korkutuğum gibi değildi.Çok sıcak bir hikayeydi bilakis.Lenayı çok sevdim.Büyükbabasına olan bağlılığı çok hayranlık uyandırıyor.Baş karakterimiz roderick'i de bir ayrı sevdim.Azıcık kontrol delisi olsa da tartışılamaz bir şekilde karşı konulması güç bir karakterdi.Konusu ile ilgili olarak da dediğim gibi bana FMArsal hikayelerini çok anımsattı.Özellikle erkek karakterin kişiliği ve baskın rolü.Kadının ise güçlü ama narin özelliği.Fazlasıyla FMArsal. :) Çok zevk alarak okudum.Kesinlikle Tavsiye Ederim .. +18 olduğunu göz önünde bulundurmalısınız ..
Baskı: Fransız Öpücüğü
Çok eğlenceli bir romandı.Çok beğenerek okudum.Karakterler çok canlıydı gerçekten.Çok hareketli bir romandı diyebilirim :) Rock yıldızının yaptıkları beni çok güldürdü özellikle.Baş belası olsada çok da sevimliydi :)) Gabe de unutmamak lazım.Sakin ama sıradan olmayan bir karakterdi.Baş karakterimiz Emma ve Poppy'i de atlamamak lazım tabii.Bana Pariste arkadaşlara özel bir tur yaşattılar kitabı okurken.Ben sevdim.İçinde aşkla macerayı harmanlayan bir masal gibiydi.Ee Arka planda Paris manzarası olunca o hikaye artık masal değilde nedir değil mi ? :)
Baskı: Hayat Kurtaran Kelime
İlk olarak kitabın konusundan dolayı çok etkilendiğimi belirtmeliyim.Lösemiye yakalanmış bir çocuğun hikayesi anlatılıyor kitapta.Lösemi öncesi,lösemi sırasında yaşananlar ve sonrası olarak bölünmüş.Ki böyle olması insanı dahada hikayeye bağlıyor açıkçası.Yapıcı olduğunu umduğum eleştirilerimle başlıyorum yorumuma.Öncelikle Hikayeyi başında okumakta ve anlamakta zorlanadığımı söyleyebilirim.Kitapta neredeyse hiç dialog yoktu bu nedenle alışmış olduğumdan farklı bir deneyimdi benim için.Kitap baş karakterimizin düşünceleriyle anlatıyordu kendini adeta.Bu özelliğni bir yönden sevdim bir yönden sevemedim.Şöyle ki Düşünceleri okumak beni karaktere daha da yakınlaştırır kitaplarda her zaman ama neredeyse hiç konuşma olmaması da yer yer sıkıyor okuyucuyu.Kendini sürekli kendi kendine konuşan biriyle yanlız bir odada gibi hissediyorsun ve boğuluyorsun.. Bir diğer eleştirimse Ana karakterin erkek olmasıdır.Çocuğun duyguları,olaylara verdiği tepkiler yada ailesine olan bağlılığı (sevgisi) çok kızsaldı bence.En azından benim tanıdığım yada karşılaştığım hiçbir erkeğe benzemiyordu.Bilemiyorum ama o duygular çok yoğun bir şekilde anlatılmıştı kitapta.Ki böyle olması nedeniyle beni ana karakteri kız olarak hayal etmeye itti.Kız değilde erkek olduğunu her hatırladığımda yepyeni bir kitaba başlıyormuşum gibi hayallerimi baştan yaratmaya çalışıyordu beynim.Bu da beni yordu malesef.Ancak sonlara doğru kitap o kadar güzelleşti ki nasıl bittiğini anlamadım.Yaşanılan şeyler çok özeldi.Hastalığın insana neler yapabileceğini,neleri yapmasını engelleyebileceğini o kadar iyi anlatmıştı ki bayıldım.Özellikle yeni bir yazar olarak ilk kitapta bu kadar küçük bir sorun görmezden gelinebilir bence.Nisanın cümlelerini çok sevdiğimi itiraf ediyorum.Duyguları çok mantıklı ve zeki bir şekilde cümlelere dökmüş.Lösemileri anlatsada aileyle ilgili de birçok olay geçiyor kitapta.Ve bunlar bizim günlük başıma gelenlerden farksız değil.O duyguları ana karakterimiz yaşadıkça bende tekrar yaşadım.Yani insanlar bu kitabı okurken kendilerinden bulacakları çok şeyde var.Sadece lösemiyi anlatan bir kitap olarak geçmemeli.Hayatın içinden bir kitap.Başımıza her an ne geleceğinin garantisinin olmadığını anlatan bir kitap.Ben beğendim açıkçası.Özellikle genç bir yazarın ilk kitabı olarak çok da başarılı bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim.Nisa'nın yeni kitabıda çok kısa zamanda bizlerle olacakmış zaten.Eminim her kitabında daha da iyi olacak.Yazarlığı devam etmesi temenni edilecek bir genç yazar kendisi.Umarım başarılarının devamını da göreceğiz :)
Baskı: Vazgeçmem Senden (The Hathaways, #2)
ahhhh bu kitapp bu kitap favori historicalım oldu !! <3 bugüne dek okuduğum en iyisi (bana göre tabi ki) .. Historical romanlarının büyük hayranı olduğumu söyleyemeyeceğim.Fantastik her zaman için ilk sırada yer almıştır bende ancak bu kitaba aşık oldum ve sanırım bir daha okuyacağım :D Historicalları sevmememin nedeni kontların düklerin havalarda uçuşması.. bu kitaptabı da böyle birşeyle karşılaşacağım diye erteleyip duruyordum ancak daha okumaya başladığım anda beni etkiledi.Bu kitapta kontlar var ancak diğerleri gibi göze betmıyor ve çoook daha akıcı.Biraz gizem,baş karakter fazlalığı ve özellikle hikayedeki ailenin komedisi ve farklılığı bu kitaba bayılmama yetti .. Özellikle leoya bayıldım :) o abi ne mükemmel bir abi öyle .Ona gülmekten neredeyse kitabı okuyamadım.Onun her kelimesi ayrı bil komik.Çok mükemmel bir karakterdi.. eğer baş kahramanımız kevde onun kadar mükemmel olmasaydı kev yerine leoyada talip olabilirdim açıkçası :D Cam ise apayrı bir erkek zaten.Ailenin içinde asla sırıtmıyor ayrıca Keve sataşmalarıda harikaydı.Kızların komedisi bambaşka.Hele beatrixin hayvanları! :D .. İnanılmaz eğlendim okurken.Bazen sesli güldüm,kahkaha attım .. Gece yarısı saat 5'e dek uyutmadı bu kitap beni.Okumadan uyuyamadım ama değdi..Çoook şiddetli tavsiyemdir :)) Alıntı:(burada kahkahalara boğulmuştum gece gece :D) "Neden mi?" Leonun dukdakları büzüldü."Sıralanacak çok şey var ve hangisinden başlayacağımı bulmakta zorlanıyorum.Bu sabah olanları bir kenara bırakırsak ona hiç yazmamış olmana ne demeli?" "Yazdım!" dedi Kev öfkeyle. "Tek bir mektup,"dedi Leo."Bir çiftlik raporu.Bana gösterdi.İnsan doğu kapısına yakın araziye konulan gübreler hakkında yazılmış o güzel sözleri nasıl unutabilir?Özellikle koyun bokları hakkındaki bölüm gözlerimden yaş gelmesine sebep oldu,son derece duygu yüklü.." "Koyun bokları hakkında yazmadım,"diye homurdandı Kev."O başka çeşit bir gübre.!" Alıntı 2:(bunu yazmadan duramadım :D) Bütün iyi niyeti süitin toplanma odasına girip Win(baş kız karakterimiz)'i yerde iç çamaşırlarıyla gördüğü an sona erdi.Genç kız perişan bir halde yüzüstü yere uzanmış,kendini yukarı çekmeye çabalıyordu ve üzerine eğilmiş olan bir adam vardı.Ona dokunuyordu ! Bu görüntü Kevin patlamasına sebep oldu.Kana susamış bir kükremeyle Wine uzandı ve onu hızla koruyucu kollarının arasına çekti.Aklında tek birşey vardı adamın işini bir an önce en kısa yoldan bitirmek,tüm uzuvlarını teker teker bedeninden ayırmak. "O benim doktorum!" diye bağırdı Win. Leo koşarak yanlarına geldi."Aile toplantılarımıza bayılıyorum.Merripen (Kev) senin sorunun ne?!" "Win iç çamaşırlarıyla ve o adam da.." "Bunlar iç çamaşırları değil.Egzersiz giysilerim!" Kev kıvrılarak ona baktı "İç çamaşırı görünce tanıyabilirim!" "Bu bir Türk pantolonu üzerimdeki de gayet saygın bir bluz!" "Sana dokunuyordu!!" "hareketi doğru yapıp yapmadığımı kontrol ediyordu!" Onun bütün ailesinin önünde böyle uygunsuz giysiler giymesine izin verdikleri için bütün aile delirmiş olmalıydı.Türk pantolonuymuş..Bu da iç çamaşırına verilen son isimdi heralde ..! :D
Baskı: Seviyor Sevmiyor
Kördüğümü okudum ve bayıldım .. Daha iyisi olamaz dedim ama bu kitap bana daha iyisininde yapılabileceğini gösterdi resmen ! O kadar eğlenceliydi ki elime alıp hiç bırakmadan 4-5 saat içerisinde okudum bitirdim =) ama uykusuz kalmam değdiğini düşünüyorum.. jennanın benimle hemen hemen hiçbir benzer yanı olmamasına rağmen karakterle o kadar bütünleştim ki .. İnanılmaz bir deneyimdi benim için. Çoook eğlenceli bir kitap. Serinin devamı için gün sayıyor haldeyim .. Ayrıca aşk çıkrığından bende istiyorum yahu ! =D
Baskı: Kördüğüm
Ahh herkesin dediği kadar varmış dedim bitirir bitirmez =D Aşklarının karmaşıklığı vede tutkusu o kadar komik ve güzeldi ki gülümseyerek başladım gülümseyerek bitrdim bu kitabı. =) İki asabi gazetecinin çekişmesi iddaları o kadar eğlenceliydi ki .. Özellikle yaşlı teyzenin sihirli çıkrığı harikaydı =D gülümseten,yer yerde kahkaha attıran bir kitap.. Bu güne dek okuyan herkesin yorumlarında bahsettiği kadar harika bir kitap ! <3
Baskı: Gece Yarısı Çığlığı (Gece Yarısı Nesli, #4)
Gece yarısı Çığlığı serinin diğer kitaplarına oranla beni biraz sıktı başlarda.. Kadın karakteri pek anlayamadım açıkçası.Duyguları çok karmaşıktı .. Utangaç mı yoksa bilmiş-korkusuz bir kadın mı çözemedim =) Rioya gelince onun sonunda mutluluğu bulmuş olmasına sevindim ama hikaye beni sıktı başlarında nedense.. Heyecan açısından iyiydi ama çok basit anlatmış yazar bu sefer olayı.. Aşklarında da pek tutku yoktu bence.. herşey çok çabuk oldu bitti yada çok uzadı onu bile çözemedim. =) kafa karıştıran bir kitaptı yada benim ruh halim karışıktı bilmiyorum ama başlamamla bitirmem bir oldu ve içimde keşke bitmeseydi ya dedirten bir duygu yoktu sonunda.. Hayal kırıklığıydı diyemem ama umduğumu bulamadığımı itiraf etmeliyim..
Baskı: Bahçemde Yeşeren Umutlar (Blossom Street Serisi 3)
Bir Debbie romanına ve seriye oranla pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim.. Bütün kitap boyunca bir yumak mutluluğun bir yerlerden fırlayıp olaya dahil olacağı anı bekledim diyebilirim.. Anne,kız ve torununu anlattı tüm kitapta.. O kadar monoton ve sıkıcıydı ki şaşırdım..Bir Debbie kitabından sıkılacağımı hayal etmezdim ama evet oldu.. sıkıldım hatta yarım bırakacaktım neredeyse.. Açıkçası bu kitap serinin devam kitapları için de gözümü korkuttu.. Böyle devam edebileceğinden korkuyorum.. Öyleyse ne yazıkki seriyi sonlandırmak zorunda kalacağım.. Çünkü bu kitapta gerçekten sıkıldım.. Allahtan sonu güzeldi.. en azından bitirdiğimde okurken edindiğim somurtkan ifade azda olsa silinmişti.. Bu serinin bu kitabı hariç diğer kitaplarına bayılmıştım.. Bu kitabın beni bu kadar şaşırtaağını hemde kötü anlamda hiç ama hiç beklemiyordum doğrusu.. Neden böyle bir seriye böyle bir kitap eklemiş anlamadım.. bu kitap çok daha bağımsızdı açıkçası.. Mucizeler dükkanımla hiç ilgisi bile yoktu .. Mucizeler dükkanına dönüşten bir bölüm vardı ordan biraz umutlandım ama eğer sonraki kitapta böyleyse ciddi ciddi bu seriyi bırakmayı düşüneceğim.. Ve bunu hiç istemiyorum..
Baskı: Yarınlar İçin (Texas! Tyler Family Saga, #1)
Yoruma gelmeden konusunu anlatmak istiyorum.. Baş erkek karakterimiz çapkın,vurdumduymaz biridir ama aslında içinde sorumluluk sahibi olan iyi bir erkektir.. Bir gün barda oturuken kasabanın iki belalısını hiçte o bara ait olmayacak kadar mükemmel bir kadın olan baş karakterimize asılırken görüp olaya müdehale eder.. Bu müdehale ona bıçak yarası ve mor bir göze mal olur.. Ancak onun canını acıtan aldığı hasar değilde kurtardığı kadının ona bir teşekkürü dahi çok gömüş olmasıdır.. Bu nedenle kadını kaldığı motele dek takip eder.Kadın baştan onu içeri almasada sonra yaralı olduğunu fark edip yardım eder ve o gece birlkte olurlar.. Sabah esas oğlan yanlız uyanır ve eve döndüğünde evde o gece işlerin epeyce karşmış olduğunu öğrenir..Sahip oldukları fabrikanın en önemli deposu kundaklanmıştır ve hasar onarılamaz durumdadır.. Ve işin kötü yanı baş karakterimiz o gece evde olmadığından sigortadan para alabilmek için onun yaptığına inanılıyordur.. O geceye dair şahide ihtiyacı vardır ve o kişi onu sabah terk etmiş olan kızımızdan başkası değildir..Ve işte herşey böyle başlar.. Konusu kulağa her ne kadar güzel gelsede evet büyük olay kurgusu iyi görünebilrdi ama ah işte o küçük gereksiz detaylar olmasaydı.. ! Bir insan bu kadar güzel karakterler yaratıp bu kadar sıradan 0bir olayda bu kadar boş nedenlerle onları nasıl yok edebilir anlam veremedim açıkçası.. Karakterler o kadar başarılıydı ki olayın bu kadar basit kaçması çok kötü olmuş.. Sonunu hele hiç beğenmedim durduk yere karakterlerden birini öldürmesi çok kötü ve gereksiz olmuş bence.. Çok da tahmine edilebilirdi ayrıca.. Suçlu başından beri şüphelendiğin kişi çıkıyor falan klasik.. O kadar zeki bir kadın karakterin saçma sapan boş bir evliliğe bu kadar takmış olması biraz sıktı doğrusu .. Konuyu baltaladığını düşünüyorum .. Erkek karakterse harika ama sırf yangın çıktığında evde değil diye FBI tarafından hapis edilebilecek olması bana pek mantıklı gelmedi doğrusu..saçma buldum bilakis.. çok kurnaz olan yan kadın karakterin konuda daha fazla geçeceği hissine kapılıyorsunuz kitapta ama alakası yok.. Ortada kapılıp gideceğine çok daha fazlası olabilirdi o karakterde.. Bence yazar çok daha güzel olacak bir konuyu berbat etmiş.. Evet bu çok iddealı bir söz oldu ama cidden bu kadar potansiyele sahip karakteri saçma sapan,tahmin edilebilir ve basite indirgenmiş olay döngüsüyle katletmiş.. Erkek karaktere bayıldım ! tek kelimeyle harikaydı. Tüm karakterler öyleydi.. Çapkın olan ama melek gibi karısıyla tanışınca uslanan abi,haylaz aklına geleni söyleyen kız kardeş,nedeni saçmada olsa gizemli ve güçlü görünüşünün altında temiz bir baş kadın karakter,adi bencil kurnaz bir rakip kadın karakter .. hepsi birbirnden renkli birbirinden başarılı karakterlerdi.. Ama olay döngüsü ve kitabın konusu o kadar boştu ki.. Saçma nedenler üzerine kurulu bir karışıklık,çok daha fazlasını yapabilme kapasitesine sahip ve sanki yapacakmışçasına onca tehditten sonra yan kadın karakterin çok basit bir numarayla ortadan çekilmesi,bütün gizemi ve karmaşıklığı yaratan ve o kadar zeki bir kadından beklenmeyecek kadar nedensiz olan bir evlilik takıntısı.. Hele sonunu hatırlamak bile istemiyorum.. Nedensiz bir karakter kaybıyla sonlanan ve bunun sonucunda bir diğer karakterin kitabın bizim 'mutlu son' diye adlandırdığımız bölümde hayatının mahvolması... Yani ne gerek vardı ki şimdi dedirtti açıkçası.. Kısaca kitabın sonunda 'neden ! neden?! ' die bağrındım.. Yazık olmuş sadece bunu söylemek istiyorum çok yazık olmuş.. :(
Baskı: Sweeney
Ah linda yine yaptın yapacağını diyerek başlamak istiyorum.. :) Bir çok yorumda sweeney lindanın kitapları içinde en iyilerinden diyenleri anlıyorum şimdi.Aşkla polisiyenin birlikteliğine bayılıyorum ! :) siz bayılmıyorsanız bile bu kitaptan sonra bir daha düşüneceksiniz eminim.. Helede benim gibi biraz daha paranormal,fantastik arıyorsanız bu üçünün harmanlanmış hali olan kitaba bayılacaksınız.. Ben konuyu kesinlikle böyle beklemiyordum ben.. İçinde hayaletleri ve psişik yetenekleri barındırdığından haberim bile yoktu.. Ama haria ötesi bayıldım okunmalı ! :D
Baskı: Deli Dolu Bir Yaz (Destiny #1)
Öncelikle woww bu ne aşktır bu ne tutkudur demek istiyorum =) kitap cidden bir yaz aşkı kitabı ama burdaki yaz aşkı hayatının aşkı =) Kitabın anlatışı o kadar akıcıydı ki nasıl başladı nasıl bitti bilemedim.. Hani şu göz açıp kapayıncaya kadar biten ve ardında da keşke bitmeseydi dedirten kitaplardandı..Ana karakterin yıldızlara olan aşkı bni o kadar etkiledi ki o orda micke bişiler anlatırken bnada anlattı sanki.Artık derdim olduğunda gökyüzüne bakıcam.. Bu kitap bna yeni alışkanlıklar edindirdi =) aşkları o kadar saf,içgüdüsel ki.. Aşkın tutkuyla birleşmiş mükemmel bir karışımıydı okuduklarım..İki kişinin özeliydi.. HArikaydı.. +18 bölümleri vardı baya ama kitabı daha gerçek kıldığına inanıorm.. Rahatsız olmadım .. Okumalısınız bende inanılmaz bir tat bıraktı kitap.. Çok romantikti.Aşkı kıskandırdı ve bnde isterim dedirtti =) Jenny harika,mükemmel iyi bir kız.Kocasınında onu terk etmesinin sebebide budur.'iyi jenny' olması.. Jenny iyi olmaktan o kadar sıkılmıştır ki ama yapacak birşey yoktur çünkü o öyle biridir.. Boşanmadan sonra babasının yaşadığı küçük kasabaya,çocukluğunun geçtiği eve geri döner.. Jenny'nin bu kadar sıkıntıyı atmasının tek bir yolu vardır aşık olduğu şeyi yapmak.. Teleskopla uzaya bakmak ve koca evrende dertlerinin ne kadar küçük olduğunu hatırlamak..Ancak kendi göl evinden bunu yapması imkansızdır çünkü alan uygun değildir o nedenle gölün karşısına artık orda oturmayan brodylerin bölgesine geçer.. Brodyler kasabanın bir parçası olmayan,kimsenin sevmediği,dışlanmış bir ailedir.. Jenny kimse yok diye gittiğinde orda eski aşkını bulmayı beklemiyordur ama Mick geri dönmüştür ve büyük bir sır saklamaktadır.Kendi arazisindeki yabancıyı çıkarmaya çalışırken onun eskiden aşık olduğu kız olduğunu anlayınca işin şekli değişir ve tutku araya girer ve herşey değişir..
Baskı: Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar
wooww ! İşte romantik komedi dediğin budur ! :) Baş karakterlerin konuşmaları olsun,haraketleri olsun bna çok içten geldiğinden midir nedir bilmem bu kitabı o kadar çook sevdim ki 3 kere üst üste okudum :D bu kitaptaki karakterler o kadar içten,gerçek ve komik ki gülmeden okuyabilecek olan varsa eğer şaşarım .. Bir kere baş karakterimiz klasik aşk romanlarındaki gibi güzel,kendine güvenmesine yetecek kadar harika vücutlu falan değil.Benim için en ilgi çekici kısmı bu oldu kitabın.Çünkü mükemmel kadınlardan bıktım :D her kitapta bu konu o kadar göze batıyor ki gerçekçiliğini kaybetti adeta .. Ama işte bu kitap başka..! Ana karakterimiz heather muhasebeci,hayalperest olmayan - gerçekçi,zeki ve akıllı,kibar insanların değimiyle "yuvarlak hatlı",her erkeğin daha kapıdan adımını atar atmaz fark edeceği kadar güzel olmayan,'normal' bir kız.. Güzel değil mi ? tabii ki güzel ama manken değil.. Heather'ın sürekli gittiği barda sürekli gördüğü ve imkansız olduğunu bildiği kasabanın yakışıklı çocuğu olan biri vardır.Ve o kişi tabii ki baş erkek karakterimiz Tony..! Heather'ın varlığından bile haberi olmayan bu yakışıklının acilen paraya ihtiyacı vardır ve bunu kazanmak için vegasa gider..İşe bakın ki kızımızında iğrenç kuzeni evleniyordur ve onunda parti için aynı gece vegasa gitmesi gerekir.. :) tony kazanmak için gittiği parayı kazanamamış bu nedenlede üzgün bir şekilde odasına çıkarken karşılaşrlar.. Heathersa kumarda çok iidir çünkü çok akıllıdır.Sonuç olarak o parayı kazanmasına yardım eder ve bay yakışıklı sonunda kızımızın var olduğunu görmeye başlar :) birlikte kutlama yaparken sarhoş olup evlenirler ve sabah olduğunda herşey karışır.. Olaylar tamamen kadere dayanıyor kitapta . zaten komik olanda başlarına gelenler değil verdikleri tepkiler ve günlük hayatları :)) okuduktan sonra bir romantik komedi izlemiş kadar mutlu ve yüzünüzde gülücükler bırakan bir eser.. Bu yazara bayıldım!! Ve en sevdiğim şeylerden birini daha barındırıyor kitap erkeğin ağzındanda dinliyoruz hikayeyi..+ 18 diyemem ama bazı yerler var işin nereye gittiğini biliyorsunuz.. :) Açıklığı hayal gücüne bırakmış yazar bunuda çok sevdim.Çünkü Öyle kitaplar varki okurken midem kaldırmıyor :)) Uzun lafın kısası bu kitap 4+4lük ! <3
Baskı: Düşüş (Düşüş, #1)
Çok harika bir roman !! tek kelimeyle orjinal! Başlarda ne olduğunu beler olacağını kestiremesenizde sonlara doğru sizi içine çeken ve asla bırakamayacağınız türden bir kitap..Bu yazar favorilerime girdi.. Bu düşüş serisinin ilk kitabı diğer iki kitabınıda okudum ve harikalar..O kadar ilginç ki konusu başka hiç bir yerde duyulamış ve kesinlikle klasik süşmüş melek masalı değil..! Buradaki meleğimizin düşüş nedeni AŞK ! Ama hayatınızda görüp görebileceğiniz en umutsuz ama en mükemmel aşk ..! Okuyun,Okuyun,Okuyun ! :)))
Baskı: Incarceron (Incarceron, #1)
Kitabın kurgusuna aşık oldum..! Bu kitabın yazarı çok nadir rastlanılan türden..İşte fantastiği bu yüzdne seviyorum dedim okurken.Böyle bir hayal gücü,böyle bir kurgu ..İnanılmaz tek kelimeyle..Sadece kitabı bu kadar hızlı başlatmasaymış dedim..İlk 100 sayfada pek bişi anlamıyorsunuz,hapisaneyi hayal edemiyorsunuz.. Zaten yepyeni bir dünya ile tanışmışsınız kelimeler ve ortam yabancı birde üstüne yazar sanki orda yaşamışsınız gibi olaya dank! diye başlayınca kafa karışıyor doğal olarak..Hapisanenin enginliği ve betimlemelerdeki eksiklik hayal gücünüzü köreltiyor başlarda.Ama o sayfalara dayanıp 100'ü geçtiniz mi işte kitaba o anda daha aşık oluyorsunuz..Ben bu kitabı dışı sert ama içinde sürpriz saklı şekerlemelere benzettim :)) İçindeki şekerlemenin güzelliği dış kabuğuyla savaşmaya değer diyorum..Ve ikinci kitabını en kısa zamanda alıyorum :D
Baskı: Benim İçin Öl (Revenants, #1)
Kitap çok güzeldi.Kate adlı karakteri sevmeyi pek becerememek dışında çok zevk aldım.Kitaptaki Paris teması insanın içine işliyor adeta.Fransaya ayrı bir gözle bakıyorum artık.Konuyu çok ilgiçekici buldum.Çünkü daha önce hiç duymadığımız "geri döneneler" denilen bir türü anlatıyordu kitap.Her zaman yeniliğe açık biri olduğumdan bu kitaba daha sıkı sarılmamı sağladı. :) Konusu:Kate adında anne babsını kaybetmiş ve ablasıyla babaanne dedesinin yanına Fransaya taşınmak zorunda kalmış 16 yaşında bir kızı anlatıyor.Kitap okumayı çok seven ve anne babasını kaybetmenin verdiği ağarlıkla bunalıma giren kızımız ablasının isteği üzerine evden çıkıp bir Cafeye oturmaya gidiyor.İşte burda yakışıklımız Vincent ile karşılaşıyor. Kate'in kitap severliği ve sanata düşkünlüğü aramızda bağ kurması gerekirken nedense Kate'i azıcık soğuk buldum.Sanırım ben aşk kitaplarında daha çok nasıl desem 'AŞK' arayan türdenim :)) Bu kitapta Kate'in Vincent ile birşeyler başlatması neredeyse 200 sayfa aldı ki bu kitabın neredeyse ortalarının sonu oluyor.Sadece Kate'in soğukluğunu Vincent'ın sıcaklığıyla dengelemiş olmasını dilerdim yazarın ancak Vincent'ında Kate den aşağı kalır yanı yoktu :) Aşkları çok güzel olabilirdi ama ikside içe kapanıklıktan ve durgunluktan öleceklerdi yani :) Allahtan Vincet'ın ailesi vardı kitapta.Jules,Charlotte ve Ambrose olmasa ne olurdu bilmiyorum.. Bu kadar olumsuz sözlere bakarak yorumumun olumsuz olduğunu ve kitabı beğenmediğimi düşünebilrisiniz ancak kitabı okumaktan zevk aldım.Evet tüm o geri çekilmelere rağmen kitap kendini okutmayı bir şekilde başarıyor.Değişik bir türün ele alındığı bu kitap sırf "geri dönenler" i tanımak için bile okunur... Aşklarını çok gösterememiş olmaları onların aşklarını daha az fantastik ve daha az okunası kılmıyor emin olun.Beğendim ve sizlerinde beğeneceğine eminim.. Okumalısınız.. :)
Baskı: Umut Dolu Bir Kalp
Çok ilginç bir konusu var.Ben il kapağı gördüğümde historical sanmıştım ama okuyunca ne kadar yanıldığımı anladım.Bambaşka yerlere götürdü beni kitap.Teksas kovboylarını anlatan bir kitabım olmamıştı daha önce.Hiç okumamıştım.AMa bayıldım.O kadar fantastik historical arasında iyi gittiğini düşünüyorum.Hayal dünyamı genişletti.Aşk konulu olmasına rağmen aşkı pek bulamadım içinde bunuda belirtmeliyim.Yani günümüz aşkları gibi yapış yapış değildi.Daha çok klasik romanlardaki içten sevme ve itiraf edememe durumu vardı.Yinede Bayıldım.! Hayal dünyam artık monotonlaştı,hep aynı tarz fantastik ve aşklar olduğu için kurduğum hayallerimde aynı tarz diyorsanız eğer bu hayatınıza yepyeni bir soluk getirecek diyorum bende.Okumalısınız :)
Baskı: Mezarla Randevu (Gece Avcısı, #1)
Kitap beklediğim gibi değildi.Ben daha sert ve yetişkin bir kız beklerken karşıma 22 yaşlarında,sexy rolü yapan ama süper utangaç bir çıtır çıktı ve inanın böylesi hayal ettiğimden bile daha güzeldi.Yaşımız yakın diyemi ne cat'e bayıldım.Harika bir kız.Tabii bones'umuda unutmamak lazım kitabı sevmenize büyük ölçüde o sebep oluyor :) Konumuz şöyle ki kızımız Cat yani bonesun tabiriyle "kedicik" yarı vampir yarı insan.Annesi yıllar önce yeni dönüşmüş bir vampir tarafından tecavüze uğruyor ve 5 ay içinde cat dünyaya geliyor.Annesi uğradığı tecavüz nedeniyle yaşadığı piskolojik sorunlarla vampirlerden nefret ediyor.Kızı da yarı vampir olunca anne kız pek geçinemiyorlar.Cat yarı vampir olduğunu 16. doğum gününde öğreniyor ve annesininde baskısıyla vampir avlamaya başlıyor.Annesinin sevgisini anca öyle kazanabiliyor çünkü.. "içindeki canavara yenik düşmüyor" annesinin değimiyle ... Barlara gidip güzelliğini ve kamuflaj özelliğini kullanarak vampir avlarken (kamuflaj özelliği şu daha önce yarı vampir diye birşey duyulmamış.Cat ölü değil hala kalbi atıyor ve sadece kızdığında yeşile dönüp parlayan gözleri onu ele veriyor böylece karşısındaki vampirler şoka uğruyor) yakışıklımız bones ile karşılaşıyor.O da bir vampir avcısı ama kendisi de bir vampir.Tanışmaları süper komik ama onu söylemiyeceğim kendiniz okuyup öğrenin.Neyse bir süre sonra bones cati yakalıyor ve yarı vampir özelliğini keşfediyor.Sonra birlikte çalışmaya başilıyorlar ve boomm! hikayemiz başlıyor :) Çooook eğlenceli bir kitaptı özellikle bonesun cati utangaçlığını yenmesi için eğitirkenki halleri mükemmel ... İkinci kitabı almak için sabırsızlanıyorum..
Baskı: Senden Sonra
Güzel bir kitaptı fena değildi ama çok alalade bir konuya sahipti.Kitabı alıp okumalısınız kesinlikle dedirtecek birşey göremedim ben ama kişisel düşüncem tabiiki.Konumuz çok yakın iki arkdaşlardan biri tinerci tarafından çok güzel bir mahallede öldürülüyor.Olay böyle olunca doğumuna 1 ay kala çocuğunu kaybetmiş olan karakterimiz Ellie ölen arkadaşının (lucy) 8 yaşındaki kızına (kendisininde vaftiz kızı) bakmak için amerikadaki kocasını bırakıp ingiltereye gidiyor.Küçük kız annesinin ölümüne şahit olduğu için konuşmamaya başlıyor bu arada.Ellide işte burada devreye girip küçük kızın sorumluluğunu alıyor.Ve kıza küçükken okuduğu kitabı okuyor gece yatmadan bu onların arasında bağ oluşturuyor falan.Konumuz bundan ibaret.Çok heyecanlı bir konusu yok Lucynin cinayetini çözmeye falan çalışmıyoruz zaten çözülmüş.Küçük kızın konuşmaması çok sorun olmuyor çünkü kitabın 100. sayfasnda fln konuşmaya başlıyor zaten.Ellie kocasını kaybediyor kıza bakarken birde.Kitapta çok fazla düşünceyle geçen bölüm var.Bazen beni sıkmadı desem yalan olur.Sonuda çok tatmin edici değil.Bittiğini anlamadım ben hatta öbür sayfaya geçtim ve teşekkürler bölümünü okumaya başlayınca bir şaşırdım aman tanrım böyle mi bitti yani diye :) Günlük gibiydi böyle bir kitabı neden yazma gereği duymuş kadın anlamadım :) ve bunu söylemek zorundayım 18 tl bu kitaba çok fazla bence.. Ama dramatik bir hikayeydi.Hayatın içinden gerçek bir hikaye.Tıpkı hepimizin sıkıcı hayatları gibi.Bence yazar oturup gün gün yazmış yani okadar diyim :)
Baskı: Yıllar Sonra
Kapak sizi kitabın içindekilere hazırlamıyor demek istiyorum ilk önce :) daha bir genç hikayesi beklerken karşınıza 30 40 yaşında bir çift çıkıveriyor ve şok oluyorsunuz :) ben yıllar öncesinde başlayıp umutsuz bir şekilde bittiğini anlatacak ve sonra yıllar sonrasını anlatack sanırken direkt 16 yıl sonrasından başlıyor kitabımız... Konusu güzel amaçeviride azıcıkkk bir sorn var bazen konuşmalar kopuk ama zorlarsanız anlıyorsunuz :) konu çok tahmin edilebilridi.Ama eğlenceliydi.Kısaydı ama zevkliydi.Okuyun boş zamanlarınızda ve kitapsız bir dönemde çok iyi gelebiliyor... :)
Baskı: Buz Öpücük (Vampir Akademisi, #2)
Çokkk harikaydı!Baştan sonaaa müthişti.heyecan aksiyon eğlence .. hele rose ile christianın halleri beni bitirdi :)) kıskançlık ve rakiplerin doğduğu bir kitaptı.sonu hem çok acıklı hemde çok güzel bitti.. kitapta azıccııkkkk bir gece evi serisi tadıda fark ediliyor bence. seriler birbirinin kopyası değil ama benzerlikler hissediliyor.. 3. kitap için yanıp tutuşmamı sağladı...En kısa zamanda almak zorundayım :)
Baskı: Vampir Akademisi (Vampir Akademisi, #1)
Olay döngüsü güzel ve çok değişik bir kurgusu var beklediğimden çok daha güzeldi.Çok fazla vampir kitabı var ama hayran olduklarım birbirinden farklı olan değişik kurgusu olanlar ve buda o farklılardan biri kesinlikle hayran kaldım.İçinde yeterince aşk yok kitabın serinin içinde aşk olduğundan eminim bu ilk kitap olduğu için belkide bilemiyorum.Buz Öpücükte göreceğiz :) Rose bir Türk kızı bunu söylemeden geçemeyeceğim.Kitapta bunu hiç beklemiodum işte :)) ancak Rose'un kendini çöl prensesine benzetmesi saçma olmuş bnce babası Türk arap değilki çöl ne alaka ? Evet avrupalıların bizi çok araştırmadığını ve tanımadığını biliorm ama Sırf Msülümanız diye araplarla karıştırılmamızı anlayamıyorum.Özellikle yazara bu konuda çok kızgınım madem kitabında kullanacaksın araştır bari ya gerçeği yansıt yada yazma değilmi ama ?
Baskı: Göçebe
Ufff işte kitap budur ! Meyera hayran kalmamak elde değil.Yeni bir dünya yaratmakta üstüne yok =) Öyleki ilk yazdığı twilight sersinde kanımızı içebilecek ve bizi öldürebilecek bir vampire aşık olmuştuk şimdiyse bedenimizi ele geçiren bir uzaylıya hayran olup onu bir insandan daha çok sevebildik neredeyse.Çok ayrıntılı insanı doyuran bir hikaye.O kadar ayrıntılı ki uzaylı olan göçerin o güne dek gezdiği gezegenlerden anıları bile var içinde.Sanki öyle bir yer varmış gibi hissediyorsunuz kitabı okurken göçer daha fazla anlatsın istiyorsunuz.Tek kelimeyle enfes bir kitaptı =)) okumayanlar çook şey kaçırıyorr ;)
Baskı: Ejderin Aşkı (Ejderha Serisi 1)
çok güzel bir konusu vardı.hikayelerin sırasının değişmesini isterdim sadece.kraliçenin hikayesini ilk olarak okumalıydık bence.Dediğim gibi güzel bir konusu vardı ama herkesin övdüğü kadar çook harika değildi. daha güzel kitaplar okumuşluğum var yani. bunu neden bir seri yapmışlar onuda anlayamadım bu arada.Öyle çok yarım kalan bir macera fln yoktu ortada.Ejderhaların aşkını anlatan pek kitap olmadığı için karşılaştırma yapamıyacam o konuda ama çok da bir farkları yoktu diğer fantastiklerden.Normal bir aşk kitabı gibiydi sadece bunlar arada sırada ejderhaya dönüşüolardı diyebilirim :D Yinede güzeldi okuyun. ilginç fantastiklere her zaman kapım açıktır :)